Fransa | Biz Evde Yokuz Aktivite, Macera & Gezi Sitesi "Evde Oturan Erken Ölür ;)" Thu, 20 Nov 2025 09:31:11 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.6.4 https://www.bizevdeyokuz.com/wp-content/uploads/cropped-beyweb-icon-32x32.jpg Fransa | Biz Evde Yokuz 32 32 DISNEYLAND PARİS REHBERİ https://www.bizevdeyokuz.com/disneyland-paris https://www.bizevdeyokuz.com/disneyland-paris#comments Sat, 15 Feb 2025 22:38:41 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=114410 Rüyanın ve gerçeğin kesiştiği Disneyland'i fethetmek için işte Peter Pan etkisi garantili, adeta Aladdin'in lambasından çıkmış, her sorunuza cevap bulacağınız sihirli bir rehber. Siz arkanızı yaslanıp hakuna matata yapın, biz size hem bileti çözeriz ve hem de zaman kazanma hack'lerimizle parkı dolu dolu gezdiririz.

The post DISNEYLAND PARİS REHBERİ appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Rüyanın ve gerçeğin kesiştiği Disneyland’i fethetmek için işte size Peter Pan etkisi garantili, adeta Aladdin’in lambasından çıkmış, her sorunuza cevap bulacağınız sihirli bir rehber! Siz arkanıza yaslanıp hakuna matata yapın, biz size tüm vakit ve nakit kazandırıcı tüyoları verelim. Şöyle bir yazı okuyup tüm Disneyland planını çözeyim diyorsanız doğru yerdesiniz. Püf noktalarına girmeden gelin önce Disneyland Paris’e şöyle bir kuşbakışı bakalım:

Paris’e 40 dakika mesafedeki parka şehir merkezinden tren, havalimanından da shuttle ile gidilebiliyor. Park çok büyük bir alana yayıldığı ve oyuncaklara binmek için uzun kuyruklar olduğu için bir gün kesinlikle yetersiz kalır. Hakkını vermek için 3, tadında bırakmak için ise 2 gün lazım.

Disneyland Paris 2 parktan oluşuyor, ister ayrı ayrı, ister kombine bilet alabiliyorsunuz. Genelde insanların önceliği masalsı temaları işleyen ve klasik Disney deneyimini sunan Disneyland Park oluyor. Zaten Marvel ve Pixar gibi modern film dünyalarını işleyen Walt Disney Studios Park daha ufak bir park. Mümkünse ikisini de görmek lazım ama zamanınıza ya da ilgi alanlarınıza göre elbette sadece birini görmeyi de seçebilirsiniz.


Gelelim parktaki gününüzü nasıl planlamanız gerektiğine… Yaş grubunuza, ilgi alanınıza ve boyunuzun ölçüsüne göre bazı deneyimleri diğerlerinden daha cazip bulabilirsiniz. Aşağıda hangi yaşlara hangi atraksiyonlar daha uygun, en popülerleri hangileri, bunları nasıl planlarsanız zamanınızı en doğru şekilde kullanırsınız gibi tüyolarımıza gireceğiz ama önce parkın sunduğu eğlenceleri bi anlayalım. Park uygulamasını kolayca kullanmanız için biz de orada geçen İngilizce isimleri kullanacağız:

Rides  – Parkın en popüler eğlenceleri olan “ride”lar sürprizler ve efektlerle dolu hız trenleri. Her biri Peter Pan, Star Wars gibi farklı Disney temalarını işliyor. Kimi rollercoasterlar gibi adrenalinli ve belli bir yaşta / boyda olmayı gerektiriyor, kimi ise her yaşa uygun, eğlendirici şeyler.

Fireworks & Nighttime Show – Park her gün şatoya yansıtılan büyüleyici projeksiyonlar, müzikler ve havai fişekler eşliğinde kapanıyor. Parkın en popüler etkinliği. Açık alanda gerçekleşiyor.

Shows
– Lion King, Mickey Mouse gibi çeşitli Disney temalarını müzik, dans ve efektlerle Broadway tarzı sahne şovlarına dönüştürüyorlar. Her iki parkta da farklı şovlar yakalayabilirsiniz. 

Parades – Disney’in favori karakterlerinin etkileyici kostümler ve araçlar ile sokakları turladığı geçit törenleri. Sokakta gerçekleşiyor, yani kapasite limiti yok. Gün içinde birkaç kez kortej oluyor. Yılın Cadılar Bayramı ve Noel gibi özel dönemlerine özel geçit törenleri oluyor.

‍Characters Meets – Ziyaretçilerin en sevdiği Disney karakterleriyle tanışma, fotoğraf çektirme ve konuşma imkanı sağlayan buluşmalar.

Bütün bunların zamanları ve yerlerini, sırada bekleme sürelerini, restoran rezervasyonlarını takip edebilmeniz için Disneyland Paris uygulamasını telefonunuza yüklemeniz lazım. Bunlara ek olarak sokak sokak gezip muhteşem dekorları görmek, Pirates of The Caribbean ya da Ratatouille gibi çeşitli Disney temalına sahip restoranlarda yemek yemek, Disney temalı sokak lezzetlerini denemek bile başlı başına bir deneyim olduğundan zaman su gibi akıp geçiyor.

Anlayacağınız Disneyland’de 3 güne bile sığmayacak kadar çok şey var. Zaman optimizasyonu yapmak için mutlaka bu yazımızı satır satır okuyun çünkü her bölümde güzel tüyolar veriyoruz. Zaman Kazandırıcı Tüyolar diye ekstra bilgiler bulacağınız bir bölümümüz de var. Ayrıca gitmeden önce kafanızda taslak bir gün planı yapın. Çocukluysanız boy / yaş kısıtlarına bakın, mutlaka binmek / izlemek istediklerinizin listesini çıkarın, birbirlerine yakınlıklarına göre gruplayın. Parka vardığınızda canlı bekleme sürelerini uygulama üzerinden an be an takip ederek planda değişiklikler yapmanız çok karlı olur.

Kabataslak bir Euro Disney günü kafanızda şekillendiyse şimdi sizin için ideal formülü bulmaya geçmek için biraz detaylara girelim.

1. Disneyland Paris’e Gitmek İçin En İyi Zaman Nedir?

En iyi zaman Eylül: Vaktin nakit olduğu bir yerdesiniz. Biletin hakkını vermek isteyeceksiniz. Eylül ayında hem hava ılık, hem de tüm dünyada okul döneminin başı olduğu için daha az kalabalık. Yani havalar keyfinizden çalmadan kalabalıkları azaltabildiğiniz bir dönem. Biz de Eylül’de gittik ve memnun kaldık. İstatistiki olarak okulların açılma sezonu olduğu için en düşük doluluğa sahip 2. ay. Ocak ve Kasım da diğer en düşük aylar.

Eğitim yılı boyunca farklı ülkelerde farklı dönem araları olduğundan beklenmedik kalabalıklarla karşılaşma riskiniz var. Özellikle İngiltere’de okullar tatilse…

Noel, Halloween, Paskalya gibi daha kalabalık olan özel dönemlerde gidebiliyorsanız bu dönemlere özel şovlar, paradeler ve sokak dekorları yakalayacağınızı bilmek sizi teselli edecektir.
Önemli bir konu da bu özel dönemlerin başında ve sonundaki haftalarda gitmemek. Parkta tema değişikliği çalışmaları sebebiyle şovlar, geçitler, etc askıya alınıyor.

Yazın park çok kalabalık ama 23.00’e kadar açık kalırken, diğer mevsimlerde 21.00’de fişi çekiyor. Bu da buradaki değerli vaktinizi daha da kısıtlıyor. Kışın da soğuk ve çeşitli hava koşulları sebebiyle aletlerin çalışmama durumu var. Mevsimden bağımsız olarak her türlü hafta sonu değil hafta içi gelmeye bakın. Hem hafta içleri biletler de özel günlere denk gelmiyorsa daha uygun fiyatlı oluyor.

Bilet almadan önce bi kapalı olan ride / şov vs var mı kontrol etmek isteyebilirsiniz. Bakım / tema değişikliği gibi durumlar sebebiyle dönem dönem bazı eğlenceler kapalı oluyor. Google’a bi “Disneyland Paris closures” yazarak ya da Disney uygulamasından (Park hours > Entertainment > Under refurbishment) bakabilirsiniz. Hani özellikle yapmak istediğiniz bir şey varsa hüsrana uğramamış olursunuz.

2. Disneyland Paris İçin Kaç Gün Lazım?

Fotoğraf Kaynak: John Tekeridis / Pexels

Paris’e Disneyland için geliyorsanız 3 gün ayırın. İlk gün bir parkı, sonraki gün diğerini yaparsınız, 3. günü de yapamadıklarınızı değerlendirme günü olarak kullanırsınız. Özellikle de çocuğunuz için geliyorsanız 3 gün anca yeter. Gelmişken 4-5 gün de Paris‘e ayırsanız müthiş bir planlama olur. Farkındayız, hayat o kadar toz pembe olmuyor, o yüzden gelin alternatiflere de bakalım.

Disneyland’de 2 gününüz varsa ve zamanınızı verimli kullanırsanız gayet tatmin olarak ayrılırsınız. Tabii ki her şey yetişmez. Yetişkinseniz bunu çok dert etmezsiniz ama çocuğunuz için geldiyseniz ona burada yaşatmak isteyeceğiniz bazı şeyler eksik kalır.

Paris’i gezmeye gidiyorsunuz, bir gün ayırıp Disneyland’a gitmeye değer mi? Evet. Biraz açalım; eğer çocukluysanız ve 3 gününüz varsa hiç düşünmeden bir gününüzü Disneyland’e ayırın. Büyük ihtimalle onun Disneyland’daki mutluluğu sizi Paris’in sunduğu her şeyden daha mutlu edecektir. Çocuksuzsanız durum değişir; o zaman bizce 3-4 gün Paris’i yaşamaya anca yeter. Paris’te Gezilecek Yerler yazımızda önerdiğimiz 4 günlük Paris planını bulabilirsiniz. Disney’e özel bir ilginiz varsa 3 gün Paris, 1 gün Disneyland olarak gezinizi kurgulamaya çalışabilirsiniz ama bu ne Paris’e, ne de Disney’e tam yetecektir.

3. Disneyland Paris’e Nasıl Gidilir?


Disneyland Paris’e Trenle Ulaşım:
Disneyland, Paris merkeze yaklaşık 30 kilometre mesafedeki Marne la Vallée bölgesinde bulunuyor. Buraya ulaşımın en kolay yolu RER A4 hattı banliyö trenlerini kullanmak. Paris’in Charles de Gaulle Etoile, Auber, Chatelet Les Halles, Gare de Lyon ve Nation istasyonlarının herhangi birinden bu treni yakalayabiliyorsunuz. Zaten 10-15 dakikada bir geçiyor. Yolculuk yaklaşık 40 dakika sürüyor. Trenin son durağı zaten Disneyland durağı. RER dışında hızlı tren firmaları olan Eurostar ve TGV’nin de buraya seferleri var ama daha pahalı. Dilerseniz hem gidiş dönüş tren biletlerini hem de parka giriş biletlerini kapsayan bileti de alabilirsiniz. Yalnız bu seçeneği seçerseniz biletlerinizin basılı halini Paris’teki Magic Ways ofisinden teslim almanız gerektiğini ekleyelim. Biletler online şekilde elinize geçmiyor. Disneyland’a trenle ulaşımı da kapsayan giriş biletini almak için tıklayın.

Disneyland Paris’e Otobüsle Ulaşım: Bir diğer ulaşım yolu ise Disneyland Paris Ekspresi isimli bir otobüs. Gare du Nord, Eyfel Kulesi Bölgesi, Opéra Garnier ve Châtelet duraklarından kalkan otobüslerin biletlerini internetten alabiliyorsunuz. Charles de Gaulle ve Orly havalimanlarından direkt Disneyland’e geçmek isterseniz eğer Magic Shuttle isimli servislerle de doğrudan Disneyland’e ulaşabilirsiniz.

Disneyland Paris’e Tur İle Ulaşım: Eğer Disneyland’a bir tur firması eşliğinde toplu taşıma kullanmak yerine gidiş dönüş otobüs yolculuğu ile ulaşım sağlamak isterseniz de Paris kalkışlı Disneyland turlarının linklerini de buraya bırakalım. Parka giriş biletleriniz de otobüste size veriliyor.

– Paris kalkışlı Disneyland turu biletini almak için tıklayın.

– Shuttle ile ulaşımlı Disneyland biletini almak için tıklayın.

Türkçe Konuşan Şoför İle Transfer Desteği: Nerede kalırsanız kalın Parisdolmuşu‘ndan Disneyland’a ulaşım için sizi havaalanı veya otelden alıp Disneyland’a götürüp getiren ve Türkçe konuşan bir şoför desteği de alabilirsiniz. Websitesinden yazdığınızda size whatsapp üzerinden dönüş sağlayabiliyorlar. Havalimanı, otel gibi konumlardan istediğiniz yerden alıp istediğiniz yere bırakmak konusunda yardımcı oluyorlar. Araç büyüklüğü kişi sayısına göre ayarlanıyor. Anlayacağınız oldukça kolaylaştırıcı, özellikle dil konusunda sıkıntı yaşıyorsanız. Daha fazla bilgi ve detaylar için kendiniz iletişim kurabilirsiniz. Ali Şahin +33778664768 ve Paris Dolmuşu: +33684652403

4. Disneyland Kampüsündeki Otellerde Kalmak Mı Avantajlı, Çevresindekilerde Mi?

Konaklama için 3 opsiyonunuz var; 1) Disney kampüsündeki oteller, 2) Parkların çevresindeki Disney’in anlaşmalı olduğu oteller, 3) Parkların çevresindeki anlaşmasız oteller.

4.1 Disney Kampüsü’ndeki Disney Otelleri

Fotoğraf Kaynak: Booking.com


Avantajlar

  • Parkın halka açılışından önceki bir saat boyunca sadece otel misafirlerinin parka kabul edildiği Extra Magic Time diye bir bonus var.
  • Otellerin içinde misafirlerine özel karakter buluşmaları oluyor.
  • Disney Express Luggage Service: Eğer metro ile geliyorsanız otel misafirleri Marne-la-Vallée/Chessy tren istasyonunda valizlerinden hemencecik kurtulup direkt parka geçebiliyorlar. Odanıza valizleri götürüyorlar.
  • Parkta yapacağınız alışverişlerinizi ekstra bir ücret karşılığı ile odanıza yollatabiliyorsunuz.

Dezavantajlar

  • Pahalı.
  • Çocuklu aileler Extra Magic Time’ı yakalamak için yeterince atik / erken kalkmaya gönüllü olamayabilir. O zaman da en büyük seçme sebebi boşa gidiyor.
  • Disney kampüsünde olsa bile bazı oteller 10-15-20 dakika yürüme mesafesinde. Disneyland etrafında ücretsiz servis hizmeti veren, daha ucuz, bakımlı ve aynı ya da daha kısa sürede ulaşabileceğiniz oteller var.
  • Kahvaltı oldukça vasat ve çocuklar için sağlıklı bir şey bulmak zor.
  • Odaların konforsuzluğu/ eskiliği hakkında çok eleştiri var. (Disneyland Hotel hariç, o 2024’te yenilendi.) O paralara daha iyi şartlar bekliyor insan.

ÖNEMLİ!
Disney otellerine rezervasyonunuzu Disneyland’in kendi websitesinden ya da Booking.com’dan yapabilirsiniz. Mutlaka ikisine de bakın çünkü zaman zaman biri diğerinden daha ucuz oluyor. Disney’in kendi sayfasından otel tuttuğunuzda otomatik olarak konaklamaya 2 parkı da kapsayan bileti dahil ederek fiyat veriyor. Booking.com’daki ücretin üzerine park bileti maliyetini koymalısınız.

Otelleri Kıyaslayalım

TELEFONDAN OKUYARSANIZ TABLOLARI SAĞA KAYDIRIN >>>>

DLP Otelleri  Yıldız  Fiyat Parka Yürüme Mesafesi Magical Shuttle
& Disneyland Paris Express
Favorilerimiz Özeti İncele
Disneyland Hotel 5 $$$ 0 dakika (park girişinde) MS: ✔
DPE: ✔
❤ Alandaki en lüks ve yüksek fiyatlı seçenek. Viktoryen mimarili şato benzeri bir yapıda kraliyet temalı. Yüzme havuzu var. 2024 yılında tamamen yenilenmiş. Fiyatlara kahvaltı dahil değil. İncele
Disney Hotel New York – The Art of Marvel 4 $$ 10 dakika MS: ✔
DPE: ✔
❤ Marvel temalı otel. Art Deco’yu ve modern çizgileri birleştiren bir tasarıma sahip. Disney Village tarafına yakın. Yüzme havuzu var. Sadece bazı odalarda fiyatlara kahvaltı dahil klasik odalarda dahil değil. İncele
Disney Newport
Bay Club
4 $$ 15 dakika MS: ✔
DPE: ✔
Mickey ve sahil malikanesi temalı. Lake Disney yakınlarında. 2016 yılında yenilenmiş. Yüzme havuzu var. Sadece bazı odalarda fiyatlara kahvaltı dahil. İncele
Disney Sequoia
Lodge
3 $$ 15 dakika MS: ✔
DPE: ✔
Doğa içinde inziva temalı. Bambi esnitleri de var. Odaları nispeten diğerlerine göre eski diyebiliriz. Yüzme havuzu var. Sadece bazı odalarda fiyatlara kahvaltı dahil. İncele
Disney Hotel
Cheyenne
3 $$ 20 dakika MS: ✔
DPE: ✔
❤ Toy Story’deki Sheriff Woody’den ilhamla Vahşi Batı temalı, aile dostu ve ekonomik. Odaları biraz eski ama temiz. Çocuklar ek ücret karşılığında midillilere de binebiliyor. Kahvaltı fiyatlara dahil değil. İncele
Disney Hotel
Santa Fe
2 $$ 20 dakika MS: ✔
DPE: ✔
Pixar’ın “Arabalar” filmi temalı, ekonomik. Kahvaltı için de ek ödeme yapmak gerekiyor. İncele
Disney Davy
Crockett Ranch
3 $$ 15 dakika (arabayla) MS:
DPE:
Orman içinde bungalov tarzı konaklama. Isıtmalı kapalı havuzu var. Diğer seçenekler gibi parkın içinde değil arabayla 15 dakika mesafede kalıyor. Kahvaltı fiyatlara dahil değil. İncele

4.2 Disney’in Anlaşmalı Olduğu Çevredeki Oteller

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

Avantajlar

  • Hem Disneyland parklarına yakın olup hem de kampüs otellerine daha fazla harcama yapmak istemezseniz anlaşmalı oteller içinde daha uygun fiyatlı alternatifler bulabilirsiniz.
  • Genellikle bu otellerin de Magical Shuttle ve Disneyland Paris Express gibi hizmetleri oluyor.
  • Bu oteller de parklara 10-20 dakika yürüme mesafesinde veya 10-15 dakikalık sürüş mesafesinde kalıyor. E zaten çoğu Disney içindeki otelden parka varmak da o kadar sürüyor. Tek istisna Disneyland Hotel.

Dezavantajlar

  • Bu otellerde kampüs otellerinde olan bilet dahil fiyatlandırmalar olmuyor.
  • Magic Time ve karakter buluşmaları gibi olanaklarınız olmuyor.
  • Otellerin dekorasyonunda veya konseptinde Disney’den tematik öğeler bulunmuyor.

Otelleri Kıyaslayalım

TELEFONDAN OKUYARSANIZ TABLOLARI SAĞA KAYDIRIN >>>>

Partner Oteller  Yıldız  Fiyat Disneyland’e Ücretsiz Servis Disney Express Luggage Service Magical Shuttle &
Disneyland Paris Express
Favorilerimiz Özeti İncele
Hôtel l’Elysée Val d’Europe 4 $$ – 10 dakikada bir kalkıyor
– 10 dakika sürüyor
✔ MS: ✔
DPE:
❤ Bölgedeki lüks otellerden biri. Val d’Europe merkezinde. Alışveriş ve yemek seçeneklerine yakın. Odaları modern bir tasarıma sahip. Sadece bazı odalarda fiyatlara kahvaltı dahil. İncele
Staycity Aparthotels Paris, Marne-La-Vallée 4 $$ – 10 dakikada bir kalkıyor
– 10 dakika sürüyor
✔ MS: ✔
DPE:
Disneyland’e yakın bir konumda. Büyük ailelere uygun modern daire ve stüdyolar sunuyor. Fiyatlara kahvaltı dahil değil. Ücretsiz açık yüzme havuzu var. İncele
Ki Space Hotel & Spa 4 $$ – 20 dakikada bir kalkıyor
– 15-20 dakika sürüyor
✔ MS: ✔
DPE:
❤ Val d’Europe’un merkezinde. Sadece bazı oda/süitlere kahvaltı dahil. Kapalı yüzme havuzu var. Tasarımı modern & endüstriyel tarzda. İncele
Les Villages Nature Paris 4 $$ – 15 dakikalık sürüş mesafesinde
– Shuttle ile 25 dakika sürüyor
MS:
DPE:
Disneyland’e diğer otellere göre daha uzak, ormanlık alanda kalan bir tatil köyü. Göl manzaralı daire ve kulübelere sahip. Kahvaltı bulunmuyor. İncele
Aparthotel Adagio Val d’Europe 3 $ – 10 dakikada bir kalkıyor
– 10 dakika sürüyor
✔ MS: ✔
DPE:
Val d’Europe merkezinde.
Mutfaklı modern dairelere sahip. Kapalı yüzme havuzu var. Bazı odalara kahvaltı dahil. Ailelere uygun bir seçenek.
İncele
B&B Hotel Marne-la-Vallée Val d’Europe 3 $ – 10 dakikada bir kalkıyor
– 10 dakika sürüyor
✔ MS: ✔
DPE:
❤ Disneyland’in güney kısmında kalıyor. Sea Life Paris’e yakın. Minimal tarzda döşeli odalara sahip. Açık büfe kahvaltısı var ama sadece bazı odalarda fiyatlara dahil. İncele
Campanile Val de France 3 $$ – 10 dakikada bir kalkıyor
– 10 dakika sürüyor
✔ MS: ✔
DPE:
Fransız kırsalında yer alan şirin bir otel. Odaları sade bir düzene sahip. İçinde hayvanların da olduğu bir çiftliği var. Bazı odalara kahvaltı ve akşam yemeği dahil. İncele
Explorers Hotel Marne-la-Vallée 3 $$ – 10 dakikada bir kalkıyor
– 10 dakika sürüyor
✔ MS: ✔
DPE:
Özellikle küçük çocuklu aileler için uygun. Çocuklar için eğlenceli aktivite ve olanaklara sahip. Odaları renkli ve farklı temalara göre tasarlanmış. Kapalı yüzme havuzu var. Fiyatlara kahvaltı dahil. İncele

4.3 Çevresindeki Anlaşmasız Oteller ve Evler

Avantajlar

  • Eğer 1 ve 2. şıklar size uymazsa, Disney ile herhangi bir anlaşması bulunmayan çevre oteller veya kiralık daire seçenekleri içindeki daha uygun fiyatlı alternatiflere yönelebilirsiniz.
  • Bu seçenekler arasında daha kalabalık gruplara ve ailelere göre de seçenekler var.

Dezavantajlar

  • Bu otellerde kampüs otellerinde olan bilet dahil fiyatlandırmalar olmuyor.
  • Magic Time ve karakter buluşmaları gibi olanaklarınız olmuyor.
  • Otellerin dekorasyonunda veya konseptinde Disney’den tematik öğeler bulunmuyor.
  • Disneyland’a ücretsiz servis, bagaj transfer hizmeti, shuttle gibi olanaklarınız olmayabiliyor.

Otelleri Kıyaslayalım

TELEFONDAN OKUYARSANIZ TABLOLARI SAĞA KAYDIRIN >>>>

Çevre Oteller ve Kiralık Evler  Yıldız  Fiyat Disneyland’e Ücretsiz Servis Disney Express Luggage Service Magical Shuttle &
Disneyland Paris Express
Favorilerimiz Özeti İncele

Marriott’s Village d’Ile-de-France

4 $$$

– Servis mevcut fakat ücretli

– 9 dakika sürüyor

MS:
DPE:
❤ Disneyland’in güney kısımlarında, kırsal bir bölgede bulunan lüks otel. Golf Disneyland’e çok yakın. Yüzme havuzu var. Odaları klasik & rustik tarzda. Bazı odalarda kahvaltı fiyata dahil. İncele

Radisson Blu Hotel Paris, Marne-la-Vallée

4 $$

– 30 dakikada bir kalkıyor

– 7 dakika sürüyor

✔ MS:
DPE:
Golf Disneyland’e yakın olan bir başka lüks otel. Kapalı yüzme havuzu var. Birimleri modern olanaklara sahip. Kahvaltı bazı odalarda fiyata dahil. İncele
Hôtel AKENA Serris – Val d’Europe 4 $$

– Servis yok

– Arabayla 10 dakika sürüyor

MS:
DPE:
❤ Disneyland’in daha aşağısında kalan Serris bölgesinde. Modern bir dizaynı var. Kahvaltı çoğunlukla fiyata dahil. İncele

Relais Spa Chessy Val d’Europe

4 $$

– Ücretsiz servis mevcut

– 8 dakika sürüyor

MS:
DPE:
❤ Val d’Europe’un merkezinde. Fransız mutfağı sunan bir restoranı, kapalı havuzu var. Odaları aydınlık ve ferah. Bazı odalarda fiyata kahvaltı dahil. İncele

Moxy Paris Val d’Europe

3 $$

– Servis yok

– Arabayla 9 dakika sürüyor

MS:
DPE:
❤ Val d’Europe’da bulunan bi̇r başka otel. Aileler için de uygun olan elverişli odalara sahip. Kahvaltı bazı odalarda fiyata dahil. İncele
M&M Ribeiro – Val d’Europe $

– Servis yok

– Arabayla 7 dakika sürüyor

MS:
DPE:
Konum olarak Val d’Europe’da bulunan 66 metrekare genişliğindeki daire. Mutfak, banyo ve odalarına ek olarak bir de terası var. Kahvaltısı yok. İncele

Sérénité Proche Disneyland

$

– Servis yok

– Arabayla 7 dakika sürüyor

MS:
DPE: :
Sea Life Paris’e yakın, Val d’Europe civarında 45 metrekare genişliğinde bir daire. Dekorasyonu için modern boho tarzda denebilir. 4 kişiye kadar konaklama mümkün. Kahvaltısı yok. İncele
Domitys Saria B&B $

– Servis yok

– Arabayla 8 dakika

MS:
DPE:
Serris bölgesinde kapalı yüzme havuzu bulunan bir oda-kahvaltı konaklama seçeneği. Daireleri modern ve ferah. Kahvaltısı mevcut fakat fiyata dahil değil. İncele

5. Disneyland’ın İçindeki 2 Parkın Ne Farkı Var? İkisine De Bilet Almalı Mı?

22 kilometrekarelik epey geniş bir araziye yayılmış bir alanda Disneyland Park ve Walt Disney Studios olmak üzere birbirine komşu iki farklı park var. İkisine ayrı ayrı ya da birleşik bilet alabiliyorsunuz.

Sadece Disneyland Park’a bilet alarak bile 2 dolu dolu gün geçirebilirsiniz ama bizce tek gününüz varsa dahi iki parkı kapsayan bir bilet almanızı öneririz. Fiyat farkı kendinizi diğer parkta 1-2 şey yapma ihtimalinden mahrum etmeye değecek kadar değil. Ayrıca Studios daha az cazip olsa içinde yakalamak isteyebileceğiniz birkaç özel şey var.

Fakat parkta dolu dolu bir gününüz yoksa, örneğin 7 saatiniz varsa, o zaman sadece Disneyland Park’a bilet alın. Zaten bu süre anca 2-3 popüler ride’a yetecektir. Bu rideların çoğu da zaten Disneyland Park’ta. Aynı zamanda bu park sadece ambiyansı ile bile sizi keyiflendirecek bir yer, sokaklarını yürümek bile bizi tatmin eder. Walt Disney Studios Park öyle çok özel bir ambiyansa sahip değil.

Disneyland Park

Disneyland Park

Disneyland Park Disney’in rüyamsı ruhunu tam anlamıyla yaşayacağınız yer. En klasik Disney deneyimini yaşarken masal diyarları arasında kaybolacağınız, yukarıdaki fotoğraflarda da gördüğünüz gibi rengarenk ve büyüleyici bir atmosfere sahip. Prensler, prensesler, Mickey & Minnie, korsanlar vs gibi Disney’in daha sıcak, masalsı yüzünü işliyor. Disney logosundan bildiğimiz Uyuyan Güzel Şatosu’nun etrafına yayılmış beş farklı tematik bölümden oluşuyor: Main Street, U.S.A., Adventureland, Fantasyland, Frontierland ve Discoveryland.

ÖNEMLİ:
Ailelerin en çok bu tarafta vakit geçirdiğini de not edelim ama yaşınız kaç olursa olsun bizce mutlaka biletinizde Disneyland Park olmalı. En ünlü ridelar, paradeler ve Nighttime Show parkın bu tarafında gerçekleşiyor.

Walt Disney Studios


Walt Disney Studios

WDS ise içinde gezerken bir film setindeymişsiniz gibi hissettiren, Disney filmlerinin ve animasyonlarının perde arkasına ışınlanabileceğiniz Disneyland’in Hollywood odaklı kısmı. Atmosfer olarak burada o Disney sıcaklığı yok, daha endüstriyel bir atmosferi var. Yayıldığı alan açısından daha küçük ölçekli, diğer parka kıyasla 1/3 daha az zamanınızı alır. Marvel, Pixar ve Star Wars gibi yakın tarihli hikayelerle öne çıkıp içindekilerle aksiyon tutkunlarına hitap etmesiyle daha çok gençlere ve yetişkinlere uygun sayılıyor. 4 Disney şovunun 3’ü bu parkta.

ÖNEMLİ:

  • İki parka ayrı ayrı giriş de satılıyor, kombine bilet de var. Kombine biletin adı “2 Parks Tickets”, bazen de “Park Hopper” olarak geçiyor. Yanlışlıkla aynı güne iki parka ayrı ayrı biletini almayın (pahalıya gelir) diye not düşelim dedik. Bizim önerimiz 2 Parks Tickets almanız.
  • Disney otellerinde kalıyorsanız otomatik olarak Park Hopper biletiniz olacak.
  • Tek park girişi Park Hopper’dan yaklaşık %30 daha ucuz.
  • Zaman ya da bütçe kısıtları sebebiyle tek park bileti alacaksanız bizce Disneyland Park’ı önceliklendirin. En ünlü ridelar burada. Nighttime Show parkın bu tarafında gerçekleşiyor. Ayrıca paradeler sadece bu parkta yapılıyor.  Atmosferi de daha özel. 

6. Hangi Disneyland Paris Biletini Almalı?


Disneyland Paris biletleri DATED (tarihli) ve UNDATED (açık tarihli) olarak 2 kategoride satılıyor. Bunlar da kendi içlerinde 1 park ve 2 park kombine şeklinde ayrılıyor. Bir yerlerde kapıda bilet satışı okuduysanız o Covid sonrası bitti.

DATED biletleri yılın hangi günlerinde orada bulunmak istediğinizi önden seçerek alıyorsunuz. 1 ila 4 gün arasında tek veya çok gün halinde alınabiliyor.

Tarihli Disneyland Paris biletleri borsa hisseleri gibi talebe göre fiyatlanıyor. Tek park için günlük giriş €57-90, çift park için €82-115 arasında değişiyor yani erken alırsanız avantajlı çıkarsınız. Dated biletleri ziyaret tarihinizden 3 gün öncesine kadar iptal hakkınız var. Disney otelinde kalıyorsanız otomatik olarak tarihli biletiniz oluyor.

1 günlük tarihli Disneyland giriş bileti almak için tıklayın.

2 / 3 / 4 günlük tarihli Disneyland giriş bileti almak için tıklayın.

UNDATED biletler tarih belirtilmeden alınıyor ve 1 günlük ziyaretleri kapsıyor. Aldıktan sonraki 365 gün içinde kullanmanız lazım. Tek park için günlük giriş €119, çift park için €144 ve iptal edilemiyor. Yani pek avantajlı bir bilet türü değil, daha çok hediye olarak Disneyland Paris bileti vermek isteyenlerce tercih ediliyor.

Gitmeden önce biletinizi websitesindeki registration kısmından gitmek istediğiniz tarihe kayıt ettirmeniz gerekiyor. Eğer bunu yapmadan giderseniz parka giremiyorsunuz. Ayrıca 14 Temmuz yani Fransa’nın ulusal bayramı Bastille Günü, 31 Ekim yani Cadılar Bayramı ve 31 Aralık yani Yılbaşı gibi üç önemli güne rezervasyon açık olmuyor.

1 günlük esnek Disneyland giriş bileti almak için tıklayın.

İndirimler
– Yine 3 yaşın altındakilere girişlerin tamamen ücretsiz, 3-12 yaş arası küçük bir indirim var, 12 yaş üzerindeki herkese de yetişkin tarifesi uygulanıyor.
– Engelliler için %25 indirim var.

7. Hangi Ekstraları Almaya Değer, Hangilerine Değmez? Premier Access Ultimate, Reserved Viewing Area & Diğerleri


Premier Access Ultimate – Öncelikli giriş olarak tercüme edebileceğimiz bu ekstra parktaki 18 ride’ın sırasının başına geçmenizi sağlıyor. Bazı popüler ride’larda standart bekleme süresinin 2+ saat olduğunu düşünürseniz bu müthiş bir avantaj ama bilete ek olarak kişi başına yoğunluğa göre 90 ile 190€ arasında bir ödeme yapmanız gerekiyor. Böyle olunca da özellikle aileler için çok pahalı oluyor. O yüzden pek tercih edilmiyor. Premier Access Ultimate’i isterseniz bilet alırken, isterseniz daha sonra herhangi bir noktada satın alabiliyorsunuz. Matematiğe vurunca yüzünüz düşmesin; bir çözüm daha var:

Disney Premier Access One – Alternatif olarak sadece belli bir ride için öncelikli giriş alabiliyorsunuz. Örneğin Peter Pan’e çok binmek istiyordunuz ama bir de baktınız sırada bekleme süresi 2+ saat. Hemen Disney uygulamasını açıp öncelikli giriş alıyorsunuz. Fiyatı yine talebe göre 10-20€ arasında değişiyor.
ÖNEMLİ: Zamanlı olduğu için mutlaka ride’ın kapısında alın, sakın erken erken almayın! Eğer çok binmek istediğiniz şeylerde bir saati aşkın sıralar görüyorsanız ve bütçeniz de el veriyorsa alın gitsin deriz.

Guaranteed Access – Disney şov sıralarının parktaki diğer sıralardan en büyük farkı sınırlı sayıda koltuk olduğu için sona kalanın dona kalma ihtimali. Yani sırada beklıyorsunuz bekliyorsunuz ama sizden birkaç kişi önce salon kapasitesi doluyor ve giremiyorsunuz. Kapılar açılınca herkes istediği yeri kaptığından aralarda birli ikili boş koltuklar kalıyor. Böyle olunca da salonun kapasitesi verimsizce doluyor. Bu Guaranteed Access de şovlara girmenizi garanti ediyor ama belli bir koltuk yine seçemiyorsunuz. Biz Eylül’de gittiğimizde 2 şov gördük, şova 10-15 dakika kala anca sıraya girebildik, hafta sonu olmasına rağmen her seferinde sıkıntısız yer bulduk, hatta en dışardaki koltuklar hep boştu. O yüzden genel olarak çok elzem gelmedi bize bu pas. Özellikle grup tekli koltuklara bölünebilecek yaştaysa. Şöyle bir önerimiz olabilir; parka gittiğinizde o gün park biletinin fiyatı ne kadar, popüler rideların bekleme süreleri kaç görünüyor gibi şeylere bakarak parkın ne kadar dolu olduğunu anlamaya çalışabilirsiniz. Ona göre de çok istediğiniz bir şov varsa ya çok önden sıraya girersiniz ya da Guaranteed Access alırsınız.

8. Disneyland’deki Eğlenceler Neler & Aralarında Nasıl Bir Strateji Yapmalı?

8.1 Disney Karakterlerinin Kortejleri: “Stars On Parade”



Mickey ve arkadaşlarının öncülüğünde, Toy Story, Aslan Kral, Peter Pan, Kayıp Balık Nemo, Uyuyan Güzel ve Frozen gibi sevilen Disney ve Pixar klasiklerinden karakterler müzikler ve danslar eşliğinde ilgili filmlerden esinlenilmiş araçlar ile kortej yapıyorlar. Siz de yolun kenarında dizilip onlara el sallıyorsunuz. Her ne kadar bizim aklımızı başımızdan almasa da hemen hemen herkes “parade”lerin Disney parklarının en vazgeçilmezi olduğunda hemfikir çünkü tam bir Disney bombardımanı yaşıyorsunuz. Dolayısı ile herkes işi gücü bırakıp korteji izlemeye Disney Park’ın ana caddesi olan Main Street USA’a geliyor.

Stars On Parade sene boyunca devam ediyor. Tören adı It’s A Small World olan atraksiyon tarafından başlayıp Main Street USA üzerinden Uyuyan Güzel Şatosu’na varıyor. Kortej açık havada gerçekleştiği ve uzun bir caddeyi turladığı için kontenjan derdiniz yok ama yine de bir 10 dakika önce hazır olup yol kenarından bir yer kapmak isteyebilirsiniz. Genelde 17.30’da oluyor ama sıklığı ve saatleri mevsime ve özel etkinliklere bağlı olarak değişebildiğinden en iyisi uygulama üzerinden kontrol etmek. Ayrıca buna ek olarak yılın dönemine göre, mesela Halloween ya da Christmas temalı ekstra geçitler olabiliyor. Uygulamadan takip edebilirsiniz.

ÖNEMLİ!!

  • Parade için de “reserved viewing area” isimli öncelikli izleme alanı var ama buradan yer satın almak bizce pek de avantajlı değil çünkü korteji daha iyi bir konumdan izlemiyorsunuz. Herkesin durduğu kaldırımın ufak bir kısmını iple ayırmışlar, o kadar. Ayrıca kortej bittiğinde stratejik olarak ters bir yerde kalıyorsunuz. Biz para verip giriş almamıza rağmen kullanmamayı tercih ettik.
  • Onun yerine geçitin başlangıç noktası olan It’s A Small World (Fantasyland) tarafında konumlanın. Kortej ilk sizin önünüzden geçecek ve bitecek. O 15 dakikalık turunu tamamlarken siz Fantasyland’deki ridelara koşup yer kapabilirsiniz.

8.2 Havai Fişekler, Projeksiyon ve Drone Şov İle Büyük Final: “Nighttime Show”


Parkın diğer bir vazgeçilmesi ise Nighttime Show. Her gece park Uyuyan Güzel Şatosu üzerinde gerçekleşen şatafatlı bir şov ile final yapıyor. Dronelar gökte şekiller çiziyor, havai fişekler şelale oluyor, dev bir sinema sahnesine dönen kale görsel efektlere boyanıyor… Herkes için günün en çok beklenen anı olduğu için sokaklar tıka basa doluyor. Genel tavsiye yarım saat önceden gidip yer kapmak şeklinde. Ancak yine de iyi bir yer garantileyemeyebilirsiniz çünkü şov başlayınca birden çocuklar omuzlara çıkarılıyor, cep telefonları ile çekim yapılıyor derken sizin görüntünüz kapanıyor. O yüzden biz 10 dakika önce gittik. Tabii önlere geçemedik. Arkada olunca havai fişekleri ve droneları her şekilde rahatça izleyebildik ama kale üzerindeki projeksiyonları insanların kafaları bölüyordu.

ÖNEMLİ:

  • Bizce en iyi strateji kaleye yakın / uzak demeden bank gibi üzerine çıkabileceğiniz bir şey bulmak.
  • Kalenin önünde yine Premier Access alanı var. Parade’den ise Nighttime Show’a Premier Access almak daha mantıklıysa da bizce yine de çok gerekli değil. Elbette paranız arttıysa neden olmasın ama bizce o 20 Euro’yu Nighttime Show Premier Access’e harcamaktansa bir ride’a öncelikli giriş için kullanmak daha faydalı.
  • Disneyland Park’tan izlenebiliyor, Studios tarafından izlenemiyor.
  • Nighttime Show’un görselleri değiştikçe ismi de değişiyor. Disney Electrical Sky Parade, Disney Dreams!, Disney Illuminations, Disney Tales of Magic gibi farklı farklı isimler duymak kafanızı karıştırmasın.
  • Nighttime Show sırasında ridelarda sıra çok düşüyor. İçinizde kalan bir ride varsa fırsat bu fırsat.

8.3 Characters Meets (Disney Karakterleri İle Buluşmalar)


Adından da anlaşılacağı gibi prenseslerden Mickey Mouse’a hemen hemen tüm Disney karakterleri ile bir araya gelip kısa bir etkileşimde bulunabiliyorsunuz. Kimisi ona çizdiği resimleri gösteriyor, kimi mektup veriyor, kimi sadece sarılıyor ya da fotoğraf çektiriyor. Çocuğunuzun yaşına ve karakterlere olan sevgisine göre buna zaman ayırıp ayırmamaya siz karar verin. Şunu da not etmek isteriz; bizim 2 yaşındaki kızımız, ona ekran vermediğimiz için bu karakterlerin hiç birini bilmiyordu, ona rağmen inanılmaz sevdi. Neticede karakteri tanımasa bile onunla etkileşen bir ördek, fare, köpek bile yeterince enteresan.

ÖNEMLİ!

  • Superhero Training Center hariç tüm karakter buluşmaları Disneyland Park’ta ama Studio’s tarafında pop-up buluşmalar oluyor.
  •  İki türlü karakter buluşması var, biri ekstra ücrete tabi yemekli buluşmalar, diğeri ise ekstra ücret gerektirmeyen, parkın herhangi bir eğlencesi gibi kuyruğuna girdiğiniz buluşmalar. Yemekli buluşmalar zaman kazanımı ve karakter bolluğu açısından bizce parasını hak ediyor. Üzerine bir de güzel bir yemek yemiş oluyorsunuz.
  • Yemekli buluşmalar için Disneyland Paris mobil uygulaması veya resmi web sitesi üzerinden önceden rezervasyon yapmalısınız. Genelde dolu oluyor ama pes etmeyin, sık sık girerek takip edin. Yer açılma ihtimali oluyor.
  • Bizce karakter buluşmaları yaş ilerledikçe büyüsünü kaybeden bir deneyim (Yine de sırada bir sürü yetişkin vardı.)

Bilete Dahil Karakter Buluşmaları

1. Princess Pavilion Disneyland Park’ın içinde tüm Disney prenseslerinin bir yerde toplandığı, genelde 10.00-17.00 arası açık bulunan ve sabit bir yeri olan bir bölüm. Bekleme süresi genelde 1,5-2,5 saat arası seyrediyor. Kapanış saatinden önce kuyruğa giriş bitebilir. Örneğin, saat 15:00’te bekleme süresi 2 saatse, kuyruk 17:00’den önce kapatılabilir. Maalesef Extra Magic Time sırasında burası henüz açılmamış oluyor ama yine de bu vakti sıradan yer kapmak için kullanabilirsiniz. Bir de belli bir prenses için sıraya giremiyorsunuz, sıranız geldiğinde şansınıza size hangisi denk gelirse onunla vakit geçiriyorsunuz.

2. Meet Mickey Mouse ise 10.00-17.00 arası açık olan ve sadece Mickey ile tanıştığınız sabit bir pavilyon. Bekleme süresi genelde 60-120 dakika arasında.

3. Parkta karakterlerle tanışabileceğiniz pop-up istasyonlar var. Bunlar uygulamada görünmeyebiliyor. Kuyruklar çok uzun olabiliyor, bekleme süresi 30 dakika ve aşağısındaysa hiç kaçırmayın.

4. Avengers Campus’ta bulunan Superhero Training Center Spider-Man, Captain Marvel, Iron Man gibi noktalar da Marvel süper kahramanlarıyla etkileşim fırsatı sunuyor. Masal çağını geçenlere en uygun karakter buluşması. En sevdiğimiz yanı ise sanal olarak sıraya girilebilmesi. Disneyland Paris mobil uygulamasında saat 10:00 ve 14:30’da sanal kuyruk açılıyor. Dakikalar içinde dolduğu için mutlaka saat gelmeden hazır bulunun. Saatlerde güncellemeye gidilebilir, onu da uygulama üzerinden kontrol edebilirsiniz.

5. Disney otellerde kalıyorsanız otel içindeki karakter buluşmalarını yakalamaya çalışabilirsiniz. Buralarda sıralar çok daha kısa oluyor.

Ekstra Ücrete Tabi Yemekli Karakter Buluşmaları

1. Plaza Gardens’daki Character Dinner Mickey, Minnie, Goofy, Pluto gibi en ikonik Disney karakterleri ile bir araya geldiğiniz açık büfe bir restoran. Yemekler gayet lezzetliydi ve 7-8 karakterle bir araya gelebildik. Bazıları 2 tur uğradı. Bu restoran 12.00 – 4.45 arasında da klasik bir restoran olarak hizmet veriyor. O saatler arasında herhangi bir karaktere rastlamıyorsunuz.

2. Auberge De Cendrillon’da Külkedisi ev sahipliğindeki yemekte siz yemeğinizi yerken prensesler tek tek masanıza geliyor. Bizce prensesleri seven bir çocuğunuz varsa bu deneyimi satın almaya değer çünkü kısa zamanda bir çok karakterle tanışmasına imkan yaratıyor.
Zaten öyle ya da böyle yemeğe bir para ve vakit ayıracağınız için bizce bu çok mantıklı bir yatırım. Fiyata başlangıç, ana yemek ve tatlı dahil. Alakart menüden siz seçiyorsunuz. Tatlı olarak Sindirella’nın cam ayakkabısını ısmarlamayı atlamayın. Kolay kolay yer bulunmuyor, hemen uygulamadan uygunluğa bakabilir ya da yerinizi kapabilirsiniz.

3. Royal Banquet ise gurmeler için düşünülmüş, hem klasik Disney karakterleri hem de prenseslerle buluşma imkânı sağlayan bir format. Açıkçası bize daha sofistike bir menü sunması çok cazip gelmedi çünkü Plaza Gardens’daki açık büfe bile gayet lezzetliydi ve zaten Disneyland’e de yemek yemeğe gelmiyoruz. Ancak hem prenses çağında, hem de Mickey Mouse çağında çocuklarınız varsa ikisinin gönlünü aynı anda yapabilmek açısından güzel.

Kıyaslama Tablosu

Restoran Karakterler Öğünler Servis Türü Fiyat Seviyesi Özelliği
Plaza Gardens Mickey, Minnie, Goofy, Pluto, Donald, Daisy, Eeyore, Tigger ve Rabbit (Karakterler değişebilir) Kahvaltı & Akşam Yemeği Açık Büfe $ En klasik karakterin olduğu uygun fiyatlı seçenek
Auberge de Cendrillon Cinderella, Belle, Ariel, Aurora, Snow White gibi prensesler + Sindirella’nın Fare Dostları Suzy ve Perla Öğle & Akşam Yemeği 3 Aşamalı Menü $$ Disneyland’de prenseslerle yemek yeme imkânı
Royal Banquet Mickey, Minnie, Prens & Prensesler (Belle, Ariel, Tiana, Rapunzel vb.) Öğle & Akşam Yemeği Alakart Menü $$$  Hem klasik karakterlerin hem de prenseslerin olduğu lüks yemek deneyimi

 

✔ Bir sürü klasik Disney karakteri ile buluşmak istiyorum: Plaza Gardens
✔ Çocuğum prensesleri çok seviyor: Auberge de Cendrillon
✔ En lüks Disney yemek deneyimini yaşamak istiyorum: Royal Banquet (Disneyland Hotel)

8.4 Hangi “Ride”ları Önceliklendirmeli?


Kimi ride büyülü bir atmosfer yaratmayı hedefliyor, kimi adrenaline oynuyor, hepsinin ayrı bir yeri var.  O yüzden öncelik listenizi aslında grubunuzun ilgi alanınıza ve yaş ortalamasına göre belirlemelisiniz. Örneğin küçük çocukla gidiyorsanız daha az adrenalinli şeylere yöneliyorsunuz. Zaten bazı ride’larda boy sınırı da var. Ama bu demek değil ki yanınızda küçük çocuk yoksa tüm ambiyans içerenleri atlamalısınız. Yetişkin bile olsanız Peter Pan’s Flight, A Small World, Pirates of the Caribbean gibi bazıları yaratıcılıkları ve sanatsal yönleriyle sizi etkileyecektir.
Aşağıda hangi ridelar güzel, boy sınırı var mı gibi detayları göreceksiniz. Yaş uyumu ise Disney’in yönlendirmesinden çok genel kanıyı yansıtır. Küçük çocuğunuz varsa benim size tavsiyem videoları önden izleyerek kontrol etmeniz çünkü bazı “tüm yaşlar” diye geçenler içerikleri nedeniyle her çocuğa uygun olmayabilir.

