Kırklareli | Biz Evde Yokuz Aktivite, Macera & Gezi Sitesi "Evde Oturan Erken Ölür ;)" Wed, 09 Apr 2025 18:18:56 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.6.4 https://www.bizevdeyokuz.com/wp-content/uploads/cropped-beyweb-icon-32x32.jpg Kırklareli | Biz Evde Yokuz 32 32 İĞNEADA’DA GEZİLECEK YERLER – 2 GÜNLÜK İĞNEADA PROGRAMI https://www.bizevdeyokuz.com/igneada https://www.bizevdeyokuz.com/igneada#respond Wed, 14 Jun 2023 03:05:20 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=47716 Büyük şehirden doğanın kalbine hızlı bir hafta sonu kaçışı yapmak isterseniz Avrupa'nın en büyük longoz ormanları olan İğneada'dan dolu dolu 2 günlük bir program önerimiz var.

The post İĞNEADA’DA GEZİLECEK YERLER – 2 GÜNLÜK İĞNEADA PROGRAMI appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Sonbahar renkleriyle dolu fotoğraflar görüyorsunuz, canınız yeşilden sarıya, sarıdan kırmızıya dönen yaprakları çıtırdata çıtırdata yürümek istiyor ama Abant ya da Sapanca kalabalığına giresiniz de hiiiç gelmiyorsa veya aylardan baharsa ve İstanbul’dan hızlı hafta sonu kaçışı için çok keşfedilmemiş bir adres arayışındaysanız Trakya güzel bir alternatif daha sunuyor: İğneada!

Istranca Dağları’nı tırmanana kadar her şey bildiğimiz gibi, sıradan -hatta çorak- çok izlemeye değecek bir yol değil. Ancaaak Istrancaları kıvrıla kıvrıla tırmanmaya başladığınız anda manzara değişiyor, bitki örtüsü, hatta havanın kokusu bile değişiyor.

İğneada Kırklareli’ne bağlı, neredeyse Bulgaristan sınırında, Karadeniz’e kıyısı olan bir sahil yerleşimi. Etrafı ilginç doğal oluşumlarla dolu. Küçücük bir belde ama sunduğu imkanlar arasında Avrupa’nın en büyük longoz (subasar) ormanı olarak bilinen, İğneada Longoz Ormanları Milli Park’ında keşf turları, longoz ormanlarında kano, upuzun ve pırıl pırıl incekum bir plaj hatta iki katlı bir mağara sistemi olan Dupnisa Mağarası var. Üstelik sadece 3 saatlik sürüş mesafesinde. Daha önce Acarlar Longozu‘nu görmüş olanlar burayı da listesine acilen eklemeli.

Baştan söyleyelim İğneada ben lüks ve konfor arayışındayım ya da gurme lezzetler peşindeyim diyenlere çok cazip gelmeyebilir (Nayu’nun restoranı hariç, Şef Gökçen Yıldırım tedarik sıkıntılarına rağmen harikalar yaratıyor) . Fakat İstanbul’dan çok da uzaklaşmadan doğanın tadını çıkarmak istiyorum, pek de ekstrem olmasa da kano ve atv gibi farklı tatlı su outdoorculuğu yapmak isterseniz işte o zaman İğneada tam size göre!

Hadi gelin size 2 günlük bir rota çizelim.

İğneada Seyahati Planlaması – Gitmeden Önce

İğneada’ya Ne Zaman Gitmeli

İğneada en çok Eylül, Ekim, Kasım aylarında popüler. Bizce de en güzel vakti yaprakların renk dönüşümünün mükemmel tablolar çizdiği Ekim ortası ve Kasım başı. Ayrıca bu aylar, yağmurların henüz başlamadığı ama havanın nispeten serinlememiş olduğu zamanlar olduğundan, kamp, atv ya da kano gibi doğa aktiviteleri için de harika zamanlama. Fakat yine bizce İğneada’ya baharda gelmek ve doğanın uyanışına şahit olmak da bir diğer opsiyon. Kara kış ve yazın ortası buraya gelmek için pek de uygun değil çünkü kışın çok soğuk yazın ise sulak bir alan olması nedeniyle sivrisinekli olabiliyor.


İğneada’da Seçtiğimiz Oteller ve Evler

İğneada’da konaklama konusunda 4 tercihiniz var: Ya İğneada içindeki glamping veya otel işletmelerinde kalabilir veya Kırklareli ve çevresindeki bağ otellerinde veya kiralık evlerde konaklayıp İğneada’ya günübirlik gelebilirsiniz. Fakat bu programı çekirdek arkadaş grubunuzla organize edecekseniz, Kırklareli çevresinde veya Tekirdağ sınırına yakın mevkiilerde kişi sayınıza ve bütçenize göre bir ev kiralamaya daha sıcak bakabilirsiniz. Bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz.

Longosphere Glamping $$

Özellikle çocuklu ailelerin sıklıkla tercih ettiği Longosphere Glamping, bölgenin son yıllardaki en popüler işletmesi. Tesiste iki türde çadır: Sincap ve kaplumbağa çadır. İlki tipi çadır şeklinde, içinde wc ve banyo bulunmayan, diğeri bungalov şeklinde, kendi wc ve banyosu olan opsiyon. Tesiste birçok restoran, bar, aktivite olanağı var. İncelemek için TIKLAYIN.

Nayu İğneada $$$

Nayu İğneada, 2023 yaz sezonunda açılmış çok yeni, temiz ve özenli bir işletme. Denize sıfır konumu, zevkli döşenmiş ortak alanları, ferah odaları ve şef elinden çıkma lezzetler sunan restoranı ile İğneada’daki açık ara en nitelikli konaklama seçeneklerinden. İncelemek için TIKLAYIN.