TELEFONDAN OKUYARSANIZ TABLOLARI SAĞA KAYDIRIN >>>>

Ride Yaş Uyumu   Boy    Sınırı
Teması Eğlence Türü Konum  Favoriler
Video Bağlantısı Notlar
Big Thunder Mountain 7+ 1 m Vahşi Batı’da maden treni macerası. Rollercoaster,
Adrenalin, Hızlı
Frontierland, Disneyland Park ❤ İzle Tüm Disneyland’ın en popülerlerinden
Pirates of the Caribbean Tüm Yaşlar
(bazıları korkabilir, videoyu izleyin)
Yok Korsan temalı tekne gezisi. Karanlık Ortam,
Görsel Efektler
Adventureland, Disneyland Park ❤ İzle Şimşek, top atışı gibi öğeler var. Korku temalı bir ride olmasa da izleyip çocuğunuza uygun mu karar verin.
Star Wars Hyperspace Mountain 10+ 1.20 m Star Wars evreninde, kapalı mekanda bir rollercoaster. Adrenalin, Hızlı, Karanlık Discoveryland, Disneyland Park ❤ İzle Tüm Disneyland’ın en popülerlerinden
Peter Pan’s Flight Tüm Yaşlar Yok Londra ve Neverland üzerinde uçan korsan gemisiyle yolculuk. Nazik, Görsel Efektler Fantasyland, Disneyland Park ❤ İzle Ufak çocuklar için şart. Yetişkin olsanız bile keyifli.
Ratatouille: The Adventure Tüm Yaşlar
(ama 3D ekran var)
Yok Remy’nin boyutuna küçülerek Gusteau’nun mutfağında 4D macera. 4D Karanlık Gezi, Görsel Efektler Worlds of Pixar, Walt Disney Studios Park ❤ İzle Sempatik ve sarsıntısız diye tüm yaşlara uygun olarak geçse de çok ekran maruziyeti var. 3D gözlükle izleniyor.
The Twilight Zone Tower of Terror 10+ 1 m Perili bir otelde ani asansör düşüşleri. Heyecanlı, Korkutucu, Düşüş Production Courtyard, Walt Disney Studios Park ❤ İzle Özel efektleri ve ani düşüşleriyle heyecan kovalayan çoğu kişinin hoşuna gitse de bazıları için korkutucu/bunaltıcı olabilir.
Buzz Lightyear Laser Blast Tüm Yaşlar Yok Trende giderken lazer tabancalarla hedefleri vurduğunuz bir yolculuk. İnteraktif, Görsel Efektler Discoveryland, Disneyland Park ❤ İzle Tabanca olunca korkunç sanmayın, sempatik bir konsept. Küçük çocuklar tabancayı kullanamasa bile keyif alır.
Indiana Jones and the Temple of Peril 10+ 1.40 m Antik bir tapınakta yüksek hızlı rollercoaster. Rollercoaster,
Heyecan, Hızlı
Adventureland, Disneyland Park ❤ İzle Indiana Jones temalı antik kalıntılardan geçen bir rollercoaster
Crush’s Coaster 7+ 1.07 m Crush ile okyanus akıntılarında dönen rollercoaster. Dönen, Adrenalin, Karanlık Worlds of Pixar, Walt Disney Studios Park ❤ İzle Bekleme süresi fazla olabiliyor.
It’s a Small World Tüm Yaşlar Yok Dünyadaki farklı kültürleri işleyen, şarkı söyleyip dans eden bebeklerle dolu nazik bir tekne gezisi. Müzikal, Animatronik, Nazik Fantasyland, Disneyland Park ❤ İzle Ufak çocuklar için şart, Yetişkin olsanız bile keyifli
Dumbo the Flying Elephant Tüm Yaşlar Yok Uçan fil Dumbo şeklindeki gondollarda klasik bir lunapark dönen aleti. Nazik, Görsel Efektler Fantasyland, Disneyland Park İzle  Sıradan
Mad Hatter’s Tea Cups Tüm Yaşlar Yok Lunaparklardan aşina olduğunuz dönen fincanlar. Dönen Mekanizma Fantasyland, Disneyland Park İzle Sıradan
Alice’s Curious Labyrinth Tüm Yaşlar Yok Alice Harikalar Diyarında’dan esinlenen yürüyüş labirenti. Bahçe Fantasyland, Disneyland Park İzle Sıradan
Casey Jr.  Tüm Yaşlar Yok Çocuklar için tasarlanmış mini hız treni, sirk treni temalı. Nazik Hız Treni, Küçüklere Uygun Fantasyland, Disneyland Park İzle Sıradansa da küçükler için eğlenceli.
Pinocchio’s Fantastic Journey Tüm Yaşlar Yok Pinokyo’nun yolculuğunu takip eden bir tren. Görsel Efektler Fantasyland, Disneyland Park İzle İçerisi karanlık ama korkutucu değil.
Snow White’s Adventure Tüm Yaşlar Yok Pamuk Prenses’in klasik hikayesi tatlı / korkunç anlatan tren yolculuğu. Karanlık Gezi, Animatronik Fantasyland, Disneyland Park İzle Sarsıntısız ve boy sınırsız olduğu için uygun dense de görseller bazı çocukları korkutabilir. Videoyu izleyip karar verebilrsiniz.
Lancelot’s Carousel

Tüm Yaşlar

Yok Klasik atlı karınca deneyimi. Küçüklere Uygun Fantasyland, Disneyland Park İzle Sıradan.
Le Pays des Contes de Fées (Storybook Land Canal Boats) Tüm Yaşlar Yok Şirin minyatürlerle süslü bir parkurda sakin bir tekne turu. Küçüklere Uygun Kanal Turu Fantasyland, Disneyland Park İzle Çok özel değil ama küçük çocuklar sevecektir.
Disneyland Railroad – Main Street Station Tüm Yaşlar Yok Parkın etrafında bir tren yolculuğu. Nazik, Buharlı Tren Main Street, Disneyland Park İzle Parkı gezdiriyor, pek bi olayı yok ama dinazor seven bir çocuğunuz varsa sonu hoşuna gidecektir.
Thunder Mesa Riverboat Landing Tüm Yaşlar Yok Buharlı nehir teknesiyle sakin bir tur. Nazik, Buharlı Tekne Turu Frontierland, Disneyland Park İzle Hiç bir sürprizi yok. Sadece Thunder Mountain etrafında yüzüyor, atlanabilir.
Phantom Manor Tüm Yaşlar Yok Frontierland’in perili evi. Karanlık Ortamda Gezi, Gizemli Frontierland, Disneyland Park İzle Çok küçük çocuklar için korkutucu olabilir.
Orbitron Tüm Yaşlar Yok Herhangi bir lunaparkta da bulabileceğiniz dönen mekanizmalardan, Retro-fütüristik roketlerle biniyorsunuz. Dönen Mekanizma Discoveryland, Disneyland Park İzle Sıradan
Disneyland Railroad – Discoveryland Station Tüm Yaşlar Yok Parkın etrafında bir tren yolculuğu. Nazik, Buharlı Tren Discoveryland, Disneyland Park İzle Parkı gezdiriyor, pek bi olayı yok. Zaten parkı gün içinde görüyorsunuz.
Star Tours: The Adventures Continue 4+ 1.02 m Star Wars evreninde 3D simülatör deneyimi. Simülatör, 3D Discoveryland, Disneyland Park İzle Binen kişilerden bazıları baş dönmesi ve mide bulantısı yaşamış.
Autopia Tüm yaşlar fakat 7 yaşın altındaki çocuklar bir yetişkinle binmeli 81 cm Geleceğin arabalarını kullanma deneyimi. Sürüş Deneyimi, Eğlenceli Discoveryland, Disneyland Park İzle Bizim lunaparklardaki çocuk trenlerine benziyor. Sadece daha fütüristik bir tasarıma sahip.
Slinky Dog Zigzag Spin 1+ Yok Klasik lunaparklardaki trenlerin Toy Story’deki yaylı köpek şekilde giydirmişi. Dönen, Eğlenceli Worlds of Pixar, Walt Disney Studios Park İzle Sıradan
Toy Soldiers Parachute Drop Tüm Yaşlar 81 cm Oyuncak askerlerle paraşütle iniş simülasyonu. Düşüş, Eğlenceli Worlds of Pixar, Walt Disney Studios Park İzle Bekleme süresi uzun olabiliyor, çocuklar için de uygun olan eğlenceli bir paraşütle atlama deneyimi.
Cars Quatre Roues Rallye Tüm Yaşlar Yok Lunaparklardan bildiğiniz dönen fincanların Arabalar filminden esinlenilmiş araba şeklinde olanı. Dönen, Eğlenceli Worlds of Pixar, Walt Disney Studios Park İzle Sıradan
Cars Road Trip Tüm Yaşlar Yok Şimşek McQueen ve Guido gibi karakterle Cars evreninde araba sürme tecrübesi. Küçüklere Uygun, Nazik Worlds of Pixar, Walt Disney Studios Park ❤ İzle Sıradan
Avengers Assemble: Flight Force Tüm Yaşlar 1.20 m Marvel evreninde yüksek hızlı bir rollercoaster. Rollercoaster, Adrenalin, Hızlı Avengers Campus, Walt Disney Studios Park İzle Disneyland Paris’e özgü bir atraksiyon.


✔ Ufak çocuklar için favoriler: 
It’s a Small World, Peter Pan’s Flight, Buzz Lightyear Laser Blast, Cars Road Trip
✔ Büyük çocuklar ve tüm Peter Panlar için favoriler: Big Thunder Mountain, Star Wars Hyperspace Mountain, Crush’s Coaster

8.5 Şovlar (Indoor Shows)


Her iki parkta da kapalı sahnelerde şovlar gerçekleşiyor. Broadway tarzı şovları seviyorsanız bunlardan da çok keyif alırsınız, ben en az bir tane görmenizi öneririm. Bütün gün ayakta kuyruk bekledikten sonra biraz oturmak da iyi gelecektir. Her iki parkta da sahneler var. Hangi parkta saat kaçta hangi şov var Disney uygulamasından takip edebilirsiniz.

Bizim 2 yaşındaki kızımızın en bayıldığı şeylerden biri oldu şovlar. Hangisi olduğuna pek önem vermeden en akışımıza en uyan 3 şova gittik, hepsi çok güzeldi. Ne Lion King, ne Toy Story’i bilmesine rağmen çok hoşuna gitti. Yani referansları bilmemesinden endişe etmeyin. Hepsini yetişkinler de mutlaka beğenecektir. Sırasıyla en beğendiklerimiz:

Together: A Pixar Musical Adventure (Walt Disney Studios Park – Studio Theater) : Coco, Finding Dory, Toy Story gibi Pixar karakterlerinin bir arada olduğu, canlı orkestra ve sinematik efektler eşliğinde bir yolculuk.

Mickey and the Magician (Walt Disney Studios Park – Animagique Theater) : Mickey’nin ana karakter olduğu ama ara ara çeşitli Disney karakterlerinin de dahil olduğu danslı ödüllü bir şov. Bir noktada seyircilerin arasına hayvan kuklaları dolanıyor, kızım çok sevdi.

The Lion King: Rhythms of the Pride Lands (Disneyland Park – Frontierland Theater) : Aslan Kral’ın müziklerine kurgulanmış, Afrika’nın kabilelerine gönderme yapan bir şov. Öyle hayvan, prenses, robot gibi küçük çocukların doğal olarak ilgisini çeken unsurlar yoksa da danslar, kostümler, efektler ile ilgiyi tutuyor. Diğerlerine göre daha az çocuksu.

Şimdi listeleyeceklerim ise prodüksiyon olarak zayıf, ebeveyn olarak sıkılacağınız ama belli bir karaktere sevgisi sarsa çocuklarınızın sevebileceği etkinlikler. Yani çocuğunuzun şovun içindeki bir karaktere özel bir tutkusu yoksa vakit ayırmak anlamlı olmaz.

Frozen: A Musical Invitation (Disneyland Park – Animation Celebration): Frozen temalı çocuk tiyatrosu
Stitch Live! (Walt Disney Studios Park – Production Courtyard): İnteraktif bir Stitch animasyonu
Minnie’s Musical Moment (Walt Disney Studios Park – Toon Studio) : Minnieli çocuk tiyatrosu

ÖNEMLİ!

  • Parkta yoğunluk varsa şovlarda yer garantilemek istiyorsanız 45 dakika önce sırada olmanız lazım. Biz Eylül’de gittiğimizde 15 dakika önce gitmemize rağmen hep yer bulduk.
  • Numaralı koltuk sistemi yok, isteyen istediği yere oturuyor. Dolayısı ile koltuklar çok verimsiz kullanılıyor. Sıranın arkalardaysanız dağınık oturmanız gerekebilir.
  • İlk 3 şova a Frozen’a uygulama üzerinden Premier Access alıp içeri girişinizi garantileyebilirsiniz. Unutmayın, bu belli bir koltukta oturmanızı garantilemez, sadece o seansta içeri girmenizi garantiler.

9. Zaman Kazandırıcı Tüyolarımız

9.1 Extra Magic Time

Disneyland kampüsündeki otellerden birinde kalıyorsanız en büyük avantajı parkın kapılarını otel misafirlerine özel 1 saat erken açmaları. Yani park 9.30’da halka açılırken Disney otellerinde kalanlara 8.30’a açılıyor. Tabii bu da çok daha az sıra bekleyerek en popüler bazı ride’ları erkenden yapabileceğiniz anlamına geliyor. Ancak 8.30’da içeri girmek için 8’de kapıda sıraya girmelisiniz.

  • Bütün ride’lar Extra Magic Time’de açık olmuyor. Uygulamadan hangileri açık kontrol edin.
  • Genelde Discoveryland açık oluyor. Hemen Buzz ve Hyperspace’u yapmaya bakın.
  • Fantasyland genelde açık oluyor. Hemen Peter Pan’s Flight ve A Small World’u yapmaya bakın. (Küçük çocukluların önceliği Fantasyland)
  • Big Thunder Mountain bazen açık, bazen kapalı. Açıksa vaktinizi burada değerlendirmeniz de mantıklı.

9.2 Disney Otellerinde Kalmayanlar İçin Disneyland’e Giriş

Eğer dışarıdan geliyorsanız, yani Disney otellerinde kalmıyorsanız size kapılar 9.30 açılıyor. Ancak kapıda sıra oluştuğu için girişiniz biraz zaman alacaktır. 9.30’da içeri girmek için insanlar 45 dakika önce sıraya giriyor. Şahsen ben sabah sabah 45 dakika kapıda bekleyeceğime sıraları göğüslerim ama o azmi gösterenlere şapka çıkarıyorum. Bu arada 9.30’da içeri girmeyi başarsanız bile Peterpans’s Flight & Big Thunder Mountain çoktan sıralar oluşmuş olacaktır.

9.3 Premier Access

Yukarıdaki “Hangi Ekstraları Almaya Değer, Hangilerine Değmez?” bölümünde bunu enine boyuna anlattığımız için burada tekrar etmeyeceğiz. Henüz okumadıysanız mutlaka dönüp okuyun. Access One alacaksanız en uzun kuyruğa sahip atraksiyonlar şunlar:

Atraksiyon Ortalama Bekleme Süresi Maksimum Kaydedilen Bekleme Süresi
Princess Pavilion 102 dakika 161 dakika
Meet Mickey Mouse 65 dakika 110 dakika
Peter Pan’s Flight 46 dakika 68 dakika
Big Thunder Mountain 42 dakika 62 dakika
Orbitron® 34 dakika 57 dakika
Buzz Lightyear Laser Blast 32 dakika 59 dakika

9.4 Single Rider (Tek Başına Biniş)

Grubu bölmekte sakınca görmüyorsanız cebinizden ekstra para çıkamadan sıranın önlerine geçebilirsiniz. Tek başına binen misafirler için, normal sıradan bağımsız olarak, boş kalan koltukları doldurmak üzere ayrı bir sıra var. Bu sayede park atraksiyonların kapasitesi en verimli şekilde kullanıyor, tek başına binen ziyaretçiler de daha az bekliyor. Her atraksiyonda Single Rider olmuyor ve olanları da bazen açık kapayabiliyorlar. Bu riderlarda genelde oluyor: Star Wars Hyperspace Mountain (bazen açık bazen kapalı, çok kalabalıksa açık), Crush’s Coaster, RC Racer, Ratatouille, Toy Soldiers Parachute Drop, Avengers Assemble: Flight Force, Spider-Man W.E.B. Adventure.

9.5 Rider Switch ❤

Rider Switch, ailelerin park deneyimlerini daha esnek ve keyifli hale getirmek için tasarlanmış harika bir hizmet. Bir ebeveyn çocukla sıra bekliyor ve biniyor. Atraksiyondan çıkarken, bir Cast Member’dan (park görevlisi) Rider Switch kartı talep ediyor. İkinci ebeveyn bu kartı kullanarak atraksiyonun hızlı geçiş (Fast Pass) veya özel girişinden beklemeden atraksiyona binebiliyor. Çocuğunuz bu sistem sayesinde her iki ebeveynle de atraksiyona binebilir, böylece çocuk aynı atraksiyonu iki kez deneyimleyebilir. Ya da iki çocuğunuz varsa 2 takım olup birbiriniz için sürekli Rider Switch kartı alarak çok hızlanabilirsiniz. Binerken yanınızda çocuk yoksa inerken bu kartı alamazsınız. Rider Switch hizmeti tüm atraksiyonlarda mevcut olmayabilir. Hangi atraksiyonların bu hizmeti sunduğunu öğrenmek için girişteki bilgilendirme panolarını kontrol edin veya bir Cast Member’a danışın.

9.6 Parade Sırasında Akıllıca Konumlanın

Parade’in başlangıç noktası olan Fantasyland’da konumlanın. Parade 15 dakika sürüyor ve şatoya kadar uzun bir yol yapıyor. Başlangıç noktasında olursanız parade ilk sizden başlayıp, sizden bitecek. Diğer insanlar parade’in önünden geçmesini beklerken siz Fantasyland’deki atraksiyonlara koşabilirsiniz.

Yaş sıkıntısı yoksa Extra Magic Time’da Discoveryland’de Hemen Buzz ve Hyperspace’i yapıp, parade sonrası Fantasyland’ı fethetmek iyi bir strateji olabilir. 

9.7 Nighttime Show’dan Önce Bekleme Süreleri Çok Düşüyor

Aileler çocukların uyku ve yemek saatleri nedeniyle 7’den sonra peyderpey sıralardan çıkıyorlar. Dolayısı ile özellikle de ufak çocuklara hitap eden Fantasyland’deki atraksiyonlarda sıra yarım saate düşüyor.

9.8 Parka Herkesten Önce Girmenin Formülü: Kahvaltı Rezervasyonu

Disneyland Park’ta bazı restoranlarda 8:15’te kahvaltı veriliyor. Bu restoranlardan birine rezervasyonunuz varsa parka 8’de girebiliyorsunuz. Böylece kimsecikler yokken güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Kahvaltınızı hızlı yaparsanız Disney Otellerinde kalmasanız bile, halihazırda parkın içinde olduğunuzdan Extra Magic Time’a bile katılabilirsiniz (ama stressizce bence kahvaltınızın tadını çıkarın.)

9.9 “Quick Service” Restoranlarında “Click & Collect” Yaparak (Online Sipariş) Daha Da Hızlanın


Disneyland’deki tematik restoranlarda yemek bizce çok keyifli ve Disney deneyiminin özel bir parçası. Yer bulabilirseniz ve bütçeniz el verirse ziyaretiniz boyunca en azından bir öğününüzü onlarda değerlendirin deriz. Ama günde birden fazla öğününüzü de oralara ayırırsanız zamanınıza yazık olur. Git, otur, ye, kalk derken 2 saate yakın zaman buharlaşıyor. Biz konakladığımız 3 gün boyunca her güne bir tematik restoran koyduk ve çok tadındaydı. Kahvaltıyı otelde yedik, diğer öğünü Quick Service restoranlarından çözdük. Quick Service dedikleri aslında kafeterya gibi yerler. Hepsi yine bir Disney temasından esinlenmiş ama çok özel bir ambiyans beklemeyin. Self-service; sıraya girip tepsi ile yemeğinizi alıyor bir masaya oturuyorsunuz. Böylece çok daha hızlı bir şekilde yemeği aradan çıkıyorsunuz. Bazıları sadece fast food’dan ibaret değil, sağlıklı şeyler de var. Örneğin, Mickey şeklinde pizza da satıyor, Asya esintili vejetaryen bowl’lar da. Disney parklarının içindeki quick service restoranlarında online sipariş vererek biraz daha zaman kazanabilirsiniz. Bir ride’ın sırasındayken yakındaki bir quick service’ten sipariş oluşturabilirsiniz. Ama tahmin edersiniz ki yoğun talep olan saatlerde Click & Collect de sıkışabiliyor.

Sipariş Verme

  • Bunun için Disneyland Paris mobil uygulamasına giriş yapın.
  • Alt menüden “Food” seçin.
  • Biraz aşağı inince Click & Collect yazısının altında restoran seçeneklerini göreceksiniz.
  • Tercih ettiğiniz restoranı seçin ve “Order Now”a basarak sipariş oluşturun.
  • Teslimat saatinizi seçin ve ödemeyi tamamlayın.

Siparişinizi Teslim Alma:

  • Seçtiğiniz saatte restorana gidin.
  • Uygulama veya onay e-postası üzerinden “I’m Here” butonuna dokunarak varışınızı bildirin.
  • Restoranın “Click & Collect” noktasından siparişinizi teslim alın.

Disneyland Parkı Restoranları

TELEFONDAN OKUYARSANIZ TABLOLARI SAĞA KAYDIRIN >>>>

Restoran Restoran Özeti Parktaki Yeri Yemekler Disney Temalı Atıştırmalıklar Click & Collect Video
Au Chalet de la Marionnette Alman mutfağından esinlenmiş menüsüyle  “Pinokyo” temalı bir restoran. Fantasyland Bratwurst (Alman sosisi), pretzel, tavuk burger, patates kızartması, salatalar. Çocuklar içinse sağlıklı bir şey yok. Mickey şeklinde kek ✔ İzle
Pizzeria Bella Notte “Lady and the Tramp” çizgi filminden ilham alınarak tasarlanmış, çizgi filmdeki köfteli makarnası ile ünlü romantik bir mekan. Ambiyans tatlı. Fantasyland Burada hamurdan kaçışınız yok. 🙂
Pizza, makarna, lazanya…
Mickey şeklinde pizza ve dondurma İzle
Café Hyperion Mc Donalds vari menüler sunan, “Star Wars” dekorlu bir restoran. Discoveryland Burger çeşitleri (cheeseburger, tavuk burger), patates kızartması, salatalar, vejetaryen seçenekler Mickey kurabiye ve Mickey çikolatalı mus ✔ İzle
Casey’s Corner Amerikan beyzbol temalı, hot dog’ları ile bilenen restoran. Main Street, U.S.A. Farklı soslarla hot dog çeşitleri, patates kızartması, soğan halkaları, nuggets. Sosisler domuz değil, dana etinden ama siz yine sorun.  Mickey dondurma ✔ İzle
Cowboy Cookout Barbecue Vahşi Batı temalı, barbekü lezzetleri sunan geniş ve rahat bir restoran. Frontierland Izgara tavuk, barbekü kaburga, sosisli, burger çeşitleri, vejetaryen burger, salatalar. Mickey dondurma, Mickey kurabiye ve Mickey çikolatalı mus ✔ İzle
Restaurant Hakuna Matata “Aslan Kral” filminden esinlenmiş, Afrika temalı dekora sahip ve egzotik lezzetler sunan bir mekan. Adventureland Senegal usulu balık (Thieboudienne), chakalaka (Güney Afrika Usulü kuru fasulye), Yassa (Senagal usulü tavuk) ama nuggets ve kebap da var. Mickey dondurma ✔ İzle
Casa de Coco – Restaurante de Familia “Coco” filminden ilham alınarak tasarlanmış, Meksika mutfağının lezzetlerini sunan aile dostu bir restoran. Frontierland Burrito çeşitleri, nachos, salatalar, churros ve alkollü margarita Mickey dondurma ✔ İzle
Last Chance Café Asya lezzetlerini özleyenler buraya Frontierland Spring roll, karides tempura, karamelize tavuk, Kızarmış pilav, tofu salatası ✔ İzle
Colonel Hathi’s Pizza Outpost “The Jungle Book” filminden esinlenerek tasarlanmış, orman atmosferinde İtalyan ve Hint mutfağından lezzetler sunan bir restoran. Adventureland Mickey Pizza, Butter Chicken, Mercimek Dalh, Pakora Sebze Kızartmaları, Bahji Soğan halkası Mickey Pizza, Mickey kek, Mickey dondurma İzle


Walt Disney Stüdyoları Parkı Restoranları

Restoran Restoran Özeti Parktaki Yeri Yemekler Disney Temalı Atıştırmalıklar Click & Collect Video
Ice Cream Creations Magnum iş birliğiyle Pixar ve Disney evrenleri esintili dondurma çeşitleri servis eden bir food truck. Production Courtyard Affogato tarzı kahve ve sıcak çikolata, bilumum sıcak ve soğuk içecek. – Cowboy, Snowflake ve The Lion King isimli tematik Magnum dondurmaları. İzle
Stark Factory Avengers Campus’te bulunan, taze hazırlanmış pizzalar ve salatalar sunan, Marvel temalı bir restoran. Avengers Campus El yapımı pizzalar (margherita, pepperoni, vejetaryen), taze salatalar, makarna seçenekleri, çocuk menüsü. ✔ İzle
Speciality Ice Cream Production Courtyard’ın merkezinde, Hollywood Bulvarı’nda bulunan bir dondurmacı. Production Courtyard Magnum ve Twister dondurma seçenekleri, kola ve maden suyu gibi soğuk içecekler.
Toon Studio Catering Co Animation Celebration yakınlarında bulunan ve sevimli bir görüntüsü olan food truck. Toon Studio Turkey and Cheese Toastie (tost), elmalı tart, dondurmalar, sıcak ve soğuk içecekler. – Mickey kurabiyesi, Mickey brownie. İzle
PYM Kitchen Ant-Man ve Wasp konseptli restoran. Farklı boyutlarda, burgerler veya tatlılar var. Açık büfe de a la carte da mevcut. Rezervasyon gerekli. Avengers Campus Sezar ve vegan salata, devasa burger ve pretzeller, Glazed Salmon (somon), tatlı ve pasta çeşitleri, sıcak-soğuk içecekler. – Ant-Man ve Wasp temalı tatlılar, burgerler ve kokteyller. İzle
Super Diner Kaptan Amerika filmindeki Peggy Carter’ın arkadaşı Angie’nin çalıştığına benzeyen 1950’ler tarzı retro bir restoran. Avengers Campus Shawarma (vegan opsiyon da var), Sezar salata, cipsler, Choco-Blast isimli karamelli ve fıstık ezmeli ünlü tatlısı, dondurmalar ve içecekler. İzle
FAN-tastic Food Truck Iron Man ve Kaptan Amerika temalı bir food truck. Hızlı atıştırmalıklar için ideal. Avengers Campus New York tarzı klasik, çıtır veya sebzeli hot dog, dondurmalar, cips, kurabiye ve içecekler. İzle
WEB Food Truck Marvel filmi Madame Web temalı food truck. Asya mutfağından lezzetler sunuyor. Avengers Campus Tavuk, karides, füme tofulu noodle’lar, “coco balls” isimli tatlıları, dondurma çeşitleri, sıcak ve soğuk içecekler, Slush isimli aromalı buzlu içecek. İzle
Bistrot Chez Rémy Romantik atmosferi olan Ratatouille temalı restoran. Tematik sandalye, masa, şamdan ve aksesuarlar var. Buranın en popülerlerinden, rezervasyon şart. Worlds of Pixar Hem yetişkinler hem de çocuklar için Fransız mutfağı esintili menüler, doğum günü pastaları, sıcak-soğuk içecekler. – Ratatouille karakteri Emile ve Remy temalı menüler. İzle
Laugh’N’ Go! Cars ROAD TRIP alanına giderken uğrayabileceğiniz “Arabalar” temalı food truck. Worlds of Pixar Sandviçler, peynir sosları, balkabağı ve kestaneli çorba, cupcake ve içecekler. – Croque McQueen isimli sandviçi. İzle

 

10. Disneyland’deki En İyi Yeme-İçme Deneyimleri


Disneyland’de 3 çeşit yeme-içme olanağı var:

10.1 “Table Service”

En kaliteli ve sağlıklı yemeği yiyeceğiniz yerler masaya servis yapan restoranlar. Ancak kesinlikle her öğünü bunlarda yemeye değmez çünkü hem vakit hem de nakitten daha çok harcıyorlar. Günde 1 öğünü bu şekilde planlamak ideal. Otellerin içinde, Disney Village’de ve Disney parklarının içinde çeşitli seçenekler var. Kimi klasik restoran kimisi ise Disney temalı, yani dekoru ve menüsüyle bir Disney temasını işliyor ya da karakter buluşmaları içeriyor. İşte asıl bu restoranlardan yer kapmanız lazım. Bu tematik restoranlardan yer kapmak sınırlı kapasitelerinden ötürü oldukça zor, aylar öncesinden doluyorlar ancak sık sık girip bakarsanız yer açılıyor. Aynı gün içinde bile iptaller oluyor o yüzden o yüzden parka geldiğinizde bile peşini bırakmayın. Restoran seçeneklerine ve müsaitliklerine Disney uygulamasından ya da websitesinden bakabilirsiniz.

✔ En özel atmosfer: Pirates of the Caribbean temalı Captain Jack’s ve ratatouille temalı Bistrot Chez Rémy
✔ Karakter buluşmaları: Plaza Gardens Restaurant (kahvaltı, akşam yemeği), Auberge de Cendrillon (kahvaltı, öğlen ve akşam yemeği), Royal Banquet (öğlen ve akşam yemeği)
Bkz: 8.3
✔ Doğum günü pastası – Bistrot Chez Rémy

10. 2 “Quick Service”

Fast food restoranları tarzında kasada sipariş verip tepside yemek kaldığınız yerler. Biz öğünümüzü de buralarda değerlendiriyorduk. Tekrar bahsetmeyeceğiz, 9.9’dan okuyabilirsiniz.

✔ En Disney ruhu taşıyanı – Pizzeria Bella Notte
✔ Sağlıklı Seçenekler – PYM Kitchen, Colonel Hathi’s Pizza Outpost, Last Chance Café, Casa de Coco – Restaurante de Familia, Restaurant Hakuna Matata, Cowboy Cookout Barbecue

10.3 “On-The-Go”

Bunlar dondurma, kurabiye gibi abur cubur tarzı sokak lezzetleri satan yerler.

11. Yapmadan Dönmeyin


Genel Kanı:
– Disney’in ikonu Uyuyan Güzel Şatosu’nu gezin. İçine giriliyor, güzel vitrayları ve manzarası var. Bodrum katındaki ejderhayı atlamayın.
– Night Show’u görün.
– Bir parade izleyin.

Ufak Çocuklar İçin Favoriler:
– It’s a Small World, Peter Pan’s Flight, Buzz Lightyear Laser Blast, Cars Road Trip
– Karakterli yemeklerden birini çok hoşlarına gider.
– Şovlar

Büyük Çocuklar ve Tüm Peter Panlar İçin Favoriler:
– Big Thunder Mountain, Star Wars Hyperspace Mountain, Crush’s Coaster
– Pirates of the Caribbean temalı Captain Jack’s tematik restoranlar arasında favorimiz.
– Şampanya kartı (Main Street’in sonunda, “Victoria’s”ın yanında, kaleye giderken şampanya noktası var. İçtikten sonra da Disney logolu flüt bardakları da hatıra olarak saklıyorsunuz)
– Şovlar

12. Faydalı Bilgiler

İlk İş Disneyland Paris Uygulamasını Telefonunuza İndirin

Kapıda edinebileceğiniz kağıt haritadan ne nerede kolaylıkla bulabiliyorsunuz ama resmi uygulamayı indirirseniz uygulamanın etkileşimli haritasında konumunuzu görebiliyor, hangi aletin önünde ne kadar bekleme süresi var görebiliyor, anında hızlı geçiş hakları satın alıp qr kodunu okutup belirli aletlerde sıra beklemeden geçiş yapabiliyor, otel rezervasyonları ve check-in yapabiliyor, Disney PhotoPass ile fotoğraflarınızı yükleyebiliyor, popüler restoranlara rezervasyon yaptırabiliyor, menülerini inceleyebiliyor, en çok talep gören gösterilere yer ayırtabiliyor ve daha pek çok indirimden ve avantajdan faydalanabiliyorsunuz. Kısacası Disneyland® Paris gibi bir uygulama varken kullanmadan gezmek sizi yok yere uğraştıracaktır. Uygulamanın arayüzü anlaşılır, kullanması kolay ve çeşit çeşit özellikle geliştirilmiş.

Alışveriş

– Main Street üzerindeki ve Disney Village’daki mağazalar 00.00’ye kadar açık.
– Disney parklarında çokça dükkan var, hepsinin bulundukları bölüme göre farklı içerikleri var. İlk gördüğünüz Mini tacını almayın derim. Sanırım tek yerde en çok çeşit bulabileceğiniz yer Disney Village’daki mağaza ama orada bile her şey yok.
– Disney otellerinde kalıyorsanız 50 Euro üzerindeki alışverişlerinizi ücret karşılığında odanıza yollatabilirsiniz. 15’ten önce yaptığınız alışverişlerinizi otelinize 20’den sonra bırakıyorlar.

Yanında Getir

Power bank, rahat ayakkabı

Günübirlik Gelenler İçin Valiz Çözümleri

– Yüzünüzü Disneyland Hotel’e dönüp sağa ilerleyin, konsiyerji göreceksiniz. Büyük valiz 12 Euro, orta 11, küçük 8, aksesuar 8.
– Ama Marne La Valley tren istasyonundaki dolaplara kitlemek daha hesaplı.

Disneyland Paris Kaç Yaşında Çocuklar İçin Uygun?

Disneyland Paris her yaş grubundan kişinin eğlenip zevk alabileceği şekilde tasarlanmış. 0-3 yaş arasındaki çocuklar için ücretsiz. Biz kızımızı 2 yaşında götürdük 6 ay sonra bile beni Disneyland’e götürün diyor. 4 -13 yaş arasındaki çocuklar ise buranın tadını çıkaracak en güzel ziyaretçi grubunu oluşturuyor. Bazı atraksiyonlarda boy sınırı olsa da çoğu araç onlar için uygun ve ilgi çekici. Sadece uzun sürecek kuyrukları ve parkın yoğunluğunu dikkate alıp onların dinlenmesine ve beslenmesine fırsat yaratmanız ekstra faydalı olacaktır.

İçeri Yemek ve İçecek Sokmak

İçeriye yemek/ içecek sokmak ile ilgili herhangi bir kısıtlama yok. Kapıda bu konuda bir arama yapılmıyor. Ayrıca içeride suyunuzu yeniden doldurabileceğiniz çeşmeler bulunuyor ancak çoğu çalışmıyordu.

 

The post DISNEYLAND PARİS REHBERİ appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/disneyland-paris/feed/ 29
PARİS’TE NEREDE KALINIR & PARİS OTELLERİ https://www.bizevdeyokuz.com/paris-nerede-kalinir-oteller/ https://www.bizevdeyokuz.com/paris-nerede-kalinir-oteller/#comments Tue, 26 Apr 2022 16:19:08 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=88997 Paris seyahatinizi planladıysanız, sıra geldi konaklamanızı netleştirmeye... Önce Paris'in hangi mahallesinde kalmalı konusu ele alacağız. Mahalleleri tanıdıktan sonra da seçtiğiniz yerde bütçenize ve modunuza en uygun oteli bulmanıza yardımcı olacağız. Farklı bütçelerdeki en güzel Paris otellerini burada bulabilirsiniz.

The post PARİS’TE NEREDE KALINIR & PARİS OTELLERİ appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Paris Gezi Rehberimiz ile Paris seyahatinizi planladıysanız, sıra geldi konaklamanızı netleştirmeye…

Önce Paris’in hangi mahallesinde kalmalı konusu ele alacağız. Mahalleleri tanıdıktan sonra da seçtiğiniz yerde bütçenize ve modunuza en uygun oteli bulmanıza yardımcı olacağız. Farklı bütçelerdeki en güzel Paris otellerini burada bulabilirsiniz.

Paris’in Hangi Bölgesinde Konaklamalı

Harita Kaynak: wikipedia.org

Merkezi ve Turistik, Ama Pahalı: Gezeceğiniz her yere yakın olması sebebi ile Paris’in 1. bölgesi hem en merkezi hem de en turistik bölge. Merkezi olması elbette bir avantaj ama buralarda uygun fiyatlı seçenekler yok. Eyfel Kulesi’nin bulunduğu 7. bölge ve Zafer Takı’nın ve Champs Elysée’nin bulunduğu 8. bölge de yine en merkezi ve turistik noktalardan olduğundan daha lüks oteller bulmayı bekleyebilirsiniz.

Louvre otellerini incelemek için tıklayın.

Palais Bourbon otellerini incelemek için tıklayın.

L’Elysee otellerini incelemek için tıklayın.

Paris’te Konaklama İçin Favori Bölgelerimiz: Paris’te konaklama için en sevdiğimiz yer 3. ve 4. bölgeleri kapsayan Le Marais. Burası Paris’in bohem, hip, genç yüzünü yaşayabileceğiniz, keyifli sanat galerileri, butik mağazalar, güzel restoranlar ve popüler barlarla dolu mahallesi. Birinci bölge kadar turistik bölgelerin tam kalbinde değil ama yine de şehrin en merkezi semtlerinden.

Le Marais otellerini incelemek için tıklayın.

Favori Bölgelerimiz Değiller Ama Paris’in Konaklama İçin Nispeten Uygun Fiyatlı Bölgeleri:
Eğer önceliğiniz bütçe ise mahallenizin merkezi olmasına değil, otelinizin metroya yakın olmasına önem verin. Çünkü Paris metrosunun ağı zaten çok geniş, metro ayağınızda oldu mu her yere rahatça ulaşırsınız. Paris’in 5. bölgesi Latin Mahallesi de Paris’in Beşiktaş veya Kadıköy vari bir öğrenci bölgesi olduğundan konaklama için daha uygun seçeneklerden. Ona alternatif olarak 18. bölgeyi oluşturan Montmartre, 9. bölgenin Montmartre ile sınırı olan kısmı Pigalle ve 17. bölgedeki Clichy Meydanı çevresi de Paris’in konaklama için uygun fiyatlı, hip ve canlı bölgelerinden.

Latin Mahallesi otellerini incelemek için tıklayın.

Montmartre otellerini incelemek için tıklayın.

Pigalle otellerini incelemek için tıklayın.

Paris Seyahati Planlaması – Gitmeden Önce

Paris’e Nasıl Uygun Fiyatlı Uçak Bileti Bulurum?

Paris’e uçakla geldiğinizde ya şehrin kuzeyinde kalan Paris Charles de Gaulle Havalimanı’na ineceksiniz ya da güneyinde kalan Orly Havalimanı’na. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz.

– Paris Charles de Gaulle Havalimanı’na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN.
– Orly Havalimanı’na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN.


Araba Kiralamak Gerekir Mi?

Paris’te araç bir lüks değil bir yük. Sakın kiralamayın. Toplu taşıma ile şehrin her yerine kolayca ulaşabiliyorsunuz. Arabalara park yerleri bulmak hem çok zor hem de aşırı pahalı.

 Paris Otelleri Haritası

Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz.

  1. Hôtel Plaza Athénée
  2. Four Seasons Hotel George V
  3. Shangri-La Paris
  4. The Peninsula
  5. La Réserve Paris Hotel
  6. Hôtel Le Walt Paris
  7. Hôtel San Régis
  8. Hotel Muguet
  9. Cheval Blanc Paris
  10. Le Meurice
  11. Nolinski Paris
  12. Château Voltaire
  13. The Hoxton
  14. Hôtel Molière
  15. Hôtel de Crillon
  16. Le Bristol Paris
  17. Le Narcisse Blanc Hôtel
  18. J.K. Place Paris
  19. Splendide Royal Paris
  20. Hotel Bowmann Paris
  21. Hôtel Les Jardins du Faubourg
  22. Hôtel Lancaster Paris Champs Elysées
  23. Hôtel Le A
  24. Hôtel La Canopée
  25. Cour des Vosges
  26. Le Presbytere
  27. Roi De Sicile – Rivoli
  28. Hôtel Dupond-Smith
  29. Le General Hotel
  30. Relais Christine
  31. Hôtel Fougère
  32. Hôtel Récamier
  33. Hôtel Jardin de Cluny
  34. Victoria Palace Hotel
  35. Hôtel Monsieur Aristide
  36. Le 1er Etage Sopi-Montmartre
  37. Hotel Le Ballu
  38. Hotel Des Arts
  39. Romantic Artist Room Montmartre

Eyfel Kulesi Manzaralı Oteller (7. 8. ve 16. Bölgeler)

Plaza Athénée $$$

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/HotelPlazaAthenee
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Plaza Athénée 8. bölgede, Paris’in belki de en lüks caddesi diyebileceğimiz, bu konuda Champs Elysée’yi bile sönük bırakmış Avenue Montaigne üzerinde yer alıyor. Bu otel Influencer’larca sadece Paris’in değil dünyanın en çok fotoğraflanan otellerinden biri. Hem şık hem havalı hem de Eyfel Kulesi manzaralı olması onu bir adım öne çıkarıyor. 1911 tarihli otel oldukça lüks bir seçenek o nedenle de sadece balayındaysanız düşünün.

Parizyen tarzı, Art-Deco üslubu ile oldukça zarif bir konaklama opsiyonu. Otelin en meşhur özelliği ise Eyfel Kulesi’ni harika bir açıdan gören, dekorasyon olarak hiçbiri birbirinin aynı olmayan Fransız balkonlu odaları ve fotoğrafta da görmüş olduğunuz üzere “Le Cour Jardin” isimli, kırmızı tenteli ikonik avlusu. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 1 numara.

Four Seasons George V Paris $$$$

Fotoğraf Kaynak: Booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Paris’in en lüks bölgesi 8. bölgede, en ünlü moda evlerinin sıralandığı, ismini de aldığı Avenue George V’de bulunan, 5 yıldızlı, çok lüks bir otel seçeneği. Art Deco üslubundaki otel 1928’de açılmış ve o dönemde İngiltere ile Fransa arasındaki iyi ilişkilere bir gönderme olarak İngiltere kralı George V’in adını almış. 1999’da Four Seasons oteli olarak yeniden açılan otel şu an 244 odası ile hizmet veriyor.

Gösterişli dönem mobilyaları, sanat eserleri, kristal avizeler, 17. yüzyıl duvar halıları ve sezonluk değişen çiçek aranjmanları ile dolu. İçinde kapalı havuz, fitness merkezi, birinci sınıf bir spa, hamman, jakuzi var. Otelin en büyük kozu ise gastronomi olanakları. Biri 3 yıldızlı Le Cinq olmak üzere toplam 5 Michelin yıldızı ödüllü 3 restoran bulunuyor. Le Cinq’in şefi Christian Le Squer, Breton köklerinden ilham alan klasik Fransız mutfağı seçenekleri sunuyor. Balayı düşünenler için uygun. Arc de Triomphe ve George V metro istasyonu (1. hat) beş dakikalık yürüme mesafesinde. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın Haritada 2 numara.

Shangri-La Paris $$$

Fotoğraf Kaynak: Booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

16. bölgede, nehrin ötesindeki Eyfel Kulesi’ne 500 metre kadar yakın, 1890’larda Prens Roland Bonaparte’ın eski ikametgahı olan ve ulusal anıtlar arasında yer alan yapı şimdilerde Shangri-La Hotel olarak hizmet veriyor.

Bu otel grubun Avrupa’da açılan ilk oteli olduğundan dünyadaki diğer şubelere nazaran çok daha sade döşeli. Her oda ayrı ayrı tasarlanmış, zarif kabartmalı duvar kağıtları ve orkidelerle dekore edilmiş. Otelin 100 odasının 37’si süit olmasına rağmen en küçüğü bile oldukça geniş tutulmuş. En üstteki süitler muazzam bir panoramik manzaraya sahip. İçinde biri Michelin yıldızlı olmak üzere 3 restoran, havuz ve spa mevcut. Şehir merkezinden biraz uzakta olsanız da Iéna metrosu otele birkaç adım ötede. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 3 numara.

Hotel The Peninsula Paris $$$

Fotoğraf Kaynak: Booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Yine 16. bölgede, Zafer Takı’nın ortasında bulunduğu Place de l’Etoile’den yayılan 12 caddeden biri olan Avenue Kleber’de yer alan Hotel The Peninsula Paris’i 360 derece bir açıyla gören terasa, spa alanına, Kléber Terrace adında bir restorana ve L’Oiseau adlı bir rooftop bara sahip 5 yıldızlı otel seçeneği.

Hong Kong merkezli bir otel grubu olduğu için içinde Kanton seçenekleri sunan bir restoranı daha var. Spa’sı, Paris’teki en uzun otel havuzuna ev sahipliği yapıyor. Otelde köpekler de Peninsula markalı bir yatak ve isimlerinin yazılı olduğu kişiye özel battaniyeler ile karşılanıyor. Odaları Paris standartlarına göre çok geniş. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 4 numara.

La Réserve Paris Hotel & Spa $$$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Champs-Élysées’in karşısında yer alan La Réserve, Seine kıyısına yürüyerek 10 dakika mesafede kalan, aslen III. Napolyon’un üvey kardeşi için inşa edilmiş bir konaktan dönüştürülme lüks bir otel. Sadece otelin konuklarına açık olan zarif bir kütüphanesi, üst düzey bir Spa’sı, havuz, hamam ve spor salonu, Japon esintili çağdaş ve mevsimlik Fransız mutfağı sunan restoranı var. Toplam 14 standart odası ve 26 süit odası mevcut. Üst katlardaki odalarından Grand Palais ve Eyfel Kulesi manzarası görünüyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 5 numara.

Hôtel Le Walt $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Paris’in 7. bölgesinde, hem Eyfel Kulesi manzaram olsun hem de daha uygun fiyatlı bir otelde kalayım derseniz Hôtel Le Walt’ı tercih edebilirsiniz. 4 yıldızlı bir butik otel olan Hôtel Le Walt’ın modern ve çağdaş mobilyaların bir karışımını sunan 25 odası, kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği sunan bir restoran alanı bulunuyor. Otele evcil hayvan da kabul ediliyor. Odalarında ücretsiz Wi-Fi, mini bar, tv ve klima olan Le Walt’ın bazı odaları Eyfel Kulesi manzaralı. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 6 numara.

Hôtel San Régis $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Yine hem Eyfel manzaralı odaları olan nispeten uygun bir seçenek San Régis de Champs-Elysées, Montaigne ve George V caddelerini içine alan “Altın Üçgen” in ortasında bulunuyor. Franklin-Roosevelt (1 ve 9) numaralı hatlar ve Champs-Elysées Clemenceau (1 ve 13 numaralı hatlar) istasyonlarına yakın olan otel, 1920’lerde bir konakmış. Mütevazı çağdaş parçalar, zarif dönem mobilyaları ve antika süslemelerle dekore edilmiş otelde 42 oda ve süit ve restoran mevcut. Tesisin üst kısmındaki süitlerde Eyfel Kulesi manzarası bulunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 7 numara.

Hotel Muguet $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Eyfel Kulesi manzarası olan oteller arasında en uygun fiyatlı ve 3 yıldızlı olanlardan biri. Tv ve wifi içeren modern tarzda odalar sunan Hotel Muguet, Eyfel Kulesi’ne 15 dakika, La Tour Maubourg Metro İstasyonu’na ise 3 dakikalık yürüme mesafesinde. Her gün otelin restoranında günlük kontinental kahvaltı servis ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 8 numara.

Paris Tarihi Merkez Otelleri (1. – 2. Bölgeler)

Cheval Blanc $$$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/chevalblancparis

1. bölgede, bir yönde Notre Dame Katedrali’ne ve diğer yönde Eyfel Kulesi’ne kısa bir yürüyüş mesafesinde bulunan Cheval Blanc Paris, 5 yıldızlı, çok lüks bir otel seçeneği. Balayı düşünenler için uygun. 4 ila 12 yaş arası çocuklar için iki ayrı eğlence ve eğitici dünya sunan, ekoloji odaklı bir çocuk kulübü, yüzme havuzu, iyi donanımlı bir spor salonu, hamam, dört restoran, sauna ve kar duşu bulunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 9 numara.

Le Meurice – Dorchester Collection $$$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Paris’in en iyi konumlu otellerinden biri olan Le Meurice, Hat 1 metrosuna (Concorde, Tuileries) çok yakın bir mesafede bulunuyor. 19. yüzyıldan kalma binanın iç dekorasyonu ise 18. yüzyıl tarzı zarif detaylarla dolu. İçinde kendi asma katına sahip olan, sessiz bir iç avlu etrafında düzenlenmiş bir spası, buhar odası, sauna, spor salonu ve 160 odası mevcut. Restoranın tatlıları, birçok kez dünyanın en iyi pasta şefi seçilen pasta ustası Cédric Grolet’in elinden çıkma. Kahvaltda ise kontinental, Amerikan ve sağlıklı mutfak seçenekler sunuluyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 10 numara.

Nolinski Paris $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Paris’in 1. bölgesinde, Avenue de l’Opéra üzerinde, Palais Garnier opera binasına ve Galeries Lafayette’e yakın olan otel, 5 yıldızlı, havuzlu, Spa’lı bir konaklama seçeneği. Dekorasyonunda, Belle Epoque tarzı mobilyaların, soyut sanat, geometrik çizgiler ve aynalı yüzeyler gibi çağdaş dokunuşlarla harmanlandığı otelde, aydınlık ve ferah odalar bulunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 11 numara.

Château Voltaire $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Paris’in 1. bölgesinde, Tuileries Bahçesi, Garnier Operası, Louvre ve Palais-Royal’e yürüme mesafesinde kalan Château Voltaire 5 yıldızlı ama bir yandan da mütevazı bir konaklama seçeneği. İç mekanların hem minimalist hem de bohem bir dokunuşla zarif bir şekilde dekore edildiği otelde, sabahları kontinental veya alakart kahvaltı servis ediliyor. Otelin tüm odalarında tv, klima, wifi bulunurken bazı odalarında oturma alanı da mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 12 numara.

The Hoxton $$

Fotoğraf Kaynak: Booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Paris’in 2. bölgesinde yer alan, Louvre ve Seine kıyılarına yürüyerek 20 dakika mesafede olan, şehrin hip ve modern otellerinden biri. Grands Boulevards metro istasyonlarına yakın konumda. (8 ve 9 numaralı hatlar) Art Deco üslubunda inşa edilmiş, bir zamanlar XV. Louis’in danışmanı olan Etienne Rivié’nin ikametgahı olan 18. yüzyıldan kalma bir malikanenin 172 odalı bir otele dönüştürülmesi ile hizmet veriyor. O dönemden kalma olan orijinal sarmal merdivenler ve mozaik mermer zeminlerler olduğu gibi duruyor. Rahat bir atmosferi ve uluslararası bir havası var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 13 numara.

Hôtel Molière $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Hôtel Molière ise bölgedeki en uygun fiyatlı konaklama seçeneklerinden biri. Louvre Müzesi ve Jardin des Tuileries’e sadece 2 dakikalık yürüme mesafesinde kalan otel zarif bir dekorasyona sahip klimalı odalar sunuyor. Ayrıca sauna, hamam ve fitness salonu gibi olanaklar da mevcut. Odalarda özel banyo, tv, mini bar ve wifi erişimi bulunuyor. Kahvaltı salonunda her gün açık büfe kahvaltı ervis ediliyor. Otelde ayrıca bir lounge bar da var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 14 numara.

Champs Elysée Otelleri (7. – 8. Bölgeler)

Hotel de Crillon $$$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Place de la Concorde’un kuzey tarafında, Elysée Sarayı Sarayı, Tuileries bahçeleri ve Champs-Élysées’in hemen köşesinde yer alan Hotel de Crillon, aslen 18. yüzyıldan kalma bir malikanenin otele dönüştürülmesi ile oluşturulmuş 5 yıldızlı bir seçenek. İçinde Rosewood Spa, havuz ve restoranın bulunduğu otelin 36 tanesi süit olmak üzere toplam 147 odası var. Kimi odaları Karl Lagerfeld tasarımı. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 15 numara.

Le Bristol Paris $$$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Rue du Faubourg Saint-Honoré üzerinde bulunan, Tuileries, Invalides ve Musee d’Orsay gibi önemli turistik yerlere yürüyerek 15 dakika mesafede olan, 1925’te açılan otel, kristal avizeler, 17. yüzyıldan kalma antika duvar halıları ve Versailles tarzı mobilyalar ile süslenmiş 188 odalı bir seçenek. İçinde Spa, kapalı havuzu, Michelin yıldızlı bir restoranı bulunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 16 numara.

Le Narcisse Blanc $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Le Narcisse Blanc & Spa, Paris’in 7. bölgesinde, Invalides ve Tour-Maubourg Metro istasyonları tesise 5 dakikalık yürüme mesafesinde, sade ve şık odaları olan, her gün açık büfe kahvaltı sunan, havuzlu ve saunalı bir Spa oteli seçeneği. Tüm odalarda kahve makinesi, tv, klima, wifi mevcut. Her sabah kontinental açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Öğle ve akşam yemekleri için de tesis bünyesinde bir restoran var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 17 numara.

J.K. Place Paris $$$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Orsay Müzesi, Musee de l’Orangerie ve Tuileries Bahçesi’ne yakın konumda olan J.K. Place, mini barlı, klimalı ve wifi odalar, sauna, kapalı yüzme havuzu, fitness merkezi, hamam, bir bar ve teras sunan, 5 yıldızlı otel seçeneği. Otelde her sabah kontinental kahvaltı sunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 18 numara.

Hotel Splendide Royal Paris – Relais & Châteaux $$$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Rue du Faubourg Saint-Honoré’de, Grand Palais ve Champs-Elysées’ye 10 dakika mesafede, metro durağı Miromesnil (Hat 9 ve 13) yakınında bir otel seçeneği. İçinde 12 süit oda ve İtalyan yemekleri sunan bir restoran bulunuyor ama Spa veya spor salonu bulunmuyor. Tüm odalarda tv, mini mutfak, çay-kahve yapma imkanı, lavabo ve mikrodalga fırın, minibar bulunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 19 numara.

Hotel Bowmann $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Hotel Bowmann, Paris’in 8. Bölgesi’ndeki Altın Üçgen içinde yer alan, 5 yıldızlı, zarif, geleneksel bir Haussmann binasında 53 tasarım oda ve süit sunan bir konaklama seçeneği. Champs-Elysées’ye sadece 1 kilometre mesafede kalan otel balneoterapi duşu, ısıtmalı yüzme havuzu, sauna, spor salonu ve spa küveti gibi olanaklara sahip lüks bir spa ve geleneksel Fransız mutfağı sunan bir restorana da ev sahipliği yapıyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 20 numara.

Les Jardins du Faubourg Hotel & Spa by Shiseido $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Les Jardins du Faubourg Hotel & Spa by Shiseido, 8. bölgede, Orangerie Müzesi’ne ve Tuileries Bahçesi’ne 1,5 kilometre mesafede yer alan bir restoran. Otelde yüzme havuzu, fitness merkezi ve Shiseido marka bir spa bulunuyor. Oteldeki odalar, klima, tv, kahve makinesi, wifi, spa küvetli özel banyo ile donatılmış. Otelde her sabah kontinental kahvaltı servis ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 21 numara.

Hôtel Lancaster Paris Champs-Elysées $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Hotel Lancaster, Champs-Élysées’e sadece 100 metre mesafede yer alan, 1889’dan kalma bir butik otel. Klasik ve zarif bir atmosfere ve kendi restoranına sahip. Bazı odalarda ayrı salon, özel veranda veya Eyfel Kulesi manzarası da var. La Table du Lancaster adlı restoranında alakart seçenekler ve sabahları açık büfe kahvaltı sunuyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 22 numara.