İnemare $$$

İğneada’nın en şık otellerinden. 2022 sezonunda açıldı. Temiz, modern, şık dekore edilmiş, ilgili çalışanları olan bir seçenek. Deniz manzaralı odaları tercih sebebi. Mert Gölü’ne 10 dakika mesafede. İncelemek için TIKLAYIN.

Çiftlik Evi $$

Kıyıköy’e gelmeden bir önceki köy olan Bahçeköy’de, 8 dönüm arazi içinde, 2 kişilik, bahçesi olan bir çiftlik evi. İçinde 1 banyosu, 1 odası ve 1 yatağı var. İncelemek için TIKLAYIN.


Aşağıdaki bağlantıdan İğneada’nın da bağlı olduğu Kırklareli’deki tüm otelleri inceleyebilirsiniz.

– Kırklareli’deki tüm OTELLER için TIKLAYIN.


Araba Kiralamak Gerekir Mi?

İğneada’ya kendi aracınızla gelmeyecekseniz, araba kiralamayı düşünebilirsiniz. Burası birbirinden keyifli doğa aktivitelerinin olduğu bir bölge. Geldiğiniz zaman hepsini deneyimlemek için altınızda araç olması en ideali olur. İstanbul’dan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN.

Evrenin Nadirlerinden: İğneada’daki Longoz (Subasar) Ormanı Ekosistemi

Fotoğraf: Kemal Bilgin

Karadeniz’e kıyısında, Yıldız Dağları’nın eteğinde ve Bulgaristan sınırına yaklaşık olarak 12 kilometre mesafede yer alan, Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı olan İğneada Longoz Ormanı Milli Parkı, bataklıklar, subasar orman, tuzlu ve tatlı su gölleri ve kıyı kumullarından oluşan bir ekosisteme sahip. Tıpkı Dalyan gibi tuzlu su ekosistemi ile tatlı su ekosisteminin birleşip kendine has melez bir ekosistem oluşturduğu dünyadaki ender noktalardan. Hatta İğneada Londoz Ormanları, tüm Avrupa’daki en büyük Longoz Ormanları sayılıyor.

Nedir Bu Longoz (Subasar) Ormanı?

Akarsulardaki alüvyonlar, zamanla suyun denize döküldüğü yerde birikip bir set oluşturuyor. Böylece oluşan bu set, suyun denizle buluşmasını engellemeye başlıyor. Akarsu kendi oluşturduğu seti aşamayınca arkasında kalan alanı su basıyor. Bu subasmış alanda da zamanla batalıklılar, göller, kumullar ve ormanlar oluşuyor. Ve biz bu karmaşık ekosistemin bütününe longoz ormanı diyoruz.

Burada inanılmaz hassas bir ekosistemden bahsediyoruz. Çünkü longoz veya subasar dediğimiz oluşumlar aslında suyun bölgedeki varlığı ile doğrudan ilişkili. Subasar ormanları, su seviyesinin genellikle toprak yüzeyinde ya da yüzeye yakın bir şekilde bulunduğu ve alanın periyodik olarak sığ bir suyla örtülü olduğu ormanları ifade ediyor. Buradaki subasar ekosistemin devamlılığında da Yıldız Dağları’ndan Karadeniz’e dökülen dereler ve bölgedeki göller hayati öneme sahip. Anlayacağınız bir gün su biterse longoz ormanlarının da sonu gelir. İğneada Longoz Ormanları içinde de 3 adet göl ve onların çevresinde oluşan, her biri birbirinden farklı karakterlere sahip 3 longoz ormanı bulunuyor: Saka Gölü Longozu, Erikli Gölü Longozu ve aralarından en ünlüsü olan Mert Gölü Longozu. Bunların dışında bölgede Deniz Gölü, Hamam Gölü, Pedina Gölü gibi irili ufaklı başka göller de bulunuyor.

İğneada Longoz Ormanları’nın Sakinleri

Bu ormanlar biyolojik çeşitlilik açısından inanılmaz bereketli alanlar. İğneada Longozları Ormanları Milli Parkı içinde, dişbudak, saplı meşe, saplı karaağaç, ova karaağacı, kızılağaç, adi gürgen, ova akçaağacı, kayın gövdeli akçaağaç, ceviz ve fındık gibi ağaç türleri, ak kuyruklu kartal, yeşil ağaçkakan, küçük orman kartalı, baykuş, ibibik, kara leylek, yalıçapkını, gri balıkçıl ile kara ağaçkakan gibi kuş türleri, yaban kedisi, yaban domuzu, yaban tavşanı, kır tavşanı, karaca, ağaç sansarı, kurt, porsuk, tilki, gelincik, susamuru, alacalı kokarca, büyükkulaklı yarasa gibi memeliler yaşıyor. Ayrıca ormanların kıyısını oluşturan Karadeniz’de hamsi, kalkan, istavrit, mezgit ve dil balığı, tatlı sularında ise kefal, alabalık, gümüş balığı gibi balık türleri bulunuyor.

İğneada’da Gezilecek Yerler

Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz.