Le A $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Champs Elysées’ye 5 dakikalık yürüme mesafesinde yer alan bu 19. yüzyıldan kalma butik otel bölgenin en uygun bütçeli otellerinden. Her odasında orijinal sanat eserleri bulunuyor. Tasarım odalarının her biri minibar, wifi ve tv ile donatılmış. Her sabah kontinental kahvaltı, her gün saat 16:00’dan sonra ikindi çayı sunuluyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 23 numara.

Hôtel La Canopée $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Musee de l’Orangerie, Opéra Garnier ve Tuileries Bahçesi’ne yakın konumda bulunan, Paris’in merkezindeki uygun fiyatlı otellerden biri olan Hôtel La Canopée, tv, wifi, klimalı, kahve makineli odalar ve her sabah açık büfe kahvaltı servis eden bir seçenek. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 24 numara.

Le Marais Otelleri (3. – 4. Bölgeler)

Cour des Vosges $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

4. bölgede, Paris’in planlı en eski meydanı Place de Vosges’a bakan konumda, sabahları alakart kahvaltı servisi ve Spa’sı olan lüks bir otel seçeneği. Tv, minibar, wifi bulunan odalarının bazılarında mini mutfak da mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 25 numara.

Hôtel Le Presbytère $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Hôtel Le Presbytèrei 4. bölgede, eski bir papaz evinden dönüştürülme, Gotik dekoru olan odaları olan, her sabah kontinental kahvaltı sunan, 3 yıldızlı bir otel seçeneği. Chatelet metro istasyonu (1, 4, 7, 11 ve 14 numaralı hatlar geçiyor) otelden sadece 350 metre mesafede. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 26 numara.

Roi de Sicile $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Paris’te Pompidou Merkezi’ne 1 kilometre mesafede, wifi, klima ve tv içeren odalar sunan, bazı odalarında mikrodalga fırın, buzdolabı ve fırının yanı sıra su ısıtıcısı ve kahve makinesi de mevcut olan uygun fiyatlı bir apart otel seçeneği. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 27 numara.

Hotel Dupond-Smith $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Marais bölgesindeki Hotel Dupond-Smith bölgenin en uygun fiyatlı otellerinden. Louvre Müzesi’ne 15 dakikalık yürüme mesafesinde olan otel, her biri tasarım detaylara sahip ayrı ayrı dekore edilmiş odalar sunuyor. Odalarda tv, kahve makinesi, klima, minibar mevcut. Evcil hayvan kabul ediliyor. Kahvaltı fiyata dahil. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 28 numara.

Le Général Hôtel $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Paris’in 11. bölgesinde yer alan Le Général Hôtel ise tam olarak Marais içinde olmasa da ona çok yakın bir konumda olan, aynı zamanda da uygun fiyatlı bir otel seçeneği. Georges Pompidou Merkezi, otele 30 dakikalık yürüme mesafesinde kalıyor. Saunalı bir fitness merkezine sahip olan otelin odalarında Nespresso kahve makinesi, tv, klima ve wifi bulunuyor. Her gün kahvaltı servisi var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 29 numara.

Latin Mahallesi Otelleri (5. – 6. Bölgeler)

Relais Christine $$$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

6. bölgedeki Saint-Germain-des-Prés’in kalbinde, Notre-Dame Katedrali’ne sadece 700 metre mesafede, 17. yüzyıldan kalma bir konakta yer alan, Spa hizmeti de sunan bir butik otel. Her gün açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Klimalı ve düz ekran uydu TV’li odaları var. Metro ve RER istasyonu St-Michel (1 ve 4 numaralı hatlar, RER C) beş dakikalık yürüme mesafesinde. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 30 numara.

Hôtel Fougère $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

6. bölgede, Saint Germain metro istasyonuna sadece 2 dakikalık yürüme mesafesinde, Cafe de Flore’a 150 metre mesafede, uygun fiyatlı bir konaklama seçeneği. Hôtel Fougère’nin odalarında tv ve wifi gibi donanımlar var. Her sabah taze hamur işlerinin de olduğu açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 31 numara.

Hôtel Recamier $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Saint Germain des Prés’deki Hôtel Recamier, wifi, tv gibi donanımları olan mütevazı odaları olan bir konaklama seçeneği. Sabahları kahvaltı servisi, her öğleden sonra 16:00-18:00 saatleri arasında ücretsiz çay servis var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 32 numara.

Hôtel Jardin de Cluny $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Latin Mahallesi’nde yer alan Hôtel Jardin de Cluny, sürdürülebilir turizme odaklanmış olan, uygun fiyatlı bir otel. Tüm odalarda wifi, tv ve en suite banyo bulunuyor. Le Jardin de Cluny’nin 13. yüzyıldan kalma tonozlu yemek salonunda her sabah organik ürünler içeren açık büfe kahvaltı servis ediliyor fakat kahvaltı ücrete dahil değil. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 33 numara.

Victoria Palace Hotel $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Victoria Palace Hotel, uygun fiyata, çalışma masası, klima ve düz ekran tv içeren geniş odalar sunuyor. Tesis genelinde ücretsiz wifi erişimi var. Bazı odalarda oturma alanı da bulunuyor. Kahvaltı salonunda her sabah kontinental kahvaltı servis ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 34 numara.

Montmartre Otelleri (9., 17, – 18. Bölgeler)

Hôtel Monsieur Aristide $$

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Tam La Butte bölgesinde olmasa da 18. bölgede, içinde restoranı ve barı olan bir otel seçeneği. Otelde her odada çalışma masası, klima, düz ekran TV var. Bazı odaları da balkonlu. Otelde her sabah açık büfe kahvaltı servis ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 25 numara.

1er Etage SoPi-Montmartre $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Paris’in 9. Bölgesi’nde Opéra Garnier’e 900 metre mesafede konumlanan 1er Etage SoPi-Montmartre, 18. yüzyıldan kalma 2 katlı bir binada yer alıyor. Oteldeki her oda ayrı ayrı dekore edilmiş olup klima, tv ve wifi ile donatılmış. Her sabah 07:30-10:00 saatleri arasında kontinental kahvaltı servis ediliyor. Ayrıca tesiste 2 salon ve self servis mutfak alanı da var. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 36 numara.

Hôtel Le Ballu $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Hôtel Le Ballu, klimalı odalar sunan uygun fiyatlı bir konaklama seçeneği. Tesisin genelinde ücretsiz Wi-Fi bulunuyor. Ayrıca rezervasyon üzerine kullanılabilen bir kapalı havuz, bahçe ve şehir manzaralı odaları da var. Oteldeki tüm odalarda tv, mini mutfak, özel banyo ve çalışma masası var. Konaklamalarda ek ücret karşılığında kontinental kahvaltı servis ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 37 numara.

Hôtel des Arts Montmartre $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Sacré-Coeur Bazilikası’na 9 dakikalık yürüme mesafesinde, açık büfe kahvaltı dahil hizmet sunan, klima, tv, ses yalıtımlı ve wifi erişimi olan odalar sunan uygun fiyatlı bir otel seçeneği. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 38 numara.

Montmartre Romantic Bed & Breakfast $

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com
Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Sacré-Coeur Bazilikası’na 2 dakikalık yürüme mesafesinde yer alan, 2 kişilik oda & kahvaltı şeklinde hizmet veren bir seçenek. Odalarında wifi ve Netflix’in de olduğu tv’ler de var. 2, 4 ve 12. metro hatları tesise yürüme mesafesinde. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın. Haritada 39 numara.

The post PARİS’TE NEREDE KALINIR & PARİS OTELLERİ appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/paris-nerede-kalinir-oteller/feed/ 1
PARİS’İN EN COOL MAHALLESİ LE MARAİS’DE HARİTALI YÜRÜYÜŞ ROTASI https://www.bizevdeyokuz.com/le-marais/ https://www.bizevdeyokuz.com/le-marais/#comments Sat, 02 Apr 2022 16:09:14 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=88957 Paris'in tarihi yerlerini & müzelerini gezdiniz, sıra geldi artık şehrin tadını çıkarmaya. Şimdi de sizi sanat galerileri, barları ve tematik dükkanları ile şehrin en hip mahallesi olan Le Marais'de Paris'in yenilikçi ve dinamik yüzünü keşfetmeye götürüyoruz.

The post PARİS’İN EN COOL MAHALLESİ LE MARAİS’DE HARİTALI YÜRÜYÜŞ ROTASI appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Bir dönem Paris’in Yahudi Mahallesi olması yönüyle bilinen Le Marais bugün daha çok kuir topluluklarını kucaklaması, şık butikleri, sanat galerileri, hoş mekanları ve renkli gece hayatı ile kendinden söz ettiriyor. İşten çıkan Parislilerin doldurduğu mekanlarınında bir aperitif almak, restoranlarında Fransızlar gibi demlene demlene uzun yemekler yemek, tam eve dönerken sokakların canlılığı karşısında niyeti bozup tekrar bir bara girmek Le Marais’in alamet-i farikası. Turistik ya da tarihi Paris rotalarından çıkıp Paris’in hip ve dinamik yüzünü görmek için ideal yer.

Gezerseniz Picasso Müzesi ve Victor Hugo gibi çok güzel müzelere de ev sahipliği yapıyor. Ama açıkçası biz sizi ne müzelerini görün, ne de tarihini keşfedin diye Le Marais’ye yolluyoruz. Zaten buradaki müzeleri gezmeye sıra geldiyse muhtemelen Louvre ve Orsay‘ı görmüşsünüz, müze iştahınızı köreltmişsinizdir ve tarihi Paris ile de ile çoktan tanışmışsınızdır. Le Marais’de sizin için temennimiz keyif yapmanızdan başka bir şey değil.

Biz yine de çok vakti olanlar için Marais’in tarihi yerlerini, müzelerini ve diğer kültürel noktalarını rehberimize ekledik tabi. Siz de bu rehberimizde bulacağınız yürüyüş rotası ile hem Orta Çağ Paris’ine ışınlanacak hem Paris’in çokkültürlü ve bohem gibi başka başka yüzlerini görecek hem de keyifli bir akşamına tanık olacaksınız. Büyük markalara alternatif olacak otantik butikler, yeni isim yapmaya başlamış tasarımcıların dükkanları, konsept mağazalar, antikacılar, ikinci el mağazaları, sanat galerileri, bağımsız müzeler, kapalı pazar alanları, üçüncü dalga cafeler, trend restoranlar, samimi barlar, popüler rooftop’lar ve gay barlarla dolu canlı sokaklar burada bulabilecekleriniz arasında.

Le Marais İçin Ne Kadar Vakit Lazım?

Eğer Paris’e 3-5 günlüğüne gelen çoğunluktaysanız buraya yarım günden fazla ayıramayacağınız aşikar. Bu durumda önerimiz saat 15-16 gibi Marais’ye varmanız. Böylece hem gündüz gözüyle dükkanları gezer ya da sokaklarını keşfedersiniz, sonrasında akşamları çiçek gibi açılan Marais’de yemek yer, sonra da bir bara ya da kafeye geçersiniz.

Eğer Paris’te 1 haftadan fazla vaktiniz varsa o zaman bu rehberdeki tam turu yapıp, hatta yakınlardaki modern sanat müzesi Pompidou ve sanatçıların 59 Rivoli’deki istila evini gezmeye bile vakit bulabilirsiniz. Bunun için bir tam güne ihtiyacınız olacaktır.

Yeme-içmeden konaklamaya, Paris hakkında diğer her konu için ise Paris Gezi Rehberimize mutlaka bir göz atın.

Paris’te Konaklamayı En Sevdiğimiz Yer Le Marais


Her yere kolayca ulaşmayı mümkün kılan merkezi konumunun dışında bunun en büyük sebebi gündüz Paris’i gezip akşam odamıza döndüğümüzde Le Marais’nin bizi cıvıl cıvıl karşılıyor olması. Ne kadar yorgun olursanız olun iki sokak yürüyüp ortamı koklamak, köşedeki mekanda bir şeyler içip geleni geçeni sevretmek istiyorsunuz. Ve işte bu enerjinin içinde otururken Fransızların meşhur Savoir vivre, yani yaşamayı bilmekteki uzmanlığını hissediyorsunuz. Buradan konaklama önerilerimize Paris’te Nerede Kalınır – Paris Otelleri yazımızdan ulaşabilirsiniz. Biz de birkaç öne çıkan önerimizi buradan paylaşalım.

Bizim tatlış airbnb evimiz $$: Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz, 2 kişilik, banyolu ve şirin balkonlu bir kiralık daire seçeneği.

Cour des Vosges $$$: Place de Vosges manzaralı lüks bir otel seçeneği.

Assia & Nathalie – Luxury B&B $$: Centre Pompidou’ya yakın, oda & kahvaltı hizmet sunan bir konaklama seçeneği.

Le Marais’nin Kalbi Neresi?

Paris’in 3. ve 4. bölgelerin kesişiminde yer alan semtin 3. bölgede kalan kısmına Haut-Marais yani Yukarı Marais, 4. bölgede kalan kısmına ise Bas-Marais yani “Aşağı Marais” deniyor.

Marais’de Yarım Gün: 15’ten sonra Marais’e gelenler mağazalarla dolu ve semtin en işlek sokakları olan Rue Vieille du Temple ve onu kesen Rue de Francs Bourgeois’a uğrayabilirler. Ara sokaklara da girmeyi ihmal etmeyin. Rue Vieille du Temple’ı kesen Rue Sainte-Croix de la Bretonnerie üzerinde de birçok tatlı dükkan yer alıyor. Akşama doğru mekanların yoğunlukta olduğu Oberkampf’tan ve Rue Jean-Pierre Timbaud’ya uzanan sokağa ve onu kesenler ara sokaklara girip çıkabilirsiniz. Buralar barlar ve hip yeme içme duraklarının kümelendiği yerler.

Aşağı Marais’de ise daha çok görülecek önemli yapılar, Yahudi Mahallesi Pletzl, kafeler ve dükkanlar sıralanıyor. Hepsinin detaylarına aşağıdaki rotamızda değineceğiz.

Le Marais Eskiden Bataklıkmış

Semt, Seine Nehri’nin oluşturduğu bataklıklardan biri üzerine kurulduğu için adına “Le Marais” yani “Bataklık” denilmiş. 16. yüzyıla gelindiğinde bu bataklık Fransız aristokrasisinin görkemli konaklarına ev sahipliği yapan oldukça zengin bir semt haline gelmiş.

18. yüzyılın sonunda, Fransız Devrimi ile semtin seçkinleri malikanalerini terk etmek zorunda kaldıklarında bölge de kaderine terk edilmiş. İşçi sınıfının güç kazanmaya başlamasıyla semt tam bir sanayi semti haline gelmiş. 19. yüzyılda Baron Haussmann’ın şehir planlaması dışında kalan bölge 20. yüzyılın başlarında bakımsız kalmış.

Ancak 1960’lara gelindiğinde bölgede restorasyon ve koruma çalışmaları başlamış. Bundan sonraki yıllarda da iktidara gelenler bu bölge özelinde bu koruma politikalarını sürdürmüşler. Zamanla bölge birçok restoranın, cafenin, moda evinin ve galerilerin peş peşe açıldığı, yaşayan ve dönüşen bir yer haline gelmiş.

Le Marais’ye Gelmek İçin 5 Neden

1. Şehrin En Çokkültürlü, Kozmopolit Mahallelerinden

Le Marais’nin Yahudi Cemaati: Le Marais bölgesi, Yahudi, LGBTİ+, Çin ve Vietnam gibi birçok farklı kültürün birbirine harmanlandığı eklektik ve dinamik bir yer. Le Marais sokaklarında yürürken her birinin varlığını ve bölgedeki etkisini ayrı ayrı hissediyorsunuz.

Le Marais 13. yüzyıldan beri Musevi cemaatinin şehirde yoğun olarak yaşadığı yerlerden. Özellikle 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika’dan Paris’e yoğun bir Yahudi yerleşmiş ve sonrasında bölge zamanla Yahudi Mahallesi olarak anılmaya başlamış. Le Marais’nin “Pletzl” olarak bilinen bölgesinde bu karakteristiğini yansıtan, ona sosyo – kültürel bir doku katan sinagoglar, koşer kasaplar, şarküteriler, fırınlar ve falafelciler göreceksiniz. Lübnanlılar duymasın, Paris’in en iyi falalelin burada yendiği söyleniyor.

Le Marais’nin Asyalı Cemaati: Aynı zamanda Le Marais 1. Dünya Savaşı döneminde Paris’teki Çinli nüfusun ağırlıklı olarak yaşadığı yerlerdenmiş. Savaş sırasında Fransız erkeklerinin büyük çoğunluğu cephede olduğundan, şehirde kalıp işçi olarak çalışacak insan gücüne ihtiyaç duyan Fransa, savaşa dahil olmamaları kaydı ile Çin’den binlerce insana kapılarını açmış. Savaşın zaferle sonuçlanması sonrası aralarından bazıları Çin’e geri dönerken bazıları da Paris’te kalmayı seçmiş. Özellikle Yukarı Marais bölgesine yerleşen bu  Çinli nüfus bölgenin çokkültürlü karakterini ta o zamandan şekillendirmeye başlamış.

Le Marais’nin Kuir Cemaati: Le Marais’nin en önemli özelliklerinden biri de 1980’lerden başlayarak LGBT+ kültürünün merkezi olması ve kuir topluluklara kucak açması. 2019’da Paris Konseyi, San Francisco’dan çıkmış dünyanın gelmiş geçmiş en etkin eşcinsel hakları aktivisti, Gökkuşağı Bayrağı’nın yaratıcısı, politikacı Harvey Milk’e saygısını sunmaya karar vererk Le Marais’deki bir meydana boydan boya bir gökkuşağı çizerek ismini Place Harvey Milk adını verdi. Bugün de LGBT+ odaklı sinemaları, kitapçıları, barlar ve diğer işletmeleriyle şehrin en kapsayıcı mahallelerinden. Gay barların çoğu Rue du Temple, Rue des Archives ve ikisini birbirine bağlayan sokaklarda kümeleniyor.

2. Aristokratların “Hôtel Particulier” Denilen Görkemli Malikanelerini Görme İmkanı

Le Marais bölgesinin karakteristik mimarisinin en önemli parçaları “Hôtel Particulier”ler. 16. yüzyıl Paris’inde aristokratlar ve burjuvalar, şehirde kendilerine devasa malikaneler yapmak için yeterince büyük arsa ararken o zamanlar henüz gelişmemiş bir köy gibi olan Le Marais’e yönelmişler. 18. yüzyıla gelindiğinde bölge, her biri birer mini saray olan, gösterişli malikaneler olan “Hôtel Particulier”lerin inşa edildiği bir yer haline gelmiş.

18. yüzyılın sonunda, Fransız Devrimi yaşanırken semtin seçkinleri de o görkemli konaklarını bir bir terk etmek zorunda kalmışlar. Böylece hepsi bakımsızlıktan kaderine terk edilmişler. 1950’lere gelindiğinde bir işçi sınıfı bölgesi haline gelen Marais’de o eski aristokratlar döneminden kalma mimari şaheserlerinin çoğu kötü durumdaymış. 1964’te Charles de Gaulle’ün cabaları ile bölgedeki önemli yapılarda kurtarma ve restorasyon çalışmaları başlatılmış.

İşte o dönemden bugüne kalan en güzel Hôtel Particulier’ler restore edilerek müzelere dönüştürülmüş. Bugün bölgenin en güzel müzelerinden Picasso Müzesi’nin bulunduğu Hôtel Salé, Paris Tarih Müzesi’ne ev sahipliği yapan Hôtel Carnavalet, Ulusal Arşiv Müzesi olan Hôtel de Soubise ve Cognacq-Jay Müzesi’nin yer aldığı Hôtel Donon bunlardan bazıları. Aşağıda vereceğimiz yürüyüş rotası üzerinde hepsi hakkında bilgiyi bulacak hatta kimisinin içine girme fırsatı yakalayacaksınız.

3. Orta Çağ Paris’inden Geriye Kalan Tek Tük Mahallelerden

Le Marais’nin bir başka özelliği ise Orta Çağ’dan kalma Paris’in izlerini sürebiliyor oluşunuz. Çünkü Orta Çağ ve Rönesans dönemi Paris’inin dar sokaklarını ve mimari tarzlarını koruyan yegane yerlerinden biri Le Marais. Nedeni ise bölgenin Baron Georges Eugène Haussmann’ın Paris’in çoğu bölgesini kapsayan devasa kentsel dönüşüm projesinin dışında kalmış olması.

19. yüzyılın ortalarında Napolyon III’ün önderliğinde, Haussmann’ın idaresinde başlayan geniş çaplı kentsel dönüşüm rüzgarı, tıpkı şehrin banliyösü sayılan Montmartre gibi Le Marais’ye de uğramıyor. Bu sebeple Champs-Elysées ve Montparnasse gibi yerleri karakterize eden geniş bulvarlı ve gri, klasik esintili, Fransız balkonlu yapıları burada göremeyeceksiniz. Onun yerine Orta Çağ’dan kalma kale duvarları ve konutlar burada bulabilecekleriniz arasında. Hepsini aşağıdaki yürüyüş rotasında koyduk.

4. Samimi Mekanları ve Canlı Gece Hayatı

Yukarı Le Marais zaten geceleri epey hareketleniyor. Çevresindeki Oberkampf, Folie-Méricourt, Porte-Saint-Martin gibi semtler de şehrin en hip yeme içme mekanlarının, gastro pub’ların, barların, rooftop’ların, kanal kenarı mekanların kümelendiği yerler. Zaten isminin ayrı olmasına bakmayın, yürürken hop birinden diğerine geçtiğiniz için birbirinin devamı gibiler. Haliyle bu da Le Marais ve çevresinin sosyalleşme ve eğlence konusunda şehrin en gözde semtlerinden yapıyor. Zaten akşam saatlerinde mahallenin mekanlarının sadece turistlerle değil Parislilerle de dolup taştığını fark edeceksiniz.

Le Marais’nin bir diğer özelliği de Paris’e yavaş yavaş egemen olan artizan bar akımının ve queer topluluğunun eğlence üssü olması. Bizim bölgeden verdiğimiz önerileri de aşağıdaki yeme-içme ve gece hayatı bölümlerinde bulabilirsiniz.

5. Butik Alışveriş Deneyimi

Le Marais hem Marché des Enfants Rouges adlı kapalı pazarı hem de Rue des Francs-Bourgeois veya Le Village Saint-Paul gibi butik markaları ve tasarım ürünleri bulabileceğiniz dükkanlarla dolu sokakları ile şehir halkı için de cazip bir alışveriş noktası. Buralarda daha çok ana akım olmayan ama zincirleşmiş mağazalar var. Ama ara sokaklara girmeye başladığınızda takı tasarımcıları, 1643’ten beri yaşayarak şehrin en eski mum üretici ünvanını taşıyan Cire Trudon, sadece sihir temalı ürünler satan büyücü dükkanı gibi kendine has işletmeler de göreceksiniz.

Nasıl Planlamalı?

1. Unutmayın, bu rehberdeki ana hedefimiz rap rap semti keşfetmek değil, semtin sosyal hayatının tadını çıkarmak. Biz aşağıda size bir gününüzü alacak semtin detaylı bir turunu çıkardık ama buraya akşam sadece takılmak için de uğrayabilirsiniz.

2. Le Marais’yi yakından tanımak isteyenler için aşağıda detaylı bir gezi planı çıkardık. Tur yaklaşık 3 saat kadar sürüyor. Alışveriş yapacaksanız, müzeleri gezerseniz, yiyip içerseniz elbette uzar. Özellikle ilginizi çeken yerleri seçip zamanınıza ve ilginize göre maddeleri atlayabilir ve rotadan sapabilirsiniz.

3. Paris Metrosu’nun 1 ve 11 numaralı hatları üzerinde bulunan Châtelet durağının Hôtel de Ville çıkışından çıkın ve haritadaki numaraları izleyerek önce Aşağı Marais’de Orta Çağ Marais’sini sonra da Yukarı Marais’de hip ve cool Marais’yi keşfedin.

4. Bizce saat 16.00 gibi buralara varın. Müzelere girecekseniz ya da hava erken kararıyorsa da 15.00 gibi. Gündüz mahalleyi gezdikten sonra 19.00 gibi Yukarı Marais’nin mekanlarında yiyip içebilirsiniz.

Le Marais’de Gezilecek Yerler Haritası

Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz.

Gezilecek Yerler

  1. Hôtel de Ville
  2. Orta Çağ Evleri
  3. Rue des Barres
  4. Mémorial de la Shoah
  5. Hôtel de Sens
  6. Surlar
  7. Le Village Saint-Paul
  8. Saint-Paul Saint-Louis
  9. Sully Hôtel
  10. Maison de Victor Hugo
  11. Place des Vosges
  12. Carnavalet Müzesi
  13. Hôtel d’Angoulême Lamoignon
  14. Agoudas Hakehilos Synagogue
  15. Rue des Rosiers
  16. Rue Sainte-Croix de la Bretonnerie
  17. Place Harvey Milk
  18. Rue Vieille du Temple
  19. Rue des Francs-Bourgeois
  20. Picasso Müzesi
  21. Quartier d’Oberkampf
  22. Pompidou Merkezi
  23. Maison Nicolas Flamel
  24. Passage de l’Ancre
  25. Metiers Art Museum
  26. L’Atelier des Lumières
  27. Place de la Bastille
  28. 59 Rivoli

Yeme-İçme

  1. La Boutique Jaune
  2. L’As du Fallafel
  3. L’Ange 20
  4. Restaurant Au Passage
  5. L’Ambroisie
  6. Ober Mamma
  7. BigLove
  8. Au Petit Fer à Cheval
  9. La Belle Hortense
  10. Le Barav
  11. Folderol
  12. Hank Burger
  13. Breizh Café
  14. Boot Café
  15. Fringe
  16. Jacques Genin
  17. Pierre Hermé
  18. Little Red Door
  19. Le Mary Celeste
  20. Sherry Butt
  21. Les Souffleurs
  22. Duplex Bar

Alışveriş

  1. Marché des Enfants Rouges
  2. Merci
  3. Paris Plages
  4. Nomadeshop
  5. The Broken Arm
  6. Tom Greyhound
  7. OFR
  8. Sandro & Claudie Pierlot Sevigne Outlet

Le Marais Gezi Rotası

1. Yürümeye Hôtel de Ville de Paris’den Başlayın

Çizdiğimiz Le Marais rotasına başlamak için ideal nokta bölgeye de ismini veren, şehrin en eski yapılarından biri olan yapı, 1357 yılından beri kentin yönetiminin gerçekleştirildiği belediye binası. Aslında yapının içini de rezervasyonlu rehberli turlarla gezilebiliyor ama bizce dışarıdan görüp rotaya devam etmeniz yeterli.

Paris’te Gezilecek Yerler + Haritalı Günlük Rotalar yazımızdan buraya geleceğinizi varsayarsak, Notre Dame De Paris’i gezdirdikten sonraki durağınızın zaten Le Marais olduğunu fark etmişsinizdir. Eğer buraya o programdan bağlanmayacaksanız da Paris Metrosu’nun 1 ve 11 numaralı hatları üzerinde bulunan Châtelet durağının Hôtel de Ville çıkışından çıktığınızda yine aynı yerdesiniz. Bu muhteşem yapının güzelliğini takdir ettiyseniz marş marş yürümeye başlayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

2. Orta Çağ Mimarisindeki Tarihi Evler

Hôtel de Ville’den Le Marais sokaklarına doğru girdiğinizde, 11-13 Rue François Miron adresinde karşınıza bitişik nizamda, ahşap çerçeveli iki ev çıkacak. Baron Haussmann’ın şehir planlamasından paçayı kurtarmayı başarmış olan bu evler sanılanın aksine aslında Orta Çağ’dan kalma değiller. Yapılan araştırmalar evlerin 1644’te Orta Çağ mimarisinde inşa edildiğini ortaya çıkarmış. Elbette bu tarihi oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Haussmann tipi binalara inat olduğu gibi korunmayı başarmış Paris’in bu numunelik evleri kesinlikle sokağa ayrı bir hava katıyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

3. Rue de Barres

Fotoğraf Kaynak: John Gillespie from New York, USA, Saint Gervais church from the rue des Barres, Paris 26 September 2016CC BY-SA 2.0

Evleri gördükten sonra Paris’te keşfettiğimiz en güzel sokaklardan biri olan Rue de Barres’ın ismi gibi basamaklı yollarından aşağı doğru kendinizi verin. Bu yol bölgedeki en eski yollardan biri. Kendisi Orta Çağ’dan kalma. Yol üzerinde karşınıza yine Orta Çağ’dan kalma görünümlü tarihi evlerden çıkacak. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

4. Soykırım Anıtı (Mémorial de la Shoah)

Fotoğraf Kaynak: Guilhem Vellut from Paris, France, Mémorial de la Shoah @ Paris (32353203210)CC BY 2.0

II. Dünya Savaşı öncesinde Paris’te Yahudi nüfusunun yoğun olarak yaşadığı yerin Le Marais’nin Yahudi Mahallesi Pletzl olduğundan bahsetmiştik. İşte Pletzl sınırları içinde olmasa da Le Marais aynı zamanda bir Soykırım Anıtı’nı da içinde barındırıyor. Zaten Avrupa’nın 2. Dünya Savaşı’ndan etkilenmiş Viyana, Berlin, Varşova gibi çoğu şehrinde bu tip soykırım anıtına rastlamanız olağan. İçinde fotoğraflar, belgeler ve multimedya sergileriyle ücretsiz girişli bir Soykırım Müzesi de bulunuyor. Müzeyi detaylı gezmeyecek olsanız da anıtı görmeniz için rotamıza ekliyoruz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

5. Orta Çağ’dan Kalma Mini Bir Şato: Hôtel de Sens

Fotoğraf Kaynak: User: (WT-shared) Riggwelter at wts wikivoyage, Hôtel des Sens Paris France 002CC BY-SA 4.0

İşte sıra geldi Le Marais sokaklarından gerçek bir Orta Çağ yapısına. Bölgenin Seine Nehri kıyısında konumlanan bu mini şato görünümlü yapı 15. yüzyılda başpiskoposların konutu olarak inşa edilmiş olan Hôtel de Sens. 1475 ve 1519 yılları arasında yapılmış bina şu anda Forney Kütüphanesi’ne ev sahipliği yapıyor. Güneşli bir günde bahçesindeki banklardan birinde oturmak çok keyifli. Bugün binanın dış cephesine saplanmış bir top mermisi göreceksiniz. Bu 1830’da gerçekleştirilmiş bir ikinci devrim olan Temmuz Devrimi’nden kalma. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

6. Orta Çağ Kale Duvarları

Fotoğraf Kaynak: Adrian Scottow from London, England, Old Parisian Walls and Shadows 2011CC BY-SA 2.0

Hôtel de Sens’den Rue de l’Avé Maria’ya kadar yürüyüp Rue des Jardins Saint-Paul’e doğru sola döndüğünüzde karşınıza bir basketbol sahası çıkacak. İşte bu saha boyunca uzanan uzun duvar 12. yüzyılda Kral Philippe-Auguste tarafından inşa edilen ve temelleri Louvre Müzesi’nin en alt katında görülebilen kale surları. Bilmeseniz önünden geçerken belki fark etmeyeceğiniz bu kale kalıntısı duvar, 12. yüzyılda Paris’in sınırlarını belirleyen noktada. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

7. Şehir İçinde Bir Köy: Saint-Paul (Le Village Saint-Paul)

Fotoğraf Kaynak: Guilhem Vellut from Annecy, France, Village Saint-Paul (8554332974)CC BY 2.0

Sahanın ve kale duvarının hemen sağ tarafında, Paris’te zaman kapsülünde sıkışıp kalmış gibi görünen eski bir yerleşim bölgesi olan Saint-Paul Köyü var. Le Marais’nin, Arnavut kaldırımlı, ufak geçitlerle ve onlara açılan avlularla dolu sokaklarında çok sayıda antikacının, zanaatkar dükkanlarının, butiklerin, sanat galerilerinin ve küçük restoranların kümelendiği, turistlerle dolup taşmayan köşelerinden. Labirent gibi sokaklarında gezinmenin çok keyifli olduğu, köy havasına sahip bu sıra dışı yer insana Paris’in merkezinde olduğunu unutturacak cinsten. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

8. Paris’teki Cizvit Mimarisinin En Eski Ve En Güzel Örneklerinden: Saint-Paul Saint-Louis Kilisesi

Saint-Paul Köyü’nden çıktığınızda Rue Saint Antoine üzerinde, bölgenin kırmızı kapılı kilisesi Saint-Paul Saint-Louis’i göreceksiniz. Kral Louis XIII tarafından 1641’de yaptırılan kilise Cizvit tarzı Korint sütunları ve süslemeleri ile dikkat çekiyor. 1789 Fransız Devrimi sırasında isyancılar tarafından yağmalanmış olsa da içinde bir Delacroix eseri bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

9. Sully Dükü Maximilien de Béthune’nin Konutu: Hôtel de Sully

Fotoğraf Kaynak: Original: jean-louis Zimmermann Derivative work: Sir GawainHôtel de Sully 07-2CC BY 2.0

Rue Saint Antoine’dan devam ettiğinizde kendinizi 17. yüzyıldan kalma başka bir tarihi konut yani “Hôtel Particulier” olan Sully Hôtel’de bulacaksınız. Binaya girdiğinizde Yunan esintili heykeller, sfenksler ve kabartmalarla dolu rezidansın Neoklasik tarzını gözlemleyebiliyorsunuz. Sully ismini büyük ihtimalle Louvre Müzesi‘nden hatırlayacaksınız. Louvre Müzesi’nin üç kanadından birine isim veren, IV. Henri’nin en güvendiği bakanlarından Sully Dükü Maximilien de Béthune bir zamanlar burada ikamet ediyormuş. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

10. Victor Hugo’nun Süslü Mü Süslü Müze Evi (Maison de Victor Hugo)

Fotoğraf Kaynak: ZaironParis Maison de Victor Hugo Innen Salon chinois 5CC BY-SA 4.0

Ünlü Fransız romancı ve şair Victor Hugo, 1832 ve 1848 yılları arasında Paris’in Le Marais bölgesinde, şehrin en zarif meydanlarından biri olan Place des Vosges’a bakan Hôtel de Rohan-Guéménée’deki bu apartman dairesinde yaşamış. Bizce yazarın hayranları için çok anlamlı bir yer. Ünlü eseri Notre Dame’ın Kamburu’nun yayınlanmasından bir yıl sonra eşi Adele ile birlikte bu daireye taşınan Hugo evini, Çin üslubunda dekore edilmiş bir oturma odası ve Orta Çağ tarzını yorumlayan bir yemek odası ile dekore etmiş.

Yazarın en yakın arkadaşı Paul Meurice tarafından müzeleştirilen evde Hugo’nun kişisel çizimleri, portreleri ve mektupları görülebiliyor. Evin de bir köşesinde bulunduğu, kare plan bir meydan olan Place des Vosges’u çevreleyen barlar, cafeler, restoranlar da akşam iş çıkışlarında ve hafta sonları oldukça hareketli oluyor. Müze gezisinden sonra burada takılmak isteyebilirsiniz. Çalışma Saatleri: Salıdan pazara 10.00 – 18.00 saatleri arasında açık. Son girişler 17.40’ta yapılıyor. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

11. Paris’teki Beş Kraliyet Meydanından Biri: Place des Vosges

Fotoğraf Kaynak: ZaironParis Place des Vosges 07CC BY-SA 4.0

Place des Vosges Paris’in en güzel meydanlarından. Kestane ağaçlarının ve kırmızı tuğla binaların çevrelediği meydan şehrin resmi olarak planlanmış ilk meydanı. 1612’de Henri IV tarafından düzenlenen meydan eskiden at üstünde mızrak atmalı turnuvaların ve düelloların düzenlendiği noktaymış. Şimdi ise meydanı çevreleyen barlar, cafeler, restoranlar ile akşam iş çıkışları ve hafta sonları oldukça hareketli olan bir yer. Le Marais turunda olmasa bile başka bir akşam için aklınızda olsun. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

12. Paris’i Anlatan Ücretsiz Bir Müze: Musée Carnavalet

Sırada mutlaka gezmelisiniz değil de mutlaka bahçesini görmelisiniz diyeceğimiz bir müze var. 1548’de bir Hôtel Particulier olarak inşa edilen, şimdi ise erken dönem Roma yerleşimlerinden Fransız Devrimi’ne kadar Paris’in tarihine odaklanan ücretsiz bir müze olarak işlevselleştirilen Musée Carnavalet. Müzenin en önemli özelliği gösterişli bahçesi ve avlusu. İçeri girip bakmayacaksanız da binanın Rue des Francs-Bourgeois tarafında kalan demir kapılarından görebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

13. Paris Şehir Kütüphanesi’nin Evi: Hôtel Lamoignon

Fotoğraf Kaynak: MbztP1140598 Paris IV hotel Lamoignon rwkCC BY-SA 3.0

Hôtel Carnavalet’in hemen karşısında, II. Henri’nin kızı Diane of France tarafından 16. yüzyılın sonlarında inşa edilen Hôtel Lamoignon bulunuyor. Bugün Paris’in Tarihi Şehir Kütüphanesi’ne ev sahipliği yapan malikanenin avlusuna girip gezebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

14. Pletzl (Yahudi Mahallesi): Le Marais’nin Çokkültürlü Çekirdeği

Fotoğraf Kaynak: ZantastikChez Marianne (Le Marais Paris) 01CC BY-SA 3.0

Şimdi artık Yahudi Mahallesi sınırlarına doğru giriyoruz. Rue des Rosiers ve Rue Vieille-du-Temple’ın kesişiminde kalan bölge Paris’in, kısaca Yidiş dilinde “küçük yer, meydan” anlamına “Pletzl” denilen Yahudi Mahallesi’ni oluşturuyor. Bölge Paris’in, 13. yüzyıldan 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali ve Vichy hükümeti sırasında etkin olan işbirlikçi Fransız polisi tarafından hedef alınana kadar Yahudi cemaatine mesken olmuş yeri.

Bugün burada son derece dindar bir Ortodoks Yahudi topluluk yaşıyor ve çoğu bölgedeki üç sinagogdan birine ibadete gidiyor. Bu sinagoglardan ikisi Rue des Rosiers üzerinde üçüncüsü de Rue Pavée’de bulunuyor. Hatta bu üçüncü sinagog olan Agoudas Hakehilos’un bir özelliği de Paris metrosunun ünlü Art Nouveau çıkışlarını tasarlayan mimar Hector Guimard imzalı olması.

Gezmeye Rue Pavée ve Mahallenin Ana Sokağı Rue des Rosiers’den Başlayın

Fotoğraf Kaynak: ninara from Helsinki, Finland, Rue des Rosiers, Paris, France 01CC BY 2.0

Tura Pletzl’de bir tur atarak devam edelim. Mahallenin ana caddesini Rue des Rosiers oluşturuyor. Rue des Rosiers’e girmeden önce onu kesen minik sokak Rue Pavée’de yukarıda bahsettiğimiz Hector Guimard imzalı Art Nouveau cepheli sinagogu Agoudas Hakehilos’u görebilir ve hemen yanında bölgenin en ünlü falafelcisi Pitzman’dan pita ekmeği arasında falafel alıp yürüyüşe devam edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara.

Geri dönüp Rue des Rosiers’e saptığınızda ise cadde boyunca yürürken karşınıza çıkacak 20. yüzyıl yapılarının cephelerinde Fransızca ve İbranice yazılar fark edecek ve bölgedeki zengin tarihi hissedeceksiniz. Ayrıca bu sokakta falafel, hamur işleri, koşer şarküterileri gibi Orta Doğu ve Yidiş spesiyallerini sunan mekanları da sıralanmış bulacaksınız. Kısa bir atıştırmalık molası verecekseniz, burada bulunan L’As du Fallafel‘i tercih edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

Pletzl’den Sapıp Le Marais’nin Kuir Kalbine Girin

Fotoğraf Kaynak: Chabe01Place Harvey Milk – Paris IV (FR75) – 2021-06-08 – 2CC BY-SA 4.0

Şimdi biraz Pletzl’den sapıp Le Marais’nin kuir komünitelerinin mesken tuttuğu sokakları keşfedelim. Bunun için Marais’in en eski caddelerinden biri olan Rue Sainte Croix de Bretonnerie’den giriyoruz. Bu sokağın bir diğer özelliği ise lüks butiklerin mantar gibi filizlendiği caddelerden olması. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara.

Rue Sainte-Croix de la Bretonnerie’nin bitişinde sizi gökkuşaklı bir dört yol ağzı karşılayacak. Buradan itibaren anlayın ki Le Marais’nin kuir kalbindesiniz. Yukarıda bahsettiğimiz Place Harvey Milk’in olduğu, gay barların kümelendiği cadde olan Rue des Archives burası. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara.

Le Marais’nin Ana Caddesi Rue Vieille-du-Temple’ı Keşfedin

Gökkuşaklı meydanı da gördükten sonra Le Marais’nin ana caddesi Rue Vieille du Temple’a giriş yapmak için Rue du Roi de Sicile’den geri yürümeye başlayın. Ana cadde Rue Vieille-du-Temple boyunca sıralanan keyifli barlar, butiklerden geçerek, kitapçılara, butik parfüm mağazalarına ve ev dekorasyonu dükkanlarına gire çıka Le Marais’nin alışveriş sokağı Rue des Francs-Bourgeois’ya sapın. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara.

Finali Alışveriş Caddesi Rue des Francs-Bourgeois’da Yapın

Rue des Francs-Bourgeois da pazar alışverişi için bölgedeki en popüler sokak. Bir zamanlar şehrin zanaatkar dokumacılarının çalıştığı sokak hala moda ve tasarımın önemli merkezlerinden. Bunun nedeni de 19. yüzyılda bölgeye yerleşen Yahudi halkın kumaşçılık ve dokumacılıkta becerikli olması. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara.

15. Yaşamının Büyük Kısmını Paris’te Geçirmiş Olan Ressama Adanmış Bir Müze: Picasso Müzesi

Fotoğraf Kaynak: Jean-Pierre DalbéraLe salon Jupiter (Musée Picasso, Paris) – Flickr – dalberaCC BY 2.0

Rue Elzevir üzerinden bir zamanlar Hôtel de Donon olan şimdilerde 18. yüzyıldan kalma bir yağlıboya tablo koleksiyonunun sergilendiği Musée Cognacq-Jay’i geçerek asıl gezmenizi tavsiye edeceğimiz müzeye gelin. Siz de bizim gibi bir Picasso hayranıysanız, şimdi tam olarak cennete düşeceksiniz. Paris’in Le Marais bölgesine bulunan Hotel Salé adlı bir 17. yüzyıl konağı, 1985’ten beri Picasso’nun 200’ü aşkın resim, 158 heykel ve yüzlerce çizim, gravür ve seramik eserine ev sahipliği yapıyor.

1881 yılında İspanya’da doğan, sanat tarihinin en üretken sanatçılardan biri olan Pablo Picasso yaşamının büyük bir bölümünü Paris’te geçirmiş. 1973’te yaşamını yitiren sanatçının ailesi, cenaze masrafları ve veraset vergisini ödememek için Picasso’nun binlerce eserini Fransız devletine bağışlamayı kabul etmiş. Böylece Fransa, sanatçıya ait dünyanın en büyük koleksiyonuna sahip olmuş.

Belki müzede Picasso’nun en ünlü eserlerini bulmayacaksınız ama sanatçının yaşamına dair kronolojik bir yolculuğa çıkıp üslubunun nasıl geliştiğini gözlemleyebiliyorsunuz. Ayrıca Picasso’nun kendi eserleri dışında, mektupları, fotoğraf albümü, boğa güreşi biletleri ve kartpostalları gibi özel ve ilgi çekici eşyalarını ve Cezanne, Degas, Matisse gibi sanatçılara ait tablolar ile Yeni Gine masklarından İberya’dan bronz heykellere kendi sanat koleksiyonu da görebiliyorsunuz. Çalışma Saatleri: Pazartesileri hariç hafta içi 10.30 – 18.00, hafta sonu 9.30 – 18.00. Son girişler 17.00’de. Picasso Müzesi giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara.

16. Marché des Enfants-Rouges

Paris’in 1615’ten beri işlek olan en ünlü kapalı pazar yeri aynı zamanda şehrin en popüler food hall’u. Vietnam’dan Fas mutfağına bir farklı stand var. Samimi bir atmosferi, İtalyan şarküterisinden, organik peynir, meyve sebze standlarına, Lübnan marketinden Japon snack bar’ına öğle yemeği molası vermek için ideal yerlerden. Pazar günleri brunch sever Parislilerin de gözdesi. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

17. Merci

Paris’in en popüler konsept dükkanı. Üst Marais’de yeniden yapılandırılmış 19. yüzyıldan kalma bir kumaş fabrikasının içinde yer alıyor. Kapısının önünde kırmızı bir Fiat Cinquecento fark edeceksiniz. Burası tasarım ürünleri avcıları için bir cennet.

İki de cafesi var. Biri özellikle de 7. sanat olan sinemaya adanmış, duvarları retro film afişleriyle süslü olan Cinema Cafe. Diğeri ise rafları 10.000 adet ikinci el kitaplarla dolu bir kütüphane bulacağınız Used Book Cafe. Kahvenizi içerken rafları karıştırıp dilediğinizi okumak serbest. Instagram ve konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

18. Sonrasında Le Marais ve Oberkampf Mekanlarından Takılmaca

Fotoğraf Kaynak: Jeanne Menjoulet from Paris, France, Rue Oberkampf, Paris 11 (33305255896)CC BY 2.0

Merci’den sonra çizdiğimiz rotadaki gezilecek görülecek yerler sona eriyor. Sıra geldi yorgunluğu çevredeki keyifli mekanlarda atmaya. İster Le Marais’de kalabilir isterseniz de Marais’nin komşusu Oberkampf ve Jean-Pierre Timbaud gibi diğer renkli mahallelere geçebilirsiniz. Biz hepsinden ortaya karışık önerilerilerimizi aşağıdaki yeme-içme bölümünde verdik. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara.

Vaktiniz Kalırsa Bunlar Da Yakın

Vaktiniz kalırsa veya baştan bu bölgeye daha çok vakit ayırdıysanız, şimdi bahsedeceğimiz yerler de rotaya eklenebilir yerler.

19. Centre Pompidou

Paris’in en ikonik ilk üç müzesi hangisi diye soracak olsanız, Louvre ve Orsay’ın ardından Centre Pompidou derdik. Her nasıl ki medeniyetler tarihinin mabedi Louvre Müzesi, modern sanatın kalbi Orsay Müzesi ise şehirde çağdaş sanatın merkezi ise Centre Pompidou. İçinde Kandinski’den Delaunay’e, Chagall’dan Kahlo’ya, Miro’dan, Mondrian ve Matisse’e birçok büyük ustanın eserleri ve 1960’tan günümüze Marcel Duchamp, Beuys, Klein, Arman gibi çağdaş sanatçıların eserleri sergileniyor. Müzede görülebilecek en ünlü eser hangisi derseniz Marcel Duchamp’ın “Fontaine / Çeşme” adlı ikonik çalışması diyebiliriz. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara.

Güncel Not: Centre Pompidou Eylül 2025 – 2030 yılları arasında kapalı olacak. İçindeki eserler de çeşitli müze ve sanat kurumlarında sergilenecek.

20. Paris’teki En Eski Ev: Nicolas Flamel Evi

Fotoğraf Kaynak: Guilhem Vellut from Paris, France, Auberge Nicolas Flamel, Paris 11 February 2017CC BY 2.0

1407 yılında inşa edilmiş olan kargir yapı, “Harry Potter ve Felsefe Taşı” ve “Da Vinci’nin Şifresi” kitaplarında da ismi geçen, dünyanın en ünlü simyacısı Nicolas Flamel’in evi. Paris’in en eski evi unvanına da sahip. Evin aynı zamanda bir restoran olduğunu da ekleyelim. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara.

21. Passage de l’Ancre

Fotoğraf Kaynak: Ralf.treinenParis passage de l ancre4CC BY-SA 3.0

Londra’daki “Neals Yard”a benzeyen, rengarenk evlerle çevrili, gizli-saklı kalmış yemyeşil bir üstü açık pasaj. Eski Paris’in göbeğinde görmeye alışkın olmadığınız kadar renkli ve çiçekli olan bu pasaj, Paris’in geleneksel kapalı pasajlarından çok farklı. Burada antika eşyalar bulabileceğiniz dükkanlar yok. Daha çok ofis olarak kullanılan yerler var ama şehrin içinde tekdüze yapılar arasında yol alırken 50 metreliğine de olsa gününüzü renklendirecek bir geçit. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara.

22. Bilim Tarihine Meraklı Olanlar İçin Musée Des Arts Et Métiers

Fotoğraf Kaynak: Anthony Delanoix / Unsplash

Bilim tarihine meraklıysanız, favoriniz Le Marais yakınlarındaki endüstriyel tasarım müzesi olabilir. Müzeyi Paris’in Rahmi Koç Müzesi gibi düşünebilirsiniz. İçinde 1794’te bilimsel buluşların korunması için oluşturulan bir koleksiyon sergileniyor. Koleksiyon Bilimsel Araçlar, Malzemeler, Enerji, Mekanik, İnşaat, İletişim ve Taşımacılık olmak üzere yedi bölüme ayrılıyor.

Müzenin bulunduğu yapı da eski Kraliyet Manastırı Saint-Martin-des-Champs. Özellikle de modern uçakların atası sayılan Ader Avion’ların örneklerini görmek çok ilginç. Havada asılı duran planörler, nostaljik bisikletler, eski arabalar…Özellikle de çocuklu gezginler için gezmesi ekstra keyifli bir müze. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara.

23. L’Atelier des Lumières

Fotoğraf Kaynak: ImmersivearteditorSalvador Dalì – L’énigme sans finCC BY-SA 4.0

L’Atelier des Lumières, Le Marais’nin komşusu 11. bölgede, Fransız donanması ve demiryollarına demir sağlayan 1835 tarihli eski bir dökümhane olan La Halle içindeki Paris’in ilk dijital sanat müzesi. Yaklaşık 30 dakikalık programlar sunan ışık projeksiyonları, Monet, Van Gogh, Picasso, Dali, Klimt gibi sanatçılarının eserlerini müzenin iç duvarlarına yansıtıyor. Çalışma Saatleri: Pazartesiden perşembeye 10.00 – 18.00. Cuma ve cumartesileri 22.00’ye kadar, pazarları da 19.00’a kadar açık. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 26 numara.

24. Bastille Meydanı (Place de la Bastille)

Fotoğraf Kaynak: Guillaume FlamentPlace de la Bastille, avril 2021CC BY-SA 4.0

1370’te Charles V tarafından inşa edilen sonrasında da Richelieu’nun kararıyla bir devlet hapishanesine dönüştürülen, zamanında Sade’dan Voltaire’e birçok yazarın hapis yattığı eksi Bastille hapishanesinin bulunduğu meydan. Hapishane yıkılmış ve yerine bu meydan oluşturulmuş. Paris’in Taksim Meydanı diyebiliriz. Halen daha toplumsal olayların, protestoların merkezi Fransız Devrimi’nin sembol meydanı. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara.

25. İşgal Evinden Sanat Kolektiflerini Ağırlayan Bir Galeriye: 59 Rivoli

Fotoğraf Kaynak: 59RivoliFaçade 59 RivoliCC BY-SA 4.0

Rivoli Caddesi 59 numarada bulunan 59 Rivoli, harabeye dönmüş bir işgal evinin zamanla legal bir sanatçı kolektifine dönüştüğü sanat galerisi. Alternatif partilerin, sergilerin ve performansların mabedi. Rengarenk ve çok misafirperver bir yer. Kafanızdaki soğuk ve mesafeli galeri algısını yıkacak bir oluşum. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 28 numara.

Le Marais Aktiviteleri

Parc Rives de Seine ve Paris Plages

Fotoğraf Kaynak: Peter Haas / CC BY-SA 3.0Paris Plages 2013 DSC 0822wCC BY-SA 3.0

Her sene Temmuz – Ağustos ayları arasında, Paris belediyesinin çimle doldurup palmiyeler, şezlonglar ve hamaklarla yapay da olsa bir plaj ortamı yarattığı “Paris Plages” denilen şehir içi plajları yazın çok hareketli ve keyifli oluyor. Aslında en ünlüleri şehrin kuzeyinde kalan Le Bassin de la Villette tarafında ama Seine Nehri’nin Pont des Arts’tan Pont de Sully’ye kadar olan kıyı şeridini kaplayan Parc Rives de Seine de şehrin ortasında olması sebebiyle çok popüler. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

Paten, Bisiklet ve Petanque

Fotoğraf Kaynak: Cottonbro / Pexels

Paten, bisiklete binmek ve petank (özellikle eski toprak Parislilerin favorisi olan metal toplarla küçük çakıllı, hafif kumlu zeminde oynanan bir oyun.) Paris’te çok yaygın üç pazar aktivitesi. Bastille Meydanı’nda faaliyet gösteren paten, kask, dizlik kiralama noktası olan Nomadeshop var. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

Rollers & Coquillages adlı paten kulübü her pazar saat 14.30’da buradan hareketle üç saatlik bir şehir turu yapıyor.

Bisiklet kiralama konusunu ise zaten girişte ele almıştık. Petank oynayanlara Place des Vosges’da kum alanda rastlayabilirsiniz.

Le Marais Gurme Turu

Rota boyunca yürüyerek Paris’in en meşhur pazarlarından olan Le Marché Couvert des Enfants Rouges’daki Fromagerie’leri gezip Brie, Camembert, keçi peyniri, rokfor ve Comté gibi peynirleri tadıyor, şarküterilerden alışveriş yapıyorsunuz. Le Marais’de gurme tura bilet almak için tıklayın.

Le Marais’den Yeme-İçme Önerilerimiz

Sacha Finkelsztajn

Fotoğraf Kaynak: Gerd EichmannParis-Sacha Finkelsztajn-104-Rue des Rosiers 27-2017-gjeCC BY-SA 4.0

Tatlı molası için ise adresiniz, mahallenin en ünlü Aşkenaz lezzetlerini sunan fırını Sacha Finkelsztajn olsun. Polonyalı bir çift tarafından 1946’da açılan ve bugün onların torunları tarafından işletilen bu sarı dükkanda Viyana usulü elmalı turta, ılık keçi peynirli börek, Yidiş lezzetleri, sade veya etli latkeler (geleneksel olarak Hanuka’da yenen kızarmış patates), lahana, patlıcan veya ıspanaklı hamur işi pirojki gibi Doğu ve Orta Avrupa spesiyallerini bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

L’As du Fallafel

Fotoğraf Kaynak: Karen Green from NYC, L’As du Fallafel, Paris 30 January 2017CC BY-SA 2.0

Rue des Rosiers’nin önünde sıra olan falafelcisi. Buradan bir falafel sandviç alıp ve rotamızdaki bir sonraki durağa doğru yol alabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

L’Ange 20

Paris’teki fiyat-performans olarak en iyi öğünümüzü burada yedik. Ambiyans olarak Le Marais’deki diğer yerler gibi hip değil ama ortalama bir restoran fiyatına Michelin ayarında parmak yedirtiyor. Websitesi ve Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

Restaurant Au Passage

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/aupassage

Le Marais’nin yükselen şef barı. Küçük bir mahalle barı konseptinde olan, küçük tapas tarzı tabaklar ve ağır ateşte pişmiş kuzu kol veya kaburga gibi baba ana yemekler sunan bir yer. Rezervasyon önemli. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

L’Ambroisie

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/pages/L’Ambroisie

Mahallenin, Place des Vosges’da bulunan, 3 Michelin yıldızlı restoranı. Geleneksel Fransız yemekleri servis ediliyor. Paris’in en pahalı restoranlarından biri olduğunu farz edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

Ober Mamma

Fotoğraf Kaynak: Vincent Rivaud / Pexels

Oberkampf tarafında İtalyan restoranı. “Big Mamma” grubun şehirdeki mekanlarından biri. Pizza ve makarnaları başarılı. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

BigLove

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/biglovecaffe/

Hem brunch için hem de hızlı bir şeyler atıştımak için uygun bir vejetaryen mekanı. Big Mamma grubun İtalyan trattoriası. Cuma akşamları çok kalabalık oluyor ve rezervasyon almıyorlar, kapıda beklemeniz gerekiyor. Brunch için İtalyan peyniri ricotta ve böğürtlenli pancake, prosciuttolu avokado tost, ev yapımı brioche ekmeği üzerine eggs benedict gibi seçenekler bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

Au Petit Fer a Cheval

Fotoğraf Kaynak: Sali SasakiLe Petit Fer à Cheval, 30 Rue Vieille du Temple 2010-02-03CC BY-SA 2.0

Le Marais’in ana caddesi Vieille du Temple’da, kaldırıma attığı birkaç masası ile şık, samimi, kozmopolit bir mekan. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

La Belle Hortense

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/labellehortenseParis

Au Petit Fer a Cheval’in hemen karşısında kalan, bizdeki kitapçı cafe konseptinin farklı bir versiyonunu bulacağınız, lokallerin çok sevdiği bir adres. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

Le Barav

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Le-Barav

Marais’in kalbinde yer alan Barav, iş çıkışı arkadaşlarla buluşup ortaya paylaşımlık tapas’lardan söylemelik bir mekan. Mahzeninde de takılabilirsiniz. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

Folderol

Mahallenin ev yapımı dondurma konseptli barı. Sadece dondurma değil peynir tabakları da var. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

Hank Vegan Burger

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/hankrestaurant

Le Marais’de vegan burgeri ile meşhur burgerci. Toplamda dört hamburger arasından seçim yapıyorsunuz. “Le Touriste” spesiyali. Ek ücret karşılığında hamburgerlerin yanında patates kızartması servis ediliyor. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

Breizh Café

Fotoğraf Kaynak: www.breizhcafe.com

Breton’da bir sahil kasabası olan Cancale’den çıkma krepçinin Marais şubesi. Organik buğday ve karabuğday unundan, çiftlik tereyağı ve Valrhona çikolatası gibi en kaliteli malzemelerle yapılan galette’ler ve krepler sunuyor. Füme balık, yumurta, jambon, peynir ve mantarlı tuzlu seçenekler de var. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

Boot Cafe

Yukarı Marais’de kahve molası verebileceğiniz sevimli ve küçük bir cafe. Eski bir lostra dükkanının yerine açıldığından ismi Boot. Sadece iki masa ve birkaç plastik taburelik yeri var. Çok küçük olduğu için al götür de tercih edebilirsiniz. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 14 numara.

Fringe

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/fringecoffeeparis

Bölgedeki en popüler üçüncü dalga kahvecilerden. Vegan banana bread, granola bowl, cinnamon roll veya cookie gibi atıştırmalık seçenekler de bulabilirsiniz. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

Jacques Genin

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/chocolaterie.jacques.genin

Le Marais’nin artizan çikolatacısı. Sadece çikolataları, karamelaları, meyve şekerlemeleri ile değil milföy gibi tatlılarda da iddialı. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara.

Pierre Hermé

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/pierre.herme.paris

Macaron için ise adresiniz Pierre Hermé olsun. Kendisi son yıllarda dünyaya açılarak kalitesinden ödün vermiş La Durée’yi solladı. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara.

Le Marais’de Gece Hayatı

Little Red Door

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/lrdparis

Tıpkı ismindeki gibi küçük bir kırmızı kapının ardında kalan bir kokteyl bar. “Dünyanın En İyi 50 Bar”ı arasında gösteriliyor. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 18 numara.

Le Mary Celeste

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/LeMaryCeleste

Ortaya paylaşımlık tabaklar ve mevsimlik tatlar bulabileceğiniz şehrin en popüler barlarından. Özellikle istiridyeleri meşhur. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 19 numara.

Sherry Butt

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/sherrybuttparis

Sherry Butt 20-30 yaş arası gençliğin favori barlarından. Hafta sonları özellikle cumartesi geceleri dj performansları oluyor. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 20 numara.

Les Souffleurs

Başkentin queer hipster’larının tercihi mekan. Her gün 18:00 – 21:00 saatleri arasında happy hour yapıyor. Perşembe ve cumartesi günleri DJ setleri oluyor. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 21 numara.

Duplex Bar

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/duplexparisbar

Mahallede 30 yaş üstü queer grupların uğrak yeri ise Duplex Bar. Biraz Le Marais’nin dışında kalıyor ancak düzenli olarak düzenlenen sanat sergilerini görmek için çok küçük bir yürüyüşe değer. Instagram ve Konum için tıklayın. Haritada 22 numara.

Le Marais’de Alışveriş

Merci: Bölgedeki yenilikçi konsept mağazaların sayısı her geçen gün artarken, vintage giyim ve aksesuarlardan ev eşyalarına, hediyelik eşyalardan ve kırtasiye malzemelerine kadar her şeyi bulabileceğiniz Merci her daim popülerliğini koruyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

The Broken Arm: Moda severler için ise önerimiz, biraz stil ilhamı yakalamak için The Broken Arm’a uğramaları. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

Tom Greyhound: Mahallenin popüler Kore konsept mağazası. Menşei Kore olsa da dünyanın her yerinden çağdaş tasarımcıların parçalarını bulabileceğiniz bir dükkan. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

Ofr Librairie

Ofr Librairie: Paris’teki en havalı kitapçı olan, avangard yayınları ile bilinen Ofr’ye uğramadan geçmeyin. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

Sandro & Claudie Pierlot – Outletleri: Hem moda tutkunlarını hem de makul bir bütçesi olanları sevindirecek bir tüyomuz var. Le Marais sokaklarında ünlü Fransız markaları sofistike ürünleriyle bilinen Sandro ve klasik ama modern tasarımlarıyla Claudie Pierlot’nun %30-%40 kadar indirim yapan outlet mağazaları var. Ceketlerden pantolonlara ayakkabıdan çantaya çeşit çeşit ürünü burada çok uygun fiyatlara bulabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

Galeriler: Le Marais, genç ve yaratıcı yeteneklerin şehirde kendini en çok ifade ettiği yer. Place des Vosges’un dünyaca ünlü isimlerin eserlerine yer veren köklü galerilerinin yanı sıra, Rue Vielle du Temple, Rue de Turenne, Rue Charlot da küçük ölçekli galerilerin yer aldığı sokaklar.

Mahallenin Orta Çağ kasabası Le Village Saint Paul’da yenilenen dinamik yüzü ile galeriler ve butiklerle ev sahipliği yapıyor. Özelliklle ev ve yaşam kategorilerinde çok farklı tasarım ürünleri bulabilirsiniz. Le Village Saint Paul ve République arasında ise keşfinize açık yüzlerce sanat galerisi var. Üstelik bazıları pazarlığa da açıklar.

Biz De Sizi Çok Sevdik, Instagram’a Da Bekleriz

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Biz Evde Yokuz (@bizevdeyokuz)’in paylaştığı bir gönderi

The post PARİS’İN EN COOL MAHALLESİ LE MARAİS’DE HARİTALI YÜRÜYÜŞ ROTASI appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/le-marais/feed/ 7
FRANSIZ PEYNİRLERİ VE ŞARKÜTERİ ÜRÜNLERİ – YEME DE YANINDA YAT https://www.bizevdeyokuz.com/fransiz-peynirleri/ https://www.bizevdeyokuz.com/fransiz-peynirleri/#comments Wed, 23 Mar 2022 08:24:22 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=88818 Küflüsünden keçisine, ekmek üzerinde yumuşacık dağılan brie'sinden tatlı niyetine yemek üzerine yenene işte karşınızda yemeden dönmemeniz gereken en lezzetli ve meşhur Fransız peynirleri.

The post FRANSIZ PEYNİRLERİ VE ŞARKÜTERİ ÜRÜNLERİ – YEME DE YANINDA YAT appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Türkiye’ye gelen Fransızların en şok olduğu konulardan birisi peynirin kahvaltıda tüketilmesi. Keza Türkler de Fransızların ana yemek üzerine peynir yemesine akıl sır erdiremiyor. Ama şaraba nefis bir yancı, pikniklerde pratik ve leziz bir çözüm olduğuna herkes hemfikir. 🙂

Fransa’da peynirin yemeğin üzerine tüketilmesinin sebeplerinden birisi Fransız peynirlerin yoğun aromaları. Aslında bu yönüyle bizim de meze olarak ana yemekle birlikte tükettiğimiz Ezine peynirine benziyor. Özellikle de pastörize olmamış sütten yapılan Fransız peynirleri ekstra aromatikler. Keza en berbat kokanlar, genelde yoğun aromaya sahip olanlar. İtici kokularının sizi yanılmasına izin vermeyin. Tabi bazı peynirlerin tadını fazla yoğun bulanlar da var ama denemeden elemeyin. Çok da sevebilirsiniz.

Fransa’da da bizdeki gibi birçok bölgenin kendine has yöresel bir peyniri var. Appellation d’Origine Protégée (AOP) yani coğrafi işaretle korunuyorlar. Fransız peynirleri ile yeni tanışacaklar denemeleri gereken peynirleri ve özelliklerini burada bulabilirler.

En Meşhur Fransız Peynirleri

Brie

Fotoğraf Kaynak: Polina Kovaleva / Pexels

Paris’in doğusundaki Brie bölgesine ait bu geleneksel peynir, kabuğu beyaz kadife bir dokuya sahip  yumuşak aromalı çok lezzetli bir inek sütü peyniri. Tadının çok baskın olmaması sebebiyle Fransız peynirlerini denemeye brie’den başlayabilirsiniz. Yumuşak yapısı ekmek ve hamur işlerine kolay sürülebilmesine olanak veriyor.

Rokfor (Roquefort)

Fotoğraf Kaynak: Anna Nekrashevich / Pexels

Rokforla daha önce tanışmış olmanız kuvvetle muhtemel. Ülkemizde bile et, tavuk, hamburger soslarında, meyveli salatalarda yaygın olarak kullanılan bir küflü peynir çeşidi.

Rokforun yapım iznini 1411’de Charles VI Roquefort-sur-Soulzon halkına vermiş. Roquefort halkı geleneksel olarak Mont Combalou’nun doğal mağaralarında olgunlaştırdığı bu peyniri zaten yüzyıllardır yapıyormuş. Bundan tam beş yüzyıl sonra, 1925’te Roquefort peyniri, Fransa’nın ilk tescilli peyniri olmuş. Piyasada bolca sahtesi bulunan Rokfor, Stilton ve Gorgonzola ile birlikte dünyanın en iyi üç mavi peynirinden biri olarak kabul ediliyor. Güçlü bir tada, tuzlu ve küflü aromaya sahip olan Rokfor, yoğun bir peynir olduğu için Fransa’da yemekten sonra yeniyor.

Chèvres (Keçi Peyniri Ailesi)

Keçi sütünden yapılma olan, bizim de kişisel favorilerimizden Chèvre veya keçi peyniri, Fransa’nın her yerinde farklı şekil ve boyutlarda üretilen bir peynir. Olgunlaştırılmış versiyonları da var, taze versiyonları da… Otlu çeşitleri de var, baharatlı versiyonlar da… Aralarından en ünlüsü ise Loire keçi peynirleri. Yemyeşil Loire Vadisi boyunca otlayan keçilerin sütünden yapılıyor ve onlar da kendi içinde Bûcheron, Crottin gibi türlere ayrılıyor. Panelenip kızartılarak salata üzerine servis edilen hali de nefis oluyor.

Comté

Fotoğraf Kaynak: Myrabella / Wikimedia Commons / CC BY-SA 3.0Comte AOPCC BY-SA 3.0

Comté, bu listedeki en zengin aromalı peynirlerden ama kötü kokmuyor. Aynı zamanda Fransızların da en sevdiği ve en çok ürettiği peynirlerden biri. Geleneksel olarak pastörize edilmemiş inek sütünden yapılıyor. Tadı ve dokusu bakımından eski kaşara benziyor. Comté, mezelere, salatalara ve croque-monsieur gibi sandviçlere çok yakışıyor.

Camembert

Fotoğraf Kaynak: Paras Kapoor / Unsplash

Camembert Fransız peyniri dendiğinde ilk akla gelenlerden. Bu peynir, Fransa’nın kuzeybatı ucundaki, bol yağmur alan ve nemli Normandiya topraklarındaki meralarda otlayan ineklerinin sütünden üretiliyor. Küflü peynirler klasmanına giren Camembert’in içinin krema kıvamında olması dışının ise beyaz küf ile kaplı olması makbul. Tip olarak Brie peynirine benziyor ama onun kadar yağlı ve yumuşak değil. Daha tuzlu ve daha az yağlı. Baskın aromalardan kaçınanların kolay tüketebileceği bir peynir.

Saint-Marcellin

Fotoğraf Kaynak: ThesupermatWikicheese – Saint-marcellin – 20150417 – 006CC BY-SA 4.0

Saint-Marcellin, inek sütünden yapılan yumuşak bir Fransız peyniri. Adını küçük Saint-Marcellin kasabasından alıyor. Tipik olarak kremsi bir iç kısma, bej bir kabuğa sahip olan peynir yoğun ve rustik bir tada sahip.

Munster – Géromé

Fotoğraf Kaynak: Mario M. Lommersum15-01 Val de Weiss Petite Munster Géromé Lokal K 01CC BY-SA 4.0

Munster menüdeki en kötü kokulu peynir ama bir o kadar da aromatik. Oldukça keskin ve güçlü bir  tadı olan peynir Gerome Alsaz bölgesinde yer alan Vosges Dağı eteklerinde otlayan ineklerin sütünden üretiliyor. Neredeyse eriyen çikolata gibi bir kıvama sahip yumuşak, pürüzsüz iç kısmıyla ünlü peynirin altın rengi bir kabuğu var.

Reblochon

Fotoğraf Kaynak: Myrabella / Wikimedia Commons / CC BY-SA 3.0 & GFDLReblochon AOCCC BY-SA 3.0

Fransa’nın doğu sınırındaki Haute-Savoie’ndan gelen bu Alp Dağları peynirinin en belirgin özelliği taze ve yumuşak bir peynir olması. Bu peynir ineklerin ikinci sağımlarında elde edilen yoğun ve zengin sütten yapılıyor. Kadifemsi bir kabuğa ve fildişi gibi bir renge sahip olan peynir özellikle de peynir fondü yapımında kullanılıyor.

Langres Peyniri

Fotoğraf Kaynak: Federica Gioia / Pexels

Fransa’nın kuzey doğusundaki Langres yaylasında yapılan yarı yumuşak bir inek peyniri. Peynir küflendikten sonra çevrilmediği için üstünde fontaine denen bir çukur oluşuyor. Özellikle şampanya ile eşleştirilmesi ile ünlü.

Mimolette

Fotoğraf Kaynak: Pierre-Yves Beaudouin / Wikimedia Commons / CC BY-SA 4.0WikiCheese – Mimolette extra vieille 01CC BY-SA 4.0

Mimolette, geleneksel olarak Fransa’nın kuzeyindeki Lille bölgesinde yapılan bir peynir. Çiğ inek sütünden yapılan peynirin kırmızıya yakın turuncu bir rengi var. 14. Louis’nin ekonomik politikaları sonucu, o zamanlar popüler olan Hollanda’nın Edam peynirine bir alternatif olarak üretilmeye başlanmış. Karamelimsi bir tada sahip olan peynirin hem olgunlaştırılmış hem de taze versiyonları var.

Şarküteri Ürünleri

Tütsülenmiş Kuru Sosis (Saucisson)

Fotoğraf Kaynak: Alex Guillaume / Unsplash

Fransız mutfağında kalın, kuru kürlenmiş sosis ailesine genel olarak Saucisson deniliyor. Tipik olarak ya sadece domuz eti ya da domuz eti ve diğer etlerin karışımı olan saucisson, sositen çok kuru ete benzer bir şarküteri türü.

Ezme (Pâté)

Genel olarak, ördek, sülün gibi kanatlı kümes hayvanlarının ciğerleriden veya domuz, sığır gibi kırmızı etlerden yapılma ezme türü. İçeriğinde etle birlikte çeşitli otlar, sebzeler ve baharatlar da bulunabiliyor. Tek başına olduğunda kaz ciğeri gibi ekmeğe sürüp yemelik cinsten bir aperitif fakat “en croute” yani fotoğrafta görüldüğü gibi bir hamura sarılı şekilde kalıpta pişmiş şekilde ise dilim dilim kesilerek soğuk başlangıç olarak servis ediliyor.

Terin (Terrine)

İsteğe göre et veya sebze ile karıştırılarak hazırlanan terin, dikdörtgen ve derin seramik kaplarda pişirilen, kalıp halinde çıkarılıp dilimlenerek soğuk servis edilen bir meze türü.

Tiftik Et (Rillette)

Rilet, etin tatlandırılıp kendi yağında yavaş yavaş pişirildiği konfi yöntemine benzer bir muhafaza yöntemi ile yapılıyor. Konfi edilmiş etin tiftik ve ekmeğe sürülebilir hali gibi diyebiliriz. Rilletler en yaygın olarak domuz etinde yapılsa da kaz, ördek, tavuk, av kuşları gibi kanatlılarla ve hamsi, ton balığı veya somon gibi balıklarla da yapılıyor.

Kan Sosisi (Boudin)


İngilizlerin “black pudding” ismini, Fransızların ise “boudin” dedikleri domuz kanından yapılan sosis.

Fransız Şarapları

Fotoğraf Kaynak: David / Pexels

Fransa’da yemekte şarap içmek çok yaygın. Haliyle bu da Fransa’yı dünyanın önde gelen şarap üreticilerinden biri yapıyor.

Fransa genelinde 10 kadar üretim bölgesi var: Başta Bordeaux olmak üzere Alsace, Burgonya, Champagne, Korsika, Jura, Languedoc-Roussillon, Loire, Provence, Rhône ve Savoy.

Bir şarabın tadını, bağlarının bulunduğu topraktan, üzümün cinsi, kalitesi ve üretim aşamasında uygulanan prosedürlere kadar birçok faktör etkili oluyor. Çok derin bir konu olduğu için buraya sıkıştırmamız mümkün değil.

Fransa’da herhangi bir restorana gittiğinizde menüde fiyatı en uygun seçenek “House Wine” olacaktır. House wine restoranların kadehte, karafta veya bazen şişe ile servis ettikleri en uygun fiyatlı şarapları. Türkçe karşılığı ev şarabı olsa da house wine’nın ev yapımı şarapla ilgisi yok. “Mekanın Şarabı” daha doğru bir tercüme olur. Mekanlar da bunu bir üreticiden alıyorlar.

Fransa’da kadeh ve şişeye ek olarak bir de ”pichet” denilen yarım litrelik opsiyon da var. Bunun dışında 25 cl (2 kadeh) 50 cl ve hatta bazen 100 cl gibi seçenekler de oluyor.

The post FRANSIZ PEYNİRLERİ VE ŞARKÜTERİ ÜRÜNLERİ – YEME DE YANINDA YAT appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/fransiz-peynirleri/feed/ 6
FRANSA’DA NE YENİR? – EN MEŞHUR FRANSIZ YEMEKLERİ & TATLILARI https://www.bizevdeyokuz.com/fransa-ne-yenir/ https://www.bizevdeyokuz.com/fransa-ne-yenir/#respond Sun, 20 Mar 2022 17:10:51 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=88071 Şöyle bir dönüp gastronomi terimlere bakın. Şef, sos, menü, alakart, hatta gastronomi kelimesinin kendisi... Oh là là, hepsi Fransızca! :D İşte bu bile Fransız mutfağının ne kadar köklü ve etki sahibi olduğunu özetliyor. Bu yazımızda Fransa gezinizde demek isteyeceğiniz Fransız mutfağının klasik lezzetlerini bulacaksınız.

The post FRANSA’DA NE YENİR? – EN MEŞHUR FRANSIZ YEMEKLERİ & TATLILARI appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Şöyle bir dönüp gastronomi dünyasına ait terimlere bir bakın. Şef, garson, menü, alakart hatta gastronomi kelimesinin kendisi… Oh là là, ne tasadüf hepsi Fransızca! 🙂 İşte sadece bu bile Fransız mutfağının nasıl köklü bir mutfak kültürü olduğunu ve dünya mutfakları üzerinde ne kadar etki sahibi olduğunu özetliyor.

Biz de bu yazımızda sizlere olası bir Fransa seyahatinizde tadabileceğiniz Fransız mutfağı klasiklerinden bahsettik. Yazarken ağzımızın suyu akmadı değil. Kimisini zaten artık çok iyi biliyorsunuz kimisini ise ilk defa duyduğunuza eminiz. Tüm bu lezzetleri Paris’te nerede bulacağız derseniz, Paris’te Ne Yenir, Nerede Yenir? – Meşhur Restoranlar ve Cafeler yazımıza göz atabilirsiniz. Şimdiden Bon Appétit!

Fransız Kahvaltıları

Fransızlar sabahları hızlı ve pratik kahvaltıları tercih ediyor. Öyle uzadı uzadıya kahvaltı sofraları kurma adetleri yok. Ama küreselleşme ile Amerikan tarzı hafta sonları brunchları çok popüler oldu.

Tipik bir Fransız kahvaltısı genellikle bir fincan kahve ve croissant‘dan (kruvasan) oluşuyor, yanına da ne alaka diyeceksiniz ama portakal suyu eşlik ediyor. Bazen kruvasanın yerini pain au chocolat (çikolatalı kruvasan), pain aux raisin (üzümlü dolama), chausson aux pommes / abricots (elmalı/ kayısıs puflar) gibi viennoiserie denilen hamur işleri alıyor.

Mis gibi bir baget üzerine reçel veya marmelat da diğer alternatif.  Söz konusu brunch ise devreye croque madame‘lar, croque monsieur‘ler, tuzlu veya tatlı krepler veya galette‘ler girebiliyor.

Kahvaltıda peynir yemek ise onları şok ediyor. Sanki peynir yemek onların gözünde kahvaltıda iskender yemek gibi bir şey. 🙂

Fransa’da Akşam Yemeğinde Ne Yenir?


Kahvaltının tam aksine öğle yemeklerinde ise çok özenli sofralar bulmaya alışkınlar.
Kahvaltı dışında kalan iki öğünü yavaş yavaş, birer kadeh şarap eşliğinde yiyorlar.

Fakat Fransızların en çok önem verdikleri ve tükettikleri besinler açısından daha zengin tuttukları öğün akşam yemeği. Kahvaltı günün en önemli öğünü diyen uzmanlara inat Fransızlar akşam yemeklerini üç tabak olarak tercih ediyor. Başlangıcı mevsimine göre bir çorba veya bir sebze yemeği ile yaparlar. Buna Antre (Entrée) denir. Daha sonra ana yemek yani “le plat principal” seçimi yaparlar ve finalde de bir tatlı yani “le dessert” söylerler veya peynir tabağı (fromage) tercih edip şarapları ile akşama devam ederler.

Fransızlar akşam yemeğinde ağırlıklı olarak et, tavuk, balık yemeklerini tercih ediyor. Zaten ülke olarak Avrupa Birliği’nin en çok et tüketen üyesi olmasından anlamalı. Fakat sanılanın aksine her gün evde pişirdikleri yemekler Boeuf Bourguignon veya Confit du Canard gibi Fransız mutfağının en zorlayıcı yemekleri falan da değil. O tarz yemekleri sadece özel günlerde ve Noel’de yapıyorlar. Çok yemek isterlerse zaten şehirde binlerce restoran seçeneği var.

Fransızlar en azından akşam yemeğine eşlik edecek şekilde birer kadeh şarap içmeyi seviyorlar. Bu onlar için yemeğin yanına su içmek gibi bir şey. Dünyanın en büyük şarap üreticilerinden biri olmasının yanında ev yapımı şarapçılığın da çok yaygın olduğu bir ülke olduğundan fiyatlar uygun. Şişelenmiş bir su 5 Euro iken bir kadeh ev yapımı şarap 4,5 Euro olabiliyor.

Ana yemekten sonra da peynir yeniyor. Şık restoranlarda peynir arabası ile yanınıza gelirler, oradan kestirip tabak yaptırırsınız. Peynirin üzerine de tatlı yenir. Bazen peynir ve tatlı arasında seçim yapılır.

Şimdi gelelim Fransız mutfağından bizim favorilerimize ve daimi imza yemeklere.

Fransız Mutfak Kültürü ve Sofra Adabı

Fotoğraf Kaynak: cottonbro studio / Pexels

Fransız mutfağı demek oturmuş standartlar, sahip çıkılan gelenekler, iyi malzeme kalitesi, özenle hazırlanmış sofralar demek. Özellikle de abartıdan uzak olmak çok önemli. Ne yemeklerde ne de yemek masasında gereksiz detaylar, süsler, renkler tercih edilmiyor. Temiz, beyaz masa örtüleri ve kumaş peçeteler sofradaki en önemli detaylar.

Fransızlar yemeği aceleye getirmeyi sevmiyor ve hızlı yemek yemiyorlar. Onlar için yemek ve sofra adeta bir seramoni konusu. Yangından mal kaçırırmış gibi yemek yemek sofra adabına yakışmıyor. Ülkede fast food kültürü de dünya mutfakları da daha çok Y, Z ve Alfa kuşağının ilgi alanı. Üst yaş grupları daha çok Fransız klasiklerini tercih ediyor.

Bizdeki Anadolu, Ege, Karadeniz mutfağı gibi Fransa’nın da her bölgesine özgü farklı tatları ve yerel mutfak kültürleri var. Tüm bu çeşitlilik Fransız mutfağını Fransız mutfağı yapan asıl şey. Genel olarak batığımızda Normandiya, Bretagne, Marsilya, Cote d’Azur gibi kıyı bölgelerinde deniz ürünleri ağırlıktayken, Güneybatı Fransa’da ördek konfi, foie gras ve pate gibi lezzetler dikkat çekiyor. Kuzeybatı bölgesi olan Alsaz’da av etleri mutfağı domine ederken, Bordeaux’da şarapçılık, Toulouse’da sosisli yemekler öne çıkıyor.

Fakat Fransa’da gastronomi şehri sanılanın aksine Paris değil Lyon. Rustik Fransız mutfağının en güzel lezzetlerini buradaki “bouchon” denilen geleneksel Lyon yemekleri sunan restoranlarda tadabilirsiniz.

Genel olarak Fransa’da mekanları altı gruba ayırabiliriz. Restoranlar, bistrolar, brasserieler, kafeler, barlar ve traiteur’ler.
Bistrolarda daha çok atıştırmalık, hızlı çıkan yemekler sunuluyor.
Brasserie‘ler ise restoranların biraz daha rahat ve dinamik versiyonu.
Barlarda ise aperitif seçenekler veya tapas tarzı ortaya paylaşımlık tabaklar bulabiliyorsunuz.
Traiteur‘ler de bizdeki al götür meze evleri gibi işliyor. Oturup yeme alanı bulunmuyor.

 Klasik Başlangıçlar (Les Entrées)

Soğan Çorbası (Soupe à L’Oignon)

Şu anki versiyonu Lyon’dan çıkma olan ama asıl tarihi Roma’ya kadar uzanan bir lezzet soğan çorbası için Fransız mutfağını en klasik başlangıcı diyebiliriz. Tam bir kış klasiği. Fakat ismi çorba olsa da bizdeki gibi kaşıkla içilen çorbalara benzemiyor. Çok daha yoğun bir kıvamı var. Kimi zaman ekmek içinde de sofraya gelebiliyor. Eğer ekmek içinde gelmediyse kasenin tabanında kruton oluyor. Çorbanın üzeri de eritilmiş peynirle kaplanıyor. Temelde karamelize edilmiş soğan ve et suyundan oluşuyor.

Dana Tartar (Tartare Au Boeuf)

Fotoğraf Kaynak: Valeria Boltneva / Pexels

İşte Fransızca’dan dilimize girmiş bir gastronomi terimi daha. Tartar! Bildiğimiz kıyılmış veya çekilmiş çiğ sığır etinden oluşan bir tepecik olduğunu, tam ortasına da bir yumurta sarısı konulduğunu düşünün. Yanında gelen ekmeklerin üzerine kondurup kondurup aperitif olarak yeniyor.

İstiridye (Les Huitres)

Büyük ve sulu istiridyeler tek lokmada hüpletilmek üzere kırık buzla tepeleme dolu bir tepsi içinde geliyor. Genellikle şampanya ile eşleştiriliyor.

Nice Salatası (Salade Niçoise)

Fotoğraf Kaynak: Nathalie Klippert / Unsplash

Hafif bir öğün için de tercih edilebilecek olan Salade Niçoise, Fransa’nın Cote d’Azur bölgesinin en güzel şehirlerinden Nice’e özgü bir salata. Domates, biber, marul, ton balığı / ançuez ve haşlanmış yumurtalı.

Salyangoz (L’Escargot)

Fotoğraf Kaynak: Maria Orlova / Pexels

Öyle uzaktan korkak gözlerle bakmakla asla anlayamayacağınız bir Fransız klasiği. En iyisi deneyip görmek. Maydanoz, tereyağı ve sarımsak ile aromalandırılan, tavuk suyunda veya şarapta pişirilen salyangoz çok klasik bir Fransız başlangıcı. Salyangozlar ilk olarak kabuklarından tek tek çıkaralıp iyice yıkanıyor. Sosta pişirilen salyangozlar kabuklarına geri konulup öyle servis ediliyor. Salyangozun kendine özgü bir tadı varsa bile bol sarımsaklı sostan almıyorsunuz. Kafanızda kurduğunuz gibi değil, deneyin kendiniz görün deriz.

Kaz Ciğeri (Foie Gras)

Fotoğraf Kaynak: Momlom Jiangba / Pexels

Kaz ciğeri veya dünyada genel geçer ismi ile Foie Gras, ekmeğe sürüp yemelik bir iştah açıcı. Kızarmış ekmek ve tatlı beyaz şarap ile servis ediliyor. Bazen burada gördüğünüz gibi ekmek üstüne sürmelik formatta geliyor, bazen et haliyle pişirilerek kırmızı etlerin üzerinde servis ediliyor. Lezzeti sebebiyle sıkça menülerde görülürdü ancak eld eedilme şekli oldukça hayvan zulmü içerdiği için duyarlı işletmeler artık menülerinden çıkarıyor.

Deniz Tarağı (Coquille Saint-Jaques)

Fotoğraf Kaynak: Marika Sartori / Unsplash

Deniz tarağının tereyağında rengini alana kadar kızartıldığı sonra da kendi kabuğunda sosuyla servis edildiği meşhur Fransız başlangıcı.

Kurbağa Bacağı (Les Cuisses De Grenouille)

Kendisinden önce fikrini hazmetmesi zor bir Fransız lezzeti de kurbağa bacağı. Dikkatinizi çekeriz ki lezzet diyoruz çünkü kurbağa bacağı tahmin edebileceğinizden çok daha lezzetli bir seçenek. Tadı daha çok tavuk gibi kanatlı hayvan etine benziyor. Zaten kızartılıp sosla servis edildiğinden tavuk kanadı gibi daha bir lezzetli oluyor. Bazen ana yemek olarak da servis ediliyor ama şüphe ile yaklaşanlar giriş olarak alarak küçük porsiyonlarda deneyebilir. Gelmişken denemenizi tavsiye ediyoruz. Ne de olsa koca bir ülke yanılıyor olamaz, değil mi?

Ana Yemekler (Les Plats Principaux)

Sığır Burginyon (Boeuf Bourguignon)

Meryl Streep ve Amy Adams’ın başrolde olduğu, Julie & Julia’yı izlediyseniz bu yemeği kesin hatırlayacaksınız. Fransa’nın Burgonya bölgesinden, kırmızı şarapta pişirilmiş sığır eti yahnisi Boeuf Bourguignon. Yapması ve yoğun aromasını tutturması oldukça meşakkatli bir yemek. İçine eklenen sebzeler farklılık gösterebilse de soğan, havuç, patates yaygın olarak kullanılıyor. Bizim kültürümüzdeki güveçlere benzediği için damak tadımıza yakın bir seçenek.

Ratatuy (Ratatouille)

Fotoğraf Kaynak: Amirali Mirhashemian / Unsplash

Pixar’dan çıkma bizce en güzel animasyonlardan biri olan, yetenekli aşçı fare Remy’nin Paris gastronomi sahnesi basamaklarını hızla tırmandığı Ratatouille’u izlediniz mi? İşte filme de adını veren o meşhur lezzet sebzeli bir Fransız türlüsü olan “ratatuy”. Güney Fransa bölgesine ait bir lezzet olan ratatuy’da patlıcan, kabak, domates gibi sebzeler yuvarlak doğranıp tencereye dizilip zeytinyağında pişiriliyor. Anlayacağınız tam bir vejetaryen yemeği.

Ördek Konfi (Confit De Canard)

Fotoğraf Kaynak: Eric Mcnew / Unsplash

Geldik Fransız mutfağının en klasik ve bizce en lezzetli yemeklerinden birine. Ağır ateşte kendi yağında pişmiş ördek konfi yani Confit de Canard. Konfi kelime anlamı olarak muhafaza etmek demek. Fransız mutfağında ise yemeğin kendi yağında, kısık ateşte, yavaş yavaş, uzun pişirilmesi tekniğine deniyor. 2 gün marine edilerek dinlendirilen ördek butları konfi yapıldıktan sonra genellikle patates türevleri ile servis ediliyor. Bazen muhteşem oluyor, bazen de hayal kırıklığı…

Kırmızı Şarapta Pişmiş Horoz Yahnisi (Coq Au Vin)

Fotoğraf Kaynak: Will Clayton from Blackburn, UK, Coq au vin with potatoesCC BY 2.0

Beyaz etten şaşmayanların favorisi Coq au Vin yani kırmızı şarapta çeşitli sebzelerle pişirilmiş horoz yahnisi.  Herhangi bir Fransız restoranının menüsünde ana yemekler bölümünde rastlayabileceğiniz seçeneklerden.

Şatobiryan (Châteaubriand)

Şimdi de ismi havalı, sunumu ayrı havalı bir Fransız mutfağı klasiği var. Bugüne kadar gelmiş tüm bonfile yemeklerinin en afillisi Châteaubriand / Şatobiryan. 1900’lerin başında geleneksel Fransız pişirme yöntemlerini popülerleştiren ve güncelleyen bir Fransız şef olan Auguste Escoffier, bonfilenin en orta kısmına Châteaubriand ismini vermiş ve o zamandan beri Şatobiryan sadece etin bir kısmına verilen isim olmaktan çıkarak yemeğin kendisinin ismi haline gelmiş. Şatobiryan genellikle sofraya dilimli halde, yanında patates kızartması ve Béarnaise sos eşliğinde gelir.

Bouillabaisse

Fotoğraf Kaynak: Viviana Rishe / Unsplash

Yine Fransa’nın güney sahillerine iniyoruz. Bu sefer güneyin en büyük limanı Marsilya’dayız. Liman demek deniz demek e haliyle de deniz mahsulleri etrafında şekillenen bir lokal mutfak demek. İşte Bouillabaisse de liman kentinden çıkmış geleneksel bir balık güveci. İçinde Akdeniz balıkları, midye, karides, kalamar gibi deniz mahsülleri, yabani otlar, safran, rezene ve portakal kabuğu rendesi olan sulu bir yemek.

Sole Meunière

Fotoğraf Kaynak: Geraud Pfeiffer / Pexels

Fransa’da her restoranın menüsünde bulabileceğiniz, çok klasik bir seçenek Sole Meunière. Genellikle levrekten çıkarılan filetosunun una bulanıp tereyağında pişirilmesi, pişirilirken ortaya çıkan sos, limon ve maydanoz eşliğinde servis edilmesi ile oluşuyor.

Tencerede Marine Midye (Moules Marinières)

Fotoğraf Kaynak: Adrien Sala / Unsplash

Moules marinières için tamamen Fransız mutfağı lezzeti demek Belçika’ya haksızlık olacağından, bu harika fikri Kuzey Fransa ve Belçika paylaşıyor diyebiliriz. Her ne kadar tencerede gelen çekirdek gibi çitlemelik marine midye yanına da bira patates olayını Brüksel meşhur etmiş olsa da Les Moules Marinières’nin en sofistike versiyonlarını Fransa’nın denize kıyısı olan şehirlerinde bulacaksınız.

En Ünlü Fransız Tatlıları (Les Desserts)

Krem Brüle (Crème Brulée)

Fotoğraf Kaynak: Max Griss / Unsplash

Krem Brüle için gelmiş geçmiş en ünlü Fransız tatlısı diyebiliriz. İsminin Türkçe anlamı “Yanmış Krema”. Bizdeki fırın sütlacın pirinçsiz ve karamelize şekerli hali gibi bir tadı var. Krema, toz şeker, yumurta sarısı, vanilya ve sütten oluşuyor. Üzerindeki karamel tabakası özellikle hürmüz ile yakılarak elde ediliyor. O nedenle de kaşığınızı ilk daldırdığınızda kulağınıza gelen çıtırtı sesinden Amélie’nin aldığı hazzı gerçekten alıyorsunuz.

Profiterol

Profiterol artık dünyaya mal olmuş bir tatlı gibi düşünsek de o aslen Fransız. Yapımında şu hamuru denilen (pâte à choux) puf ve narin bir hamur kullanılıyor. Bu hamur öyle narin ve hafif ki hiçbir ek maddeye kabartma tozuna vs ihtiyaç duymadan sadece fırının ısısı ile şişip kabarıyor. 17 yüzyılda bugün krema konulan hamur toplarının içine kaz ciğeri gibi atıştırmalıklar konulup servis edilirmiş. 1800’lerde krema dolgulu üzeri çikolatalı versiyonları çıkmış. Bugünkü versiyonu ise 1900’lerde şekillenmiş. Pastacı kreması, dondurma veya krem şanti konulan versiyonları var.

Ekler (Éclair)

Fotoğraf Kaynak: Didi Miam / Unsplash

Bırakın Fransa’yı bizim bile çocukluğumuzdan beri bayıla bayıla yediğimiz tatlılardan ekler yani aslen Éclair. Fransızca şimşek demek. Nedeni ise şimşek hızı gibi anında silip süpürülür bir lezzet olması. Profiterol gibi choux hamurundan yapılan dikdörtgen sandviçlerin arasında geleneksel olarak vanilyalı veya çikolatalı krema dolduruluyor. Fakat artık modern pastanecilikte birçok firma farklı malzemeler de kullanıyor. Yalnız orada bizim pastanelerde görmeye alışkın olduğumuz klasik ve sıradan eklerleri unutun. Paris’in zarif patisserie’lerinde ekler konusunda çok farklı tasarımlar görmeye hazır olun.

Macaron

Fotoğraf Kaynak: Keila Hotzel / Pexels

Tıpkı bir ara Trileçe patlaması olduğu gibi bir dönem de şehirde macaron furyası yaşadık. Bu büyük patlamasını dünyaya açılmış olan macaron markası La Durée’nin etkisi büyüktü ama artık onun da tahtını yeni yeni markalar devralıyor.  Güllüsünden, portakal çiçeklisine, lavantalısından tuzlu karamellesine, çarkıfelek meyvelisinden kahvelisine aklınıza gelebilecek her çeşitte macaron var. Acıbadem kurabiyesine benzeyen bu rengarenk kurabiyeler yumurta akı, pudra şekeri, toz şeker, badem unu ve gıda boyası yapılıyor. Herkesin zevki kendine ama bizce tadından çok boncuk gibi sunumları güzel.

Tarte Tatin

Fotoğraf Kaynak: Didi Miam / Unsplash

Tarte Tatin ise oldukça şipşak, pratik bir tart tarifi. Az malzeme ile evdeki meyveleri değerlendirmelik bir tatlı. Elma veya erik gibi meyveler şeker ve tereyağı ile karamelize edilip üzerine açılan hamur kapatılıyor ve fırında pişiriliyor. Aslında bu tatlı 1800’lü yılların Fransa’sında tamamen kazara ortaya çıkmış. Paris’te otel işleten Tatin kız kardeşlerden biri klasik turta yapmaya kalkışıp şekerde ve tereyağında pişirdiği iç malzemesini ocakta unutmuş. Fark edince de can havli ile üzerini hazırladığı hamurla kapatıp alelacele fırına vermiş ki hemen işi bitsin. Ama sonuçta ortaya tarte tatin buluşu çıkmış ve otel misafirleri de ona bayılmışlar.

Milföy Pasta (Mille Feuille)

Fotoğraf Kaynak: Didi Miam / Unsplash

Bol çilekli bir milföy pastanın şu güzelliğine dayanabilen bilen varsa çıksın ortaya. Mille feuille Fransızca “bin yaprak” demek. Yaprak yaprak ayrılan incecik tereyağlı hamur katmanları arasına vanilyalı pastacı kreması sürülüyor ve her kata bolca meyve konuyor. En üste de pudra şekeri ile son dokunuş.

Çikolatalı Sufle (Soufflé)

Elbette çikolata ve tatlı denince aklımıza büyük törenle sofraya gelen, yemeye sabırsızlandığımız için her seferinde ağzımızı yakmaktan geri kalmadığımız çikolatalı sufle var. Kökeni 18. yüzyıl Fransa’sına dayanıyor ve Fransızca “souffler” yani üflemek fillinden geliyor. Yanında içerisine eklenmek üzere krema, pudra şekeri ve kimi zaman dondurma ile servis ediliyor. Vanilyalı, kestaneli, balkabaklı veya beyaz çikolatalı versiyonları da var. Marifet suflenin için kurutmadan olabildiğince kabartabilmekte ve soğuyup sönmeden masaya yetiştirebilmekte.

Çikolatalı Mus (Mousse Au Chocolat)

Fotoğraf Kaynak: Adam Bartoszewicz / Unsplash

Ağızda eriyen, köpük köpük bir çikolatalı lezzete kim hayır diyebilir? Yoğun bitter sevenlerin favorisi olan çikolatalı mus, Fransa’nın 18. yüzyıla uzanan geleneksel tatlılarından. Ne puding ne supangle… Bir çikolatalı musun yanında hepsi halt etmiş. Zaten supangleye Fransızların alay etmek için “İngiliz Çorbası” yani “Soup Anglais” (Fransızca supangle okunuyor) diye isim taktıklarını biliyor muydunuz?

Çikolatalı Fondan (Fondant Au Chocolat)

Fotoğraf Kaynak: Taylor Kiser / Unsplash

Yoğun çikolataseverleri tatmin edecek bir diğer Fransız tatlısı da adeta bir çikolata volkanına benzeyen fondan. Kendisini suflenin daha kek kıvamlısı ve içi daha akışkan çikolata dolgulu türü gibi düşünebilirsiniz. Marifet içinin akışkan kıvamını kaybetmeden pişirebilmekte. Yoksa kekten bir farkı kalmıyor.

Madlen Kurabiye (Madeleines)

Madlen için aslında klasik kek malzemelerinden yapılmış kurabiye formunda kek desek yeri. Kendine has deniz kabuğu şeklindeki bu mini kekler, Fransa’da çay saatlerinin vazgeçilmezi.

Financier

Fotoğraf Kaynak: Luna Hu / Unsplash

Fransa’da çay saatlerinin bir diğer klasiği ise bizde ismi mekik olan bu badem unlu mini kekler. Hafif nemli bir dokusu ve bir keke göre çok yoğun bir aroması var.

Canelé

Fransa’da çay saatinin üçüncü yıldızı ise rom ve vanilya ile tatlandırılmış, dışı güzelce karamelize olmuş küçük bir hamur işi Canelé.

Beignet

Fotoğraf Kaynak: Chelsea Audibert / Unsplash

Beignet için bizdeki hamur kızartmalarını, lokmaları veya pişileri örnek gösterebiliriz. Pâte à Choux hamurunun kızartılmasıyla yapılan aşırı pratik bir tatlı olan beignet anında hazırlanıyor ve üzeri silme pudra şekeri ile kaplı masaya geliyor.

Mereng / Beze (Meringue)

Fotoğraf Kaynak: Geraud pfeiffer / Pexels

Küçükken çok severek yediğimiz ama bir zaman sonra suratına bakmadığımız, yumurta akı ve pudra şekerinden yapılan o köpük kurabiye var ya işte o da bir Fransız tatlısı. Bizim beze dediğimiz tatlı köpükçüklere Fransızlar meringue veya “baiser”yani “öpücük” demişler. Bugün tartların üzerinde kıtır bir katman olarak da görebilirsiniz.

Parfe (Parfait)

Fotoğraf Kaynak: Anastasia Belousova / Pexels

Fransızca “mükemmel” yani “Parfait” anlamına gelen parfe sıcak yaz günlerinin serinleten tatlılarından. Şeker, krema ve yumurta karışımını dilediğiniz malzemeyle ve meyvelerle kombinleyip buzluğa attınız mı işlem tamam.

Bonus: Krem Şanti (Crème Chantilly)

Hiç krem şantinin isminin nereden geldiğini düşünmüş müydünüz? İsmini icat edildiği yer olan, Paris’in biraz dışındaki 17. yüzyıl şatosu Château de Chantilly’den alan krem şanti Fransa’da menülerde tatlı kısmında karşınıza çıkabiliyor. Anlayacağınız Fransızlar ona ayrı bir tatlı muamelesi yapıyor. Bizim gibi sadece süslemede kullanmıyor.

Atıştırmalıklar

Krep (Crêpe)

Fotoğraf Kaynak: Monika Grabkowska / Unsplash

Krebin tatlı ve tuzlu olmak üzere 2 çeşidi var. Tatlı olanlar buğday unundan yapılıyor ve bunlara krep deniyor. Tuzlu olanlar ise karabuğday unundan yapılıyor ve bunlara galette deniyor.

Fransa’nın kuzeybatı bölgesi Bretagne’dan gelen kreplere bal, reçel, marmelat, çikolata aklınıza ne gelirse girebilir.  Fakat ülkenin en ünlü krebi mandalina veya portakal suyu ile hazırlanan Crêpe Suzette. Limon ve şeker kadar sade bir tarifin bu kadar güzel olmasına şaşırtan citron-sucre ve nutella-muz/ çilek da klasikler arasında.

Galette


Galette ise krebin tuzlu kız kardeşi. Yumurta, jambon, emmental, mantar kombinasyonları en popüler galette’ler. Galetteler Fransa’da öğün yerine geçiyor. Krepçilerde öğlen ya da akşam yemeği olarak yanında salatalı, içecekli menüsüyle sunuluyor. Sokaklardaki seyyar tezgarlarda ise hem çeşitleri daralıyor, hem de ayak üstü yemelik bir ara öğün görevi görüyor. Kahvaltıda krep ya da galette ise hiç Fransız değil. 🙂

Kiş (Quiche)

Fotoğraf Kaynak: Timothy Muza / Unsplash

Peynirlisi, kabaklısı, pırasalısı (favorimiz), ıspanaklısı, domuz parçalısı gibi birçok çeşidini bulabileceğiniz kiş artık bize çok tanıdık gelen seçeneklerden. Restoran menülerinden ziyade fırınlarda bulacağınız bir Fransız klasiği.

Croque Madame & Croque Monsieur

Fotoğraf Kaynak: Jonathan Pielmayer / Unsplash – Croque Madame

Gerçek bir brunch yıldızı olan bu ikili için bir tür jambonlu, peynirli kahvaltılık tostlar diyebiliriz. Croque Madame ve Monsieur’in içerikleri aynı ama Croque Madame’ın üzerinde bir de ekstra olarak tek göz yumurta oluyor.

French Toast (Pain Perdu)

Fotoğraf Kaynak: Nahima Aparicio / Unsplash

Pain Perdu Fransızca “kayıp ekmek” demek. Fransızların bir gün önceden kalma ve bayatlamaya yüz tutmuş ekmeklerden yumurtalı ekmek yapması sonrasında bu tarifin evrilerek French Toast denilen tatlı bir ekmek kızartması. Balla ve pudra şekeri ile tatlandırılıyor ama artık çoğu yerde üzerinde meyvelerle farklı versiyonlar da sunuluyor.

Meşhur Fransız Peynirleri

Fotoğraf Kaynak: Erik Dungan / Unsplash

Fransa’nın meşhur peynirlerini denemeden dönmeyi düşünmüyorsunuz, değil mi? Nereden başlasak diyenler En Meşhur Fransız Peynirleri‘ni buradan okuyabilirler.

Biz Sizi Çok Sevdik, Instagram’a Da Bekleriz

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Biz Evde Yokuz (@bizevdeyokuz)’in paylaştığı bir gönderi

The post FRANSA’DA NE YENİR? – EN MEŞHUR FRANSIZ YEMEKLERİ & TATLILARI appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/fransa-ne-yenir/feed/ 0
PARİS’TE NEREDE NE YENİR? – MEŞHUR RESTORANLAR VE CAFELER https://www.bizevdeyokuz.com/paris-ne-yenir-restoranlar-cafeler/ https://www.bizevdeyokuz.com/paris-ne-yenir-restoranlar-cafeler/#comments Fri, 11 Mar 2022 15:51:20 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=84368 Paris'in sizi en heyecanlandıran yanların birisi yiyeceğiniz nefis yemeklerse doğru yerdesiniz. Geleneksel Fransız lokantalarından Michelin yıldızlı restoranlara, tarihi kafelerden hip teras barlarına, neo-bistrolardan pastanelere şehrin en leziz mekanlarını burada bulabilirsiniz.