Gezilecek Yerler

  1. Aşıklar Plajı
  2. İğneada Plajı
  3. Beğendik Köyü Sahili
  4. Fransız Feneri
  5. Mert Gölü Kano Noktası
  6. İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı
  7. Dupnisa Mağarası
  8. Vino Dessera Bağları
  9. Arcadia Bağları
  10. Palivor Çiftliği
  11. Mert Gölü Mesire Alanı
  12. Beğendik Kamp Alanı
  13. İğneada Aylak Meşe Kamp Alanı
  14. Candaş Kamp
  15. İğneada Kamp Alanı Saklıkent Beylerbeyi Çiftliği

Yeme-İçme

  1. Samakof Kır Restaurant
  2. İğneada Rota Balık Restaurant
  3. Kafe Limanköy Uğur’un Yeri
  4. Dupnisa Alabalık Çiftliği
  5. Mest
  6. Çatkapı

2 Günlük İğneada Programı

1. GÜN

09:30 – Sabah İstanbul’dan Çıkış

Avrupa yakasındaysanız İğneada ortalama 3 saatlik, Anadolu yakasındaysanız 4 saatlik bir yolculuk. İstanbul, Saray, Vize, Demirköy derken İğneada’ya varıyorsunuz. Sabah evden çıkarken kahvaltıyı çok hafif yapmanızı öneriyoruz çünkü yol üstünde Demirköy’de, İğneada’ya yarım saat kala Samakof Kır Restaurant’daki mevsime göre güveci veya oğlak tandırı pas geçmemelisiniz.

12:30 – Öğle Yemeği – Samakof Kır Lokantası

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/samakofkirrestaurant

Öğle yemeği molası için önerimiz Demirköy’deki Samakof Kır Lokantası. Sonbaharda geldiyseniz etli güvecini, bahar-yaz aylarında geldiyseniz oğlak çevirmesi ile ünlü olan Samakof, güleryüzlü bir hizmet bulabileceğiniz samimi bir kır lokantası. Mekanın ormana bakan ferah bir konumu var. Yemek üstüne orman manzarasına karşı çay-kahve keyfi yapmadan kalkmayın. Ertesi gün serpme kahvaltıya da gelebileceğiniz yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

14:00 – İğneada’ya Varış ve Plaj Keyfi Veya Fransız Feneri

Biliyoruz ilk hedef Longoz Ormanları ve kano keyfi fakat bu ikisi için günün en iyi zamanları güneş ışığının biraz düştüğü akşamüstü vakitleri. İğneada’ya vardığınızda otelinizin odasına veya evinize yerleştikten sonra civarda vakit geçirmek için iki şansınız var. Eğer yaz aylarında veya Eylül, Ekim ayları gibi nispeten sıcak bir sonbahar günündeyseniz, Karadeniz’e sahili olan İğneada’dan denize girilebilir, hava müsait değilse Fransız Feneri’ni görmeye gidebilir ve sonrasında civarda bir şeyler içebilirsiniz.

İğneada’nın Karadeniz’den beklenmeyecek güzellikte turkuaz, berrak bir suyu var. Sahili de oldukça ince kumlu. Fakat deniz her zaman güzel olmuyor. O yüzden denize girme odaklı gitmeyin ama yanınıza mayonuzu almayı da unutmayın. Gittiğinizde denizin durumuna göre Limanköy’ün oradaki Aşıklar Plajı’nda, İğneada’nın sahilinde veya Beğendik Köyü Plajı’ndan suya girebilirsiniz. İğneada plajlarında sezonda şemsiye ve şezlonglar da bulunuyor.

Aşıklar Plajı: Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.
İğneda Plajı: Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.
Beğendik Plajı: Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

Hava ve deniz şartları uygun değilse, civarda biraz yürüyüş yapıp Fransız Feneri diye geçen deniz fenerini görmeye gidebilirsiniz. 40-50 metre yükseklikteki bir uçurumun kenarında bulunan fener Sultan Abdülmecit döneminde, 1866 yılında Fransızlara yaptırıldığından halk arasında Fransız Feneri olarak da geçiyor. Son dönemde gidenlerin dediklerine göre fener biraz atıl durumdaymış ve bir zamanlar cafe olarak işleyen kısmı artık yokmuş. Yine de her şekilde manzara tepesi olarak kullanmak için gidilir.

Ekim sonrası gidecekseniz fenerin olduğu tepede içmek üzere otelinizde veya evinizde termosta kahve yapıp götürmek ve hipnotize edici dalgaları seyrederken yudumlamak da iyi bir fikir. İlla mekanda oturarak bir şeyler içmek isterim diyenler için de fenere yürüyerek 5-10 dakika mesafede birkaç kafe alternatifiniz var. Aralarından kahvaltı için de önerimiz olan Uğur’un Yeri Kafe Limanköy’de kumda Türk kahvesi kaçmaz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

16:00 – Akşamüstü Longoz Ormanları ve Mert Gölü’nde Kano

Akşamüstü olduysa şimdi sıra İğneada’nın en büyük olayı olan Longoz Ormanları ve Mert Gölü’nde kanoda. Akşamüstü dememizin nedeni kanoda hareket halinde olacağınız için daha rahat edecek olmanız ve günbatımında kano yaparken Longoz Ormanları içinde harika kareler yakalayacak olmanız. O yüzden güneş gittiğiniz ayda kaçta batıyorsa, batışından en az 2,5 saat önce kano turunuza başlamış olun.

DİKKAT: Kanoya binerken telefonlarınız ıslanmasın ama en güzel kareleri de yakalayabilin diye kano kiralama yaptığınız yerde su geçirmez koruma kapları veriyorlar. Fakat her şekilde çok dikkat edin çünkü koruyucu kaba rağmen telefonunu suya düşüren çok oluyormuş.

Mert Gölü kenarında kano kiralayabileceğiniz yerler var. Tura da bu noktadan başlıyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

Yalnız kano kiralayacağınız yere ulaşmak için İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı tabelalarını takip etmeyin çünkü aslında varmak istediğiniz nokta deniz fenerinden arabayla 10 dakikada mesafede kalıyor. Sizin varacağınız nokta, Mert Gölü’nün Mert Gölü Mesire Yeri’nin olduğu noktadaki ucu. Eğer tabelaları takip ederseniz gölün kano kiralanan başlangıç noktasına değil arka tarafına çıkarsınız. Ayrıca kano için yoğunluğa ve sezona bağlı olarak sıra da beklemek durumunda kalabiliyorsunuz. Çünkü İğneada’da kanı eskisi gibi bir sır olmaktan çıktı artık herkesin günübirlik de olsa hafta sonu yapmaya geldiği aktivite haline geldi. Haliyle de kano kiralama noktaları artan talebe cevap vermekte zorlanabiliyor.

Kanolar günlük kiralanıyor yani belirli bir zaman dilimi yok. Kanonuzu kiralarken daha önce hiç kürek çekmemişseniz size kısaca gösteriliyor ve size her ihtimale karşı can yeleği veriliyor. Hatta dilerseniz rehberli tur da ayarlayabiliyorsunuz fakat bizce hiç gerek yok. Kendi başınıza da kolaylıkla yönünüzü bulabilirsiniz. Ne de olsa özgürce kürek çekmenin ve keşfetmenin tadı başka. Zaten kanolarda gerekli tüm yön talimatları yazıyor. İyice tadını çıkarmak için kanoya en az bir iki saatinizi ayırın deriz. Bir de ne kadar dikkat etseniz de doğal olarak üstünüz başınız biraz ıslanıyor akşam yemeğine geçmeden önce evinize veya otelinize dönüp üst baş değiştirmek isteyebilirsiniz.

19:00 – Akşam Yemeği – Rota Balık

Akşam yemeği için otelinizin veya kamp alanınızın restoranını tercih etmeyecekseniz, civardaki en keyifli seçeneğin doğrudan plaj üstünde olduğu için manzarası çok güzel olan Rota Balık olduğunu söyleyebiliriz. Yemekler ve servis konusunda çok fazla beklentiye girmeyin, balığınızı yiyin ama en çok manzaranın tadını çıkarın. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

2. GÜN

08.00 – Kahvaltı – Uğur’un Yeri Kafe Limanköy

Kaldığınız yerde kahvaltı etmeyecekseniz, İğneada’da kahvaltının en sevilen adresi Uğur’un Yeri Kafe Limanköy’e gidebilirsiniz. Deniz manzarasına karşı, çeşit açısından oldukça başarılı bir kahvaltı sunuyor. Özellikle süt reçeli başta olmak üzere reçelleri çok seviliyor hatta beğendiklerinizi satın alabiliyorsunuz. Kahvaltının üzerine kumda Türk kahvesini kaçırmayın. Sabah hava güzelse kahvaltıdan önce çarşaf gibi denizi yakalarsanız bir denize atlayıp çıkmayı da düşünebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

11.00 – Longoz Ormanı’nda ATV Safari veya Yürüyüş

Mert Gölü’nde kano yapıp Longoz Ormanları’na doymadıysanız atv kiralayıp çamurlara bata çıka bir de karadan keşfe çıkabilirsiniz. Zaten bu coğrafya öyle özel ki birçok farklı şekilde deneyimlenmesi gerekiyor. ATV kiralayıp bata çıka ormanlara dalmak yürüyüş yapmaya göre daha eğlenceli fakat daha kirlenmeli. Yaklaşık 1,5 saat süren tur sonunda çamura batmamış yeriniz kalmıyor. O nedenle kıyafetlerinizi ona göre seçmenizi tavsiye ederiz. ATV kiralama içinse çevrede çokça Atv kiralama noktaları var. Yürüyüş içinse önerimiz 1-2 saatinizi alacak Şahindere Parkuru. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

13:30 – Dupnisa Mağarası

Artık dönüş yoluna çıkma zamanı. İstikamet: Trakya’nın turizme açılan ilk ve tek mağarası Dupnisa Mağarası! Dupnisa Mağarası İğneada’ya 1 saat 10 dakika mesafede kalıyor. Aylardan sonbaharsa, yolun son 20-25 dakikası sonbaharın tüm renklerini degrade biçimde barındıran güzel meşe ormanlarının içinden geçiyor.

Mağara ikisi halka açık üç kattan oluşuyor. Aslında Dupnisa Mağarası’nın gezilebilen kısmının 5 katı büyüklüğünde bir de gezilemeyen alanı varmış fakat bu kısımları ziyarete açık değil. Girişi alt kattan yapıyorsunuz. Bu kat üst kata göre çok daha iyi ışıklandırılmış, havadar ve ferah. 200 metre ilerledikten sonra mağaranın içindeki merdivenlerle üst kata çıkıyorsunuz. İkinci kat klostrofobisi olanlar için daha zorlayıcı olabilir. Çünkü burada daha basık tavanlar, geçmek için eğilip bükülmeniz gereken alanlar bulunuyor.