The post PARİS’TE NEREDE NE YENİR? – MEŞHUR RESTORANLAR VE CAFELER appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Paris’in sizi en heyecanlandıran yanlarından birisi yiyeceğiniz nefis yemeklerse tam yerindesiniz.

Öncelikle şunu söyleyerek başlayalım: Paris’in en popüler mekanları haftalar öncesinden doluyor, rezervasyon almayanların önünde uzun kuyruklar oluşuyor ve hevesle beklediğiniz yerlerde yemek yemek bir sancıya dönüyor. Biz, ne siniriniz bozulsun, ne de bekleme sıralarında zamanınız buharlaşsın isteriz. Çok da kafanıza takmayın, neticede Paris’tesiniz ve her mahallede isim yapmamış olsa da lezzetle yemek yiyeceğiniz yerler var. Hiç bir program yapmasanız bile günün kendi akışında yiyip içecek güzel mekanlar bulursunuz.

Bununla birlikte Fransa yeme-içme kültürü ile dünyayı şekillendirmiş, kafeleri, şefleri ile ün salmış bir yer olduğundan haklı olarak elinizdeki fırsatları değerlendirmek istediğinizi biliyoruz. O yüzden çoğu yerin dolu olması tehdidine karşı size bol seçenekli bir yeme-içme listesi hazırladık. En azından birinden sekerseniz bir diğerlerinde şansınız yaver gitme ihtimali olur. Geleneksel Fransız lokantalarından Michelin yıldızlı restoranlara, meşhur müdavimleri ile ünlenmiş tarihi kafelerden hip teras barlarına, neo-bistrolardan pastanelere farklı kategorilere böldük.

Sefanız olsun!!!

ÖNEMLİ: Fransa’da restoranların çoğunun 12:00 – 14:00 ve 19:00 – 22:00 saatleri arasında çalıştığını unutmayın. Hafta sonları da hepsinin farklı çalışma saatleri var. 14-19 arasında girdiğiniz restoranlardan sıkça yemek servisimiz yok cevabını duymaya hazırlıklı olun. Kafelerde, krepçilerde, fırınlarda, pastanelerde ve göçmenlerin restoranlarında ise genelde servis aralıksız devam ediyor. Paris’e gitmeden önce mutlaka Paris Rehberi‘mizi okuyun ki hem zaman hem de bütçe olarak gezinizi en doğru şekilde planlayabilin.

Paris’te Ne Yenir

Fotoğraf Kaynak: Manek Singh / Unsplash

Soğan çorbası, istiridye, kiş, salyangoz, kaz ciğeri, et tartar, çeşitli soslu biftekler gibi Fransız mutfağının klasiklerini Paris’te deneyebilirsiniz. Denemeniz gereken En Meşhur Fransız Yemekleri’ni buradan okuyabilirsiniz.

Ama aslında geleneksel Fransız mutfağının kalbi Lyon olarak bilinir. Paris ise kültürlerin birbirine karıştığı ve yeniliklerin kucaklandığı dinamik bir şehir. Dolayısı Paris’te geleneksel Fransız mutfağını denerken, iş çıkışı dolup taşan tapas tarzı menülü kokteyl barlar, neo-bistrolar, Amerikan tarzı brunchlar ve füzyon restoranlar gibi şehrin modern yüzünü de keşfetmeyi ihmal etmeyin.

Restoranlarda Bütçe Tüyoları

Fotoğraf Kaynak: Диана Дунаева / Pexels

Şık yerlerde bir akşam menüsünü 40 Euro’nun altında pek bulamazsınız. Bizce ortalama bir restoranda da benzer lezzetleri bulabiliyorsunuz.  Ortalama bir restoranda ana yemekler 15 – 25 Euro arası. Tabi özel şef restoranlarını ayırı tutuyoruz. Onlar bambaşka.

Ekonomik olsun derseniz fırından sandviç-içecek ya da ayakta bir krep-içecek yapsanız bile 8 Euro’lara çıkarsınız. Eğer bütçe yapmak istiyorsanız bazı faydalı tüyolar:

Gitmek istediğiniz özel yerlere öğlen rezervasyon yaptırın. Öğlenleri daha uygun fiyatlı set menüler oluyor.

Fırınlarda, cafelerde ve deli’lerde 2 çeşit fiyat var. Paket alırsanız daha ucuz, oturarak yerseniz daha pahalı. Kafelerde de barda kahve içmek, masada oturarak içmekten daha uygun fiyatlı.

Şişelenmiş su ücretli, sürahide su ücretsizdir. Paris’in şehir suyu içmeye uygun. Zaten insanlar genelde musluk suyu tüketiyor. Restoranlarda da carafe d’eau (“karaf do” okunur) diyerek sürahide musluk suyu isteyebilirsiniz.

Bouillon denilen uygun fiyatlı Fransız lezzetlerini bulabileceğiniz esnaf lokantaları da var. Buralarda rezervasyon yaptırmaca yok, kapıda bekliyorsunuz. Genelde Fransa’da servis yavaş ama Bouillon’larda servis hızlı, sirkülasyon fazla. Özellikle Buillon Chartier en bilindik olan. Pigalle’daki şubesi nispeten daha yeni ama en eski, nostaljik ve tarihi şubeleri Grands Boulevards’daki şubesi ve Montparnasse’taki  Art Nouveau şubesi. Masalara kağıt seriliyor ve hesap bu kağıda yazılıyor. Giderseniz mutlaka profiterol yiyin. İçi kremalı değil dondurmalı.

Ekmek, tereyağ için ekstra ücret kestiklerini bilerek sipariş edin. Bu gözler bir kere sodanın içine koymak için istenen dilim limonun bile ayrıca ücretlendirildiğini gördü. Fransa böyle bir yer, kabullenin.

Paris’te Bahşiş

Hesapta net olarak bir servis ücreti görünmese de Fransa’da hesapta %15 servis hesaba dahil. Ama yine de müşteriler de hesabı yuvarlamak suretiyle ufak tefek bir şeyler bırakıyor. 18 Euro’yu 20’ye tamamlamak gibi…

Paris Mekan Haritası

Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz.

  1. Verjus
  2. Les Antiquaires
  3. Poulette
  4. Chez la Vieille
  5. Roger La Grenouille
  6. Joséphine Chez Dumonet
  7. L’Ami Jean
  8. Le Train Bleu
  9. L’Assiette
  10. Anicia
  11. Lastre Sans Apostrophe
  12. Le Comptoir Général
  13. Pink Mamma
  14. Ober Mamma
  15. Pizza Popolare
  16. Frenchie
  17. Frenchie Bar à Vins
  18. French Paradox
  19. La Felicità
  20. Ground Control
  21. Kei
  22. Epicure
  23. L’Ambroisie
  24. Alléno Paris
  25. Le Cing
  26. Guy Savoy
  27. L’Arpège
  28. Le Pré Catelan
  29. Pierre Gagnaire
  30. Le Clarence
  31. Virtus
  32. Abri
  33. Pantagruel
  34. Auguste
  35. Jacques Faussat
  36. Automne
  37. Quinsou
  38. Restaurant L’Ange 20
  39. Boullion Chartier Grands Boulevards
  40. Boullion Chartier Montparnasse
  41. Bouillon Pigalle
  42. Marché des Enfants Rouges
  43. Au Pied de Fouet
  44. Fric Frac
  45. La Bête Noire
  46. Café de Flore
  47. Les Deux Magots
  48. Le Procope
  49. Le Select
  50. Angelina
  51. La Closerie Des Lilas
  52. Café de la Paix
  53. Charbon Café
  54. Café de la Rotonde
  55. Café Le Dôme
  56. La Coupole
  57. Le Grand Véfour
  58. Le Polidor
  59. Gravity Bar
  60. Little Red Door
  61. Le Syndicat
  62. La Poudrière
  63. Le Barav
  64. Le Petit Moulin des Mauvais Garçons
  65. La Réserve Du Terroir
  66. Bambino
  67. La Casbah
  68. Folderol
  69. Pavillon Puebla
  70. Rosa Bonheur sur Seine
  71. Rosa Bonheur Bois de Vincennes
  72. Rosa Bonheur Buttes Chaumont
  73. Javelle Tavern
  74. À la Folie
  75. IMA Summer Club
  76. Le Perchoir Menilmontant
  77. Pedzouille La Grange
  78. Terrass” Rooftop Bar
  79. The Shed
  80. Galeries Lafayette Rooftop
  81. L’Oiseau Blanc
  82. Girafe Restaurant
  83. Les Ombres
  84. Neko Ramen
  85. Ran
  86. Happatei
  87. You
  88. Tran Tran Zai
  89. Tiger Tiger
  90. Banoi
  91. Song Heng
  92. Cédric Grolet
  93. Odette
  94. Chocolate Alain Ducasse
  95. Pierre Hermé
  96. La Maison du Chocolat
  97. Jacques Genin
  98. L’Eclair de Génie
  99. Jean-Paul Hévin
  100. Patrick Roger
  101. Henri Le Roux
  102. Yann Couvreur
  103. Edwart Chocolatier
  104. Patisserie Tomo
  105. Du Pain et des Idées
  106. Holybelly
  107. BigLove
  108. Buvette
  109. Kafkaf
  110. Eggs & Co.
  111. Bon Jo

Geleneksel Fransız Mutfağını Deneyimleyebileceğiniz Restoranlar

Verjus ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/verjus.paris

1. bölgede bulunan, dünyadan aldığı ilhamla Fransız mutfağını modernize eden bir restoran. Mevsimlik bir tadım menüsü sunuyor. Deniz tarağı, kuşkonmaz, ızgara balık çok seviliyor. Önceden rezervasyon yaptığınızdan emin olun ve Verjus’un cumartesi ve pazar günleri kapalı olduğunu da unutmayın. Instagram Adres: 52 Rue de Richelieu, 75001 Tel: +33142975440 Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

Les Antiquaires


6. bölgede, çok turistik olmayan, ortamı keyifli bir yerde yemeyi tercih edenler için alternatif niteliğinde. Escargot’dan (salyangoz) ördeğe, boeuf bourguignon’dan kaz ciğeri terine ve soğan çorbasına Fransız mutfağının demirbaşlarını bulabileceğiniz hoş dekorlu bir restoran. Oyster Bar’ı da var. Instagram Adres: 13 Rue du Bac, 75007 Tel: +33142610836 Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

Poulette ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/restaurantpoulette

1906’ya kadar uzanan olağanüstü Art Nouveau çinili duvararı ile ünlü, Les Halles bölgesindeki mahalle bistrosu. Belle Epoque döneminden kalma tipik dekorasyonu gerçekten özel. Spesiyalleri arasında ev yapımı ördek rillet, yarım köy tavuğu roti var. Instagram Adres: 3 Rue Étienne Marcel, 75001 Tel: +33953628917 Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

Chez La Vieille

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/chezlavieille

1. bölgede, öğle yemeğiniz için geleneksel tarzda Fransız mutfağı seçenekleri bulabileceğiniz bir restoran. Dönem dönem kapılarını kapatabiliyor gitmeden önce mutlaka kontrol edin. Websitesi Adres: 1 Rue Bailleul, 75001 Tel: +33142601578 Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

Roger La Grenouille

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/rogerlagrenouilleparis

1930’da açılan ve Antoine de Saint-Exupéry, İngiltere Kraliçesi Anne, François Truffaut, Papa John XIII tarafından ziyaret edilen kurbağa bacağı ve geleneksel Fransız lezzetleri ile meşhur bir restoran. Instagram Adres: 28 Rue des Grands Augustins, 75006 Tel: +33156242434 Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

Joséphine Chez Dumonet

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/chezdumonetjosephine

Turistlerin akın etmediği, boeuf bourguignon, ördek konfi gibi klasikleri tadabileceğiniz tipik bir Fransız bistrosu. Grand Marnier suflesi de ayrıca meşhur. Websitesi Adres: 117 Rue du Cherche-Midi, 75006 Tel: +33145485240 Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

L’Ami Jean

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/LAMIJEAN

Bistro ve gastronomi konseptlerini birleştiren bistronomi hareketinin şehirdeki ilk yıldızlarından, Şef Stéphane Jego’nun geleneksel bistro yemeklerini, kaliteli malzemeler ve tekniklerle birleştirdiği mekanı. Menüsü Basques bölgesi esintili, et ve balık seçenekleri bol. Ayrıca mevsiminde vahşi av hayvanı menünün yıldızı oluyor. Instagram Adres: 27 Rue Malar, 75007 Tel: +33147058689 Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

Le Train Bleu ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/letrainbleuparis

Gare de Lyon tren garında 1900’den beri bulunan, gösterişli bir şekilde tasarlanmış, gümüş çatal bıçaklar ve keten peçetelerle yemek yiyeceğiniz son derece ihtişamlı bir restoran. Instagram sayesinde son dönemde yeniden popüler olan yerlerden olduğundan biraz turistik bir yanı var. Menüsü geleneksel Fransız mutfağı ağırlıklı. Dana tartar masanızda hazırlanıyor. İmza yemeği “Gigot d’agneau” denilen kuzu but. Instagram Adres: Pl. Louis-Armand, 75012 Tel: +33143430906 Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

L’Assiette

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/lassietteparis

Şef David Rathgeber’in Assiette’i, klasik Fransız mutfağını modernize eden füzyon mutfağı sunuyor. Açık mutfaklı bir adres. Ev yapımı cassoulet yani güveç, geyik eti turta, mavi karides, tuzlu tereyağlı krem karamel ve çikolatalı sufle gibi spesiyalleri var. Instagram Adres: 181 Rue du Château, 75014 Tel: +33143226486 Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

Anicia Table Nature

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/anicia.tablenature

Şef François Gagnaire’in bistronomi mekanı. Kendisi özellikle mevsimlik ürünler kullanması ve ürünlerini küçük üreticilerden temin etmesi ile biliniyor. O yüzden etlerin Fransa’daki organik çiftliklerden, balıklar ise sürdürülebilir balıkçılıktan geldiğinden emin olabilirsiniz. Menünün yıldızları restorana ismini de veren ve havyar kutusunda servis edilen Anicia yeşil mercimeği, yarı pişmiş, yarı tütsülenmiş somon, vanilyalı kremalı milföy. Önceden online rezervasyon şart. Instagram Adres: 97 Rue du Cherche-Midi, 75006 Tel:+33143354150 Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

Fransız Mezecisi “Traiteur”ler

Traiteur’ler bizdeki mezecilere benzer, oturma yeri olmayan, al götür servis veren dükkanlar. Aaldıklarınızı paket yaptırıp ister evde ister parkta, piknikte yiyebiliyorsunuz.

Lastre Sans Apostrophe

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/lastresansapostrophe

Farklı türlerde, hamurla kaplanarak pişirilen, sıcak ya da soğuk servis edilen, farklı et veya balık çeşitlerini içeren bir yemek olan pateler bulabileceğiniz ve dünyanın en iyi “pâté en croute”u ödülüne layık görülen Traiteur. Websitesi Adres: 188 Rue de Grenelle, 75007 Tel:+33140607027 Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

Paris’in Trend Mekanları

Le Comptoir Général ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/lecomptoirgeneral

Egzotik bitkilerle süslü ortamı, vintage mobilyaları, 1950’lerden kalma barı ile Paris’in en havalı mekanlarından. Yemek öncesinde bir şeyler içmek ya da Pazar brunch’ı için ideal. Yer bulmak zor olabiliyor ve rezervasyon da almıyorlar o yüzden muhtemelen sıra bekleyeceksiniz. Sadece brunch için rezervasyon alıyorlar. Instagram Adres: 84 Quai de Jemmapes, 75010 Tel:+33144882448 Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

Pink Mamma ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/pinkmamma

Pink Mamma Pigalle bölgesinin en ünlü mekanlarından biri. Bir sanat galerisini andıran iç dekorasyonu ise ayrıca fotoğraflamalık. Menüsü odun ateşinde pişen pizzalar, makarnalar, barbekü etler gibi İtalyan mutfağı seçenekleri oluşturuyor. Önden online rezervasyon şart. Instagram Adres: 20bis Rue de Douai, 75009 Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

Ober Mamma ♡

Fotoğraf Kaynak: Vincent Rivaud / Pexels

Pink Mamma’yı da içeren “Big Mamma” grubun şehirdeki mekanlarından biri. Oberkampf tarafındaki bu İtalyan restoranı Napoli usulü kenarları yanık ve puf, içi sulu, bol malzemeli ve ince hamur pizzalarda ve ev yapımı taze makarnalarda başarılı. Instagram Adres: 107 Bd Richard-Lenoir, 75011 Konum için tıklayın. Haritada 14 numara.

Pizzeria Popolare

Fotoğraf Kaynak: www.bigmammagroup.com

Yine “Big Mamma” gruba ait olan, Bourse bölgesinin popüler pizzacısı. Napoli usulü odun ateşinde pişirilmiş pizzalar, ev yapımı makarnalar ve İtalyan dondurmaları / tatlıları bulabileceğiniz, otantik ve sıcak bir trattoria tadında mekan. Spesiyali Margherita ve üstüne de bir top fıstıklı dondurma. Websitesi Adres: 111 Rue Réaumur, 75002 Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

Frenchie

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/FrenchieRueduNil

Tek Michelin yıldızı olmasına rağmen uluslararası trend olmuş, ünlü şef Greg Marchand’ın restoranı. Londra’da ve New York’da da şubesi var. Fransız mutfağını dünyadan etkilerle birleştiriyor. Menüsündeki spesiyaller arasında beyaz kuşkonmaz, domuz fileto, Britanya Adaları’ndan peynirler, çarkıfelek meyveli çikolatalı kup var. Rezervasyon şart. Instagram Adres: 5 Rue du Nil, 75002 Tel: +33140399619 Konum için tıklayın. Haritada 16 numara.

Frenchie Bar à Vins

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/FrenchieRueduNil

Frenchie’nin hemen yanında, menüsünde gurme yancılar bulabileceğiniz bir şarap barı. Burrata, karnabahar ezmeli füme alabalık, yabani sarımsaklı pesto soslu ve parmesanlı gnocchi gibi ortaya paylaşımlık seçenekler bulabilirsiniz. Rezervasyon yok. Sıraya bekleyerek içeri giriyorsunuz. Ya kuyruk henüz başlamadan 18.00’de ya da 22.00’den sonra gelin. Adres: 6 Rue du Nil, 75002 Konum için tıklayın. Haritada 17 numara.

French Paradox ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/canardetchampagne

Paris’in tarihi pasajlarından biri olan Le Passage des Panoramas’ın içinde ördekli menüsüyle sempatik mekan. Ördeğin konfisinden burgerine her şeklini bulabiliyorsunuz. Yemeğin üzerine çikolatalı mus veya panacota da çok lezzetli. Instagram Adres: 57 Pass. des Panoramas, 75002 Tel: +33983300686 Konum için tıklayın. Haritada 18 numara.

La Felicità

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/lafelicitabigmamma

La Felicità, her şeyin %100 ev yapımı olduğu, doğrudan üreticilerden gelen malzemelerin sunulduğu büyük bir İtalyan gıda pazarı. 4.500 metrekarelik alanda, odun ateşinde pişirilen Napoliten pizzaların olduğu pizza standı, taze makarnaların sunulduğu trattoria, hamburgerci gibi farklı noktalar var. Aynı zamanda her cuma ve cumartesi akşamı DJ setleri olan bir etkinlik alanı da bulunuyor. Rezervasyon almıyorlar. Websitesi Adres: 5 Parv. Alan Turing, 75013 Konum için tıklayın. Haritada 19 numara.

Ground Control ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/GroundControlParis

Gare de Lyon’un arka kısmında kalan, bizdeki bomontiada’ya benzeyen, çokdisiplinli bir yeme-içme, sosyalleşme atölye ve üretim alanı. Birçok farklı mutfağı ve tarzı bulabileceğiniz köşeler var. Açık alanı da geniş. Instagram Adres: 81 Rue du Charolais, 75012 Konum için tıklayın. Haritada 20 numara.

Paris’in En Meşhur Michelin Yıldızlı Restoranları

Paris’te 9 tane 3, 11 tane 2 ve 88 tane bir Michelin yıldızlı restoran var. Biz sadece en büyük 9’luyu burada veriyoruz. Hepsinde lezzetin, hassasiyet, sunum, ustalık gerektiren pişirme teknikleri, özgünlük, iyi servis ve profesyonellik ile birleştiği tadım menüleri bulacaksınız. Bizce Michelin deneyimi yaşayacaksanız büyük oynamakta fayda var. Fakat bu listenin her sene güncellendiğini, kimi restoranın yıldız kazanarak yükselebildiğini kimisinin de yıldız kaybederek gerileyebildiğini belirtelim. Yani bir kez yıldız kazandıktan sonra asıl onu korumakta mesele. Güncel olarak diğer tüm yıldızlı restoranları görüntülemek için tıklayın.

Kei ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/www.restaurantkei.fr

Fransa’da üç Michelin yıldızı kazanan ilk Japon şef unvanına sahip Kei Kobayashi’nin restoranı. Modern sunumlar ve başarılı bir servis ile unutulmaz bir gastronomik yolculuk vadeden yerlerden. Porcini mantarlı konsome, ıstakoz böreği, mürekkep balıklı risotto, güvercin roti gibi spesiyalleri var.
Instagram Adres: 5 Rue Coq Héron, 75001 Tel: +33142331474 Konum için tıklayın. Haritada 21 numara.

Epicure

Fotoğraf Kaynak: www.oetkercollection.com

Hotel Le Bristol içinde, bahçeye bakan Fransız tarzı bir salonda, beyaz masa örtülü ve şamdanlı masalarda, Éric Frechon’un Fransız mutfağı ve deniz ürünleri ağırlıklı yemeklerini tadabileceğiniz lüks bir restoran. Siyah trüflü makarna, limon otlu kalkan gibi spesiyalleri var. Websitesi Adres: 112 Rue du Faubourg Saint-Honoré Tel: +33153434340 Konum için tıklayın. Haritada 22 numara.

L’Ambroisie

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/pages/L’Ambroisie

Le Marais bölgesindeki Place des Vosges’da bulunan, Şef Bernard Pacaud’nun 3 Michelin yıldızlı restoranı. Geleneksel Fransız yemekleri servis ediliyor. En önemli özelliği ise 3 yıldızını 30 yılı aşkın bir süredir koruyor olması. Köri sosu, trüf tereyağı ile kavrulmuş Bresse tavuğu ve tatlı olarak da vanilyalı dondurmalu  tart spesiyalleri arasında. Websitesi Adres: 9 Pl. des Vosges, 75004 Tel: +33153434340 Konum için tıklayın. Haritada 23 numara.

Alléno Paris Au Pavillon Ledoyen

Fotoğraf Kaynak: www.yannick-alleno.com

Paris’in en prestijli restoranlarından biri olan Alléno Paris’de Şef Yannick Alléno modern Fransız mutfağı sunuyor. Restoranın bulunduğu yapı da 1848’den kalma iki katlı neoklasik bir bina olan, Art Déco detaylarla süslü, tarihi anıt statüsündeki Pavillon Ledoyen. Rezervasyon şart. Instagram Adres: 8 Av. Dutuit, 75008 Tel: +33153051000 Konum için tıklayın. Haritada 24 numara.

Le Cinq

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/RestaurantLeCinqbyChristianLeSquer

Christian le Squer’in, Four Seasons Hotel George V. Paris içindeki restoranı. Yerel ürünleri öne çıkaran otantik Fransız mutfağı sunuyor. İster alakart seçim yapabilir isterseniz de tadım menüsünü tercih edebilirsiniz. Altın ve gri tonlarda dekore edilmiş, gümüş ve kristallerle tamamlanmış çok rafine bir atmosferi var. Instagram Adres: 31 Av. George V, 75008 Tel: +33149527154 Konum için tıklayın. Haritada 25 numara.

Guy Savoy ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/guysavoy

Gordon Ramsay’in mentorum dediği Guy Savoy’un, Seine kıyısındaki Hôtel de la Monnaie içindeki, kendi adını taşıyan, üç Michelin yıldızlı restoranı. Dünyanın en iyi 1.000 restoranının yer aldığı La Liste 2022’de Guy Savoy beşinci kez üst üste dünyanın en iyi restoranı seçildi. Instagram Adres: Monnaie de Paris, 11 Quai de Conti, 75006  Tel: +33143804061 Konum için tıklayın. Haritada 26 numara.

Arpège

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/restaurant.arpege

Dünya mutfağının zirvesindeki isimlerden biri olan Alain Passard’ın, 2019’da Dünyanın En İyi 50 Restoranında Şeflerin Seçimi Ödülü’nü aldığı restoranı. Arpège’in imza lezzetleri, her gün Passard’ın kendi çiftliğinden gelen malzemelerle hazırlanan sebze yemekleri. Instagram Adres: 84 Rue de Varenne, 75007 Tel: +33147050906 Konum için tıklayın. Haritada 27 numara.

Le Pré Catelan

Fotoğraf Kaynak: restaurant.leprecatelan.com

Paris’in Boulogne Ormanı içinde, pastoral bir ortamda enfes bir malikanede yer alan Le Pré Catelan, Fransız yemeklerinin en incelikli halini sunuyor. Hem alakart hem de tadım menüsü var. Sadece gastronomik bir deneyim değil aynı zamanda sizi Napoléon Bonaparte günlerine ışınlayan bir mekan. Instagram Adres: Bois de Boulogne, 75016 Paris, Fransa Tel: +33144144114 Konum için tıklayın. Haritada 28 numara.

Pierre Gagnaire

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/PierreGagnaire

Pierre Gagnaire’in kendi adını taşıyan Michelin yıldızlı restoranı, Paris’in 8. bölgesinde bulunan Hôtel Balzac’ın içinde yer alıyor. Şef, yaratıcı, lezzetli ve moleküler gastronomi ağırlıklı yemekler sunuyor. Menüsü mevsime göre değişiyor. Instagram Adres: 6 Rue Balzac, 75008 Tel: +33158361250 Konum için tıklayın. Haritada 29 numara.

Le Clarence

Le Clarence, 1884’ten kalma görkemli bir konak. İki Michellin yıldızına sahip restoran, sizi dekorasyonuyla başka bir yere götürürken modern menüsüyle de bugünde tutuyor. Restoran menüsünde yerel tatlar modern yorumlanırken yaratıcılık ön planda. Şef Christophe Pele, kara ve deniz mutfağını birleştirmekten ve menüsünü sürekli güncellemekten hoşlanıyor. Mekan üç yıl üst üste Dünyanın En İyi 50 Restoranı Listesi’nde yer almış. Pazar pazartesi ve Salı günleri kapalı. Diğer günlerde öğle servisi 12-13.30 arasındayken akşam servisi 19.30-21.00 saatlerinde. Rezervasyon elbette şart ve son dakikaya bırakmamalısınız. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara.

Öğlen Giderseniz 50 € Civarında Hesap Ödeyeceğiniz Michelin Yıldızlı Restoranlar

Paris’teki Michelin yıldızlı bir restoranlardan birinde kendinizi şımartmak istiyor ama hesaplar gözünüzü korkutuyorsa müjdemizi isteriz çünkü 50 Euro altında öğle yemeği menüsü sunan bu tek Michelin yıldızlı restoranlar şehirde sizleri bekliyor. Genelllikle hepsi Entrée + Plat + Dessert yani Başlangıç + Ana Yemek + Tatlı olmak üzere 3 tabaktan oluşuyor.

Virtus ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/virtusparis

Şefler Chiho Kanzaki ve Marcelo Martin di Giacomo’nun mekanı olan Virtus, yaratıcı mevsimlik yemekleriyle öne çıkıyor. Şefler tüm pişirme ve servisi kendileri bizzat yapıyor. O nedenle de gittiğinizde kendileri ile tanışıp yemekleri ile ilgili tüm soruları direkt kendilerine sorabiliyorsunuz. Restoranın menüsü Japon ve Arjantin mutfakları etkisinde. Günlük değişen menüsünde özellikle burratalı kuşkonmaz gibi sebze seçenekleri, avokado, turp ve frenk soğanlı kefal tartar, limon soslu tavada kızartılmış deniz tarağı ve yılan balığı soslu lahanalı kalamar gibi deniz mahsulleri bulabilirsiniz. Pazar ve pazartesileri kapalı. Öğlen menüsü: 39€ Instagram Adres: 29 Rue de Cotte, 75012 Tel: +33980680808 Konum için tıklayın. Haritada 31 numara.

Abri

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/abriparis

Şef Katsuaki Okiyama’nın restoranı olan Abri, Paris’in çağdaş Japon-Fransız restoranları arasında. Küçük, gösterişten uzak bir mekana ve açık bir mutfak alanına sahip olan Abri’de marine edilmiş lahana kızartması ve vanilyalı karnabahar kremalı uskumru ile servis edilen mürekkep balığı gibi seçeneklere rastlayabilirsiniz. Fakat Cumartesi günleri öğle yemeğinde servis edilen tek şey dev bir tonkatsu sandviçi o yüzden tadım menüsü için cumartesi günleri dışında bir günü hedefleyin. Birkaç hafta önceden rezervasyon yaptırmanız gerekeceğini unutmayın. Pazar ve pazartesileri kapalı. Öğlen menüsü: 45€ Instagram Adres: 92 Rue du Faubourg Poissonnière, 75010 Tel: +33183970000 Konum için tıklayın. Haritada 32 numara.

Pantagruel

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/pantagruel.paris

Jason Gouzy’nin restoranı olan Pantagruel, ördek ve kaz ciğeri, yer mantarı ile kereviz gibi malzemelerden harikalar yaratıyor. Menüsünde etli seçenekler bol olsa da sebzeler de ön plana çıkıyor. Cumartesi ve pazar günleri kapalı. Öğlen menüsü: 45€ Instagram Adres: 24 Rue du Sentier, 75002 Konum için tıklayın. Haritada 33 numara.

Auguste

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Restaurant-Auguste-Paris-Gaël-Orieux

Şef Gaël Orieux’nün restoranı, Auguste, istiridye, yaban turpu mus, domates kompostosu eşliğinde levrek, tarçınlı portakal köpüğü gibi yüksek kaliteli ürünler kullanılarak yapılan baştan çıkarıcı menüler sunuyor. Cumartesi ve pazar günleri kapalı. Öğlen menüsü: 39€ Instagram Adres: 54 Rue de Bourgogne, 75007 Tel: +33145516109 Konum için tıklayın. Haritada 34 numara.

Jacques Faussat

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/JacquesFaussatLaBraisiere

Şef Jacques Faussat’ın, taş duvarlarla döşenmiş, loş aydınlatmalı restoranında, kendi memleketi olan güney Fransa’daki Gaskonya lezzetlerini sunuyor. Kaz ciğeri ve patatesli kek, istiridye, sotelenmiş kuzu eti, sufle gibi lezzetler bulmayı bekleyebilirsiniz. Cumartesi ve pazar günleri kapalı. Öğlen menüsü: 45€ Websitesi Adres: 54 Rue Cardinet, 75017 Tel: +33147634037 Konum için tıklayın. Haritada 35 numara.

Automne

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/restaurant.automne

Japon şef Nobuyuki Akishige’nin neo-bistrosu Automne, yaban havucu püresi ve kalamata zeytinli ördek göğsü rostosu gibi mevsimlik yemekler sunuyor. Pazartesi ve salı günleri kapalı. Öğlen menüsü: 45€ Instagram Adres: 11 Rue Richard Lenoir, 75011 Tel: +33140090370 Konum için tıklayın. Haritada 36 numara.

Quinsou

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/quinsou

Quinsou, Şef Antonin Bonne’nin, modern bir mekanda, rafine mutfağını sunduğu neo- bistrosu. Güvercin, tütsülenmiş kereviz, turp ve ançuez, istiridye, kabak çiçeği dolması, siyah trüflü risotto gibi  seçenekler sunuyor. Pazar ve pazartesileri kapalı. Öğlen menüsü: 42€ Instagram Adres: 33 Rue de l’Abbé Grégoire, 75006 Tel: +33142226609 Konum için tıklayın. Haritada 37 numara.

Bonus: Uygun Fiyata Neredeyse Michelin Lezzeti: L’Ange 20 ♡


Paris’teki fiyat-performans olarak en iyi öğünümüzü burada yedik. Ambiyans olarak ne hip, ne de nostaljisi ile sevimli. Yani çok düz ama ortalama bir restoran fiyatına Michelin ayarında parmak yedirten bir yer. Patlıcanlı havyar, pastırmalı tavşan, yağda somon konfi spesiyalleri arasında. Deniz tarağı nefisti. Websitesi Adres: 44 Rue des Tournelles, 75004 Tel: +33149965839 Konum için tıklayın. Haritada 38 numara.

Bütçe Dostu Mekanlar

Bouillon Chartier (Grands Boulevards ve Montparnasse Şubeleri)

Fotoğraf Kaynak: www.bouillon-chartier.com – Montparnasse şubesi

Paris’in asırlık esnaf lokantası. 1906 tarihli Montparnasse şubesinin Art Nouveau dekoru da görülmeye değer ama tarihi anıt olarak listelenmiş şubesi 1896’da Opera bölgesinde açılmış olanı. 1896’da doğan Bouillon Chartier efsanesi, makul fiyatlara Parislilere iyi yemek sunma gayesi ile yola çıkmış. Tıpkı bizdeki esnaf lokantaları gibi.

Bir diğer özelliği de bizim “bulyon” dediğimiz tavuk suyu, et suyu gibi et stoklarını dünya gıda sektörüne sokan mekan olması. Başlangıç olarak sebze çorbasını, salyangozu veya mayonezli haşlanmış yumurtasını, ana yemekte ise et, balık veya yahnileri tercih edebilirsiniz. Tatlı olarak da ev yapımı krem şantisi meşhur. Instagram Grands Boulevards Şubesi Adres: 7 Rue du Faubourg Montmartre, 75009 Paris, Fransa Tel: +33147708629 Konum için tıklayın. Haritada 39 numara.
Montparnasse Şubesi Adres: 59 Bd du Montparnasse, 75006 Tel: +33145491900 Konum için tıklayın. Haritada 40 numara.

Bouillon Pigalle ♡

Gün boyunca geleneksel Fransız yemeklerini uygun fiyatlara sunan yeni nesil bir esnaf lokantası. Sarımsaklı, maydanozlu, tereyağlı salyangozlar, dana ciğeri ve püresi, güveç, haşlama dana kelle gibi imza yemekleri var. Rezervasyon gerektirmiyor. Yoğun saatlerin dışında geldiğinizde kolayca yer bulursunuz ama yemek saatine denk gelirseniz kapısında 1 saat sıra bekliyorsunuz. Instagram Adres: 22 Bd de Clichy, 75018 Tel: +33142596931 Konum için tıklayın. Haritada 41 numara.

Marché des Enfants Rouges

Le Marais bölgesindeki Marché des Enfants Rouges, Paris’in 1615’ten beri işlek olan en ünlü kapalı pazar yeri ve şehrin en popüler food hall’u. Vietnam’dan Lübnan mutfağına, Fas mutfağından Japon snack bar’a onlarca farklı sokak lezzetine ait yemek standları bulabileceğiniz yerlerden. Öğle yemeği için ideal. Ayrıca şarküteri, organik peynir, meyve sebze gibi pazar alışverişinizi de yapabiliyorsunuz. Özellikle pazar günleri daha kalabalık oluyor çünkü brunch sever Parisliler de burayı tercih ediyor. Adres: 39 Rue de Bretagne, 75003 Tel: +33140112040 Konum için tıklayın. Haritada 42 numara.

Au Pied de Fouet

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Au-Pied-de-Fouet

Şaşırtıcı derecede lezzetli ve uygun fiyatlara, antrikot, ördek konfi, kremalı patates püre, tavada kızartılmış tavuk ciğeri gibi tamamen klasik Fransız lezzetleri bulabileceğiniz küçücük bir bistro. Yemeğin üzerini bir Tarte Tatin veya yoğun çikolatalı bir fondan ile tamamlamayı unutmayın. Websitesi Adres: 45 Rue de Babylone, 75007 Tel: +33147051227 Konum için tıklayın. Haritada 43 numara.

Fric Frac

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/fricfrac.fr

10. bölgede, Saint Martin kanalı kenarında küçük ve samimi bir restoran. Tabule, mercimek salatası, humus, mantarlı karides, ev yapımı kekler gibi atıştırmalık, meze tarzında seçenekler bulabileceğiniz bir adres. Özellikle de Croque Monsieur’sü seviliyor. İster burada oturarak yiyebilir isterseniz de satın aldıklarınızı paket yaptırıp kanal kıyısında piknik yapmaya gidebilirsiniz. Instagram Adres: 79 Quai de Valmy, 75010 Tel: +33142858734 Konum için tıklayın. Haritada 44 numara.

La Bête Noire

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/labetenoireparis

Paris’in Akdeniz, Rus ve Malta mutfağından seçenekler bulabileceğiniz, modern ev yemekçisi. Açık mutfaklı, minimalist bir iç mekanı var. Şef Maria tüm mevsimlik ürünlerini yerel çiftliklerden ve küçük üreticilerden temin ediyor ve günlük olarak sadece bir et ve bir vejetaryen yemeği çıkarıyor. Özellikle hafta sonu brunch için rezervasyon öneriliyor. Instagram Adres: 58 Rue Henri Barbusse, 75005 Tel:+33615227361 Konum için tıklayın. Haritada 45 numara.

Paris’in Müdavimleri İle Ünlü Kült Kafe ve Restoranları

Cafe de Flore


Paris’in 6. bölgesinde, Saint Germain Bulvarı üzerinde 1880’lerde açılan Café de Flore belki de tüm Paris’in en ikonik cafesi sayılabilir. Art-Deco detaylarla süslü bir binanın alt katında bulunan, kırmızı sandalyeleri, mermer duvarları, yeşiller içindeki dekorasyonu, metal servis tabakları ile gerçek bir Fransız cafesi. Adını Roma mitolojisinde çiçeklerin ve baharın tanrıçası olan Flora’nın heykelinden alıyor.

Albert Camus, Picasso, Hemingway, Jean-Paul Sartre ve Simone de Beauvoir’ın Nazi işgali sırasında buraya gelip burayı ofis olarak kullandığını biliyor muydunuz? Sıcak çikolatası ayrıca bir efsane. Hava güzelse açık verandasında bir yer kapın, kahvenizi veya sıcak çikolatanızı söyleyin, gelen geçeni izleyin. Instagram Adres: 172 Bd Saint-Germain, 75006 Tel: +33145485526 Konum için tıklayın. Haritada 46 numara.

Les Deux Magots


Les Deux Magots ise Cafe de Flore’un yan komşusu. Eğer Cafe de Flore’da yer yoksa burası alternatifiniz olsun. Koyu yeşil tenteleri, hasır sandalyeleri ile Paris’in kent belleğinin inkar edilemez bir parçası. 1800’lü yıllardan günümüze gelen, oturmuş bir kitlesi olan, saatlerce vakit geçirebileceğiniz muhteşem bir Cafe.

Tıpkı Cafe de Flore gibi burası da Sürrealist sanatçıların, Simone de Beauvoir ve Jean-Paul Sartre gibi entelektüellerin ve Ernest Hemingway gibi genç yazarların, Albert Camus, Pablo Picasso, James Joyce, Bertolt Brecht, Julia Child, James Baldwin gibi daha birçok ismin uğrak noktası olmuş. Ayrıca komşusu Cafe de Flore gibi nefis bir sıcak çikolatası var. Porselen sürahide isteğe göre krem şantili veya kremalı geliyor. Instagram Adres: 6 Pl. Saint-Germain des Prés, 75006 Tel: +33145485525 Konum için tıklayın. Haritada 47 numara.

Café Le Procope

Fotoğraf Kaynak: commons.wikimedia.org

6. bölgede, Rue de l’Ancienne Comédie’de bulunan Café Procope, Paris’in en eski cafesi olarak biliniyor. 1686’da Sicilyalı şef Procopio Cutò tarafından açılan Le Procope, zamanında Marie Antoinette, Napoleon Bonaparte Voltaire, Molière ve Balzac ve arkadaşlarının uğrak yeri olmuş. Ancak orijinal kafe 1872’de kapandığı ve 1920’lere kadar bir kafe olarak yeniden açılmadığı için “sürekli işlek olarak günümüze gelmiş en eski kafe” demek doğru olmaz. Avizeli iç kısmı, coq au vin gibi spesiyalleri ile tam bir klasik. Instagram Adres: 13 Rue de l’Ancienne Comédie, 75006 Tel: +33140467900 Konum için tıklayın. Haritada 48 numara.

Le Select

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Le-Select-124953600892504

Yine 6. bölgede, 1923’ten kalma bu Montparnasse brasseriesi, bir zamanlar bölgenin gece geç saatlere kadar açık kalan ilk büyük kafesi olmuş. Bir zamanlar Hemingway, Scott Fitzgerald, Picasso ve Henry Miller’ın uğrak yeri olan cafe halen daha öğrencilerden politikacılara ve şık giyimli Parislilerin yıllardır müdavimi olduğu yerlerden. Instagram Adres: 99 Bd du Montparnasse, 75006 Tel: +33145483824 Konum için tıklayın. Haritada 49 numara.

Angelina

Fotoğraf Kaynak: angelina-paris.fr

1903’te açılan, Belle Epoque üslubundaki bir çay salonu olan Angelina, bir zamanlar aristokratların ve modacıların uğrak yeri olmuş. Özellikle de dünyanın en ünlü modacılarından Coco Chanel’in uğrak yeri olmuş. Spagettiye benzeyen kestane ezmeli Mont Blanc adlı pastası imza tatlısı. Instagram Adres: 226 Rue de Rivoli, 75001 Tel: +33142608200 Konum için tıklayın. Haritada 50 numara.

La Closerie Des Lilas

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/LaCloserieDesLilas

6. bölgede, 1847’de açılmış olan La Closerie des Lilas, Hemingway’in, Güneş de Doğar’ın çoğunu kaleme aldığı, Picasso, Apollinaire, Jean-Paul Sartre ve Samuel Beckett gibi yazar ve sanatçıların cafenin tam olarak neresinde oturduğunu gösteren tabelalar var. Mekan, gece geç saatlere kadar açık olan pianolu bir bar, lüks bir restoran ve brasserie olmak üzere üçe bölünmüş.

Verlaine’den Hemingway’e, Picasso’dan Gide’e ünlü sanatçıların müdavimi olduğu piyanolu Hemingway Barı olarak geçen bölüm, zamansız klasikler bulabileceğiniz kısım. Öğlenleri servise açılan verandalı brasserie kısmı tipik Fransız brasserie seçenekleri sunuyor. Restoran menüsü ise balık ve deniz mahsullü yemekler ağırlıklı. Ağustos ayında restoran sadece akşamları açık oluyor. Instagram Adres: 171 Bd du Montparnasse, 75006 Tel: +33140513450 Konum için tıklayın. Haritada 51 numara.

Café de la Paix

Fotoğraf Kaynak: www.cafedelapaix.fr

Paris’in 9. bölgesinde, Garnier Operası’na bakan konumda yer alan Café de la Paix, tarihi Grand-Hôtel’in alt katında bulunuyor. 1862 yılında oteli tamamlayan mimar Alfred Armand, otele ve cafeye zamanının yazarlarından, aktörlerinden ve politikacılarından oluşan varlıklı müşteri kitlesi için oldukça gösterişli bir iç dekorasyon yapmış. Zaten altın sütunları ve freskleri tarihi anıt olarak listelenmiş. Gerçekten de İkinci İmparatorluk dekoruna sahip küçük bir saray yavrusu gibi. Böylece cafe uluslararası bir bilinirlik kazanmış.

Palais Garnier operasına yakınlığı nedeniyle Jules Massenet ve Pyotr Ilyich Tchaikovsky gibi ünlü bestecilerin, Émile Zola ve Guy de Maupassant gibi birçok ünlü yazarın, Belle Époque döneminde ise Oscar Wilde ve tahtından vaz geçen Birleşik Krallık Kralı Edward VII gibi müdavimleri olmuş. Kruvasan, tatlı seçenekleri, croque madame, sandviç gibi atıştırmalıklar ve soğan çorbası, istiridye, deniz mahsülleri tabağı gibi Fransız mutfağı klasiklerini bulabilirsiniz. Instagram Adres: 5 Pl. de l’Opéra, 75009 Tel: +33140073636 Konum için tıklayın. Haritada 52 numara.

Le Café Charbon

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/charboncafeparis

1863’de Paris’in 11. bölgesindeki, şehrin en eğlenceli gece hayatı semti Oberkampf’ta açılan Le Charbon, kısa sürede semtin müdavim mekanı haline gelmiş ve buradaki dönüşüme öncülük etmiş. Menüsünde biraz da Asya mutfağı esintileri var. Tavanından sarkan püsküllü lambalarıyla inanılmaz karakteristik bir dekora sahip. Instagram Adres: 109 Rue Oberkampf, 75011 Tel: +33143575513 Konum için tıklayın. Haritada 53 numara.

Café La Rotonde

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/La-Rotonde-Montparnasse

6. bölgenin Montparnasse semtinde bulunan La Rotonde, şehrin en klasik brasserie’lerinden. 1911’de açılan mekan Le Dôme ve La Coupole ile birlikte, iki dünya savaşı arası dönemde, önemli sanatçılar ve yazarlar için entelektüel bir buluşma yeri olagelmiş.

O dönemde mekanın sahibi olan Victor Libion, dönemin Picasso ve Modigliani gibi sanatçılarının kafesinde birer fincan kahve eşliğinde saatlerce oturup üretmesine ortam yaratmış. Hatta sanatçılar hesabı ödeyemediğinde bir çizim karşılığında hesaplarını kapatırmış. Bu nedenle, kafenin duvarlarının, bugün dünyanın en büyük müzelerinin küratörlerini kıskandıracak bir sanat eseri koleksiyonuyla dolu olduğu zamanlar bile olmuş. La Rotonde bugün dahi o bohem atmosferini koruyan cafelerden. Menüsünde deniz mahsülleri, soğan çorbası ve balık çeşitleri gibi klasik fransız brasserie’si seçenekleri var. Instagram Adres: 105 Bd du Montparnasse, 75006 Tel: +33143264826 Konum için tıklayın. Haritada 54 numara.

Café Le Dôme

Fotoğraf Kaynak: Mario Scheibl / Unsplash

Café La Rotonde ve La Coupole ile birlikte Montparnasse semtinin üç büyüklerinden biri. 1898’de açılan kafe, Paris entelektüellerinin buluşma yeri olmasıyla ünlenmiş. Montparnasse’da açılan ilk kafe olmasıyla da önemli olan mekanda ressamlar, heykeltıraşlar, yazarlar, şairler, modeller, sanat uzmanları ve tüccarlar buluşup Paris’in sanat camiasını yaratmışlar.

Kafenin müdavimleri arasında Samuel Beckett, Walter Benjamin, Max Ernst, Paul Gauguin, Ernest Hemingway, Wassily Kandinsky, Vladimir Lenin, Henry Miller, Amedeo Modigliani, Pablo Picasso gibi isimler sayabiliriz. Hatta genel olarak burada sık sık takılan isimlere zamanında “Dômiers” yani “Dômcular” deniyormuş. Menüsü ağırlıklı olarak balık ve deniz mahsülleri ağırlıklı. Spesiyali ise balık çorbası “Bouillabaisse”. Instagram Adres: 108 Bd du Montparnasse, 75014 Tel: +33143352581 Konum için tıklayın. Haritada 55 numara.

La Coupole

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/LaCoupoleParisMontparnasse

Montparnasse semtinin üç silahşörlerinin sonuncusu olan Art Deco tarzındaki La Coupole de 1927’de açılmış. Patti Smith’in gitar çaldığı, Henry Miller kahvaltıya geldiği, Jane Birkin’in, Marc Chagall’ın, Henri Matisse’in, James Joyce’un, Pablo Picasso’nun, Josephine Baker’ın ve François Mitterand’ın öğle yemeğini yediği cafe, şimdilerde civarda çalışan beyaz yakalıların uğrak yeri. Menüsü ağırlıklı olarak deniz ürünleri olan tipik bir Fransız brasserie’si tadında. Instagram Adres: 102 Bd du Montparnasse, 75014 Tel: +33143201420 Konum için tıklayın. Haritada 56 numara.

Le Grand Vefour

Fotoğraf Kaynak: www.grand-vefour.com

Paris’teki ilk büyük restoran olarak bilinen Le Grand Véfour, 1784 yılında Palais-Royal bahçesinin içinde açıldığından bu yana sofra sanatını şekillendiren ve Fransız gastronomi tarihinde önemli bir rol oynayan restoranlardan. Victor Hugo’dan Lamartine’e kadar, Paris’teki en büyük isimler bu mekanı uğrak yerleri haline getirmiş. Mekan, Woody Allen’ın Paris’te Gece Yarısı filmindeki sahnelerden birine de set olmuş. Websitesi Adres: 17 Rue de Beaujolais, 75001 Tel: +33142965627 Konum için tıklayın. Haritada 57 numara.

Le Polidor

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/polidor_restaurant

Yine Woody Allen’ın Paris’te Gece Yarısı filmini izlediyseniz, bu restoranı daha girişinden tanımışsınızdır. Tıpkı o filmdeki gibi Verlaine, Rimbaud, Hemingway, Fitzgerald’in müdavimi olduğu restoran 1845 yılından beri ötikareli masa örtüleriyle kaplı ahşap masalarında geleneksel Fransız mutfağı spesiyallerini sunuyor. Adres: 41 Rue Monsieur le Prince, 75006 Tel: +33143269534 Konum için tıklayın. Haritada 58 numara.

Tapas Tarzı Menülü Barları

Ortaya paylaşımlık tapas’lar bulabileceğiniz, iş çıkışı insanların bir şeyler yemek, içmek ve sosyalleşmeye geldikleri mekanlar.

Gravity Bar

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/gravitybar

Dalga şeklindeki bar tasarımı ile Paris’in en popüler kokteyl barlarından. Mevsimsel olarak değişen bir tapas menüsü de var. Instagram Adres: 44 Rue des Vinaigriers, 75010 Tel: +33698549249 Konum için tıklayın. Haritada 59 numara.

Little Red Door ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/lrdparis

Le Marais bölgesinde,“Dünyanın En İyi 50 Bar”ı arasında gösterilen bir kokteyl bar. Tıpkı ismindeki gibi küçük bir kırmızı kapının ardında kalan loş barda sanat / mimari temalı seçeneklerden oluşan bir menü var. Instagram Adres: 60 Rue Charlot, 75003 Konum için tıklayın. Haritada 60 numara.

Le Syndicat

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/syndicatcocktailclub

Paris’in kokteyl barlarından biri. Tarzı biraz speakeasy ve yeraltı. Fonda ağırlıklı olarak hip-hop çalan yerlerden. Instagram Adres: 51 Rue du Faubourg Saint-Denis, 75010 Konum için tıklayın. Haritada 61 numara.

La Poudrière

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/LaPoudriereParis

11. bölgede hem bir kokteyl bar hem de etkinlik mekanı. Speakeasy bir konsepte ve Art Nouveau dekorasyona sahip. Klasiklerin yanında mekana özgü seçenekler de bulabilirsiniz. Girişteki sıra bazı akşamlar biraz uzun olabiliyor ama beklemeye değer. Instagram Adres: 41 Rue Servan, 75011 Tel: +33782903939 Konum için tıklayın. Haritada 62 numara.

Le Barav

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Le-Barav-158634264155651

Marais’de yer alan şarap barı. İster barında isterseniz de mahzeninde takılabilirsiniz. Instagram Adres: 6 Rue Charles-François Dupuis, 75003 Tel: +33148045759 Konum için tıklayın. Haritada 63 numara.

Le Petit Moulin des Mauvais Garçons

Montmartre bölgesinde, tipik, küçük ve samimi bir Fransız bistrosu. Instagram Adres: 17 Rue Tholozé, 75018 Tel: +33660408817 Konum için tıklayın. Haritada 64 numara.

La Réserve Du Terroir

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/reserveparis4

La Réserve du Terroir şarap barı, Paris’in 4. bölgesindeki mekanladan. Oldukça küçük ve salaş bir yer. Lüks beklentisi olmayanların tercihi. Uygun fiyatlı bir seçenek. Instagram Adres: 13 Rue Quincampoix, 75004 Tel: +33147075514 Konum için tıklayın. Haritada 65 numara.

Bambino

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/bambino_paris

Bambino bizce şehrin en havalı tapas barlarından biri. Duvarlarındaki rafları çok zengin bir plak koleksiyonu ile dolu olan mekan ilhamını Tokyo merkezli Tokyo caz cafelerinden alıyor. Rezervasyon alınmıyor. Özellikle de bir caz kulübü klasiği olan kızarmış tavuklu sandviçleri meşhur. Adres: 25 Rue Saint-Sébastien Konum için tıklayın. Haritada 66 numara.