Mağarada 16 değişik türde 30.000’i aşkın yarasa yaşıyor ve onlar kış uykusundayken gürültü kaynaklı stres yaratmamak için mağara 15 Kasım – 15 Mayıs tarihleri arasında kapalı oluyor. Gelip de kapıda kalmamak için ziyaretinizi bu tarihler arasına denk getirmemeye özellikle dikkat edin. Giriş ücretli ve müzekart geçmiyor. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

14:00 – Hardaliye Tadımı

Gezi sonrası mağaranın girişinde turistik magnetler, gözleme, mısır vs gibi şeyler satılan tezgahların yanı sıra bu bölgeye özgü bir içecek olan hardaliye satışı yapan tezgahlar da göreceksiniz. Burada kısa bir mola verip hardaliyeyi mutlaka tadın deriz. Hardaliye, Kırklareli ve çevresinde yetişen papazkarası cinsi olgunlaşmış yaş üzümden yapılan alkolsüz fakat fermante bir içecek türü. Çelik fıçılarda, üzüm, vişne yaprağı ve kırılmış siyah hardal tohumunun dinlendirilmesiyle yapılan ekşimtrak bir içecek. Tamamen doğal, orijinal tarifinde ilave su ve şeker içermiyor. Üzüm şırasından farkı ise içinde sadece fermante üzüm değil aynı zamanda vişne yaprağı ve hardal tohumu da bulunması. Fermante bir içecek olduğundan antioksidan özelliklere sahip, tansiyon dengeleyici ve  bağışıklık sistemlerini düzenleyici özelliklere sahip.

Mustafa Kemal Atatürk, 20 Aralık 1930 tarihinde Kırklareli’ni ziyaret ettiğinde, hardaliyeyi tadarak bu içeceğin milli bir içecek haline getirilmesini ve tanıtımının yapılmasını öğütlemiş fakat tavsiyelerine yeni yeni uyulabiliyor. Son olarak 2017 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Coğrafi İşaret verilerek Kırklareli’ne tescillenmiş.

14:30 – Öğle Yemeği – Dupnisa Alabalık Çiftliği

Dupnisa Mağarası’na yarım saat mesafede, Dupnisa Alabalık Çiftliği var. Burası nehir kenarında, hatta nehrin sığ bölgelerinde doğrudan nehrin içine atılmış masalarda alabalık, köfte, sucuk gibi seçenekler bulabileceğiniz bir restoran. Tam bir keyif noktası. İğneada gezinize ideal son noktayı burada koyup eve doğru yola çıkabilirsiniz. Demirköy yolundan sonraki Balaban Köyü yolu biraz taşlı ve mıcırlı bir yol ancak sorun olacak kadar kötü değil. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

Hala vaktiniz varsa ve tatilinizi bir gün daha uzatmak isterseniz veya programda modifikasyon ihtiyacı duyarsanız aşağıdaki önerilerimizi de değerlendirebilirsiniz.

Diğer İğneada Mekanları

Mest Cafe & Restaurant

Mest Cafe & Restaurant’ın hamburgerden tavuk dönere hayli geniş bir enüsü bulunuyor. Bir sokak mekanı değil, teras severler içinse gayet uygun. Menülerde sucuk ızgaralar ve et ana yemekler bulmak isteyenler için ideal. Kahvaltı da edebiliyorsunuz elbette, sanırız akşam ve sabah modu çok değişiyor. Akşamüzeri gidecekler için bonfile gibi kırmızı etler herkesin favorilerinden. İğneada manzarası terastan başka tabii. Haftanın her günü 01.00’e dek açıklar. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

Çatkapı Et & Balık

Çatkapı, denizin hemen kıyısında bir restoran. Bu yüzden deniz ürünleri yiyecekseniz evet doğru adres. İç mekanda geniş cam alanı manzarayı izlemek için müsait ama dış oturma alanı sanki biraz daha keyifli geldi bize. Bunun dışında atmosfer akşamüstü oturmaları için hayli keyifli. Haftanın her günü erken saatten 02.00’ye dek açıklar. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

Trakya Bağ Rotası ve Kırklareli Bağları

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/dessera_bag_evi

Hala bilmeyenler için tekrar müjdeleyelim, Urla Bağ Yolu‘na çıkmaya vaktiniz yoksa, hafta sonu şehirden uzaklaşmalı günübirlik veya tek gece konaklamalı, Toskana deneyimleri yaşamak istiyorsanız elinizin altında harika bir bağ rotası daha var: Trakya Bağ Rotası. Tekirdağ, Şarköy, Edirne, Gelibolu ve Kırklareli’ni kapsayan, 12 tane nokta ile yürütülen bir proje. Hazır tam da Trakya’nın kalbindeyken, rota üzerindeki Kırklareli bağlarını ziyaret etmek hatta tatilinizi bir gün daha uzatıp bunlardan birinde konaklamayı da düşünebilirsiniz. Rotada öne çıkan iki bağ evi Vino Dessera Vineyards ve Arcadia Bağları.

Vino Dessera Vineyards

Kırklareli’nin Ahmetçe Köyü’nde yer alan ve tüm yıl açık olan Dessera Bağ Evi kahvaltıya, öğle yemeğine ya da akşam yemeğine gelebileceğiniz çok keyifli bir bağ evi. Hatta sonbaharda hasat zamanı gelirseniz hasat aktivitelerine tanık olabilirsiniz. Kışın gelirseniz de karlar içinde şömine başında keyifle vakit geçirebilirsiniz. Dilerseniz bağ evinde konaklayabilirsiniz. Konaklama konusunda bir veya iki gece konaklama paketleri sunuyorlar. Bu paketlere kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği, üzüm türlerini, bağ bakımı ve hasat hakkında bilgiler alabileceğiniz bir bağ gezisi gibi maddeler de dahil.

200 dönümlük arazisinde yürüşe çıkmak, güneşlenmek ve güneşi batırmak anlatılmaz yaşanır deneyimlerden. Bağ evinde zaman zaman canlı caz müzik dinletileri de oluyor. Mutlaka önceden arayıp rezervasyon yaptırın. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

Arcadia Bağları ve Bakucha Bağ Evi

İsmini Lüleburgaz’ın eski ismi Arcadiapolis’ten alan Arcadia Bağları ise Kırklareli’nin Hamitabat Köyü’nde bulunan ve teruar tipi üretim yapann bir bağ evi. Üzümün yetiştiği bölgedeki hava durumu, toprak özelliği ve topografik yapının bir araya gelerek oluşturduğu özel şartlara teruar deniyor. Teruar tipi ise en az işlemden geçirilerek, en az mekanik işleme tabi tutularak, minimum manipülasyon yapılarak, geleneksel yöntemlerle yapılan üretime verilen isim.

Buraya geldiğinizde bağların, çiftliklerin ve koruların içinde yürüyüş, Arcadia’nın üretimhanesinde ve bağlarında rehberli bir tur yapabilir, mevsimine göre üzüm, kiraz, armut, yaban kekiği, kuşburnu, kuzukulağı, mantar toplayabilir, her biri özel teraslı odaları olan Bakucha Bağ Evi’nde konaklayabilirsiniz. Bağ evinde konaklama ücretine bağ turu da dahil. Mutlaka önceden arayıp rezervasyon yaptırın. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

Kırklareli’nde Çiftlik Deneyimi

Palivor Çiftliği

Palivor Çiftliği ise artık başlıbaşına bir Kırklareli klasiği haline geldi. Demirköy’de yer alan ve 2011 yılında hayata geçirilen ve zamanla ürünlerini İstanbul’da bile her markette bulur hale geldiğimiz başarılı bir markaya dönüşen ödüllü bir çiftlik projesi. Tüketiciyi, hem kendi çiftliğinde ürettiği hem de diğer yerel üreticilerden temin ettiği doğal ve mevsiminde ürünlerle buluşturan bir oluşum. Çiftliğin en güzel yanı ise yemyeşil doğasında konaklamaya ve kahvaltıya gelebiliyor oluşunuz. Kahvaltısında menemenden sucuklu yumurtaya yok yok. Elbette Palivor’un o meşhur süt reçeli ve kırmızı biber reçeli de var. Gelmişken yerinden alışveriş de yapabilirsiniz.

Konaklama içinse farklı büyüklükte çiftlik evleri var. Kimisi 10, kimisi 8, kimisi 7 kişilik. İçinde Amerikan mutfak, şömineli salon, barbekü alanı ve teras gibi olanaklar var. Aile veya arkadaşlarla kalabalık tatiller için ideal. Mutlaka gelmeden önce rezervasyon yaptırın. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

Öte Çiftlik

Öte Çiftlik İğneada’da bir sürdürülebilir yaşam ve gastronomi deneyimi sunan özel bir oluşum. Anlayacağınız sıradan bir otel işletmesi veya kamp alanı değil. Gastronomi ve permakültür üzerine atölyeler bulabileceğiniz, minimal yaşamı deneyimleyebileceğiniz bir fırsat gözü ile bakabilirsiniz. Konumu Google’da yok. Instagram’dan DM attığınızda gerekli bilgileri direkt olarak kendilerinden alabilirsiniz.

İğneada’da Kamp

İğneada’da kamp yapacakları da düşünerek buradaki birkaç kamp yeri alternatifinden de bahsedelim. Hiçbiri özellikle önerdiğimiz kamp alanları değiller her zamanki gibi bölgedekli alternatiflerinizi verip kararı size bırakıyoruz. Hepsinde en büyük ortak dezavantaj sivrisinekler. Bu nedenle de hazırlıklı gitmenizde fayda var. Bizim önerdiğimiz kamp alanlarını ise nerede bulacağınızı biliyorsunuz: Türkiye’nin En İyi 30 Kamp Alanı

Mert Gölü Mesire Yeri: Merkezde, çadır kurmanın ücretsiz olduğu bir kamp alanı. Fakat tuvalet, banyo gibi konuları çevredeki işletmelerden çözmeniz gerekiyor. Etraf Beğendik Köyü Kamp Alanı’na göre çok daha hareketli. Kontrollü bir şekilde ateş de yakabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

Beğendik Köyü Sahili ve Limanı: Ücretsiz çadır atabileceğiniz yerlerden ama etrafta hiçbir tesis yok. O yüzden yiyeceğinize içeceğinize kadar hazırlıklı gelmelisiniz. Beğendik Köyü merkezde alışveriş yapabileceğiniz bakkal ve küçük işletmeler var. Burası da Mert Gölü Mesire Yeri’ne oranla çok daha sessiz, sakin ve huzurlu. Bulgaristan sınırında, merkeze en uzak kamp alanı. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

İğneada Aylak Meşe Kamp Alanı: İğneada’ya araçla 15-20 dakika mesafede, doğayla iç içe huzur dolu bir yer. Özellikle kalabalıktan uzak, çadırınızı kurmalık sakin bir yer arıyorsanız tercih sebebi. Tuvaletler ve duş tertemiz. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

Candaş Kamp: Karavan kampı için de tercih edebileceğiniz bir seçenek. Ormanın içinde, tüm karavan, çadır ve konaklama alanları dere kenarında konumlanıyor. Ortak tuvaletleri temiz. İçinde restoranı da var. Karavan için elektrik ve su yok. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara.