La Casbah

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/lacasbah.paris

La Casbah Fas esintileri taşıyan bir neo-bistro. Paris’in 11. bölgesinde bulunan mekan koktey bar ve restoran olarak hizmet veriyor ama gece bir süre sonra bir Rock bara dönüşüyor. Hatta yeni yıl gecelerinde dansöz showları bile oluyormuş. Adres: 20 Rue de la Forge Royale, 75011 Tel: +33188334178 Konum için tıklayın. Haritada 67 numara.

Folderol

Mahallenin ev yapımı dondurma konseptli barı. Yanına söyleyebileceğiniz peynir tabakları da var. Konum için tıklayın. Haritada 68 numara.

Paris “Guinguette”leri

“Guinguette”ler yani 19. yüzyılda popüler olan, bira bahçelerine benzeyen, müzikli, danslı, yemekli açık hava mekanları. Hala Paris’te bu kültürü yaşatan ve oldukça popüler olan modern versiyonları var.

Pavillon Puebla ♡

Fotoğraf Kaynak: Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/pavillonpuebla

Le Perchoir grubun, Parc des Buttes Chaumont’taki guinguette tarzı mekanı. Cuma ve cumartesi günleri dj performansları oluyor. Artizan seçenekler bulabilirsiniz. Instagram Adres: Av. Darcel, 75019 Konum için tıklayın. Haritada 69 numara.

Rosa Bonheur

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/rosabonheursurseine

Rosa Bonheur Paris’te guinguette kültürünü tekrardan canlandıran mekan. Bu oluşumun Paris’in üç noktasında şubesi var. Biri Seine Nehri kenarında. İkincisi Bois de Vincennes içinde. Sonuncusu da Parc Buttes Chaumont içinde. Şehrin merkezinde olduğundan Seine Nehri şubesi daha popüler. Instagram

Seine Kıyısındaki Şubesi Adres: Quai d’Orsay, 75007 Tel: +33147536692 Konum için tıklayın. Haritada 70 numara.
Bois de Vincennes Şubesi Adres: Porte Jaune, Av. de Nogent, 75012 Konum için tıklayın. Haritada 71 numara.
Parc Buttes Chaumont Şubesi Adres: 2 Av. de la Cascade, 75019 Tel: +33171602901 Konum için tıklayın. Haritada 72 numara.

La Javelle

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/lajavelleguinguette

Parc André Citroën’nin Seine Nehri kıyısında yaz sezonunda kurulup kışın kapanan bir guingette. Bar atıştırmalıkları, dj performansları, büyük festival masalarında sosyalleşme alanı bulabileceğiniz bir seçenek. Instagram Adres: Port de Javel Bas, 75015 Konum için tıklayın. Haritada 73 numara.

À la Folie

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/ALAFOLIEPARIS19

Parc de la Villette içindeki açık hava diskosu, yeme-içme ve sosyalleşme alanı. Zaman zaman drag queen’lerin çılgın performansları da oluyor. Özellikle de pazar akşamları klasiği bingo drag çok meşhur. Instagram Adres: A la Folie – Folie L2 – Parc de, 26 Av. Corentin Cariou, 75019 Tel: +33776797066 Konum için tıklayın. Haritada 74 numara.

Paris’in En Keyifli Roof Top Barları

IMA Summer Club

IMA aslında Arapça ve Arap kültürel değerleri hakkında araştırma yapılmasına olanak veren bir enstitü ama biz turistler için asıl olayı Île de la Cité ve Notre Dame de Paris manzaralı, keyifli roof top’ı IMA Summer Club. Adres: 1 Rue des Fossés Saint-Bernard, 75005 Tel: +33140513838 Konum için tıklayın. Haritada 75 numara.

Le Perchoir Ménilmontant

Şehrin en ünlü rooftop bar zinciri diyebiliriz. Yemek öncesi bir şeyler içmek için gün batımı saatlerinde çok popüler oluyorlar. Cumartesi akşamları dj performansları da oluyor. Rezervasyon gerekli. Ayrı katlarda restoran kısmı da var. Instagram Adres: 14 Rue Crespin du Gast, 75011 Konum için tıklayın. Haritada 76 numara.

Pedzouille La Grange

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Pedzouille

15. bölgede bulunan Novotel Paris’in rooftop barı olan Pedzouille La Grange, rustik tarzda büyük masalar, manzara ve doyurucu tipik Fransız yemekleri bulabileceğiniz bir seçenek. Eiffel Kulesi’ni de uzaktan görüyor. Instagram Adres: Novotel Paris Porte de Versailles, 4 Av. de la Prte de la Plaine 75015 Tel: +33188332369 Konum için tıklayın. Haritada 77 numara.

Terrass” Rooftop Bar

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/terrass.hotel

Montmartre bölgesinde bulunan Terrass” Hotel’in rooftop barı. Sallanan koltukların ve keyifli yuvarlak masaların olduğu, kasıntı olmayan bir ortamı var. Şarküteri ve peynir tabakları eşliğinde bir şeyler içmelik yerlerden. Pazar günleri brunch da mevcut. Restoran kısmı için rezervasyon şart ama bar kısmı için gerekmiyor. Instagram Adres: 12 Rue Joseph de Maistre, 75018 Tel: +33146067285 Konum için tıklayın. Haritada 78 numara.

The Shed

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/grandsboulevardshotel

The Shed, Hotel des Grands Boulevards’ın tepesinde yer alan gizli, rustik ve yeşil bir çatı terası. Kanepeler, banklar ve taburelerle donatılmış The Shed’in mevsime göre değişen bir menüsü var. Biraz küçük olduğundan rezervasyon yaptırmanız veya açılış saatine yakın gelmeniz tavsiye ediliyor. Adres: 17 Bd Poissonnière, 75002 Tel: +33185733333 Konum için tıklayın. Haritada 79 numara.

Galeries Lafayette Rooftop

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/GaleriesLafayetteEnglish

İlk başta belki kimsenin aklına gelmiyor ama Paris’in en eski ve en ünlü AVM’si Galeries Lafayette’in 8. kattaki terasında harika bir şehir panoraması var. Güzel bir kahve eşliğinde Eiffel Kulesi manzarası yakalamak için güzel bir seçenek. Instagram Adres: 25 Rue de la Chau. d’Antin, 75009 Paris, Tel: +33142823456 Konum için tıklayın. Haritada 80 numara.

Eyfel Kulesi Manzaralı Restoranlar

L’Oiseau Blanc ve Le Rooftop

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

L’Oiseau, 8. bölgedeki beş yıldızlı The Peninsula Paris adlı otelin lüks restoranı. Le Rooftop ise hemen onun yanındaki teras barı. İkisi de Paris silüetini 360 derece görebileceğiniz noktalar. Le Rooftop’ın açık hava oturma alanı, L’Oiseau Blanc’ın ise sadece kapalı oturma alanı var. Fiyatlar oldukça yüksek. Çok popüler olduğundan L’Oiseau Blanc için önceden rezervasyon yaptırmanız öneriliyor. Ama Le Rooftop ilk gelen kapar şeklinde işliyor. Gidecekseniz mümkünse gün batımı zamanını yakalamaya çalışın. Instagram Adres: 19 Av. Kléber, 75116 Tel: +33158126730 Konum için tıklayın. Haritada 81 numara.

Girafe Restaurant ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/girafeparisrestaurant

Eyfel Kulesi’nin hemen karşısındaki Trocadéro’da bulunan Chaillot Sarayı içinde bulunann Girafe, Eyfel Kulesi’ne karşı restoran deneyimi yaşamak için en turistik yerlerden. Bu nedenle de yer bulmak için haftalar öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Instagram Adres: 1 Pl. du Trocadéro et du 11 Novembre, 75016 Tel: +33140627061 Konum için tıklayın. Haritada 82 numara.

Les Ombres

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/lesombres.restaurant

Musée du Quai Branly’nin 5. katında bulunan, camla çevrili, Eyfel Kulesi’ni çok yakından gören bir rooptop restoran. Modern Fransız mutfağı sunuyor. Kesinlikle önden rezervasyon şart. Instagram Adres: 27 Quai Jacques Chirac, 75007 Tel: +33147536800 Konum için tıklayın. Haritada 83 numara.

Fransız Mutfağına Mola: Asya Mutfağı

Neko Ramen

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/nekoramenparis

2020’de açılan Neko Ramen, soba eriştesi, udon eriştesi, ramen, katsu, tonkatsu, katsudon, karaage gibi klasik Japon yemeklerini bulabileceğiniz bir mekan. Yemeğin üzerinde tatlı olarak yuzu cheesecake, matcha kurabiye veya mochi gibi lezzetler var. Menüsünde sushi bulunmuyor. Instagram Adres: 6 Rue de la Grange Batelière, 75009 Tel: +33613602923 Konum için tıklayın. Haritada 84 numara.

Ran

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/restaurantranparis

Parisin 8. bölgesinde, ismini Akira Kurosawa’nın filminden alan, çok şık bir ambiyansa sahip, çağdaş Japon mutfağı lezzetleri bulabileceğiniz bir seçenek. Menüde trüf mantarı veya camambert peyniri gibi Fransız mutfağına dair lezzetlerin de kullanıldığını fark edeceksiniz. Instagram Adres: 8 Rue d’Anjou, 75008 Tel: +33140170477 Konum için tıklayın. Haritada 85 numara.

Happa Tei

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/restaurantHappaTei

Japon Mahallesi olan Sainte-Anne bölgesinde, takoyaki (kızarmış ahtapot topları) ve okonomiyaki (japon pizzası) gibi Japon sokak lezzetleri bulabileceğiniz bir adres. Adres: 64 rue Sainte-Anne. Tel: +33142966040 Konum için tıklayın. Haritada 86 numara.

You

Fotoğraf Kaynak: www.you.kintarogroup.com

Yine Japon Mahallesi’nde bulunan, Paris’teki en iyi Japon mutfağı restoranlarından biri. Ortamı da diğer mekanlara göre daha aydınlık ve ferah. Instagram Adres: 56 Rue Sainte-Anne, 75001 Tel: +33142605550 Konum için tıklayın. Haritada 87 numara.

Tran Tran Zai

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/trantranzai

Üniversite bölgesi olan Panthéon’da bulunan bir Çin lokantası. Doyurucu porsiyonlarda noodle ve Çin mantısı gibi lezzetler için tercih edilebilir. Instagram Adres: 3 Rue de l’École Polytechnique, 75005 Tel: +33171265695 Konum için tıklayın. Haritada 88 numara.

Tiger Tiger

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/tigertigerparis

Menüsünde geleneksel Çin yemekleri olan bir Çin restoranı. Çin mantısı dimsum, ve kızarmış ördek menünün yıldızı. Instagram Adres: 15 Rue René Boulanger, 75010 Tel: +33171705778 Konum için tıklayın. Haritada 89 numara.

Banoi

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/banoirestaurant

Şehirdeki en iyi Vietnam restoranlarından. Chef My-Ly’nin spring roll’ları menünün yıldızı. Özellikle vejetaryenler ve öğle yemeğinde hafif bir şeyler atıştırmak isteyenler için ideal. Instagram Adres: 129 Rue Amelot, 75011 Tel: +33171934875 Konum için tıklayın. Haritada 90 numara.

Song Heng

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/pages/SongHeng

Vietnam usulü sulu yemekleri başarılı restoran. Paris’in en iyi bún bò huế’sini yani etli ramenini sunan yer olarak biliniyor. Diğer bir spesiyalitesi de Vietnam’ın en meşhur erişteli çorba yemeği olan phở. Adres: 3 Rue Volta, 75003 Tel: +33142783170 Konum için tıklayın. Haritada 91 numara.

En Güzel Paris Tatlıcıları ve Çikolatacıları

Cedric Grolet Opera ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/cedricgrolet

Cedric Grolet pastacılık anlamında şehrin en genç ve yenilikçi şeflerinden. Dillere destan tatlıları ve kruvasanları var. Özellikle içi vanilyalı krema dolgulu, çıtır çıtır flan vanille çok özel. Instagram Adres: 35 Av. de l’Opéra, 75002 Tel: +33183952102 Konum için tıklayın. Haritada 92 numara.

Odette

Fotoğraf Kaynak: Narciso Arellano / Unsplash

Fransızların meşhur “Pâte à choux” ve pastacı kreması ile hazırladıkları “choux à la crème”in en güzelini bulabileceğiniz küçük bir pastane. Çikolatalısından çarkıfelek meyvelisine, vanilyalısından beyaz çikolatalısına birçok farklı dolgu kreması ile hazırlanmışını bulabilirsiniz. Instagram Adres: 77 Rue Galande, 75005 Tel: +33143261306 Konum için tıklayın. Haritada 93 numara.

Chocolate Alain Ducasse

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/chocolatalainducasse

Dünyaca ünlü Şef Alain Ducasse’nin mükemmelliğe ve ayrıntıya verdiği tavizsiz bağlığını çikolatalı trüfler, ganaj ve pralin bombonlar, bar çikolatalar üzerinden kendi gözlerinizle görebileceğiniz bir çikolata dükkanı. Instagram Adres: 40 Rue de la Roquette, 75011 Tel:+33148058286 Konum için tıklayın. Haritada 94 numara.

Pierre Hermé

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/pierre.herme.paris

Macaron için ise adresiniz Pierre Hermé olsun. Kendisi son yıllarda dünyaya açılarak kalitesinden ödün vermiş La Durée’yi solladı. Şehirde 4 şubesi var. Biz sadece birini buraya bırakıyoruz. Instagram Adres: 72 Rue Bonaparte, 75006 Tel: +33145122402 Konum için tıklayın. Haritada 95 numara.

La Maison Du Chocolat

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/LaMaisonDuChocolat

Eklerler, pralinler, ganajlar ve meyveli çikolatalar bu enfes çikolatacının imza tatları. Şehirde 9 şubesi var. Biz sadece birini buraya bırakıyoruz. Başka yerlerde karşınıza çıkarsa hiç düşünmeden dükkana girin. Instagram Adres: 19 Rue de Sèvres, 75006 Tel: +33145442040 Konum için tıklayın. Haritada 96 numara.

Jacques Genin

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/chocolaterie.jacques.genin

Le Marais’nin artizan çikolatacısı. Sadece çikolataları, karamelaları, meyve şekerlemeleri ile değil milföy gibi tatlılarda da iddialı. İmza tatlarından biri taze nane yaprakları içeren çikolata ganaj. Instagram Adres: 133 Rue de Turenne, 75003 Tel: +33145772901 Konum için tıklayın. Haritada 97 numara.

L’Eclair de Genie

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/leclairdegenie

Pasta şefi Christophe Adam’ın eklerci dükkanı. Çok zarif bir şekilde dekore edilmiş, mevsime göre değişen lezzetlerde eklerler bulacağınız bir yer. Yine şehirde birkaç şubesi olan yerlerden. Instagram Adres: 122 Rue Montmartre, 75002 Konum için tıklayın. Haritada 98 numara.

Jean Paul Hévin

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Jean.Paul.Hevin

Üst düzey ve kaliteli çikolatalar, macaronlar, barlar, hamur işleri, bademli kurabiyeler, tatlılar için şehirdeki butik isimlerden bir. Sadece Paris’te 6 Japonya’da ise 11 dükkanı var. Instagram Adres: Côté cour, 231 Rue St Honoré, 75001 Tel: +33 1 55 35 35 96 Konum için tıklayın. Haritada 99 numara.

Patrick Roger

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/patrickrogerofficiel

Paris çikolatacılık sahnesinin rock yıldızı Patrick Roger. Onun kreasyonları herkesten yaratıcı. Çikolatalarını yapmak için yalnızca en iyi kakao çekirdeklerini ve taze bitkileri kullanan Roger deney yapmayı seviyor. İmza lezzeti sıvı karamel ve likör dolgulu parlak küreler. Instagram Adres: 108 Bd Saint-Germain, 75006 Tel: +33143293842 Konum için tıklayın. Haritada 100 numara.

Maison Le Roux

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/MaisonLeRouxFrance

Ünlü bir karamel üreticisi ve çikolatacı olan Henri Le Roux’un fantastik karamellerini tatmak için uğrayabilirsiniz. Kendisi ünlü tuzlu tereyağlı karamelin mucidi. Instagram Adres: 52 Rue Saint-Dominique, 75007 Tel: +33182284984 Konum için tıklayın. Haritada 101 numara.

Yann Couvreur

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/profile.php

Paris pastacılık dünyasının genç ve parlayan isimlerinden Yann Couvreur, yüksek kaliteli ürünlerin,  ustalık, yeni teknikler ve kreasyonlarla birleştiği Haute-patisserie ürünleri sunuyor. Instagram Adres: 23 bis Rue des Rosiers, 75004 Konum için tıklayın. Haritada 102 numara.

Edwart Chocolatier

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/edwartchocolatierparis

Le Marais’de, genç pasta şefi Edwin Yansane’nin Fransız tatlarını Uzak Doğu tatları ile birleştirdiği dükkanı. Aklınıza bile gelmeycek malzemeleri çikolata ile birleştirmesi ile meşhur. Köri, Japon karabuğdayı, kişniş tohumu ve oolong gibi… Instagram Adres: 17 Rue Vieille du Temple, 75004 Tel: +33142784892 Konum için tıklayın. Haritada 103 numara.

Patisserie Tomo

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/patisserietomo

Paris’te bir Japon çay evi ve pastanesi. Hem matchalı tatlılar veya mochi gibi Japon esintileri taşıyan seçenekler hem de Parizyen hamur işlerine Asya’dan yorumlar katılmış tatlılar bulabilirsiniz. Yalnız kapısında sıra olan popüler yerlerden biri olduğunu belirtmekte fayda var. Adres: 11 Rue Chabanais, 75002 Konum için tıklayın. Haritada 104 numara.

Paris’te Kahvaltı ve Brunch İçin En İyi Adresler

Du Pain Et Des Idées ♡

1889’dan beri eski yöntemlerle üretim yapan, bol ödüllü geleneksel bir Paris fırını. Mutfağına teknoloji uğramıyor. Hlis muhlis bir kruvasan yemek için ideal yer. Ekşi mayalı ekmeği, portakal çiçeği aromalı brioche’s ve bizdeki tahinliye benzer fıstıklı ve çikolatalı seçenekleri olan salyangoz çöreği ile meşhur. Al götür kahve de satıyor. Hafta sonları kapalı. Instagram Adres: 34 Rue Yves Toudic, 75010 Tel: +33142404452 Konum için tıklayın. Haritada 105 numara.

Holybelly ♡

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/holybellycafe

Göz yumurtalı, omletli, ekmekli doyurucu bir kahvaltı veya brunch’a ihtiyacınız varsa kesinlikle Holybelly’e gidin. Avustralya usulü kahveler eşliğinde haftanın her günü tüm gün klasik kahvaltılık seçenekler sunuyor. Rezervasyon alınmıyor. Instagram Adres: 5 Rue Lucien Sampaix, 75010 Konum için tıklayın. Haritada 106 numara.

BigLove

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/biglovecaffe

Le Marais bölgesinde, Big Mamma grubuna bağlı, hem brunch için hem de hızlı bir şeyler atıştımak için uygun bir mekan. Brunch için İtalyan peyniri ricotta ve böğürtlenli pancake, prosciuttolu avokado tost, ev yapımı brioche ekmeği üzerine eggs benedict gibi seçenekler bulabilirsiniz. Adres: 30 Rue Debelleyme, 75003 Konum için tıklayın. Haritada 107 numara.

Buvette

Aslında bir şarap barı ama cumartesi ve pazar günleri brunch sunuyor. Ayrıca hafta içleri kruvasanlar, croque madame ve monsieur’ler, avokado tostlar, sandviçler ve yumurtalı seçenekler de bulabileceğiniz cool bir mekan. Instagram Adres: 28 Rue Henry Monnier, 75009 Paris, Fransa Konum için tıklayın. Haritada 108 numara.

KafKaf

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Kafkaf

Tüm gün boyunca brunch sunan bir mekan. Menüsünde Brunch’ın olmazsa olmazları olan avokado tostlardan kreplere, lezzetli granola kaselerinden yumurtalara, pancake’lerden french toast’lara doyurucu seçenekler var. Instagram Adres: 7 Rue Keller, 75011 Konum için tıklayın. Haritada 109 numara.

Eggs and Co.

Fotoğraf Kaynak: www.eggsandco.fr

İsminden de anlayabileceğiniz üzere Eggs & Co.’da yumurtalı zengin bir kahvaltı sizi bekliyor. Sevimli kafe hafta sonları çok popüler. Yumurtaların yanı sıra salata, pankek ve krepler de bulabilirsiniz. Hafta içi brunch veya hafif bir kahvaltı için uğrayabilirsiniz. Instagram Adres: 11 Rue Bernard Palissy, 75006 Tel: +33145440252 Konum için tıklayın. Haritada 110 numara.

Bon Jo

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/hardwaresocieteparis

Montmartre bölgesinde, Avustralya’nın zengin kahvaltısını sunan Bon Jo, pankek, french toast, yumurtalı ekmek üstü lezzetler ve avokado tost gibi seçenekler bulabileceğiniz samimi bir mekan. Instagram Adres: 10 Rue Lamarck, 75018 Tel: +33142516903 Konum için tıklayın. Haritada 111 numara.

Restoranlar Turistlerin En Çok Gerginlik Yaşadığı Yerler Oluyor Ama Siz Kolayca Kaçınabilirsiniz

Restoranlar genelde turistlerin en çok gerildiği yer oluyor çünkü Fransızların görgü anlayışını bilmeyen turistler istemsizce Fransızların kırmızı çizgilerini ihlal ediyorlar. Onlar da her gün yüzlerce turistle uğraşmanın getirdiği bıkkınlıkla atarlanmaktan, terslemekten hiç geri kalmıyorlar. Aslında tüm bu gerilimlerden Fransızların görgü anlayışına hassasiyet göstererek kolayca kaçınabilirsiniz. En yaygın olarak gördüğümüz “lost in translation” durumlar şunlar:

– Bir sürü boş yer olsa bile boş gördüğünüz masaya yönelmeden önce mutlaka hostun / hostesin size yer göstermesini bekleyin.

– Size opsiyon verilmedikten sonra tabağınızda “Etin yanında gelen patates kızartması yerine salata alabilir miyim?”, “Benimkine peynir koymayın” gibi değişiklikler talep etmeyin. Fransızlar için yemek bir sanat, şef de neyin nasıl yeneceğini, bir tabağın harmonisini en iyi bilen kişi. Siz müdahale ederek hem sanatına hem de kendisine hakaret etmiş oluyorsunuz. Bir de tabii işin ticari yönü var, yan lezzetler ve salatalar hep ekstraya giriyor.

– Bir diğer hassas konu da etin pişme ayarı. İyi pişmiş sipariş ettiğinizde bile hafif pembe gelir çünkü Fransızların görgü anlayışında eti karartmak hem müşterinin hem şefin işbilmezliği, zevksizliğidir. Türkler genelde eti kara kara sevdiklerinden gelen eti biraz daha pişmesi için tabağını tekrar mutfağa göndermek istiyorlar ve ortam geriliyor. Bunun önüne geçmek için siparişin en başında ısrarla hiç pembelik istemediğinizi söyleyin. Garsonunuz “Et o zaman ölür, bir şeye benzemez ki” tarzında sizi uyarmaya çalışabilir. Konuyu uzatmamak için hamileyiz, doktor böyle tembihledi falan diyebilirsiniz.

– Garsonlara “Garson” diye seslenmeyin. Evet, erkek çocuk anlamına gelen “garçon” Fransızca garson da demek ama bu şekilde birini çağırmak çok kaba kaçıyor. Restoranda ya da başka bir müessesede sizinle ilgilenen personele her zaman “madam” ya da “mösyö” olarak hitap edin.

– Fransa’da yemek yavaş yenir ve yavaş gelir. Bazen alt tarafı hazır bir kruvasanı tabağa koyup getirmeleri bile 10 saat alır. Basit bir öğün bile olsa yemek yemek bir nevi seramonidir. Acele ettirmeye çalışmayın.

Bütün bunları söyledikten sonra şunu da belirtelim, pandemiden sonra Fransa’ya gittiğimizde tüm bu konularda müthiş bir ilerleme gördük. Birkaç sene aç kaldıktan sonra turistin bir velinimet olduğunu görmüş olacaklar ki her konuda çok daha anlayışlı ve yardımcılardı. Tabii onların toleransının yükselmesi bizim kültürlerine daha az hassasiyet gösterebileceğimiz anlamına gelmiyor, di mi? 😉

Biz Sizi Çok Sevdik, Instagram’a Da Bekleriz

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Biz Evde Yokuz (@bizevdeyokuz)’in paylaştığı bir gönderi

The post PARİS’TE NEREDE NE YENİR? – MEŞHUR RESTORANLAR VE CAFELER appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/paris-ne-yenir-restoranlar-cafeler/feed/ 13
AZ BİLİNEN PARİS: ALTERNATİF BİR PARİS REHBERİ https://www.bizevdeyokuz.com/az-bilinen-paris/ https://www.bizevdeyokuz.com/az-bilinen-paris/#comments Sun, 27 Feb 2022 11:44:12 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=87776 Paris'in turistik yerlerini tüketenlere, şehre ikinci, üçüncü kez gelip biraz daha alternatif geziler yapmak isteyenlere Biz Evde Yokuz'dan dev hizmet! Şehrin daha az bilinen ama asla daha az güzel olmayan yönlerini bu yazımızla keşfedebilirsiniz.

The post AZ BİLİNEN PARİS: ALTERNATİF BİR PARİS REHBERİ appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Paris’te Gezilecek Yerler yazımızda şehre ilk defa gelenlerin koluna girip Paris’in en önemli turistik duraklarını ve en meşhur keyif noktalarını gezdirmiştik. O yazımızda şehrin demirbaşlarını 4-5 günlük rotalara sığdırmaya çalışsak da işin aslı şu ki; Paris ne 1 haftaya sığacak ne de tek bir ziyarette gezilebilecek bir şehir. Haftalarca Paris’i gezseniz ne sıkılırsınız, ne de tekrara düşersiniz.

Bu yazımız ise Paris’in turistik yerlerini tüketenler ya da şehre ikinci, üçüncü kez gelip biraz daha alternatif geziler yapmak isteyenler için dev bir hizmet! Paris’in daha az bilinen ama kesinlikle daha az güzel olmayan yönlerini bu rehberimizle keşfedebilirsiniz.

Yeme-içmeden konaklamaya, Paris hakkında diğer her konu için ise Paris Gezi Rehberimize mutlaka bir göz atın.

Paris’e Gitmeden Bu Yazılarımıza Da Bakmayı Unutmayın!

Fotoğraf Kaynak: Rosivan Morais / Pexels

1. Paris’te Ne Yapılır: Yapmadan Dönmeyin Diyeceğimiz 27 Şey

2. Paris’in Sansasyonel Mahallesi Montmartre’da Yürüyüş Rotası

3. Paris’in En Cool Mahallesi Le Marais’de Haritalı Yürüyüş Rotası

4. Eyfel Kulesi: Hakkında Bilgi & Fotoğraflamakİçin En İyi Noktalar

5. Louvre Müzesi Rehberi & En Önemli Eserler

6. Orsay Müzesi Rehberi & En Önemli Eserler

7. Paris’te Nerede, Ne Yenir? – Meşhur Restoranlar & Cafeler

8. Fransa’da Ne Yenir? En Meşhur Fransız Yemekleri & Tatlıları

9. Fransız Peynirleri ve Şarküteri Ürünleri

10. Paris’te Nerede Kalınır? – Paris Otelleri

Az Bilinen Paris Kaçamakları Haritası

Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz.

Gezilecek Yerler

  1. Musée national Gustave Moreau
  2. Maison de Balzac
  3. Musée Nissim de Camondo
  4. Palais Galliera
  5. Musée Jacquemart-André
  6. Musée Marmottan Monet
  7. Palais de Tokyo
  8. L’Atelier des Lumières
  9. Parfüm Müzesi
  10. Jardin des Plantes
  11. Bourse de Commerce
  12. Musée Grévin
  13. Musée du quai Branly
  14. Galerie Vivienne
  15. Passage des Panoramas
  16. Passage du Grand Cerf
  17. Passage des Princes
  18. Galerie Colbert
  19. Passage Choiseul
  20. Passage Jouffroy
  21. Passage Verdeau
  22. Le Village Royal
  23. Louis Vuitton Vakfı
  24. Paris Büyük Camii
  25. Pont de Bir Hakeim
  26. Sainte-Geneviève Kütüphanesi
  27. La Défense
  28. Tour Montparnasse
  29. Marché Dauphine
  30. Paris Yeraltı Mezarları
  31. Rue Denoyez
  32. Rue Crémieux
  33. Bercy Village
  34. Rue Cler
  35. Rue Sainte-Anne
  36. Montparnasse Mezarlığı
  37. Quartier Asiatique
  38. Les Gobelins
  39. Quai de la Gare
  40. Rue Sainte-Marthe
  41. Bassin de la Villette
  42. Bois de Vincennes
  43. Boulogne Ormanı
  44. Parc des Buttes-Chaumont
  45. Coulée Verte René-Dumont
  46. Petite Ceinture 14. bölge
  47. Petite Ceinture Terk Edilmiş Bölge
  48. Parc de la Villette
  49. Parc Monceau
  50. Parc Rives de Seine
  51. Place Raoul Dautry
  52. 59 Rivoli

Yeme-İçme

  1. Higuma
  2. Happatei
  3. Juji ya
  4. Udon Jubey
  5. You
  6. Aki Boulangerie
  7. Salon Du fromage Hisada
  8. Phở Bánh Cuốn 14
  9. Impérial Choisy
  10. Bubble House
  11. Mulino Mulé
  12. Le Galopin
  13. La Cave à Michel

1. Paris’in Louvre ve Orsay’ın Gölgesinde Kalmış Ama Gezilmeye Değer Keyifli Müzeleri

1.1 Merdiveniyle Ünlü Gustave Moreau Müzesi

Fotoğraf Kaynak: Francisco AnzolaArt class, Moreau museum, Paris 2 June 2014CC BY 2.0

Avrupa, sadece tek bir sanatçının eserlerine adanmış küçük müzelerle dolu. Paris’te de bu tarz butik müzelere oldukça sık rastlayabiliyorsunuz. İşte 1826 – 1898 yılları arasında yaşamış Sembolist ressam Gustave Moreau’nun 9. bölgede bulunan kendi evi ve müzesi de bunlardan biri.

Moreau, 1895’te evinin üst katını stüdyosu yapmaya karar vermiş, daha sonra ise, 1903’de kendi evini müzeleştirmiş. Müzede kendisinin 4800 adet resmi, çizimi ve eskizi var. Alt kat, aile portreleri ve hatıra eşyalarına ayrılmış. Üst kat ise sanatçının fantezi dünyasını yansıtan, Yunan Mitolojisi’nden ve İncil’den sahneler içeren, mistik yaratıklar ve garip bitkileri tasvir eden çalışmalarından oluşuyor.

Bu müzeyi böylesine özel yapan şey tam da bu ev atmosferi, eserlerin askeri nizamda boş beyaz duvarlara dizilmemiş olması, yaşanmışlık hissiyatı. 19. Yüzyılda Paris’te bir ressam olmak nasılmış merak ediyorsanız Paris’te gezilecek yerler listenize mutlaka burayı da ekleyin. Evin döner merdiveni ise ayrıca fotoğraflamalık. Çalışma Saatleri: Salı günleri hariç her gün 10.00 – 18.00. Websitesi Adres: 14 Rue Catherine de La Rochefoucauld, 75009 Tel: +33148743850 Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

1.2 Edebiyat Aşıkları İçin Balzac Müze Evi

Fotoğraf Kaynak: CeletteMaison de Balzac, Paris 16eCC BY-SA 4.0

16. bölgedeki bu yeşil panjurlu, bahçeli şirin ev, Balzac’ın 1840’tan 1847’ye kadar 7 sene boyunca yaşadığı evi. Aslında temeli Orta Çağ’a kadar giden evin bulunduğu yer bir zamanlar çiftçilerin ve taş ocaklarında çalışan işçilerin yaşadığı, Paris’in köylerinden biri olan olan Passy imiş. Passy 1860’larda kentleşerek 20. yüzyıl Paris’inin en güzel semtlerinden biri haline gelmiş.

İçinde yemek odası, oturma odası, yatak odası ve kiler bulunan bu ev de tüm bu kentleşme döneminden önce Balzac tarafından kiralanmış. 1908’de bir edebiyat aşığı olan Louis Baudier, bu evi kentsel dönüşüm furyasından kurtararak onu yazara adanmış bir müze haline getirmiş. İçinde yazarın kişisel eşyaları, el yazmaları, kitaplarının ilk baskıları, hatıraları ve kütüphanesi yer alıyor. Çalışma Saatleri: Pazartesileri hariç her gün 10.00 – 18.00 saatleri arasında açık. 17.30’da gişe kapanıyor. Websitesi Adres: 47 Rue Raynouard, 75016 Tel: +33155744180 Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

1.3 İstanbullu Bir Ailenin Paris’e Uzanan Hikayesinden Şehre Armağan: Nissim De Camondo Müzesi

Fotoğraf Kaynak: ChatsamStairway in Musée Nissim de Camondo 5CC BY-SA 3.0

Sırada bize tanıdık gelecek bir ailenin Paris’teki müze evi var. Evet doğru tahmin! Karaköy’deki meşhur Kamondo Merdivenleri’ni yaptıran aile Camondo’lar. 8. bölgede bulunan müzeyi bu aileyi ve arka plandaki hikayesini bilerek gezdiğinizde çok daha fazla etkileniyorsunuz.

Kamondo ailesinin geçmişi engizisyon mahkemeleri kurulmadan önceki İspanya’ya oradan sonra Venedik’e dayanıyor. Kendileri Osmanlı İmparatorluğu’na gelip yerleşmiş Sefarad Yahudilerinden. Tıpkı Rönesans Dönemi’nde Medici Ailesi’nin İtalya’da yapmış olduğu gibi 19. yüzyılın Osmanlı İmparatorluğu’nda bankerlik yapan Kamondolar, devlete dahil birçok konuda finansman sağlıyor, İstanbul’da modern belediyeciliğin gelmesinde önemli rol oynuyor, Galata’nın şehrin finans merkezi olmasına ön ayak oluyorlar. O dönem ailenin başında Abraham Salomon Kamondo ve oğlu Salomon Rafael Kamondo var. Daha sonra da işler torunu Abraham Behor Kamondo ve Nissim Kamondo’ya kalıyor. Fakat Abraham Behor Kamondo ve kardeşi Nissim Kamondo banka işlerini büyütmek için 1869 yılında Paris’e taşınıyor ve Rue de Monceau’daki 61 ve 63 numaralı yan yana iki ihtişamlı köşkü satın alıyorlar.

Nissim Kamondo, sanata ve koleksiyonculuğa çok ilgili olduğundan evini değerli tablolarla ve sanat eserleriyle döşetiyor. İki kardeş gerçekten de işleri büyütüp Fransa’da da nüfuz sahibi oluyor hatta Fransa Cumhuriyeti tarafından Légion d’honneur Nişanı ile onurlandırılıyorlar. Nissim’in Moïse adında bir oğlu, Abraham’ın da Issac adında bir oğlu oluyor. Kuzenler de babalarından sonra işleri devralıyor. Issac hiç evlenmiyor ve bir varisi olmuyor. Babasından kalan evi de muhafaza etmiyor. Diğer aile üyelerinin aksine kendine yeni bir ev de yaptırmayıp apartman dairelerinde yaşayıp yine Champs-Élysées’deki bir apartman dairesinde ölüyor.

Moïse’in ise babası Nissim’in adını verdiği bir varisi oluyor ama o da 1917’de 1. Dünya Savaşı’nda pilotken ölüyor. Böylece Moïse Kamondo oğlunun ölümünden sonra onun anısına müze yapılması için Paris Dekoratif Sanatlar müzesine malikanesini bağışlıyor ve Nissim de Camondo Müzesi 1936 yılında halka açılıyor. Burası bir devrin sosyal yaşantısını, gündelik yaşantısını ve zevklerini anlayabileceğiniz, zamanda yolculuk yapacağınız bir aile evi. Bizce soğuk ve kasvetli Versay Sarayı’ndan çok daha görülesi bir yer. Çalışma Saatleri: Pazartesi ve salıları hariç her gün 10.00 – 17.30 saatleri arasında açık. Websitesi Adres: 63 Rue de Monceau, 75008 Tel:+33153890650 Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

1.4 Modanın Kalbi Paris’te Modaya Adanmış Bir Müze: Palais Galliera Musée de la Mode

Modaya özellikle de Fransız modasına ilginiz varsa, direksiyonu çevirmek isteyeceğiniz nokta tam da Palais Galleria Musée de la Mode. 16. bölgede, 19. yüzyılda inşa edilen Palais Galliera, şimdilerde yaklaşık 200.000 parça giysi ve aksesuar içeren bir koleksiyona ev sahipliği yaparak 18. yüzyıldan günümüze kadar Fransız modasına yön veren trendleri ve alışkanlıkları yansıtıyor.

Müzede dönem dönem geçici sergiler de oluyor. Çalışma Saatleri: Pazartesileri hariç her gün 10.00 – 18.00 saatleri arasında açık. Perşembe günleri uzun perşembe olarak 21.00’de kapanıyor. Websitesi Adres: 10 Av. Pierre 1er de Serbie, 75116 Tel: +33156528600 Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

1.5 Gerçek Bir 19. Yüzyıl Fransız Malikanesini Görmek İçin Harika Bahane: Musée Jacquemart-André

Fotoğraf Kaynak: Christophe Recoura, Musée Jacquemart André 2007 – Recoura n4CC BY-SA 3.0

Jacquemart – André Müzesi, 19. yüzyıldan kalma harika bir Fransız malikanesi nasıl olurmuş görmek, bir de üstüne harika bir sanat eseri koleksiyonu bulmak için doğru adres. 8. bölgedeki müze, koleksiyoncu Edouard André ve ünlü portre ressamı eşi Nélie Jacquemart’ın dünyayı gezerek topladıkları nadide sanat ve mobilya eserlerini, özellikle de Bellini, Uccello, Canaletto, Botticelli gibi Rönesans Dönemi İtalyan sanatı örneklerini sergiledikleri ihtişamlı evleri.

Nissim de Camondo Müzesi gibi o dönemin zenginlerinin gündelik ve sosyal yaşantısına bakmak için de harika bir fırsat. Çalışma Saatleri: Salı-Cuma 10.00 – 18.00, cumartesi ve pazar 10.00 – 19.00, pazartesi 10.00 – 20.30. Jacquemart – André Müzesi biletini online olarak almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

1.6 Orangerie ve Orsay’da Monet’ye Doyamayan Monet Hayranları İçin Musée Marmottan Monet

Fotoğraf Kaynak: Gerda ArendtMusée Marmottan Monet, Paris, from streetCC BY-SA 4.0

Eğer 19. yüzyıl İzlenimcilik akımı sanatçılarının eserlerine özel bir ilginiz varsa şimdi bahsedeceğimiz müze sizin için gerçek bir mabed: Musée Marmottan Monet. 16. bölgede bulunan müze, şehrin en büyük İzlenimcilik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. İçinde Claude Monet’nin 100 başyapıtı ve sanatçının kişisel koleksiyonundan Gauguin, Renoir, Morisot, Sisley, Degas gibi diğer İzlenimcilerin sayısız eseri bulunuyor. Çalışma Saatleri: Pazartesileri hariç her gün 10.00 – 18.00 saatleri arasında açık. Haritada 6 numara.

1.7 Paris’te Modern Sanatın İzini Sürmek İsteyenler için Palais de Tokyo ve Paris Modern Sanat Müzesi

Fotoğraf Kaynak: Guilhem Vellut from Paris, France, Palais de Tokyo @ Paris (31028565970)CC BY 2.0

16. bölgedeki Palais de Tokyo, 1937 Paris Uluslararası Sergisi için inşa edilmiş anıtsal bir bina. İsminin Tokyo Sarayı olmasına bakmayın burası ne bir saray, ne de Japon sanatına veya Japonya’ya dair bir şey bulabileceğiniz bir yer. Yapının doğu kanadı, Musée d’Art Moderne de la Ville de Paris’e yani Paris Modern Sanat Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Batı kanadında ise yine bir modern sanat müzesi olan Palais de Tokyo bulunuyor. Yani bir binada toplam 2 modern sanat müzesi var. İçindeki Eiffel Kulesi manzaralı restoran Monsieur Bleu de çok romantik bir akşam yemeği seçeneği. Websitesi Adres: 13 Av. du Président Wilson, 75116 Tel: +33181697751 Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

1.8 Paris’in İlk Dijital Sanat Müzesi Atelier des Lumières

Fotoğraf Kaynak: ImmersivearteditorSalvador Dalì – L’énigme sans finCC BY-SA 4.0

11. bölgede bulunan, Fransız donanması ve demiryollarına demir sağlayan 1835 tarihli eski bir dökümhane olan La Halle, şimdilerde Paris’in ilk dijital sanat müzesine ev sahipliği yapıyor. Işık projeksiyonları sayesinde 1500 metrekarelik alanın duvarlarını kaplayan göz kamaştırıcı bir akış oluşturuluyor. Yaklaşık 30 dakika süren programlar, genellikle Monet veya Van Gogh gibi 1800’ler İzlenimcileri veya Picasso, Dali, Klimt gibi modern dönem sanatçılarının eserlerinden oluşuyor.

Le Studio alanında ise yeni ve yerel dijital sanatçıları da keşfedebilirsiniz. Çalışma Saatleri: Pazartesiden perşembeye 10.00 – 18.00. Cuma ve cumartesileri 22.00’ye kadar, pazarları da 19.00’a kadar açık. Websitesi Adres: 38 Rue Saint-Maur, 75011 Tel: +33180984600 Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

1.9 Parfüm Müzesi: Dünyanın En Güzel Kokan Müzesi

Fotoğraf Kaynak: musee-parfum-paris.fragonard.com

Parfümün icat edildiği yerde bir de parfüm müzesi olmasın mı? Eminiz ki daha önce bu kadar mis kokan bir müze daha gezmemişsinizdir. 9. bölgede bulunan Parfüm Müzesi, bir zamanların en büyük lükslerinden biri olan parfüme adanmış bir müze. Fragonard parfümerinin oluşturduğu müzede hammadde, toplama, ekstraksiyon, damıtma, formülasyon, şişeleme gibi bir parfüm üretiminin her aşamasına şahit olabiliyorsunuz. İşin elbette en ilginç kısmı yaratıcı süreç.

Müzede eski Mısır’dan 20. yüzyıla kadar parfüm tarihinin izini süren sıra dışı bir eski şişe koleksiyonu da bulunuyor. Her cumartesi müzenin 1,5 saatlik bir parfüm atölyesi de oluyor. Burada kendi parfümünüzü yaratabiliyorsunuz. Atölye ücretli ama girişler ve rehberli tur ücretsiz. Tek yapmanız gereken websitesi üzerinden rezervasyonunuzu oluşturmak. Websitesi Adres: 9 Rue Scribe, 75009 Tel: +33147420456 Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

1.10 Ulusal Doğa Tarihi Müzesi ve Jardin des Plantes

Fotoğraf Kaynak: Knowtex from France, Muséum national d’histoire naturelle – Paris – Night of Museums 2011 (3)CC BY 2.0

Latin Mahallesi’nde bulunan Ulusal Doğa Tarihi Müzesi içinde çeşitli bölümlerde sergilenen dinozor iskeletleri, mineral taşlar, bitki ve böcek fosillerinin bulunduğu, zooloji ve mineralojiye adanmış bir kompleks. Sorbonne Üniversitesi’ne bağlı akademik araştırma alanlarının ve laboratuarların da yer aldığı kompleks Fransız Devrimi zamanında kurulmuş. Özellikle Büyük Evrim Galerisi görülmeye değer.

Fotoğraf Kaynak: Amarena7Jardin des plantes et Muséum national d’histoire naturelle,ParisCC BY-SA 3.0

Jardin des Plantes ise Paris’in dört asırlık botanik bahçesi. Aynı zamanda Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nin de bulunduğu yer. 4.500 bitki türünü içeren olağanüstü bir bahçe. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

1.11 Bourse de Commerce – Pinault Collection

350 sanatçıya ait 10.000’i aşkın modern ve çağdaş sanat eserini bir araya getiren bir müze. Yıl boyunca çeşitli sergi ve etkinliklere ev sahipliği yapıyor. İsminden de anlaşılabileceği gibi iş insanı François Pinault’un kişisel koleksiyonu müzenin temelini oluşturuyor. Bahsettiğimiz Cy Twombly, Damien Hirst, Jeff Koons ve Takashi Murakami gibi dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini içeren ve 1960’lardan günümüze dek uzanan kişisel bir sanat koleksiyonu. Başlangıçta tahıl gibi ürünlerin mütarekesinin yapıldığı beş asırlık tarihi borsa binası da Japon mimar Tadao Ando’nun dokunuşlarıyla daha modern bir görünüme kavuşmuş ve günümüzde borsadansa sanata katkı sağlamak amacıyla kullanılıyor. Müze Salı günleri hariç her gün açık, girişler ücretli. Bir güzel yanı da her ayın ilk Cumartesi günü 17:00’den 21:00’e kadar ücretsiz şekilde ziyarete açık. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

Musée Grévin

Opéra Garnier’e yakın bir konumda bulunan, Madame Tussauds gibi ünlü bir balmumu heykeli müzesi. İçinde Madonna, Picasso, Sartre, Brad Pitt, Charlie Chaplin ve Monica Bellucci gibi tarihi kişiliklerin ve günümüz ünlülerinin balmumu heykelleri bulunuyor. 1900 Dünya Fuarı’ndan kalma optik illüzyon odası “Palais des Mirages” da hem mimari açıdan etkileyici hem de güzel bir fotoğraf mekanı. Müze her gün açık, girişler ücretli. Görme engelli kişiler ve 5 yaşın altındaki çocuklar ücretsiz ziyaret edebilir. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

Musée du quai Branly – Jacques Chirac

Afrika, Asya, Okyanusya ve Amerika kıtalarına, yani Batı dışı medeniyetlerin sanatına adanmış bir müze. Örneğin Kızılderili başlıklarından Ainu elbiselerine, Aborijin resimlerinden Djennenke heykeline saydığımız kıtaların kültür, din ve tarihini yansıtan 4.000’e yakın eseri görme fırsatı sunuyor. Çocukların ilgisini çekecek interaktif atölyeler de düzenliyorlar. Ayrıca Mimar Jean Nouvel tarafından tasarlanan binası da sarmaşıklarla çevrili olmasıyla dikkat çekici. Konum olarak 7. bölgede, Sen Nehri kıyısında. Giriş için bilet almak gerekiyor fakat çocuklar için ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

2. Paris’in Az Bilinen Enfes Yapıları

2.1 Paris’in En Şık Kapalı Pasajları

İsmini Paris Borsası’ndan alan bölge şehrin en eski semtlerinden birisi. Aslına bakarsanız turistlerin yollarını düşürdüğü bölgelerden değil ama mimariye, sanat tarihine merakı olanlar ya da nostalji düşkünleri için “galerie” olarak geçen, 18. ve 19. yıllardan kalma meşhur ve şık kapalı pasajları bir hazine.

Flaneur’ler buraya: “Alışverişe ilgim yok” deyip geçmeyin çünkü bu pasajları asıl ziyaret sebebi güzellikleri ve Paris şehir hayatındaki yerleri. Üstü camla kapalı, yağmurdan, soğuktan, şehrin keşmekeşinden korunaklı bu galerilere hali vakti yerinde olan Parisliler alışveriş yapmak, ortamlarına takılmak, sosyalleşmek için gelirlermiş. Denilen o ki, bir yere varma hedefi olmadan sokaklarda keyfe keder gezinen kimse anlamına gelen “flaneur” terimini Walter Benjamin buralarda takılan insanlardan esinlenmiş.

Bugün de 19. yüzyılın en önemli mimari eserlerinden sayılan bu tarihi ve şık pasajlar, gezinmek, çay-kahve içmek veya eskinin nostaljisini yaşamak için en ideal yerler. İlk maddede söylediğimiz gibi 150 galeriden sadece 20 tanesi bugüne gelebilmiş ve bölgedekiler de en çok ziyaret edilenleri. Çoğu 2. bölgede kümeleniyor. İlginizi çekerse Galeri Turları bile var.

2.1.1 Galerie Vivienne

1886’da François-Jacques Delannoy mimarlığında inşa edilen Galerie Vivienne, bizce Paris’in en güzel pasajı. Üç girişli olması, ışığı ve mozaikleri ile bize biraz Milano’daki Galleria Vittorio Emanuele II’yi anımsatıyor. Üç kapısı Rue de la Banque, Petits Champs, ve Rue Vivienne’e açılıyor. Pasaj ilk Jean Paul Gaultier butiğinin yanı sıra ünlü Jousseaume kitapçısına da ev sahipliği yapıyor. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara.

2.1.2 Passage des Panoramas

Fotoğraf Kaynak: Bobo BoomPassage des Panoramas, Paris 10 April 2017CC BY 2.0

1799’da açılan Passage des Panoramas, Paris’in en eski kapalı pasaj. Boulevard de Montmartre ve Rue Saint-Marc arasında yer alan bu pitoresk galeri, pul koleksiyoncuları için bir cennet. İçinde vintage detaylara sahip çay salonlarının da olduğu pasajın gurme mekanı ise bir Michelin yıldızlı bir bistro olan Racine. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

2.1.3 Passage du Grand Cerf

Fotoğraf Kaynak: koronis.atPassage du Grand Cerf (32117022132)CC BY-SA 2.0

1825’te açılan Passage du Grand Cerf, Paris pasajlarının en yükseği. Neredeyse 12 metrelik bir cam çatı yüksekliğine sahip olan pasajın ince ferforje yaya köprüleriyle birbirine bağlanan üç katı var. Rue Dussoubs ve Rue Saint-Denis’i birbirine bağlıyor. Daha çok artizan sabun, parfümcü, kuyumcu dükkanlarının bulunduğu bir pasaj. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara.

2.1.4 Le Passage des Princes

Fotoğraf Kaynak: MoonikPassage des Princes, Paris 2eCC BY-SA 3.0

Boulevard des Italiens’den Rue de Richelieu’ye uzanan Le Passage des Princes (eski adıyla Passage Mirès) kapılarını 1860’da açıyor. Pasaj 1985’te bir emlak şirketi tarafından tamamen yıkılıp 1995’te orijinal haline uygun olarak yeniden inşa edilmiş. Tamamen oyuncakçıların olduğu bir pasaj olduğundan genellikle aileler ve çocukları cezbeden bir yer ama güllerle süslenmiş cam kubbesi ise ayrıca görülmeye değer. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara.

2.1.5 Galerie Colbert

Fotoğraf Kaynak: Benh LIEU SONGGalerie ColbertCC BY 3.0

Rue des Petits Champs’ı Rue Vivienne’e bağlayan Galeri Colbert, inşa edildiği tarih olan 1826’dan beri heme yakınlardaki bir diğer Paris pasajı olan Galerie Vivienne ile sürekli rekabet halindeymiş ama en nihayetinde popülerlik savaşını kaybetmiş. Zaten bugün pasajın içinde hiç mağaza yok. Yine de Neo-Klasik mimari örneğini gezmek için gelebiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara.

2.1.6 Le Passage Choiseul

Fotoğraf Kaynak: Chabe01Passage Choiseul Paris 4CC BY-SA 4.0

Paris’in en uzun kapalı pasajı 190 metre ile Le Passage Choiseul. 1825 ve 1827 yılları arasında François Mazois ve Antoine Tavernier tarafından inşa edilen Passage Choiseul, 1970’lerde Kenzo butiğinin açılmasıyla popüler hale gelmiş ama şimdilerde o eski dönemindeki şaşası kalmamış. Rue des Petits-Champs’ı Rue Saint-Augustin’e bağlıyor. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara.

2.1.7 Le Passage Jouffroy

Fotoğraf Kaynak: Chabe01Passage Jouffroy Paris 8CC BY-SA 4.0

9. bölge ile 2. bölgenin kavşağında yer alan Passage Jouffroy, eski oyuncak dükkanları ve Grévin balmumu müzesi ile ünlü. 1847’de inşa edilmiş pasajda, geometrik desenli yer karoları ve antika bir saat yer alıyor. Pasajın içinde Hotel Chopin ve Best Western gibi konaklama seçenekleri de var. Boulevard Montmartre ve Rue de la Grange-Batelière arasında uzanıyor. Adres: 10-12 Bd Montmartre, 75009 Konum için tıklayın. Haritada 20 numara.