İğneada Kamp Alanı Saklıkent Beylerbeyi Çiftliği: İster doğayla iç içe çadırda ister bungalovda kalabileceğiniz bir kamp alanı. Tuvaleti temiz. Mangal yapabilceğiniz alanları mevcut. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

İğneada’ya Ulaşım

İstanbul’dan İğneada’ya en kolay şahsi aracınızla veya araç kiralayarak gelebilirsiniz. Tek yapmanız gereken Mahmutbey Gişeler’den geçerek Lüleburgaz’a kadar E80 otobanından ilerleyip, Pınarhisar – Demirköy rotasını takip etmek. Bu yola alternatif olarak Çerkezköy’den çıktıktan sonra, Saray – Vize – Poyralı – Demirköy yolunu da kullanılabilirsiniz. Yol Anadolu yakasından geliyorsanız yol 4 saat, Avrupa yakasından geliyorsanız ortalama 3 saat sürüyor.

İğneada’ya otobüsle gitmek isterseniz de Metro Turizm’in Bayrampaşa Otogar’dan kalkan seferleri var. İğneada’nın tam içindeki otogarda bırakıyor. otogarda bırakıyor.

The post İĞNEADA’DA GEZİLECEK YERLER – 2 GÜNLÜK İĞNEADA PROGRAMI appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/igneada/feed/ 0
PAVLİ PANAYIRI – TRAKYA’NIN 100 YILLIK PANAYIRI https://www.bizevdeyokuz.com/pavli-panayiri https://www.bizevdeyokuz.com/pavli-panayiri#comments Sun, 07 Aug 2016 09:13:14 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=8111 Böyle 100 yıllık bir Trakya eğlencesi siz düşünün nasıl olur? Az yiyen, kolay yorulan gelmesin. Bizden söylemesi ;)

The post PAVLİ PANAYIRI – TRAKYA’NIN 100 YILLIK PANAYIRI appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Pavli Panayırı’nı ilk duyduğumuzda içimizde bir merak, bir hemen olsa da gitsek sabırsızlığı. Meğer taa Osmanlı’dan kalma 100 yıldır devam eden bir panayır varmış ve Romen’i, göçmeni, şehirlisi, köylüsü, turisti, yerlisi Eylül ayında buraya yılın 361 günü kervanın geçmediği Pehlivanköy nasıl patlayacak ve kabuk değiştirecek görmeye gelirmiş. Pavli Panayırı’nın bu seneki (2018) tarihleri için beklemedeyiz.

Türkiye’nin en eski ve en büyük panayırı

2 dünya savaşını, bir Kurtuluş Savaşını, sultanlıktan cumhuriyete rejim değişimini, yörenin nüfusunu çok etkileyen mübadeleyi atlatmış asırlık etkinlik… Bir de üzerine modern zamanların değişen eğlence anlayışı var tabi. Nasıl olmuş da yenik düşmemiş, hayret. Neyse ki, bu aralar retro ve etnisizm rüzgarı Pavli’ye doğru esiyor. Fotoğraf avcılar, çocuklu aileler, yaz tatilinden yeni dönen beyaz yakalılar, izin günü harcamadan haftasonu Pavli’ye gitmenin peşinde. Pavli şu an Türkiye’nin en büyük panayırı.

pavli-panayiriFotoğraf: Masis Üşenmez / www.fotografciningalaksirehberi.com

Biz hafta içi de olsa, kara kışta da olsa giderdik ki! Bir kere görmek lazım bu asırlık çınarın Eylül’deki yanar döner halini. Diyorlar ki adeta boyut değiştiriyormuş bu bölge, muhteşem bir curcunanın içine çekiyormuş herkesi.

Pavli, Trakyalıların yılbaşısı, adeta resmi tatil. 🙂 Herkes cümbür cemaat burada olduğu için okulların, sokaklar boş kalıyormuş. Gün be gün eğlencenin de kalabalığın da dozu artarken Pehlivanköy 361 günlük yalnızlığını unutuyor. Bir albümle patlayıp sonra hiç duymadığımız sanatçılar gibi yılın 4 günü var oluyor, sonra puf…  Panayır alanın karşısındaki tren garına yanaşan trenler bile hayret ediyor kendine: Vagonları dolu, düdüğü boşlukta yankılanmıyor.

pehlivankoyFotoğraf: Ahmet Çetintaş / cetintas555.wordpress.com

Pavli Panayırı Ne Zaman, Nerede Yapılıyor?

Pavli Panayırı, her yıl Eylül ayında, Kırklareli’nin Pehlivanköy ilçesinde düzenleniyor. Pehlivanköy’ün eski adı Pavli’ymiş. Ama halk tepeden inme bu ismi 40 yıl olsa da pek benimsememiş. Yetkililerin ne dediği fark etmez, orası hala Pavli. Kimse boşuna Pehlivanköy Panayırı diye ittirmesin. Burada 1910’dan beri süre gelen bir toplumsal hafıza var.

Pavli ismi, geçmişte bu bölgede çoğunlukla göçmen Pomakların yaşıyor olmasından geliyor. Pomakların yoğun olarak bulunması, hem bu bölgenin, hem de festivalin bu şekilde anılmasını sağlamış. Bir diğer büyük paydaşı da bu şenliğin, getirdikleri müzikleriyle, rengarenk kıyafetleriyle ve neşeleriyle Pavli’yi uçuran Romanlar.

pavli-panayiri-trakyaFotoğraf: Özcan Çeltikli / www.fotokritik.com

Bir varmış, bir yokmuş: Pehlivanköy Sonbahar Hayvan ve Emtia Panayırı

Geçmişte ta ki 1970’li yıllara kadar panayır, Pehlivanköy Sonbahar Hayvan ve Emtia Panayırı olarak adlandırılmış. O zaman insanlar burada hayvanlarını sergiler ve güzelliklerini yarıştırırmış. Bir de hayvan korteji yapılıp yürütülürmüş. 😀 Biz şehir çocukları olarak kortej deyince ya elinde Türk bayrağı ile trafiğe çıkan arabalar, ya da İstiklal Caddesi’nde elinde pankartla yürüyenleri düşündüğümüzden, bi anda aklımızda bir manifestosu olan kuzular, ineklerin yürüyüşe çıkması canlandı. 😀 Halbuki zaten sürü hayvanı olan küçük ve büyük başların sürüler halinde yürütülmesi işte. Ama sürüler ardına dizilen sürülerin köy sokaklarında, panayırda dolanması çok hoş görüntüler verirmiş ama gel zaman, git zaman Pavli Panayırı bu özelliğini maalesef büyük ölçüde yitirmiş.