2.1.8 Le Passage Verdeau

Fotoğraf Kaynak: Chabe01Passage Verdeau – Paris IX (FR75) – 2021-06-28 – 3CC BY-SA 4.0

Rue de la Grange-Batelière ve Faubourg-Montmartre’ı birbirine bağlayan Le Passage Verdeau, 1846’da mimar Jacques-Prosper Deschamps tarafından neoklasik tarzda tasarlanmış. İçinde antikacılara ve sanat galerilerine ev sahipliği yapıyor. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara.

2.1.9 Le Village Royal Pasajı

Fotoğraf Kaynak: Guilhem Vellut from Paris, France, Village Royal, Paris 5 December 2016 001CC BY 2.0

Le Village Royal, üstü zaman zaman gökkuşağı şemsiyeleriyle, zaman zaman ışıklı süslerle kaplanan bu sokak, Dior’dan Chanel’e, en prestijli ve dünyaca ünlü fransız markalarının şık dükkanlarının bulunduğu modern bir pasaj. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara.

2.2 Fütüristik Bir Yelkenli: Louis Vuitton Vakfı (Fondation Louis Vuitton)

Fotoğraf Kaynak: MoktaramaFondation Louis Vuitton 5CC BY 3.0

Bois de Boulogne’un ve Maison de Balzac’ın da bulunduğu 16. bölge şehrin en elit en kaymak tabakasının yaşadığı yer. İşte bu bölgenin modern zaman simge yapılarından biri de Fondation Louis Vuitton. Bois de Boulogne’a bağlı Jardin d’Acclimatation’unun içinde yer alan, dünyaca ünlü mimar Frank Gehry’nin imzasını taşıyan fütüristik mimarisi ile bu kültür ve sanat merkezi kapılarını 2014’de açmış. Louis Vuitton Vakfı için tasarlanmış olan yapı, tasarım anlayışı olarak, Paris’in 19. yüzyıl cam yapılarına gönderme yapıyor. İçinde 11 sanat galerisi ve bir etkinlik salonu mevcut. En alt katta geçici sergilerin olduğu bölüm, diğer katlarda ise Louis Vuitton Vakfı’nın envanterinde bulunan kalıcı eserler sergileniyor.

Binaya dışarıdan baktığınızda denizde seyreden, 12 ayrı yelkeni rüzgardan şişmiş olan camdan bir yelkenli görüyorsunuz. Bu cam yelkenler, binaya aynı zamanda hareket ediyormuş izlenimi de veriyor. İşte mimarisi tam da bu yüzden fütüristik. Son yıllarda yaşamın her alanında olduğu gibi moda da sürdürülebilirlik ön plana çıktığından, yapının özel tasaralanan çatısı yağmur suyunun toplanmasına ve tekrar kullanılmasına olanak sağlıyor. Websitesi Adres: 8 Av. du Mahatma Gandhi, 75016 Paris, Fransa Tel: +33140699600 Konum için tıklayın. Haritada 23 numara.

2.3 Paris’te Bir Mağribi: Büyük Cami (Grand Mosque)

Fotoğraf Kaynak: ZaironParis Grande Mosquée Garten 09CC BY-SA 4.0

Şimdi bahsedeceğimiz bir cami. Paris’te cami gezmenin esprisi ne dediğinizi duyar gibiyiz ama bu cami tahmin ettiğiniz camilere benzemiyor. Özellikle de ona dışından bakıyorsanız. Dıştan baktığınızda içeride sizi ne gibi bir cennet bahçesini beklediğini fark edemiyorsunuz ama caminin dikdörtgen planlı, Hispano-Mağribi üslubunda inşa edilmiş 33 metre yüksekliğindeki minaresi içeride bekleyen sürprizi biraz ele veriyor.

Latin Mahallesi olarak da bilinen 5. bölgede, Jardin des Plantes’ın hemen önünde kalan cami, 1922 – 1926 yılları arasında, Granada’daki Elhambra Sarayı’ndan ilham alınan bir veranda, ince çini işçiliği ve kemerlerle inşa edilmiş. Aynı zamanda içinde hamamı, restoranı, çay salonu ve Fas “Souk”ları yani çarşıları benzeri dükkanlar yer alıyor. Caminin bir diğer özelliği de Fransa’da ibadete açık olan en eski cami olması. Adres: 2bis Pl. du Puits de l’Ermite, 75005 Tel:+33145359733 Konum için tıklayın. Haritada 24 numara.

2.4 Harika Bir Eyfel Manzaralı Köprü: Pont de Bir-Hakeim

Paris’in çelik konstrüksiyonlu ünlü köprüsü. 1905’te inşa edilmiş iki katlı köprünün üst katından 6 numaralı metro hattı geçiyor alt katı ise ortasında bisiklet yolu bulunan bir yaya köprüsü. Köprüden harika bir Eyfel Kulesi’nin manzarası var. Fotoğraflamak isteyenlere duyurulur.

Köprünün tam ortasından yapay bir adacık olan Île aux Cygnes’e de geçebilirsiniz. Küçük adacığın sonuna kadar yürüdüğünüzde ise karşınıza ABD’ye Fransa’nın hediyesi olan Özgürlük Heykeli’nin orijinalinden sadece üç sene sonra yapılmış çok daha küçük ölçekli bir replikası çıkıyor. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara.

2.5 Sainte-Geneviève Kütüphanesi

Fotoğraf Kaynak: Marie-Lan NguyenSalle de lecture Bibliotheque Sainte-Genevieve n03CC BY 2.0 FR

Paris’in Latin Mahallesi’nde konumlanan en güzel ikinci halk kütüphanesi. Koleksiyonu aynı yerde 6. yüzyıldan kalma Sainte-Genevieve Manastırı’nın koleksiyonuna dayanıyor. Kütüphanenin o meşhur demir konstrüksiyonlu okuma salonu ise 1851’de yapılmış. Normalde pazartesiden cumartesiye 14:00 – 18:00 arası, ücretsiz olarak herkese açık, rezervasyonsuz bir şekilde geziliyor ama pandemi nedeniyle şu sıra sadece kütüphane kartı olanlara açık. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara.

2.6 La Défense: Paris’te İş Dünyasının Kalbi

Fotoğraf Kaynak: Arthur WeidmannLa Défense depuis l’Arc de Triomphe Janvier 2023 (cropped)CC BY-SA 4.0

La Défense Paris’in 3 kilometre şehir merkezi dışındaki modern yüzü ve iş merkezi. Kendinizi Paris’te değil daha çok Manhattan’da gibi hissedeceğiniz bir yer. Bölgenin adı, Fransa-Prusya Savaşı sırasında Paris direnişini betimleyen Louis-Ernest Barrias’ın La Défense de Paris heykelinden geliyor.

Çoğu şirketin merkez binası burada. Her gün 150.000 kişi buraya çalışmaya geliyor. Yasaya göre bir şirketin bölgede imar izni alabilmesi için kamusal sanata destek olması ve fon ayırması zorunlu. Tam da bu nedenle burası bir açık hava galerisi gibi. Özellikle 1989’da Fransız Devrimi’nden tam 200 yıl sonra yapılmış olan, L’Arch de Triomph’un tam karşı aksına yapılmış olan “La Grande Arche de la Défense” bölgenin sembolü. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara.

2.7 Tour Montparnasse

Parisliler arasında hem uzun hem de absürt tasarımı sebebiyle romantik şehir siluetini bozmasıyla bilinen gökdelen. Hatta şehrin en güzel manzarasının buradan olduğunu söyleyip tiye de alıyorlar çünkü bir tek buradan gökdelenin kendisi gözükmüyormuş 🙂 Şaka bir yana gerçekten de Eyfel Kulesi’nin de içinde olduğu Paris manzarası sunan en güzel panoramik noktalardan. Toplam 60 katlı ve 210 metre yüksekliğinde. 1978 yılında tamamlandığında döneminde Fransa’nın en yüksek gökdeleni sayılıyor. Girişler ücretli fakat dört yaş altındaki çocuklar için her zaman, 12 yaş altındaki çocuklar için de pazar ve çarşamba günlerine özel ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 28 numara.

2.8 Krem Şantinin Evi: Chantilly Şatosu (Château de Chantilly)

Fotoğraf Kaynak: Mel Jlt / Pexels

Paris’in biraz dışındaki seçenekleriniz arasında Disneyland ve Versailles Sarayı’na alternatif olacak çok güzel seçenekler var. İşte Paris’e yaklaşık 50 kilometre mesafede bulunan Château de Chantilly de onlardan biri. Oise kasabasındaki bu tarihi bir Fransız şatosu iki bitişik binadan oluşuyor: Anne de Montmorency için 1560 civarında inşa edilen Petit Château ve Fransız Devrimi sırasında yıkılan ve 1870’lerde yeniden inşa edilen Grand Château.

İçindeki sanat galerisi Musée Condé, 15. ve 16. yüzyılların Fransız resimlerinden oluşan kapsamlı bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Alanda bir de Musée du Cheval yani At Müzesi var. Şatonun ahırlarında geziyor, atların eğitimlerine tanık oluyor ve Grandes Ecuries’de yıl boyunca düzenlenen gösterileri izleyebiliyorsunuz. Burası ayrıca krem santinin yani Crème Chantilly’nin çıktığı yer. Tatlılarımızı süsleyen o bulutumsu lezzetin kaynağı 17. yüzyıldaki Chantilly Şatosu mutfağına kadar uzanıyor. Chantilly Şatosu’na giriş biletinizi online almak için tıklayın. Konum için tıklayın.

3. Paris’in Gizli Kalmış Keyifli Köşeleri

3.1 Avrupa’nın En Büyük Bit Pazarı: Saint-Quen Bit Pazarı (Marché aux Puces de Paris Saint Ouen)

Fotoğraf Kaynak: ShadowgateMarche aux Puces 08CC BY 2.0

Paris’in 18. bölgesi ile şehir çeperi sınırında bulunan, 1870’den beri işlek bir bit pazarı olan Marché aux Puces de Paris Saint-Ouen, Avrupa’nın en büyüğü olarak biliniyor. Dokuz hektarlık bir alana yayılan yaklaşık 2500 tezgahın bulunduğu Saint-Quen’de antikacılar arasında dolanarak eviniz için harika parçalar bulabilirsiniz. 17. yüzyıl mobilyalarından 21. yüzyıl kıyafetlerine kadar çok çeşitli parçalar bulabileceğiniz pazar kendi içinde toplam 15 Marché’ye ayrılıyor.

Bit pazarının kalbini ise Rue des Rosiers’deki “Marche aux Puces Dauphine” denilen kısmı oluşturuyor. İçindeki 150’ye yakın dükkanda antikalar, mobilya ve objeler, vintage takılar ve kıyafetler, değerli kumaşlar veya lüks saatçilik işleri bulabilirsiniz. Burası aynı zamanda tüm bit pazarı içinde bir çağdaş sanat galerisine ev sahipliği yapan ilk yer. Tüm pazarı gezmeyecek de olsanız Marche aux Puces Dauphine’e biraz vakit ayırın deriz. Pazar cuma, cumartesi, pazar ve pazartesileri açık. Çalışma Saatleri: Cuma 08.00 – 12.00, cumartesi ve pazarları 10.00 – 18.00, pazartesileri 11.00 –  17.00. Websitesi Adres: 110 Rue des Rosiers, 93400 Saint-Ouen Tel: +33614177691 Konum için tıklayın. Haritada 29 numara.

3.2 Tüyleri Diken Diken Eden Paris Yeraltı Mezarları (Les Catacombes de Paris)

Fotoğraf Kaynak: Diego Delso, Catacumbas, París, Francia, 2022-11-01, DD 105-107 HDRCC BY-SA 4.0

Paris’te hep romantik duygular yaşayacak değiliz ya! O zaman biraz da ürkmeye ne dersiniz? Şimdi bahsedeceğimiz yer düpedüz ürkütücü belki ama insanı başka bir cezbettiği de gerçek. 1785’te, 14. bölgede bulunan terk edilmiş bir kireç taşı ocağının yeraltı tünelleri, şehrin aşırı kalabalık mezarlıklarına artık sığmaz hale gelen kemikler için katakomb yani istifleme odaları olarak kullanılmaya başlanmış. Şehrin mezarlıklarında yer açmak için toplanan kemikler yıllar yılı yürütülen taşınma faslı ile bu tünellere taşınmış ve bir güzel istiflenmiş.

Bu kafatası ve tibia kemikleri kaplı yeraltı mezarları şimdilerde milyonlarca anonim Parislinin dinlenme yeri olarak şehrin en çok ziyaret edilen yerlerinden. Bildiğiniz bilet alıp gezebiliyorsunuz. Çalışma Saatleri: Pazartesileri hariç her gün 9.45 – 20.30 saatleri arasında açık. Son giriş 19.30’da yapılıyor. Rehberli veya sesli rehberli turlar da sunuluyor. Katakomblara sıra beklemeden giriş yapmak ve sesli rehber hizmeti almak isterseniz bu bileti online olarak alabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara.

3.3 Sokak Sanatına Ayrılmış Bir Sokak: Rue Dénoyez

Fotoğraf Kaynak:  Myrabella / Wikimedia Commons / CC BY-SA 4.0Paris Belleville rue DenoyezCC BY-SA 4.0

20. bölge sınırlarında kalan Belleville Bulvarı’nda dar bir sokak olan Dénoyez, Paris’te sokak sanatı sokağı olarak geçiyor. Bu sokakta çöp kutularından lamba direklerine kadar her şey renkli grafitilerle donatılmış durumda. Adeta bir açık hava galerisi gibi.

Bir zamanlar Paris’in en ünlü sokak sanatı caddesi olarak biliniyormuş ama sokak sanatı zamanla şehrin her yerine yayılmaya başlayınca popülerliği düşüşe geçmiş. Sokağın duvarları neredeyse her gün değişiyor çünkü burada elinize sprey alıp kafanıza göre takılabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 31 numara.

Sokak Sanatı Turu

Paris’te yapabileceğiniz alternatif aktivitelerden biri de Sokak Sanatı turuna çıkmak. 1,5 saatlik, şehrin en ilginç mahallelerinde yapacağınız rehberli bir yürüyüş turunda, Paris sokak sanatında mihenk taşı olan bazı önemli noktaları görüyor, farklı teknikler ve birçok sanatçı hakkında bilgi ediniyorsunuz. Paris sokak sanatı turuna bilet almak için tıklayın.

3.4 İsmi Gibi Kremalı Bir Sokak: Rue Crémieux

Fotoğraf Kaynak: Charlota-Blunarova / Unsplash

Londra, Notting Hill’deki Portobello Road’u andıran pastel tonlarındaki sıralı evlerden Paris’te de var desek? Burası Rue Cremieux. 12. bölgede bulunan bu tek bir sokak Paris’in alışılagelmiş, gösterişli Haussmann mimarisine mola verdiriyor ve sizleri Fransa’nın kırsal bir kasabasına ışınlıyor.

Arnavut kaldırımlı, panjurlu pencereli renkli evlerle dolu sokak, yakın zamana kadar çok az kişinin bildiği bir sırken bu günlerde moda fotoğrafçıları ve Instagram fenomenlerinin uğrak yeri olmuş. Fakat bu sokağın da sakinleri olduğu, buradaki evlerin aslında konut olduğu sıklıkla gözden kaçıyormuş. Yani anlayacağınız mahalleli turist akını karşısında isyanlarda. Adres: Rue Crémieux, 75012 Konum için tıklayın. Haritada 32 numara.

3.5 Paris’in Yeniden İşlevselleştirilmiş Antrepo Bölgesi Bercy Köyü

Fotoğraf Kaynak: jean-louis zimmermannBercy village 01CC BY 2.0

12. bölgedeki Bercy Köyü, bizdeki Bomontiada, Müze Gazhane, Santralistanbul veya Tersanaistanbul örneklerinde olduğu gibi şehrin sanayi geçmişine ışık tutan tarihi bir bölgenin yeniden işlevselleştirilmesi ile oluşmuş bir açık hava AVM’si aslında.

Antrepo aslında 18. yüzyılda şarap antreposu olarak kullanılıyormuş. 1980’lerde tarihi anıtsal yapı statüsü kazanan Bercy Antrepoları 2001’de yeniden işlevselleştirilerek yaşayan bir alana dönüştürülmüş. İçinde sinemalar, mağazalar, restoranlar, eğlence alanları var. Özellikle yaz boyunca konserler ve sergiler, kışın ise Noel pazarı gibi açık hava etkinlikleri yakalayabilirsiniz. Websitesi Adres: Cr Saint-Emilion, 75012 Tel: +33140029080 Konum için tıklayın. Haritada 33 numara.

Rue Cler

7. bölgede bulunan Rue Cler yan yana sıralanmış sebze-meyve tezgahları, çiçekçileri, peynir dükkanları, pastaneleri ve kafeleriyle bir pazar sokağı. Daha çok yerel halk tarafından pazar alışverişlerini yapmak ve kafelerinde oturup vakit geçirmek için uğradığı bir yer. Bu sebeple turistlerin uğradığı ilk duraklardan değil aslında, fakat Paris’in otantik mahalle hayatını görebileceğiniz sevimli bir lokasyon olarak değerlendirebilirsiniz. Ayrıca Pazartesi günleri çoğu dükkanı ve tezgahı kapalı olacaktır, diğer günlerde daha canlı şekilde görülebilir. Konum için tıklayın. Haritada 34 numara.

3.6 Japon Mahallesi’nde Japon Lezzetlerine Doymak İçin Sainte Anne Sokağı

Fotoğraf Kaynak: Kofookoo / Unsplash

Paris’in kozmopolit yüzünü görmek, Fransız mutfağından sıkıldıysanız yeni tatlar keşfetmek için yolunuzu, 1. bölgeyi 2.’ye bağlayan Japon Mahallesi’nin ana caddesi Saint Anne’e düşürmelisiniz.

Cadde boyunca Japon restoranları ve sushiciler sıralanıyor. Söylenene göre Paris’te Japon mutfağının en iyi örnekleri 5 yıldızlı otellerin lüks rooftop barlarında değil bu sokaktaki salaş mekanlarda bulunuyor. Japon mutfağına özellikle düşkünseniz uğrayabilirsiniz. Biz de sokakta öne çıkan birkaç yeri aşağıda veriyoruz. Konum için tıklayın. Haritada 35 numara.

– Higuma: Her öğle yemeğinde dolup taşan, salaş bir Japon restoranı. Özellikle ramen için ideal adreslerden. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.
– Happa Tei: Takoyaki (kızarmış ahtapot topları) ve okonomiyaki (japon pizzası) gibi Japon sokak lezzetleri için en iyi adres. Adres: 64 rue Sainte-Anne. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.
– Juji-Ya: Uygun fiyatlı bento menüler bulabileceğiniz bir seçenek. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.
– Udon Jubey: Paris’teki en iyi Udon’u yani Japon eriştesini bulacağınız nokta. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.
– You: Paris’teki en iyi Japon mutfağı restoranlarından biri. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.
– Aki Boulangerie: Fırından yeni çıkmış ekmekler, matcha çayı, öğle yemeğinde gyoza veya  sandviçler bulabileceğiniz bir Japon fırını. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.
– Hisada: Japon mahallesinde bir peynirci. Hem yerel peynirler var hem de wasabili taze keçi peyniri veya kiraz çiçekli peynir gibi gibi Fransız-Japon kreasyonları var. Peynircinin üst kadında bir de tadım alanı var. Peynir sevenler için keşfe açık. Sainte Anne Sokağı’nda değil ama hemen yan sokakta. Adres: 47 rue de Richelieu. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

3.7 Ünlü Parislilerin Ebedi Dinlenme Yeri: Montparnasse Mezarlığı

Fotoğraf Kaynak: Vinicius PinheiroThe Montparnasse cemeteryCC BY-SA 2.0

Paris Gezilecek Yerler yazımızda anlattığımız Pere-Lachaise Mezarlığı’nı gezip de keyif aldıysanız, 14. bölgedeki Montparnasse Mezarlığı’na da şans verebilirsiniz.

Charles Baudelaire, Jean Baudrillard, Samuel Beckett, Serge Gainsbourg, Charles Garnier, Marguerite Duras, Guy de Maupassant, Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir, Jean Seberg, Tristan Tzara, Agnès Varda ve daha birçok ünlü isim burada. Biliyoruz mezarlık gezme fikri kulağa garip geliyor ama burada yatan isimler özellikle ilginizi çekerse ziyaret etmek isteyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 36 numara.

3.8 Avrupa’nın En Büyüklerinden Paris Çin Mahallesi

Fotoğraf Kaynak: patrick janicek from Courbevoie, France, DRAGON FACE A LA FOULE (46469567114)CC BY 2.0

13. bölgedeki Çin Mahallesi veya “Quartier Chinois” 1970’lerden beri Çinliler ve diğer Asyalı göçmenler için bir sığınak görevi görmüş. Her sene şubat ayında Çin yeni yılında mahallede dev kağıt fenerlerle geleneksel kıyafetlerin içinde geçit törenleriyle renkli kutlamalar oluyor. Tahmin edersiniz ki şehrin en iyi ve uygun fiyatlı Çin ve Vietnam restoranları burada. Konum için tıklayın. Haritada 37 numara.
– Phở Bánh Cuốn 14: Geleneksel Vietnam usulü erişte çorbası olan pho’yu deneyebileceğiniz bir adres. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.
– Impérial Choisy: Farklı Asya ülkelerinden farklı tatlar denemek isterseniz Imperial Choisy doğru adres. Çin mantısından erişteye her türlü Asya mutfağı lezzeti menüsünde var. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.
– Bubble House: Bir Tayvan klasiği olan bubble tea deneyebileceğiniz yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

3.9 Muhteşem Murallerle Dolu Gobelins Bölgesi

Çin Mahallesi’nin de bulunduğu 13. bölgedeki Gobelins, bizdeki Kadıköy Yeldeğirmeni Mahallesi gibi Paris’te murallerin ve sokak sanatının yoğunlaştığı bölge. Belleville tarafında daha çok graffitiler varsa burada da uluslararası sokak sanatçılarının dünyaca ünlü duvar resimleri var. Sokak sanatına ilginiz varsa sokaklarında kaybolup mural avına çıkmak keyifli olabilir. Konum için tıklayın. Haritada 38 numara.

3.10 Yüzen Barları ve Kafeleriyle Quai de la Gare

Fotoğraf Kaynak: ZaironParis Pont de Bercy & Finanzminsterium 4CC BY-SA 4.0

Gobelins bölgesinin Seine Nehri kıyısı olan Quai de la Gare bölgesi ise müzik kulüplerinin, nehir üstü tekne veya duba kafelerin, yüzen barların hatta yüzen otellerin olduğu nokta. Paris’in her yeri şık barlar ve kafelerle dolu. Ancak yaz geldiğinde, Paris’te partilemek için en iyi yerler Seine Nehri kıyısındaki bu mekanlar. Seine Nehri boyunca demirleyen mavnalarda harika partiler yakalayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 39 numara.

3.11 Rengarenk Cepheli Evlerle Dolu Sainte-Marthe Sokağı

Fotoğraf Kaynak: Chabe01Rue Sainte Marthe – Paris X (FR75) – 2021-06-23 – 2CC BY-SA 4.0

Paris’in bir zamanlar işçi mahallesi olan 10. bölgede bulunan Sainte-Marthe Sokağı, Paris’in rengarenk cepheli mekanların, bağımsız galerilerin ve sanat atölyelerinin bulunduğu nispeten yeni hip olan daha az turistik yerlerinden. Tüm sokak boyunca her ahşap vitrin farklı bir renge boyalı. Burada mola vermek isterseniz önerdiğimiz mekanlar şöyle. Konum için tıklayın. Haritada 40 numara.

Mulino Mulé: Kendi değirmeninde öğüttüğü undan yapılan ev yapımı makarnaları ile meşhur küçük bir İtalyan restoranı. Makul fiyatlara kaliteli bir öğle yemeği için ideal. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

Le Galopin: Şef Romain Tischenko’nun mekanı olan, tadım menüsü veya düzenli olarak değişen alakart yemekler arasından seçim yapabileceğiniz şık bir restoran. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

La Cave à Michel: Bu küçük şarap mahzeni de yine Le Galopin restoranının şefi Romain Tischenko tarafından yaratılmış. Tapas menüsü her gün değişiyor. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

3.12 Kısa Bir Şehir Kaçamağı Yapmak İsteyen Parislilerin Favorisi: Canal de L’Ourcq

Fotoğraf Kaynak: Fred Romero from Paris, France, Paris – Canal de l’Ourcq (23415256272)CC BY 2.0

Paris kanal ağının bir parçası olan, Paris’in kuzeydoğusunda kalan Ourcq’tan başlayarak La Villette ilçesinde son bulan Canal de L’Ourcq şehirden kısa bir kaçamak yapmak isteyen Parislilerin favorisi.

Kanalın La Villette’den Bobigny’ye uzanan bölümü, birçok kasabadan geçen, yürüyerek, bisikletle veya tekneyle yapılabilecek keyifli bir rota sunuyor. Bu rotada restoranlar, sokak sanatı, sergiler bulabilirsiniz. Özellikle de Parc Forestier de la Poudrerie denilen kanal kenarı park bisiklete binmek için çok keyifli. Ayrıca her sene Temmuz-Ağustos aylarında kanalın Bassin de la Villette denilen kısmında Paris Plages denilen yapay plajlar kuruluyor. Konum için tıklayın. Haritada 41 numara.

4. Paris’in Alternatif Yeşil Alanları

4.1 Paris’in Belgrad Ormanı Bois de Vincennes

Fotoğraf Kaynak: Cristian Bortes from Cluj-Napoca, Romania, Île de Reuilly, Bois de Vincennes, Paris September 2013 006CC BY 2.0

Şehrin Belgrad Ormanı gibi düşünebileceğiniz Bois de Vincennes, Paris’in hem en güzel parklarından biri hem de şehrin en büyük parkı. Aslında fiziksel olarak Paris periferiğinin dışında kalan bir park ama resmi olarak Paris’in 12. bölge sınırlarında kabul ediliyor. Zamanında Vincennes Şatosu’nun yeşil alanı ve kralların avlanma yeri olan ormanlık alan 1885–1886 yılları arasında 3. Napolyon tarafından yaptırılan 995 hektarlık bir parka dönüşmüş.

Öyle büyük bir yer ki içinde sandala binip gezebileceğiniz göller, göllerin içinde adacıklar, çiftlik, restoranlar, cafeler, hipodrom ve botanik bahçesi gibi alanlar var. Ayrıca Paskalya döneminde Fransa’nın en büyük eğlence parkının burada kuruluyor olmasını da denk gelirseniz diye ekleyelim. Konum için tıklayın. Haritada 42 numara.

4.2 Çocuklu Ailelerin Cenneti Bois de Boulogne

Fotoğraf Kaynak: PolymagouLac inférieur du bois de Boulogne, Paris 13CC BY-SA 4.0

Şehrin en önemli ikinci yeşil alanı, 16. bölge sınırlarında bulunan Bois de Boulogne. 865 hektarlık bir alana yayılan Bois de Boulogne özellikle havanın güzel olduğu günlerde çocuklu Parislilerin favorisi. 1852’de İmparator III. Napolyon tarafından halka açık bir parka dönüştürülen yeşil alan, Baron Haussmann’ın Londra’daki Hyde Park’tan ilham alarak tasarladığı bir düzenlemeye sahip. O dönemde bu parktaki yaşamı, Édouard Manet, Pierre-Auguste Renoir, Vincent van Gogh gibi birçok sanatçının resimlerinden de hatırlayacaksınız.

İçinde birkaç göl, şelale, iki küçük botanik bahçesi, çocuklar için lunapark ve oyun alanlarının yer aldığı Jardin d’Acclimatation, bir sera kompleksi olan Jardin des Serres d’Auteuil, hipodrom, her yıl Fransa Açık tenis turnuvasının düzenlendiği Roland Garros stadı ve yukarıda az bilinen yapılar bölümünde de bahsettiğimiz Fondation Louis Vuitton gibi yer alıyor.

Ayrıca 1986 yılına kadar Windsor Dükü ve Düşesi’nin Paris’teki evi olmuş olan, sonrasında da Prenses Diana’nın Paris’teki bir araba kazasında birlikte vefat ettiği sevgilisi Dodi El-Fayed’in babası ünlü Mısırlı milyarder Mohamed El-Fayed’e ait olan Villa Windsor da burada. Buraya geldiğinizde yürüyüş, kürek, bisiklet, piknik gibi aktiviteler yapabilir, doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 43 numara.

4.3 Manzaralı Tek Paris Parkı: Parc des Buttes-Chaumont

Fotoğraf Kaynak: Guilhem Vellut from Paris, France, Parc des Buttes-Chaumont @ Paris (15445053251)CC BY 2.0

19. bölgedeki Parc des Buttes-Chaumont’u diğer Paris parklarından ayıran en önemli özelliği tepelik konumu sayesinde Paris manzaralı olması. Diğer çoğu Paris parkında olduğu gibi düzenlenmesinde yine III. Napolyon’un parmağı var. Köprüleri, yapay şelaleri, mağaraları ile devasa bir macera parkı gibi. Parkın diğer bir ünlü özelliği ise İtalya’nın Tivoli kentindeki Vesta Tapınağı’ndan esinlenilerek oluşturulmuş bir yapay göl ve onun üstündeki tepeye inşa edilmiş Sibyl Tapınağı’nın olması. Parislilerin sık sık pikelerini alıp yayılmaya ve piknik yapmaya geldiği yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 44 numara.

4.4 Yemyeşil Bir Yürüyüş Yolu: Coulée Verte René-Dumont

Fotoğraf Kaynak: Smiley.toeristCoulée verte René-Dumont 2017 5CC BY-SA 4.0

Coulée Verte René-Dumont ise 12. bölgede eskiden tren yolu olarak kullanılan ama şimdilerde yükseltilmiş yolda yemyeşil bahçeler sunan, viyadüğe benzer bir yürüyüş yolu. Buna benzer bir oluşum New York’un Highline adlı noktasında da var. Burası aynı zamanda Richard Linklater’ın yönettiği, başrollerini Ethan Hawke ve Julie Delpy’nin paylaştığı Before Sunset filminin setlerinden biri. Konum için tıklayın. Haritada 45 numara.

4.5 Paris’in Terk Edilmiş Demiryolu: Petite Ceinture

Fotoğraf Kaynak: EllenCherryCharlesPetite ceinture near cite universitaire (paris)CC BY-SA 4.0

Paris’te eski demiryolu hatlarının yeşil alanlara dönüştürülmesi geleneği Coulée Verte René-Dumont ile sınırlı kalmamış. Petite Ceinture de Paris’i çevreleyen eski bir demiryolu hattı. Metronun gelişiyle birlikte kaderine terk edilen ve Paris’in 12’den 20’ye tüm bölgelerinden geçen demiryolu hattı daha sonra kısım kısım çeşitli projelerle dönüştürülerek güncel halini almış. Alan sosyal ve yenilikçi projelerle bisiklet yolları, bostanlar, bahçeler, spor tesisleri, sosyal farkındalığa destek olan restoranlar, underground sanat çalışmaları, graffitiler ve kültürel projelerde kullanılan alanlarla donatılmış.

Güneşli bir pazar gününde, terk edilmiş demiryolunun küllerinden yeniden doğan bu alternatif rotanın tadını çıkarabilirsiniz. Baştan sona yürümek çok zamanınızı alır çünkü farklı farklı bölgelerine yayılmış durumda. Zaten bunu kesintisiz bir yürüyüş yolu gibi düşünmeyin. En uzunu yaklaşık 1,6 kilometre olan parkurlar olarak düşünün. Yolun en popüler kısmı adeta bir açık hava galerisine benzeyen 14. bölgedeki kısmı. Konum için tıklayın. Haritada 46 numara. Rota üzerinde çok güzel fotoğraf imkanları da var. Özellikle olduğu gibi bırakılmış bu nokta sonbaharda harika fotoğraf kareleri vadediyor. Konum için tıklayın. Haritada 47 numara.

4.6 Parc de la Villette

Fotoğraf Kaynak: Guilhem Vellut from Paris, France, Canal @ La Villette @ Paris (33091237904)CC BY 2.0

Paris’in sınırında 19. bölgede yer alan Parc de la Villette, İzmir’deki Fuar Alanı’nı andıran, içinde birçok konser, tiyatro, etkinlik alanı, bilim merkezi, yeme-içme noktalarının bulunduğu bir park. Diğer tüm parklara nazaran çok genç bir park. Mimar Bernard Tschumi tarafından tasarlanarak 1984 – 1987 yılları arasında oluşturulan parkta dekonstrüktivist yapılar dikkat çekiyor. Dilerseniz kanal sahilinde bisiklet sürebilir veya yazın Bassin de la Villette denilen bölgede kurulan Paris Plages’da serinleyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 48 numara.

4.7 Parc Monceau

17. yüzyılda Duc de Chartres’in isteğiyle yapılmış olan zarif bir kamu parkı. O dönem peyzaj konusunda İngiliz bahçeleri daha popüler olduğu için İngiliz tarzında tasarlanmış. İçinde havuzu çevreleyen klasik tarzdaki sütunu en akılda kalıcı parçası. Ayriyeten küçük boyutlu taş bir Mısır piramidi, tarihi bir çeşme, ünlü yazar ve sanatçıların heykelleri de bu parkın kendine has unsurlarından. Zamanında Claude Monet’nin bu parkın müdavimlerinden olduğunu da belirtmemiz gerekir, öyle ki bu parkın farklı dönemlere ait birkaç versiyonunu da çizmiş. Konum için tıklayın. Haritada 49 numara.

5. Alternatif Paris Aktiviteleri

5.1 Paris Pasajlar Turu

Yukarıda bahsettiğimiz 19. yüzyılın gerçek tanıkları, tarihi ve şık Paris pasajlarını yürüyerek keşfetmek ve şaşırtıcı mimarilerini görmek için bir pasajlar turuna katılmak çok keyifli bir Paris aktivitesi olabilir. Tek yapmanız gereken bahsettiğimiz pasajları çevrimdışı çalışan GoogleMaps haritasında işaretlemek ve bolca yürümeye hazır olmak. Detaylar için tıklayın.

5.2 Candlelight Concerts

Eğer denk gelirseniz Paris’te mum ışığında bir akşam yemeği yemek yerine klasik müzik konserine katılın. Fever tarafından düzenlenen Candlelight Concerts adlı bu büyüleyici konser serisi alternatif bir Paris akşamı için mükemmel seçim. Detaylar için tıklayın.

5.3 Bisikletle Paris Turu

Hem akşam şehrin parlak ışıkları altında hem gündüz yapılan turlarla Paris’in sembol yapılarını bisiklet üzerinde rehber eşliğinde keşfetme şansınız var. Turlar 3-4 saat arasında sürüyor. Gündüz turları için tıklayın. Gece turları için tıklayın.

5.4 Elektrikli Sandallar İle Kanal Turu

Fotoğraf Kaynak: www.boating-paris-marindeaudouce.com

Seine Nehri’nde klasik bir tekne turu yerine ona alternatif olacak bir programla Saint Martin Kanalı, l’Ourcq Kanalı ve Bassin de la Villette’i kapsayan 40 kilometrelik su yolunda arkadaşlarınızla elektrikli sandal kiralayarak gezmek de bir seçenek. Üstelik kiralama yapmak için herhangi bir tekne ehliyetine sahip olmanız şartı da aranmıyor. Daha fazla detayı buradan öğrenebilirsiniz.

5.5 Paris’in Yapay Plajlarında Serinlemece

Fotoğraf Kaynak: Peter Haas / CC BY-SA 3.0Paris Plages 2013 DSC 0822wCC BY-SA 3.0

Temmuz – Ağustos ayları arasıda Paris’te belediye Parislilere yoktan plaj var ediyor ve Seine Nehri’nin iki yakasına ve şehrin kuzey sınırındaki Bassin de la Vilette denilen bölgede Paris Plages adlı dökme kumdan yapay plajları kuruyor. Bu plajlar yazın şehirde can simidi görevi görüyor. Aralarından en popüleri şehrin merkezinden ve turistik kalabalıktan biraz daha uzak olan yukarıda bahsettiğimiz Le Bassin de Villette. Seine Nehri kıyısındaki Parc Rives de Seine de şehrin ortasından güzel bir seçenek. Konum için tıklayın. Haritada 50 numara.

5.6 Paris’in İkonik Yapıları Arasında Gece Paten Turu

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/pari.roller

Her cuma 21.00’de Pari Roller adlı oluşumun trafiğe o güne özel kapatılmış alanlarda paten turu oluyor. Turlara katılım tamamen ücretsiz ve her seviye patenciye uygun. Tura başlangıç noktası ise Place Raoul Dautry önü. Üstelik sadece patenle değil bisikletle, kaykayla ve scooterla da katılabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 51 numara.

5.7 Sanat Kolektifleri İle 59 Rivoli’de Tanışmaca

Fotoğraf Kaynak: 59RivoliFaçade 59 RivoliCC BY-SA 4.0

Harabeye dönmüş bir işgal evinin zamanla legal bir sanatçı kolektifine dönüştüğü sanat galerisi. Alternatif partilerin, sergilerin ve performansların mabedi. Rengarenk ve çok misafirperver bir yer. Kafanızdaki soğuk ve mesafeli galeri algısı ile gitmeyin. Instagramı ve Konumu için tıklayın. Haritada 52 numara.

Biz De Sizi Çok Sevdik, Instagram’a Da Bekleriz

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Biz Evde Yokuz (@bizevdeyokuz)’in paylaştığı bir gönderi

The post AZ BİLİNEN PARİS: ALTERNATİF BİR PARİS REHBERİ appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/az-bilinen-paris/feed/ 2
PARİS’TE NE YAPILIR – YAPMADAN DÖNMEYİN DEDİĞİMİZ 27 ŞEY https://www.bizevdeyokuz.com/pariste-ne-yapilir/ https://www.bizevdeyokuz.com/pariste-ne-yapilir/#comments Fri, 25 Feb 2022 20:07:32 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=88022 Bir Fransız gibi güne kahve - kruvasan ikilisi ile başlamaktan tutun da yazın Seine Nehri kıyısında kurulan Paris plajlarında keyif çatmaya, şehri patenle turlamaktan Eyfel Kulesi ile en güzel fotoğraf karelerine Paris'te yapmadan dönmeyin diyeceğimiz en romantik ve en meşhur deneyimler.

The post PARİS’TE NE YAPILIR – YAPMADAN DÖNMEYİN DEDİĞİMİZ 27 ŞEY appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Paris’te yapmadan dönmeyin diyeceğimiz en romantik ve en meşhur deneyimleri listeledik.

Eğer şehrin en önemli yerlerini sizin için planladığımız rotalar ile kolayca gezmek isterseniz Paris’te Gezilecek Yerler yazımıza, Paris hakkında diğer her konu için de Paris Gezi Rehberimize mutlaka bir göz atın.

Paris’in Hangi Bölgesinde Konaklamalı

Harita Kaynak: wikipedia.org

– Merkezi & Turistik: Paris’in 1. bölgesi yani Louvre şehrin en turistik ve en pahalı yeri. Eyfel Kulesi’nin de bulunduğu 7. bölge Zafer Takı’nın bulunduğu 8 bölge de keza çok turistik. Buralarda otel tutacaksanız, kesenin ağzını açacaksınız demektir.

1. Bölge otellerini incelemek için tıklayın.

7. Bölge otellerini incelemek için tıklayın.

8. Bölge otellerini incelemek için tıklayın.

– Favorimiz: Le Marais bizim konaklamayı en sevdiğimiz yer. Paris’in en hip ve yaşayan yüzünü görmek isterseniz tercih etmeniz gereken bölge.

Le Marais otellerini incelemek için tıklayın.

– Uygun Fiyatlı: Paris’in öğrenci bölgesi olduğundan, 5. bölge olan Latin Mahallesi konaklama için nispeten uygun yerlerden. Ayrıca 18. bölge olan Montmartre, 9. bölgenin Montmartre ile sınırı olan kısmı Pigalle de Paris’in konaklama için uygun fiyatlı, hip ve canlı bölgelerinden.

Latin Mahallesi otellerini incelemek için tıklayın.

Montmartre otellerini incelemek için tıklayın.

Pigalle otellerini incelemek için tıklayın.

1. Paris’in En Önemli İkonlarını Görün


Paris’e ilk defa gidiyorsanız Louvre Müzesi’nden Eyfel Kulesi’ne, Notre Dame Katedrali’nden Zafer Takı’na Paris’e sembol olmuş tüm ikonik yapıları görmeyi önceliklendirmenizi tavsiye ederiz. Bunlara tik atmak 2-3 gününüzü alacaktır.

Zamanınızı en etkili bir şekilde kullanarak efektif bir programla hepsini görmek ve araya da Parisli keyifli sıkıştırmak isterseniz sizi hemen Paris’te Gezilecek Yerler yazımıza alalım. Her gün için çıkardığımız rotaları kendi kendinize kolayca yapabilirsiniz.

2. Eyfel Kulesi’nin Ya Da Zafer Takı’nın Tepesine Çıkın


Şehrin iki popüler ikonu Zafer Takı ve Eyfel Kulesi mükemmel şehir planlaması ve zarif mimarisi ile ünlü Paris’e tepeden bakma imkanı sunuyor. Bize sorarsanız ikisine birden çıkmaya gerek yok, aralarında seçim yapın. Her ikisinin de kendine göre avantaj ve dezavantajları var:

Eyfel Kulesi Zafer Takı’na kıyasla çok daha yüksek bir yapı. 3 tane farklı yükseklikte seyir terası var. Yani hem takın hizasından, hem de çok daha yukarısından şehri seyredebiliyorsunuz. Diğer taraftan Zafer Takı’nın terasından baktığınızda Eyfel Kulesi’ni de gördüğünüz için bizce daha güzel bir şehir manzarası görüyorsunuz. Sanki onun da içinde olduğu bir şehir manzarası kafamızdaki Paris silüetini tamamlıyor. Yine de seçimi size bırakıyoruz. Hangisine karar verirseniz verin biletinizi mutlaka online olarak önden önden almaya çalışın.

Zafer Takı terasına çıkmak için biletinizi buradan alabilirsiniz.
Eyfel Kulesi’nin zirvesine çıkmak için biletinizi buradan alabilirsiniz.

3. En İyi Eyfel Kulesi Karelerini Yakalayın

Eyfel Kulesi şehrin farklı yerlerinden görünüyor ama bu her yerden güzel fotoğraflandığı anlamına gelmiyor. Bi kere kuleyi göreceğiniz çoğu yerde kalabalıklar bulmayı bekleyebilirsiniz. Kareye insanların giremeyeceği yerlerde de ya şehrin dokusu çıkmıyor ya da kendinizi kareye oturtmakta zorlanabiliyorsunuz. Aranızdan fotoğrafla ilgilenenler ya da Eyfel Kulesi’ne çıkmayı düşünenler için güzel bir yazı hazırladık: Eyfel Kulesi Hakkında Bilgi & Fotoğraflamak İçin En İyi Noktalar

4. Mona Lisa İle Tanışın

Fotoğraf Kaynak: Zach Dyson / Unsplash

Paris’e kadar gelip de Paris’in en meşhur hanımı ile tanışmadan dönmek olmaz. Elbette Mona Lisa’dan bahsediyoruz. Büyük usta Leonardo Da Vinci’nin başyapıtı, bugün sergilendiği yer olan Louvre Müzesi’ndeki odasında kuyruklar oluşan, sanat tarihinin en değerli tablolarından sayılan “La Gioconda”nın hikayesi, yapım sırları, böylesine bir şöhrete nasıl kavuştuğu ve müzedeki diğer görülecek eserler hakkında çok daha fazlasını Louvre Müzesi yazımızda bulabilirsiniz.

Müze, popülerliği sebebiyle Paris’te bilet bulmakta en çok zorlanacağınız yerlerden birisi olabiliyor. 2 hafta önceden Louvre Müzesi biletinizi almaya bakın. Louvre Müzesi biletinizi buradan alabilirsiniz. Fazla zamanınız yoksa müzenin en önemli eserlerini gezdiren bir rehberli tura da katılabilirsiniz.

5. Paris’in Rooftop Barlarında Keyifli Bir Akşam Geçirin

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/LePerchoirMarais

Paris’ten manzaralı, keyifli, havadar rooftop bar önerilerimizi Paris’te Ne Yenir, Nerede Yenir – Meşhur Restoranlar Ve Cafeler yazımızda bulabilirsiniz.

6. Turistik Paris’ten Çıkıp Le Marais’de Hip Paris’i Keşfedin

Turistik rotalardan çıkıp bugünki Paris’in dinamizmini hissetmek için şehrin en cool mahallesi Le Marais’ye gidin. 16.00 gibi giderseniz hem galerilerini, dükkanlarını görürsünüz, hem de akşamına kalıp Parisliler mekanlara akarken nasıl canlandığını…

Le Marais’nin samimi ve butik bistrolarında yemek yemeli, rooftop barlarda bir şeyler içmeli, tasarım butiklerinde dolanmalı, sokak lezzetleri eşliğinde bir gün geçirmek için çok keyifli bir yürüyüş rotası da çizdiğimiz Le Marais Rehberimize tıklayın.

7. Her Cuma Saat 21.00’de Pari Roller’ın Kapattığı Yollarda Bisiklete Binerek Şehrin Sahibi Siz Olun

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/pari.roller

Her cuma Parisliler patenleri, kaykayları, bisikletleri ile şehri ele geçiriyor. Pari Roller adlı oluşumun yolları bu grup için kapatarak şehrin tadını çıkartmalarını sağluyor. Turlara katılım tamamen ücretsiz. Her cuma 21.00’de 14. bölgedeki Place Raoul Dautry önünde toplanan grup o gün için çizilen trafiğe kapalı güzergahta beraber paten yaparak şehri turluyor.

Tur her seviye patenciye uygun. Ne de olsa bu ne bir yarış ne de bir spor antrenmanı. Üstelik bu tur sadece patenlilere değil bisikletlilere, kaykaycılara ve scooterlılara da açık. Paris’in paylaşımlı bisiklet ağı Velib’den kiraladığınız bisikletinizle siz de katılabilirsiniz! Bu önerimiz gibi daha birçok alternatif Paris önerisini Az Bilinen Paris: Alternatif Paris Rehberimizde bulabilirsiniz.

8. Seine Nehri Kenarında Yürüyüş Yapın

Fotoğraf Kaynak: Dan Novac / Unsplash

Seine Nehri kenarında bir yürüyüş Paris’te yapabileceğiniz ücretsiz keyifli aktivitelerden biri. Dilerseniz içeceğinizi ve sandviçinizi alıp kendinize mini bir sofra kuracak alanlar da keşfedebilirsiniz. Özellikle Île de la Cité ve Île de Saint Louis’nin kenarlarındaki yeşil alanlar yürüyüş sonrası mola verip piknik yapabileceğiniz çok keyifli iki nokta.

9. Parklarında Yayılıp Piknik Yapın

Champ de Mars’ta ufak bir kaçamak

Paris çok yeşil bir şehir ama tabii bu şehrin içindeyken pek algılanmıyor ama haritadan baktığınızda yeşil alanların aslında şehirde ne kadar yer kapladığını kestirebilirsiniz. Şehrin her bölgesinde çimlerine yayılıp kitabınızı okuyabileceğiniz, güneşlenebileceğiniz veya piknik yapabileceğiniz alanlar mevcut.

Aralarından en ünlüleri Jardin de Tuileries ve Lüksemburg Bahçeleri olsa da buralardan daha az turistik olan Bois de Boulogne, Bois de Vincennes ve Parc des Buttes-Chaumont Parislilerin piknik için tercih ettiği popüler yerler. Bir de bizim Paris’te piknik yaptığımız Eyfel Kulesi manzaralı Champ de Mars var tabii. Hepsinin çevresinde piknik öncesi alışverişinizi yapabileceğiniz bir nokta kolaylıkla bulabilirsiniz. Fransa’ya yakışır bir piknik yapmak isterseniz tam size göre bir yazımız var: En Meşhur Fransız Peynirleri

10. Soğan Çorbasından Burgonya Usulü Bifteğe Fransız Mutfağı’nın Klasiklerini Deneyin


Fransız mutfağı başlıbaşına bir ekol. Öyle geniş ki her damak zevkine hitap eden lezzetler de bulmak mümkün, yemeden önce iki değil 5 – 10 kez düşündürtecek lezzetler de… Önerimiz açık fikirli olup, salyangoz gibi zor görünen lezzetlere de bir şans vermeniz. Gelmişken mutlaka deneyin dediğimiz Fransız klasiklerini Fransa’da Ne Yenir? En Meşhur Fransız Yemekleri & Tatlıları yazımızda bulabilirsiniz.

11. Meşhur Fransız Cafelerinde “Flaneur”lük Yapın

Paris’te kafelerinin 17. yüzyıldan beri şehir hayatı ve sosyal hayatta çok büyük bir yeri var. Ünlü yazarlar, filozoflar müdavimleri oldukları kafelerde fikir yarıştırmış, nice ünlü ressam tablo karşılığında buralarda yemek yiyerek kariyerine başlamış… Paris’te metrekare fiyatlarının çok yüksek olması sebebiyle evler ufacık ve Fransızlar cafeleri evlerinin salonu olarak kullanıyor. Bu da cafelerin her zaman capcanlı olmasını sağlıyor.

O zamandan bu zamana şehrin kafelerinde yiyip içip sosyalleşmek ve gelene geçene bakarak “flaneurlük” yapmak tam bir Paris klasiği. Siz de fırsatını buldukça şehrin birbirinden keyifli cafelerinde biraz zaman öldürmeyi ihmal etmeyin. Şehrin en meşhur Fransız cafelerini Paris’te Ne Yenir, Nerede Yenir – Meşhur Restoranlar Ve Cafeler yazımızda bulacaksınız.

12. Sokak Sanatçıları JR ve Invader’ın Şehre Serpiştirdiği İşleri Yakalayın

Paris Sokaklarını Bir Oyun Alanı Haline Getiren Sanatçı: Invader

Şehrin çoğu noktasında karşınıza çıkabilecek eğlenceli işleri ile yüzünüzü gülümsetecek olan Invader‘ın işlerini tanımak çok kolay. Çünkü kendisi fotoğraftaki gibi şehrin işlek yerlerine 1970’ler ve 80’lerin piksel piksel, nostaljik video oyunlarına atıfta bulunan, seramik karo mozaik çalışmaları yerleştiriyor. İsmini de zaten 1978’deki ünlü uzaylı vurmalı atari oyunu Space Invaders’dan alıyor.

Dünyanın her yerinde hatta biri Uluslararası Uzay İstasyonu olmak üzere dünya sınırlarının dışında 4.000’in üzerinde çalışması var ama yaklaşık 1.400 tanesi kendi şehri Paris’te. Kimisine Le Marais sokaklarında dolaşırken kimisine Eyfel Kulesi’nin en üst seyir terasında rastlayabilirsiniz. Sanatçı tüm çalışmalarının sayısını web sitesindeki “dünya istilası” adını verdiği haritasına güncel olarak giriyor. Ayrıca mobil uygulaması Flash Invaders’ı indirirseniz sokakta gördüğünüz Invader’ları yakalamalı, QR kodu ile taramalı ve puan kazanmalı, müthiş eğlenceli ve bağımlılık yapıcı bir oyun sizleri bekliyor.

Paris Sokaklarından Çıkmış Büyük Yetenek: JR

Fotoğraf Kaynak: Yann Caradec from Paris, France, L’installation Au Panthéon de JR vue du Parvis Notre-Dame, Paris août 2014CC BY-SA 2.0

Fransız sanatçı JR belki de Paris sokaklarından çıkmış en dikkate değer isim. Genellikle bir topluluğa dair önyargıları yıkmayı amaçlayan dev portreler çekip şehrin duvarlarına asıyor. Mesela “Face 2 Face”  projesinde aynı işi yapan bir İsrailli ve Filistinli’yi sınırı ayıran duvarın iki tarafına da yan yana asmış, iki halkın da kimin kimden olduğunu ayırt edemediğini gözlemlemiş ve onlara aslında o kadar da farklı olmadıklarını düşündürtmüştü. Dünyanın her yerinde gerçekleştirdiği “Inside Out Project”, “Faces Places”, gibi devasa ölçekli sokak sanatı projeleri ve “Yeni Dalga akımının büyükannesi” olarak bilinen efsane sinemacı Agnès Varda ile birlikte çektiği, eğlenceli ve bol ödüllü belgesel “Mekânlar ve Yüzler” ile tanınan JR’ın en önemli özelliği işlerinin yapışkan kağıt üzerine enstalasyon şeklinde olması. Yani kendisinin kalıcı bir çalışmasını bulamıyorsunuz.