Yine de Pehlivanköy Sonbahar Hayvan ve Emtia Panayırı’ndan süregelen bir miras var tabi: Panayır, sembolik olarak bir hayvan satışı yapılması ile başlıyor. Bölgenin önde gelen isimleri ya da kuruluşları bir hayvan satın alıyor ve eğlence başlıyor. Panayır alanının bir kısmında hala hayvan ticareti yapılıyor. Ancak kuzular çok uzağa gidemiyor, çünkü Pavli’de kuzunun çevirmesi ünlü.

pavli-panayiri-gondolFotoğraf: K.Murat Yücel / cetintas555.wordpress.com

Romanın çengisi, Pomağın kuzusu

Bugün geçmişe oranla festivalin daha sakin geçtiğini söylese de eskiler, bugün festivale katılanlar karşılaştıkları renkli görüntüleri anlata anlata bitiremiyor. Bizim de Pavli’yi aklımıza düşürenler zaten bu duyduklarımız. Biz hala gidemedik ama siz de heveslenin diye, size de anlatıyoruz şimdi. Bakarsınız, bizden önce gidersiniz 🙂

Pomaklar ve de Romanlar Pavli’yi ayakta tutan iki büyük sütunlar. Romanlar daha çok işin eğlence kısmını, Pomaklar ise ticaret kısmını çeviriyor. Klasik rutin önce panayırın lunaparkında sarhoş olana kadar gondola binmek, kendinizi yöresel lezzetlere boğmak, kurulan tezgahları tek tek gezmek.

Hop! Yöresel lezzetler demişken orada bir duralım. Bu da en merak ettiğimiz nokta: Pavli’nin dillere destan lezzeti, Pomakların yüzyıl boyunca yapa yapa mükemmelleştirdiği, yiyen bir pişman, yemeyen bin pişman lezzeti kuzu çevirmesi… “Pomakların kucağına düşmeyin, 2 günde pantalonunuza sığamaz oluyorsunuz” diye anlatıyorlar. Varsın, yansın dünya!

pavli-panayiri-tavuk-cevirmeFotoğraf: Ahmet Çetintaş / cetintas555.wordpress.com

Sadece bu bölgenin değil, çevre ilçelerin ünlü yemekleri de tezgahlarda satılıyor. Yörenin ünlü lezzeti olan basma helvası, Osmanlı macunları, çeşitli şekerlemeler ve çok daha fazlası burada. Keşan’ın satır köftesi, Tekirdağ’ın ünlü köftesi ve Hayrabolu Köftesi de seçmeyi zorlaştıran opsiyonlar arasında.

Mideleri coşturan, enerji depolarını fulleyen Pomaklar, artık misafirlerini Romanların eline teslim ediyor. Her yerden gırnata, keman, davul ve zurna sesleri yükseliyor ve eşliğinde Balkan ezgileri, Trakya ’nın keyifli türküleri, eskilere uzanan notalar… Herkesin keyfi yerinde, elleri havada. Bu haftasonu vur patlasın, çal oynasın.

pavli-panayiri-calgici-amcaFotoğraf: Masis Üşenmez / www.fotografciningalaksirehberi.com

Eskiler,  geçmişte yıllık kazançlarını biriktirir, Pehlivanköy Panayırı’nda yapacağı alışverişlerde ve eğlencelerde bırakırmış. O zamanlar panayır bir eğlence merkezi olduğu kadar bir ticaret merkezi haline de geliyormuş. Ancak bu gün büyük oranda eğlenceye dayanıyor organizasyon. Karma karışık şeylerin satıldığı masalar, çokça hayvan ve hatta inşaat malzemeleri, iş makineleri gibi ucu bucağı olmayan, ne hatıra götürsem dediğinizde çok yaratıcı düşünmenizi gerektirecek tezgahlar uzadı uzadıya gidiyor.

pavli-panairi-geceFotoğraf: Tuncay Coşkun / Flickr

Pavli Panayırı Fotograf Gezileri

Son yıllarda panayır fotoğrafçıların da odağında. Çünkü burası fotografçılara müthiş bir renkli ve otantik kareler sunuyor:  Özgüveni ile yere sağlam basan Roman kadınları, süslü geleneksel kıyafetleri ile utangaç bakışlar sergileyen Pomak kadınları, neşeleri çocuklar … Panayır bittikten sonra da bir fotoğraf karesinde yankılanmaya devam edecek kahkahaları çekmek için Türkiye’nin her yerinden ama özellikle İstanbul’dan turlar düzenleniyor.

pavli-panayiri-aileFotoğraf: Ahmet Çetintaş / cetintas555.wordpress.com

 

 

The post PAVLİ PANAYIRI – TRAKYA’NIN 100 YILLIK PANAYIRI appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/pavli-panayiri/feed/ 36