Daha önce Louvre Piramidi’nde, Trocadéro Meydanı’nda, Panthéon’da gerçekleştirdiği harika işleri oldu. Ne de olsa bütün şehir onun tuvali. Bakarsınız siz oradayken de büyük ölçekli bir çalışmasına denk gelirsiniz. O zaman sakın affetmeyin. Sanatçının işlerini ve amacını anlattığı TED konuşmasını izlemek için tıklayın.

13. Parklarında Pétanque Oynayın

Fotoğraf Kaynak: cottonbro studio / Pexels

Petank (Pétanque), özellikle eski toprak Parislilerin favorisi olan metal toplarla küçük çakıllı, hafif kumlu zeminde oynanan bir oyun. Paris parklarında çok yaygın rastlanan bir açık hava aktivitesi. Özellikle Latin Mahallesi bölgesinde bulunan, MS. 1. yüzyıldan kalma bir Roma amfitiyatrosu olan Arènes de Lutèce petank için şehirdeki ideal yerlerden. Bir zamanlar gladyatörlerin dövüştüğü bu nokta şimdilerde Parislilerin petank arenası. Şehirdeki diğer popüler petank oynama alanları ise Lüksemburg ve Tuileries Bahçeleri. Çünkü ikisinin de zemini bu oyun için ideal.

14. Buzdolabınızı Artizanal Dükkanlardan & Pazarlardan Fransız Lezzetleri İle Doldurun

Fotoğraf Kaynak: Camille Brodard / Unsplash

Bu noktada artık Fransa’nın yemek işini ne kadar ciddiye aldığını biliyorsunuz. Zincir marketlerin pratikliğine rağmen hala Fransızlar alışverişlerini erbabından yapmayı tercih ediyorlar. Onlar için peynir peynirciden, baharat baharatçıdan alınır. Siz de valinizi doldurma vakti geldiğinde bu ritüele katılabilirsiniz.

– Fromagerie: Peynirciye gittiğinizde ağızda eriyen yumuşacık bir brie’den, önce kokusuyla perişan edip sonre lezzeti ile şaşırtan munster’den, aromatik bir camembert’den, paneleyip kızartması harika olan keçi peynirinden, meyveli salatalara çok yakışan küflü rokfordan almanızı tavsiye ederiz.

– Charcuterie: Bir Fransız şarküterisine girdiğinizde jambon, sosis, salam ve kuru etlere (saucisson) gibi klasik şarküteri ürünlerine ek olarak ekmek üstüne sürülerek yenen kaz ciğeri (foie gras) gibi ezmeler diyebileceğimiz pate (pâté), terin (terrine) ve mus (mousse), tiftik et (rillette) ve domuz kanı sosisi (boudin) gibi farklı lezzetler de bulacaksınız. Detayları Fransız Peynirleri & Şarküteri Ürünleri yazımızda anlattık.

– Traiteur: Bizdeki mezecilere benzer, oturma yeri olmayan, al götür servis veren dükkanlar. Dilerseniz aldıklarınızı, parkta, piknikte, evde yiyebileseiniz diye mikrodalga fırında da ısıtıyorlar.

– Boulangerie: Fırından taze çıkmış kruvasanları ve baget ekmekleri kapmak için en doğru adres.

– Patisserie: Fransızlar pastacılık ve ekmekçilik işinin ayrı uzmanlıklar olduğu konusunda o kadar keskinler ki ayrımlarını yasalaştırmışlar bile. Patisserie’lerde tatlıya ayrı bir saygı var. O tartları, eklerleri, makaronları, pate a choux’ları sanki yemek için satın almıyorsunuz da elinde beyaz eldiven olan görevliler vitrinden çıkarıp size resmen bir ritüel eşliğinde takdim ediyor. Gerçekten hoş bir Paris deneyimi. Şehrin her yerinde çok şık patisserie’ler bulacaksınız. Hepsini Paris’te Ne Yenir, Nerede Yenir – Meşhur Restoranlar Ve Cafeler yazımızda detaylı olarak anlattık ama bize hemen şimdi nokta atışı bir yer önerin derseniz “Dünyanın En İyi Pasta Şefi” unvanlı Cedric Grolet‘nin Opéra bölgesindeki pastanesine bir şans verin deriz. Konum için tıklayın.

15. Fransız Modasını Eve Götürün

Fotoğraf Kaynak: Margerretta / Pexels

Yıllarca Yeşilçam filmlerinde o kadar çok Paris’ten eli kolu alışveriş paketleriyle dönen Türkan Şoray veya Filiz Akın karakteri izledik ki sonunda ülkecek bilinçaltımızda Paris’e gelmek = alışveriş yapmakla bağdaşır oldu. Bir de üstüne Paris bir moda başkenti olunca ister istemez bu şehirde insan bir şeyler alması gerekiyormuş hissine kapılıyor.

Eğer lüks markaların peşindeyseniz adresiniz Champs Elysée veya Avenue Montaigne olsun ama amacınız mağaza mağaza gezip o alıştığı AVM atmosferini yaşamaksa direksiyonu Galeries Lafayette’e veya onun kız kardeşi Le Printemps’a çevirin. Ben daha tasarım işi butik üretim peşindeyim derseniz sizi 2. ve 3. bölgelerde yoğunlaşan tasarım ve konsept mağazalarına alalım. Onları da Le Marais Rehberimizden okuyabilirsiniz.

16. Paris’in Beşik Olduğu Sanat Akımlarını Yerinde Öğrenin

Orsay Müzesi

Denilir ki New York gibi bir süperstar sahneye çıkıp da Paris’in tahtını ele geçirmeden önce modern sanatın başkenti Paris’ti. Çok doğru; çünkü Paris, Aydınlanma, Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi’nin yarattığı ekonomik, siyasal ve sosyal ortamı kendine miras alarak sanatta da gelişmiş ve 19. yüzyılda dalga dalga tüm dünyaya yayılan sanat akımlarının merkezi olmuş, kendi ülkelerindeki baskıcı rejimlerden kaçıp Fransa’ya sığınan sanatçıları besleyen, onlara kucak açan, yenilikçi üretimlerine ve fikirlerine ortam yaratan bir şehir olagelmiş. Woody Allen’ın Midnight in Paris filmini izler, üstüne de Orsay Müzesi‘ni gezerseniz ne demek istediğimiz kafanızda çok daha iyi canlanacak. (Hemen bir bilet alın ve programınıza işleyin deriz.)

Önce 1800’lü yılların sonunda Empresyonistler resim sanatını, belirlenmiş kalıpların, katı kuralların ve dört duvarın sınırlarından çıkararak açık havada, doğadan aldıkları izlenimler doğrultusunda resimler yapmış. Ardından 1900’lerde Post Empresyonist akımlar ortaya çıkarak Empresyonistlerin de zamanla kalıplaşan üsluplarını yıkmış ve daha birçok yeni sanatın türemesinin önünü açmış. Manet, Monet, Cezanne, Picasso, Van Gogh, Matisse, Gauguin, Chagall, Modigliani, Mondrian, Kandinsky ve daha nicesi bu şehirde en yaratıcı ve en üretken dönemlerini geçirmişler.

Kısacası dönüp sanat tarihine baktığımızda Paris, resimde Empresyonizm, Neo Empresyonizm, Ekspresyonizm, Kromoluminarizm, Puantilizm, Sembolizm, Fovizm, Kübizm, Sürrealizm, Soyut Sanat gibi sanatların, mimaride ve tasarımda ise Art Nouveau ve Art Deco gibi sanatların beşiği kabul ediliyor. Her ne kadar sonrasında dünya savaşları ve ardından gelen dönemde sanatın merkezi Paris’ten özgürlükler ülkesi ABD’ye yani New York’a kaymış olsa da sanat tarihinde Paris’in yeri yadsınamaz bir gerçek.

17. Montmartre’da Anahtar Deliğinden Sanatçıların Skandal Hayatlarını İzleyin

Paris’in en cool bölgesini Le Marais ilan ettikten sonra şimdi de şehrin en sempatik bölgesini açıklıyoruz. Montmartre! 1700’lü yıllardan bugüne kadar gelen değirmenlerinden de fark edeceğiniz üzere bu tepelik bölge o zamanlar şehrin banliyösü konumundaymış. Ev kiralarının ucuz, içki fiyatlarına şehirdeki yüksek vergilerin dahil olmadığı dönemde Montmartre bir anda devrin bohemlerinin, ötekilerinin, sanatçılarının gözünde parlamaya başlamış. Böylece buraya gelip yerleşen bu güruh ile Montmartre’ın Arnavut kaldırımlı, dik ve dolambaçlı sokakları 19. yüzyılda eğlence hayatının merkezi haline gelmiş.

Orsay Müzesi‘nde göreceğiniz Degas, Manet, Van Gogh, Monet tablolarının çoğunda Montmartre’dan izler bulacaksınız. Buradaki gezinizi nasıl planlamalısınız konusunu Paris’in Sansasyonel Mahallesi Montmartre yazımızda ayrıca ele aldık. Oradan kendinize güzel bir yürüyüş planı bulabilirsiniz.

18. Paris’in Zarif Silüetini Borçlu Olduğu Haussmann Mimarisini Tanıyın

Paris’i Kelimenin Tam Anlamıyla Yeniden İnşa Eden Kişi: Baron Georges-Eugène Haussmann

1853-1870 yılları arasında geniş çaplı bir kentsel dönüşüm projesi yürütmüş şehir planlamacı ve vali. Bir yerde modern kentleşmenin kurucusu. 19. yüzyılın sonlarına doğru yaşanan, endüstriyel ilerlemenin damgasını vurduğu, nüfusun arttığı, barış ve iyimserlik dönemi olan Belle Époque döneminde tahta geçen 3. Napolyon Paris’in dar sokaklarını, salgın hastalıklara ve halk ayaklanmalarına karşı geniş bulvarlara ve caddelere çevirmeye karar vermiş. Bu görev için de Baron Georges-Eugène Haussmann’ı görevlendirmiş. Paris’in birbirine benzeyen klasik bulvarlarının, geniş caddelerinin, Fransız balkonu geleneği, yıldız meydanlar ve ızgara plan sokakların hepsi kendisinin elinden çıkma.

Fakat Haussmann Mimarisinin İki Yüzü Var

Biri Burjuvazi açısından diğeri ise Burjuvazi karşıtları açısından. Burjuvazi karşıtları, şehir merkezinde o dönem Baron Haussmann’ın Paris’i tektipleştiren ve sadece belirli bir estetiği dayatan kentsel dönüşüm projesini desteklememiş, kentsel dönüşüm sırasında yerlerinden edilen yoksul insanların haklarını savunmuş. Haussmann destekçileri ise yaşanılan bu refah, zenginlik ve gösteriş döneminde yapılan düzenlemelerden oldukça memnun olmuş.

19. Metro Girişlerinden Bina Cephelerine Şehri Süsleyen Art Nouveau Detayları Fark Edin

Abbesses durağı.

Haussmann mimarisinin tek tipçi yaklaşımdan 30 yıl sonra sahneye çıktığında Paris’te hızlıca parlayan Art Nouveau, 1. Dünya Savaşı nedeniyle kısa ömürlü olsa da Paris’e gözalıcı birçok yapı kazandırmış. Ev sahipliği yaptığı Dünya Fuar’ında gövde göstermeye hazırlanan şehirde metro duraklarından restoranlara iç ve dış mekanlar Art Nouveau ile bezenmiş. Şehrin bir çok yerinde bu üslupta yapılmış yapı var. Sırf 16. bölgede 400 kadar Art Nouveau tarzda yapı bulunuyor. Paris’te 100 gününüz olmadıktan sonra bunların peşine tek tek düşemezsiniz ama gördüğünüzde fark etmek keyifli oluyor. En meşhurları:

Lavirotte Binası

– Şehrin en büyülü Art Nouveau binası kabul edilen Lavirotte Binası. Konum için tıklayın.

– Paris metrosunun Hector Guimard imzalı Art Nouveau üslubundaki ikonik “Metropolitain” girişleri tarihi anıt statüsünde.
Abbesses durağı. Konum için tıklayın.
Porte Dauphine. Konum için tıklayın.
Place Sainte-Opportune. Konum için tıklayın.

Fotoğraf Kaynak: www.bouillon-chartier.com

– Büyülü Atmosferleri ile Paris’in Art Nouveau tarzdaki restoranları
Bulyonun icat edildiği esnaf lokantası Bouillon Chartier‘in 1906 tarihli Montparnasse şubesi. Konum için tıklayın.
1906’ya kadar uzanan olağanüstü Art Nouveau çinili duvararı ile ünlü, Les Halles bölgesindeki mahalle bistrosu Poulette. Konum için tıklayın.
Tasarımcı Pierre Cardin’in Art Nouveau dekoratif sanatlarından oluşan kişisel koleksiyonunu içeren Maxim’s. Konum için tıklayın.
Dikkat çekici Art Nouveau freskleri, aynaları, ahşap süslemeleri ve bronz portmantoları olan Vagenende. Konum için tıklayın.
1906’dan kalma, uçuk yeşil ahşap işleri ile öne çıkan Bouillon Racine. Konum için tıklayın.
İnce işçilikli, heybetli maun bir bara, Alfons Mucha’nın çalışmalarından ilham alan cam panellerde ve vitraylı bir tavana sahip Boullion Julien. Konum için tıklayın.
Bir kış bahçesini andıran Beefbar. Konum için tıklayın.
Oyma ahşap işçiliği ve boyalı aynalarla bezeli Le Petit Bouillon Pharamond. Konum için tıklayın.

20. Tekne Turu İle Seine Nehri’nin Tadını Çıkarın

Fotoğraf Kaynak: Bastien / Unsplash

Seine Nehri’nde Tekne Turu

Paris’e ilk kez geliyorsanız şehrin aurasını anlamak, silüetini tanımak, hangi ikonik yapı nerede kestirebilmek adına tam bir Paris klasiği olan Seine Nehri’ne tekne turuna çıkın deriz. Bizce hop-on hop-off üstü açık otobüslerle şehrin içinden geçmektense bu tekne turlarıyla nehirde seyretmek çok daha cazip.

Bateaux Parisiens, Bateaux Mouches, Batobus, Vedettes de Paris gibi birçok tekne turu firması Seine Nehri’nde turlar düzenliyor. Aralarından özellikle önereceğimiz bir tur firması yok. Hepsi aşağı yukarı aynı fiyatlarla, aynı rotayı aynı sürede aynı hizmetler karşılığında yapıyor. Hepsi ortalama 1 saat – 1 saat 15 dakika kadar sürüyor. Hepsinde birkaç dilde (ne yazık ki Türkçe hiçbirinde yok ama İngilizce mevcut.) sesli rehber hizmeti var. Çoğunun ana kalkış durağı Eyfel Kulesi’ne çıkan köprü olan Pont d’Iéna’nın iki yanı. Oraya vardığınızda zaten dikkatinizi çekecektir. Bilet işini önden halletmek için tıklayın.

Elektrikli Sandallar İle Kanal Turu

Klasik tekne turlarına alternatif olarak elektikli sandal kiralamak da bir seçenek. Arkadaş grubunuzla veya iki kişi olarak nehre açılıp daha butik bir deneyim yaşayabileceğiniz bu elektrikli sandalları bir saatten bir güne kadar farklı zaman dilimleri için kiralayabiliyorsunuz. İşin en güzel tarafı bu araçları kullanmak için herhangi bir lisansa sahip olmanız şartı aranmıyor. Sandallar maksimum 5, 7 veya 11 kişi kapasiteli şekilde değişiyor.

Yalnız bu sandallar Seine Nehri’nin sadece Saint Martin Kanalı, l’Ourcq Kanalı ve Bassin de la Villette’i kapsayan 40 kilometrelik su yolunda kullanılabiliyor. Şehrin iç kısımlarına giremiyorsunuz. Yani bu da tekne turu ile gidilen yerleri ve şehrin ikonik yapılarını nehirden göremeyecek olmanız anlamına geliyor. Yine de keyifli bir pazar aktivitesi olarak aklınızda olsun. Daha fazla detayı buradan öğrenebilirsiniz.

21. Bouquiniste’lerde Kitapları Karıştırın

Fotoğraf Kaynak: Céline / Pexels

Paris’in tarihi cafeleriyle meşhur 6. bölgesi olan Saint Germain, aynı zamanda Seine Nehri kıyısındaki kaldırımlarda eski kitapların satıldığı “bouquiniste” denilen sokak kitapçılarıyla da ünlü. Sıra sıra dizilmiş bu bouquiniste’lerde eski kitapları karıştırmak, tek kelime Fransızca bilmiyor olsanız dahi çok keyifli. Ayrıca hepsinde “souvenir” denilen küçük hediyelik eşyalar da bulmanız mümkün.

22. Bir Fransız Gibi Kruvasan-Kahve Kahvaltı Yapın

Nasıl ki bizim kahvaltımız için çay simit eşleşmesi yapıyorsak Fransızlar için de kahve kruvasan eşleşmesi yapsak yeri. Fakat onların kahvaltı anlayışında bizdeki gibi kruvasanla şov yapan kahvaltı tabakları yok. En fazla kruvasanın arasına reçel sürüyorlar, o bile biraz turist işi kalıyor. Veya sade kruvasan yerine en fazla Pain Au Chocolat tercih ediyorlar. Yani bizim kruvasancılarda bulmaya alıştığınız gibi kruvasan üstü lotus kurabiyesi kreması arasında çilek ve muz dilimleri veya kruvasan arası jambonlu, yumurtalı, avokadolu tost gibi uçuk versiyonlar beklemeyin.

Paris’te herhangi bir cafede bulabileceğiniz gibi “boulangerie” denilen fırınlardan hem kahvenizi hem kruvasanınızı al götür yapıp dilediğiniz yerde lüpletebilirsiniz. Buradaki en önemli nokta her boulangerie’nin kruvasanının aynı kalitede olmadığı. Zincir pastanelerden uzak durun, artizanal bir boulangerie bulmaya gayret edin. Yolunuz o taraflara düşerse Du Pain & Des Idées yüzyıllar önceki geleneksel yöntemlerle kruvasan yapan çok meşhur bir fırın. Konum için tıklayın.

23. Cabaret’nin Doğduğu Şehirde Dünyanın En Ünlü Kabarelerini İzleyin


Kabare denilince aklınıza sadece tiyatro performansı geliyorsa sime, payete, kabarık tüylere, transparan kıyafetlere, seksi şovlara hazır olun. Paris’in en dünyaca ünlü ünlü kabareleri Moulin Rouge ve Lido Rio Karnavalı’nın Fransız versiyonu gibi. İster sadece şova, isterseniz yemekli opsiyonlara bilet alabiliyorsunuz.

Lido bilet fiyatlarını ve seçeneklerini öğrenmek için tıklayın.
Moulin Rouge bilet fiyatlarını ve seçeneklerini öğrenmek için tıklayın.
– Daha samili, pulsuz payetsiz, daha çok müzik ya da tiyatro odaklı bir Paris kabaresi isterseniz de Au Lapin Agile var.

Güncelleme: Lido format değiştirmiş, o eski seksi şovları yok. Daha çok müzikal tarzı içerikler sunuyor. 

24. Garnier Operası’nın Programına Bakın

Paris’in ünlü opera binasında bir performans izlemek gerçekten çok ihtişamlı bir deneyim. Nefis bir binada, görkemli bir sahnede, şık Fransızlarla birlike bir bale ya da opera izlemek çok güzel bir akşam olacaktır ama bilet bulması oldukça zor olduğundan haftalar önceden harekete geçmeniz lazım. Operanın programını incelemek için tıklayın. Operaya yer bulamasanız da opera binasının içini ve meşhur merdivenlerini görün deriz. Sadece içerisini gezmek bile insana kendini Operadaki Hayalet temsilinin içinde gibi hissettiriyor.

25. Seine Kenarına Kurulan Geçici Plajlarda Sayfiye Paris’i Görün

Fotoğraf Kaynak: Peter Haas / CC BY-SA 3.0Paris Plages 2013 DSC 0822wCC BY-SA 3.0

Temmuz ve Ağustos aylarında Paris’te belediye sıcaktan bunalmış ve denizi olmayan Parislilere bir kıyak geçiyor ve hem Seine Nehri’nin iki yakasına hem de şehrin kuzey sınırındaki Bassin de la Vilette denilen bölgede Paris Plages adlı yapay plajları kuruyor. Kimisini çimle doldurup palmiyeler ve hamaklarla süslüyor kimisine nehir üstü duba iskeleler kurarak yapay da olsa bir plaj ortamı yaratıyor. Haliyle de yazın bu “plajlar” çok hareketli ve keyifli oluyor.

Aralarından en popüleri şehrin merkezinden ve turistik kalabalıktan biraz daha uzak olan Le Bassin de Villette. Konum için tıklayın.

Ama merkezden kopmak istemiyorum diyecekler için Seine Nehri’nin Pont des Arts’tan Pont de Sully’ye kadar olan kıyı şeridini kaplayan Parc Rives de Seine de şehrin ortasında olması sebebiyle güzel bir seçenek. Konum için tıklayın.

26. Disneyland’da Çocukla Çocuk Olun

Paris’te çocukla yapılabilecek tonla güzel aktivite var ama hiçbiri onları Disneyland kadar tatmin etmeyecektir. Fakat endişe etmeyin çünkü Disneyland bizce büyük küçük herkesin sıkılmadan bir gün geçirebileceği bir yer. Eminiz ki kimi atraksiyonlarda çocuklardan daha çok siz çocuk olacaksınız. Tek sıkıntısı şehrin 30 kilometre kadar dışında olması ve toplam 2 devasa parktan oluştuğu için bir tam gününüzü ayırmanızı gerektirmesi. Devasa bilet kuyruklarında zaman kaybetmeyip hemen eğlenceye atılmak için 1 günlük Disneyland biletinizi mutlaka gitmeden önce almış olun. Elbette gitmeden önce piyasadaki en kapsamlı Disneyland rehberi olduğunu düşündüğümüz Disneyland Paris Rehberi‘mizi okumayı da unutmayın.

27. Vietnam Mutfağını Deneyimleyin

Fotoğraf Kaynak: Thoa Ngo / Unsplash

Nasıl New York ve Londra’ya İtalyan ve Çin kültürleri nüfus etmişse Paris’te de Vietnam kültürünün izleri var.

1858’de Fransa’nı Vietnam’ı kolonize etmesinin ardından iki nüfus arasında bir etkileşim başlamıştı. Birçok Vietnamlı öğrenci Fransa’ya eğitim için gidiyor ve ülkesine döndüğünde çok önemli görevlerde yer alıyordu. Çoğu geri döndüğü için bu Fransa içinde bir kalıcı bir topluluğa dönememişti ama 1. Dünya Savaşı’nda Fransa’nın savaşması için 50 bin Veitnamlıyı ülkesine getirmesi ve daha sonra hayatta kalanların Fransa’ya kalıcı olarak yerleşmesi ile bugün sayısı 100 bini bulan Parisli Vietnamlılar topluluğunun temelleri atılmış oldu.

Bugün şehrin her köşesinde uygun fiyata nefis Vietnam yemekleri yiyebileceğiniz restoranlar bulunuyor. Banh Mi isimli Fransız bagetine Vietnam tarzı iç ile yapılan füzyon bir sandviç var ama bizim önerimiz spring roll, pho gibi klasik Vietnam yemekleri. Bir öğününüzü ayırırsanız pişman olmazsınız! Önerdiğimiz birkaç adresi Paris’te Nerede, Ne Yenir? – Meşhur Restoranlar & Cafeler yazımızda bulabilirsiniz.

BONUS: Paris’te Gece Ne Yapılır

Fotoğraf Kaynak: Riccardo Bertolo / Pexels

– Gecelerin Kalbi Olan Mahelleler: 
Le Marais: Gece takılmak için şehrin en güzel semti açık ara Le Marais. Cool mekanlar, sokaklara taşan insanlar, kokteyl barlar, speakeasyler… İnsanın eve gidesi gelmiyor.
Pigalle: Eskiden şehrin red light district’i olan Pigalle turizmle birlikte çehre değiştirdi ve bir sürü popüler bar açıldı.
Quartier Latin: Şehrin öğrenci mahallesi olduğu için mekanlar daha salaş ve fiyatlar daha uygun. Ortam çok genç.
Tüm mekan önerilerimizi BU YAZIMIZDA bulabilirsiniz.

– Ünlü Kabareler:
Moulin Rouge bileti için tıklayın. Bilet seçeneklerini tıklayacak inceleyebilirsiniz.
Lido bileti için tıklayın.
Cabaret Au Lapin Agile de samimi bir kabare ama diğer ikisindeki gibi bir görsellik, kostümler, danslar beklemeyin.

– Ünlü Garnier Opera’sında Bir Performans Yakalayın: Buradan bilet bakabilirsiniz.

– Roof Top Mekanlarında Şehri Seyrendin: Mekan önerilerimizi BU YAZIMIZDA bulabilirsiniz.

– Guinguette’lerde Fransızlara Karışın: Guinguette’ler 18. yüzyılda ortaya çıkan yemekli, müzikli, danslı, kabare bahçeleri. Tabi şimdilerde yüzyılın trendlerine adapte oldular. En keyifli guinguette’ler Rosa Bonheur ve La Belle de Gabut.

– Seine Nehri’nde Gece Turu Yapın: Paris’in kesintisiz en güzel caddesi Seine Nehri’nde, “Işıklar Şehri Paris”i görmek de çok güzel bir akşam etkinliği. Bu gece gezisi sırasında, Notre Dame de Paris Katedrali, Eyfel Kulesi veya Les Invalides gibi Paris’in başlıca turistik mekanlarını ışıl ışılken göreceksiniz. Bilet için tıklayın.

Biz De Sizi Çok Sevdik, Instagram’a Da Bekleriz

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Biz Evde Yokuz (@bizevdeyokuz)’in paylaştığı bir gönderi

The post PARİS’TE NE YAPILIR – YAPMADAN DÖNMEYİN DEDİĞİMİZ 27 ŞEY appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/pariste-ne-yapilir/feed/ 6
PARİS’TE GEZİLECEK YERLER + HARİTALI GÜNLÜK ROTALAR https://www.bizevdeyokuz.com/paris/ https://www.bizevdeyokuz.com/paris/#comments Fri, 18 Feb 2022 21:01:05 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=84595 İlk gidişlerimde "Paris'i biraz abartmıyorlar mı?" dediysem de Fransa'da yaşadığım iki senenin ardından bugün bana "Avrupa'nın bir başkenti olsaydı neresi olurdu?" diye sorsanız gözüm kapalı Paris derdim. Başkentlerin başkenti Paris'i kolayca gezin diye hem görülmesi gereken yerleri hem de en güzel keyifleri içeren bir rehber hazırladık.

The post PARİS’TE GEZİLECEK YERLER + HARİTALI GÜNLÜK ROTALAR appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Paris gezinizi planlarken ilk okumanız gereken yazımıza hoşgeldiniz. “Aşıklar Şehri”nden tutun da “Işıklar Şehri”ne Paris’e yakıştırılan birçok klişe var. Çoğu şehre ayak basıp da kentsel estetik, yemek kültürü gibi kavramlarla burada tanışan Amerikalı şıpsevdilerin gözünden dünyaya yayılmış etiketler. Paris’e ilk gidişlerimde “Biraz abartmıyorlar mı?” dediysem de, Fransa’da yaşadığım iki senenin ve 6-7 Paris ziyaretinin ardından ben de Parisseverler tarikatına yazıldım ve bugün bana “Avrupa’nın bir başkenti olsaydı neresi olurdu?” diye sorsanız gözüm kapalı Paris derdim.

Bununla beraber Paris’in aşırı romantize edildiği, bunun da yüksek beklentilerle gelenleri hayal kırıklığına uğrattığı da bir gerçek. “Paris Sendromu” olarak tıp literatürüne bile geçmiş, daha çok Japon turistlerde görünen bir rahatsızlık bile varmış! Bazıları öyle hayal kırıklığına uğruyormuş ki her sene Japon konsolosluğu psikolojisi bozulan 20-25 kişiyi eve yollamak zorunda kalıyormuş. Halüsinasyon, baş dönmesi, panik atak ve terleme gibi semptomları varmış. Unutmayın, günün sonun da Paris de bir metropol ve kaldırımlarda köpek kakasından metroda müzede aşırı kalabalıklara tüm büyük şehirlerdeki sıkıntılar burada da mevcut.

Yine de nefis bir şehir. Her köşesi bir hikaye, tarihte iz bırakmış bir köşe taşı… Öyle zengin ki; zaten Paris Gezi Rehberi‘mizi detaylıca inceleyecek olursanız şehri bir ay gezseniz bile yine de bitireyeceğinizi fark edersiniz. Biz bir an önce şehre karışıp “Parizyen” keyiflerin tadını çıkarmaya başlamanızı isteriz ama şehrin Eyfel Kulesi’nden Louvre Müzesi’ne o kadar çok görülmesi gereken yeri var ki, sıra ancak üçüncü, dördüncü günde sefa yapmaya geliyor. Hep bir şeyler daha görme telaşı içinde oluyorsunuz. O yüzden önerimiz Paris geziniz için idealinde 1 hafta – 10 gün, minimumda ise 4 gün ayırmanız.

Sizin için hem şehrin keyfileri hem de demirbaşlarını kapsayan rotalar hazırladık. Kolaylık olması için Paris planını günlere bölerek anlattık ama tabi ki siz her zaman yap boz gibi parçaları kendiniz birleştirebilirsiniz. Bon voyage!

Not: Instagram’da paylaştığımız Paris hikayelerimizin linki burada.

Fotoğraf Kaynak: Alex Azabache / Pexels

Paris Seyahati Planlaması – Gitmeden Önce

Paris’e Nasıl Uygun Fiyatlı Uçak Bileti Bulurum?

Paris’e uçakla geldiğinizde ya şehrin kuzeyinde kalan Paris Charles de Gaulle Havalimanı’na ineceksiniz ya da güneyinde kalan Orly Havalimanı’na. Her şekilde uçak biletinizi almadan önce mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz.

– Paris Charles de Gaulle Havalimanı’na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN.
– Orly Havalimanı’na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN.


Havalimanlarından Şehre Ulaşım

Charles De Gaulle Havalimanı’ndan şehre varış için en pratik yol RER treni. Otobüs de var. Orly Havalimanı’ndan şehre varış için en pratik yol ise önce Orlyval treni sonra RER’e binmek.

Eğer toplu taşımayı pas geçmek isterseniz önden taksi rezervasyonu da yapabilirsiniz. Özellikle kalabalık bir grupsanız böylesi daha bile indirimli opsiyon olabilir. Bu sistemle şehre gelmeden rezervasyonunuzu oluşturuyorsunuz, sürücünüz uçağınızı takip ederek çıkışta sizi bekliyor. Havaalanı taksinizi online rezerve etmek için tıklayın.


Paris’e Ne Zaman Gidilir?

– Sonbahar: Şehrin en yoğun sezonu okula dönüş anlamına gelen sonbahar. Bu dönem Noel’in yaklaştığı, tiyatroların, konserlerin full çektiği dönem. Bir yandan da hem şehrin folyaj dönemi, hem de sıcaklıkların bol bol yürümek için ideal olduğu zaman.

– İlkbahar: Sonbahar gibi sıcaklıkların bol bol gezmeye müsait olduğu keyifli bir dönem. Özellikle de Mart ayındaki manolya mesvimine veya Nisan ayındaki kiraz ağacı dönemine denk gelirseniz şehrin pembelere büründüğü harika kareler yakalarsınız.

– Yaz: Sıcaklıkların yüksek olduğu, okullar tatilde olduğu için şehrin neredeyse yarısının Paris’te değil Fransa’nın güneyinde olduğu, şehrin turistlere kaldığı ama yine çok kalabalık olduğu dönem.

– Kış: Şehri gezmenin en elverişsiz olduğu, havaların buz kestiği dönem. Strasbourg veya Colmar gibi Noel pazarları ile de ünlü olmayan bir şehir olduğu için kışın Paris’in bir esprisi yok. Bizce diğer seçenekler arasında son tercih.


Paris’e Ne Kadar Zaman Ayırmalı?

Bizce Paris’e en az bir hafta ayırmak lazım. 3 gece 4 gün süren bir program ne şehrin keyfini çıkarmak ne de görülecek yerleri hakkıyla gezmeye yeterli gelmeyecektir. Bir de çocuğunuz varsa şehrin dışındaki Disneyland‘e gidip gelmek bile bir gününüzü yiyecek. O yüzden en az 1 hafta kalmayı hedefleyin.

Paris’te Yapmadan Dönmeyin Dediğimiz 27 Şey yazımıza da bakmanızı öneririz.


Paris’in Hangi Bölgesinde Konaklamalı

Harita Kaynak: wikipedia.org

– Merkezi & Turistik: Gezeceğiniz her yerin göbeğinde olan Paris’in 1. bölgesi yani Louvre en turistik yeri. Merkezi olması güzel ama bizce hissiyat olarak çok daha keyifli mahalleleri var. Eyfel Kulesi’nin bulunduğu 7. yani Palais Bourbon ve Zafer Takı’nın bulunduğu 8 bölge L’Elysee de yine en merkezi ve turistik yerleri. Buralarda fiyatların yüksek olmasını bekleyebilirsiniz.

Louvre otellerini incelemek için tıklayın.

Palais Bourbon otellerini incelemek için tıklayın.

L’Elysee otellerini incelemek için tıklayın.

– Favorimiz: Le Marais bizim konaklamayı en sevdiğimiz yer. Genç Parislilerin takıldığı, galeriler, butikler, güzel restoran ve barlarla dolu Paris’in en hip mahallesi. “İşte Paris, işte yaşamak!” diyeceksiniz. Özellikle de gezinizi bitirip mahallenize döndüğünüzde bir sürü yaşayan mekan görmek, uğraşmadan güzel restoranlara ulaşabilmek, günü bitirmeden bir şeyler içmek için ideal. Geceleri yorgunluktan bitap düşmüş bir şekilde Le Marais’ye dönmemize rağmen sokakları görünce eve gitmekten vazgeçip bir yerlere oturuyorduk.

Le Marais otellerini incelemek için tıklayın.

– Uygun Fiyatlı:  5. bölge olan Latin Mahallesi de Paris’in öğrenci bölgesi olduğundan konaklama için nispeten uygun yerlerden. Ama öğrenci işi olduğu için tam o Paris havasına giremiyorsunuz. Alternatif olarak biraz daha az merkezi olan 18. bölge Montmartre, 9. bölgenin Montmartre ile sınırı olan kısmı Pigalle ve 17. bölgedeki Clichy Meydanı çevresi Paris’in konaklama için uygun fiyatlı, hip ve canlı bölgelerinden.

Latin Mahallesi otellerini incelemek için tıklayın.

Montmartre otellerini incelemek için tıklayın.

Pigalle otellerini incelemek için tıklayın.


Paris’de Seçtiğimiz Oteller & Evler

Paris’te her bütçeye uygun bir konaklama opsiyonu var. Ayrıca Paris’in genelinde otel kadar ev tutmak daha yaygın. Özellikle de 4-6 kişilik bir ekipseniz çok güzel ve uygun fiyatlı seçenekler var. Biz sizin için birkaç otel seçtik. Ayrıca bölge bölge önerilerimizi verirken ilgili kısıma otel ve daire önerilerimizi de ekledik. Onları da rehberin devamında bulabilirsiniz.

J.K. Place Paris $$$

7. bölgede, kapalı yüzme havuzu, fitness merkezi, hamam ve restoranı bulunan keyifli bir otel seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN.

The Hoxton $$

Uluslararası butik ve trendy bir otel zinciri olan The Hoxton, 2. bölgedeki merkezi konumu ile şehrin şehrin en hip ve modern otellerinden. 18. yüzyıldan kalma büyük bir malikanenin otele dönüştürülmesi ile hizmet veriyor. İncelemek için TIKLAYIN.

Le Marais’de Balkonlu Daire $


3. bölgede yani şehrin konaklamak için en sevdiğimiz yeri Le Marais’de, 2 kişilik, banyolu ve şirin balkonlu bir kiralık daire seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN.

Boutik Boheme Le jardin Montmartre $

18. bölge olan Montmartre’da, Sacré-Coeur Bazilikası’na çok yakın mesafede, 2 kişilik, 1 yatak odası, 1 banyo, tam donanımlı mutfak, bahçe manzaralı veranda bulunan daire seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN.

Aşağıdaki bağlantıdan Paris’deki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz.

– Paris’deki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN.

Fiyat karşılaştırmalarını kişi başı maliyetlere göre yapıyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için ev kiralamak daha avantajlı oluyor. Ayrıca daha fazla Paris oteli önerisi için PARİS’TE NEREDE KALINIR – PARİS OTELLERİ yazımız da var. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz.


Paris’teki En Favori 5 Deneyim

1. Seine Nehri’nde bir saatlik bir tekne turuna çıkmak.
2. Disneyland’e de bir gün ayırmak.
3. Eyfel Kulesi’ne çıkıp şehre kuşbakışı bakmak.
4. Louvre Müzesi’ni gezip tarihte kaybolmak.
5. L’Arch de Triomphe’un tepesinden güneşi batırmak.


5 Dolar Hediyeli eSIM İle Uygun Fiyatlı İnternet

Fransa’da seyahat ederken, internet kesin en önemli ihtiyaçlarınızdan olacak. eSIM teknolojisi sağolsun artık ne telefonumuza yerel SIM kart almak ne hattımızı yurt dışında açmak ne de WiFi aramak zorundayız. Roamless da eSIM dünyasına oldukça yenilikler getirmiş bir seçenek. Yola çıkmadan Roamless eSIM’ini tek seferlik telefonunuza indiriyorsunuz, gittiğiniz her ülkede sıfırdan işlem yapmanıza gerek olmuyor. Siz sadece 180’den fazla yer arasından seyahat edeceğiniz ülkeyi seçip ihtiyacınıza göre bakiye yüklemesi yapıyorsunuz.

Roamless’ın en güzel avantajlarından biri, sabit planlar veya bakiyenin son kullanma tarihinin olmaması. Bu sayede dilediğiniz zaman yükleme yapabiliyorsunuz. Üstelik Avrupa’daki fiyatları, diğer eSIM sağlayıcılarına göre daha uygun. Güzel bir haber daha verelim; BIZEVDEYOKUZ kodu ile $5 ücretsiz kredi kazanabiliyorsunuz! Bu kredi, Fransa gibi popüler destinasyonlarda 2 GB’dan fazla internete tekabül ediyor. Fransa’daki Roamless fırsatlarını incelemek için TIKLAYIN. 


Araba Kiralamak Gerekir Mi?

Paris’te araç bir lüks değil bir yük. Sakın kiralamayın. Toplu taşıma ile şehrin her yerine kolayca ulaşabiliyorsunuz. Arabalara park yerleri bulmak hem çok zor, hem de aşırı pahalı. Yine de Paris’ten çıkıp başka Fransız şehirlerini de kapsayan bir tur düşünüyorsanız araba kiralamayı değerlendirebilirsiniz. Paris’ten uygun fiyatlı araç kiralamak için TIKLAYIN.

Paris’e Gelmeden Önce Bilmeniz Gerekenler: Bütçe, Ulaşım, Vb…


Paris’in pahalı bir şehir olduğunu duymuşsunuzdur. Günlük ne kadar harcarsınız, ortalama fiyatlar nasıl merak ediyorsanız Paris Gezi Rehberi‘mizin altındaki info kısmını okumayı unutmayın.

Keza havalimanından şehre nasıl gelinir, şehir içinde gezmenin en pratik ve hesaplı yolu nedir, Paris’teki hangi önemli etkinliğe denk geliyorsunuz gibi faydalı bilgileri de orada bulacaksınız.

Paris’te Gezilecek Yerler Haritası

Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz.

Gezilecek Yerler

  1. Trocadéro Meydanı
  2. Atlıkarınca
  3. Eyfel Kulesi
  4. Pont d’Iéna
  5. Champ De Mars
  6. Alexandre III Köprüsü
  7. Montaigne Caddesi
  8. Champs Élysée
  9. Lido
  10. Zafer Takı
  11. Louvre Müzesi
  12. Arc de Triomphe du Carrousel
  13. Orangerie Müzesi
  14. Jeu de Paume
  15. Palais-Royal
  16. Galerie Vivienne
  17. Galerie Véro-Dodat
  18. Concorde Meydanı
  19. Place Vendôme
  20. BNF Richelieu Site
  21. Palais Garnier
  22. Galeries Lafayette
  23. Printemps Haussmann
  24. Saint Germain
  25. Pont des Arts
  26. Orsay Müzesi
  27. Notre Dame Katedrali
  28. Ile de la Cite
  29. Île Saint-Louis
  30. Shakespeare And Company
  31. Sainte Şapeli
  32. Conciergerie
  33. Pont Neuf
  34. Hôtel de Ville
  35. Le Marais
  36. Place des Vosges
  37. Merci
  38. Musée des Arts et Métiers
  39. Carnavalet Müzesi
  40. Picasso Müzesi
  41. Victor Hugo Evi
  42. Rodin Müzesi
  43. Montmartre
  44. Sacré Coeur
  45. Moulin Rouge
  46. Ressamlar Tepesi
  47. The Wall of “I love you”
  48. Sinking House
  49. Musée de Montmartre
  50. Père Lachaise Mezarlığı
  51. Komünarlar Duvarı
  52. 1. Dünya Savaşı Anıtı
  53. Centre Pompidou
  54. Latin Mahallesi
  55. Panthéon
  56. Sorbonne
  57. Lüksemburg Bahçesi
  58. Saint-Martin Kanalı
  59. Les Invalides
  60. Grand Palais
  61. Petit Palais
  62. Palais de Tokyo
  63. Bastille Meydanı
  64. Boulogne Ormanı
  65. Vincennes Ormanı
  66. La Défense Büyük Kemer

Yeme-İçme

  1. Girafe Restaurant
  2. G20 Süpermarket
  3. Le Relais de l’Entrecôte
  4. Le Relais de Venise
  5. Angelina
  6. Verjus
  7. Cédric Grolet Opéra
  8. Coco Paris
  9. Café de Flore
  10. Les Deux Magots
  11. Les Antiquaires
  12. Odette
  13. Restaurant L’Ange 20
  14. Marché des Enfants Rouges
  15. Le Caveau de la Huchette
  16. Du Pain et des Idées
  17. Le Comptoir Général
  18. Holybelly
  19. Gravity Bar
  20. Marrow
  21. Le Syndicat
  22. Pavillon Puebla

1. Gün: Paris’in İkonlarını Keşfederek Başlayın

Nasıl Planlamalı? Paris’teki ilk gününüzü sizi hemen şehrin en ünlü simaları olan Eyfel Kulesi, Zafer Takı ve Champs Élysée ile tanıştırıyoruz. Böylece tek kalemde şehrin ikonlarına tik atmış olursunuz. Ne kadar vaktinizin olduğuna ve önceliklerinize göre bu programı isterseniz tekne turu veya Eyfel altında bir piknik ile süsleyebilirsiniz.

1.1 Eyfel Kulesi’ni Trocadéro Meydanı’ndan Selamlayarak Gezinize Başlayın

Trocadéro Bahçeleri’nden

Paris’i gezmeye tabi ki Fransa’nın sembolü haline gelen Eyfel Kulesi’nden başlıyoruz.

Trocadero Meydanı – Fotoğraf Kaynak: Christophe Schindler / Pixabay

Direkt kulenin ayağına gitmektense 6 ya da 9 numaralı metroya binip önce Eyfel Kulesi’ni karşıdan gören ve dünyanın en çok fotoğraflanan meydanlarından biri olan Trocadéro Meydanı’na gelin. Trocadéro Meydanı sağlı sollu çevreleyen yapı Chaillot Sarayı. İsterseniz burada Eyfel’e karşı bir kahve içebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

Meydandan Eyfel’e kadar devam eden Trocadéro Bahçeleri’ni yürüyün. Burasının eğimli yapısının yarattığı perspektifi sayesinde insanların kolu bacağı girmeden güzelce Eyfel fotoğrafları çekme şansınız olur. Sonra boş fotoğraf yakalamak zor olacak. Ayrıca Eyfel’e yürürken köprü vasıtasıyla Seine Nehri’ni geçeceksiniz. Karşıya geçmeden önce nehir kenarında arkada insan olmadan tekrar kuleyi görüntüleme şansınız olacak. Köprüyü geçer geçmez de Eyfel Atlıkarıncası’nı göreceksiniz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

Girafe Restaurant: Chaillot Sarayı içindeki Girafe isimli restoranın terasında otururken Eyfel Kulesi ile neredeyse karşılıklı yemek yiyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Turistler arasında Paris’in en çok talep gören restoranlarından birisi. Hem şık, hem leziz, hem de manzaralı. En iyi zamanı, güzel havalarda güneş batmadan hemen önce. Ancak bir masa kapmak için haftalar öncesinden rezervasyon yapmanız lazım. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

1.2 Paris’in Demir Lady’si Eyfel Kulesi’ne Çıkmak Ya Da Çıkmamak?

Zafer Takı’nın terasından çektik

1889’da inşa edildiğinde Parisliler Eyfel Kulesi’ni bir çirkinlik abidesi olarak görmüş. Kimisi onu devasa bir sokak lambasına kimisi fabrika bacasına benzetmiş. 🙂 Paris’in silüetini bozacağı düşünülerek bir imza kampanyası başlatılmış ama kuleden kurtulmayı başaramamışlar. Şimdi eski topraklardan hala çatlak sesler yükselse de genelde Fransızlar arasında bir gurur kaynağı olarak görülüyor.

Eyfel Kulesi’ni ziyaret ederken iki seçeneğiniz var: Uzaktan seyretmek ve üzerine çıkmak. Uzaktan seyretmek maliyetsiz ve kuyruksuz. Ve bizce içinde Eyfel Kulesi görünen şehir manzaraları daha çok güzel. O yüzden bizim tavsiyemiz Eyfel yerine L’Arc de Triomphe’un terasına çıkmanız. Ama gelişken Fransa’nın ikonun üzerinden Paris’i seyretmek isterseniz de biletinizi önden önden almanız ve uzun kuyruklara razı olmanız lazım.

Zirveye ve ara katlarına çıkış ayrı biletlendiriliyor. Ayrıca onların fiyatları da merdiven ya da asansör kullanmanıza göre değişiyor. Fikir olsun diye sadece sadece birkaç biletin fiyatını yazıyoruz ama tüm bilet çeşitlerini ve fiyatlarını Eyfel Kulesi – Biletler & Fotoğraflamak İçin En Güzel Noktalar yazımızda bulabilirsiniz.

Asansörle sadece ara katlara çıkış için yetişkin bilet fiyatı: 23,10€
Asansörle zirveye çıkış için yetişkin bileti: 36,10€

ÖNEMLİ!
– Biletinizi mutlaka önden önden alın! Sakın son dakikaya bırakmayın!
– Yüksek sezonda kuyruklar saatler sürebiliyor. Sabah erken gelirseniz daha az beklersiniz.
– Ben hiç sıra beklemek istemiyorum derseniz, 1, ve 2. katlara üstüne biraz daha para verirseniz zirveye de direkt geçiş hakkı veren bu bileti alabilirsiniz.

Rue de l’Université

Not: Eğer güzel Paris sokaklarıyla Eyfel Kulesi’ni çekmek isterseniz Eyfel Kulesi – Biletler & Fotoğraflamak İçin En Güzel Noktalar yazımızdaki Rue de l’Université de hemen burada. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

1.3 Paris’e İlk Defa Gelenleri Bir Seine Nehri Turuna Çıkartalım

Fotoğraf Kaynak: Bastien / Unsplash

Bir Paris klasiği Seine Nehri’ne tekne turuna çıkıp şehri içinize çekmek. Biz genelde bu tip tekne turlarını pek turistik bulup sevmeyiz ama şehre ilk kez geliyorsanız ve hava müsaitse şehrin dokusunu görmek ve neyin nerede olduğunu aşağı yukarı anlamak teknelerle Seine Nehri’nde turlamak çok keyifli oluyor. Yani bu turun yeri çok ayrı.

Bateaux Parisiens, Bateaux Mouches, Batobus, Vedettes de Paris gibi birçok tekne turu firması Seine Nehri’nde turlar düzenliyor. Çoğunun ana kalkış durağı Eyfel Kulesi’ne çıkan köprü olan Pont d’Iéna’nın iki yanı. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

Tüm tekneler aynı fiyatlara yaklaşık 1-1,5 saatlik paket bir gezi güzergahı sunuyor. Seine Nehri’nde 1 saatlik bu tura bilet alarak işinizi önden halletmek için tıklayın.

1.4 Champ De Mars’ta “Sante!”

Eğer “Benim için Eyfel’i seyretmek yeterli” derseniz de en keyifli seçenek piknik malzemelerini kapıp Champ de Mars’a gelen Parislilere katılmak. Fotoğrafta gördüğünüz gibi burası kulenin hemen altında kocaman bir yeşil alan. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

Layığı ile bir Fransız pikniği için “Fromagerie”den (Peynirci) munster ve brie peynirleri almak, “Boulangerie”den (Fırın) artizanal bir ekmek kapmak güzel olurdu ama eğer önden hazırlık yapamazsanız yakında G20 isimli bir süpermarket var. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

Not: Eğer “Piknik ciddi bir keyif işidir, öyle geçiştirmeye gelmez” derseniz, En Meşhur Fransız Peynirleri & Şarküteri Ürünleri sizi bekler.

1.5 İhtişamı İle Göz Kamaştıran Alexandre III Köprüsü & Lüks Alışverişin Merkezi Avenue Montaigne

Eyfel’den sonra asıl hedefimiz bugüne Champs Élysée’yi ve Zafer Takı’nı sıkıştırmak. Yani enerjiniz ya da vaktiniz yoksa III. Alexandre Köprüsü’nü de görmek için diğerlerini ıskalamaya değmez.

Altın kaplama melekleri, perileri ve kanatlı atları ile Beaux-Arts tarzı olan köprü, 1896 ile 1900 yılları arasında inşa edilmiş. Köprüye ismini veren hükümdar bir Fransız kralı değil, bir Rus çarı. 1892’de Fransız-Rus İttifakını imzalayan Çar III. Alexander’a ithaf edilen köprü hemen yakınlardaki Grand Palais ve Petit Palais ile birlikte 1900 yılındaki Dünya Fuarı için açılmış. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

Fotoğraf Kaynak: CeletteAvenue Montaigne, Paris 8eCC BY-SA 4.0

– Avenue Montaigne: Köprüye geldiyseniz sıradaki maddede bahsedeceğimiz haute couture’ün (high fashion) kalbi Montaigne Caddesi’ne de uğrayarak Champs Élysée’ye, oradan da Zafer Takı’ına çıkabilirsiniz. Lüks markaların mağazalarının sıralanması bakımından Champs Élysée’yi sollayan, onu enine kesen bir ana cadde. Louis Vuitton, Dior, Chanel, Fendi, Valentino, Ralph Lauren, Yves Saint Laurent, Gucci, Chanel, Prada, Chloe, Giorgio Armani, Versace ve Dolce & Gabbana gibi haute couture konusunda ünlü sayısız mağaza bu caddede kümeleniyor. Paris’in 1900’lerin başından beri en prestijli oteli olan, Instagram’dan tanıdığınız Plaza Athénée de burada. Hatta caddenin lüks bir alışveriş yerine dönüşmesi bu otelin sayesinde olmuş. Otel müşterileri hedefleyen Christian Dior buradaki ilk mağazayı açmış. Kendisi de sık sık otelde takılırmış. Otelin içinde bir çok defile ve oda çekimi de yapmış. İzinden diğer markalar da gelince Montaigne ‘Avenue of Fashion’ olarak anılmaya başlamış. Alışverişe merakınız yoksa bile buraları yürümek, havasını solumak keyifli oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

1.6 Şehrin Atardamarı Champs Élysée (Şanzelize) & Rio Karnavalı’nın Fransız Versiyonu Lido Şov 🙂

Fotoğrafı Arch de Triomphe’dan çektik

Sıra geldi şarkılarla, filmlerle dillere pelesenk olmuş bir diğer Paris ikonu olan Champs Élysée’ye. Birçok Fransız moda markasının ana binası, şık restoranlar ve oteller ya Şanzelize üzerinde ya da onu kesen sokaklarda köşe kapmış olduğu için kulaklarda lüks bir yer olarak eko etse de bizce pek de öyle büyülü bir yer değil. Neticede şehrin içinden geçen 8 şeritli dev bir bulvardan bahsediyoruz, ne kadar keyifli olabilir ki? Ayrıca bizce pek göz alıcı da değil. Mc Donalds da var, H&M de. Yani her şehirde olan turistik bir ana caddelerden birisine benziyor. Alışveriş için de, takılmak için de şehrin çok daha keyifli köşeleri var ama şehrin en meşhur yerlerinden biri olduğu için illa buraya bir ayak basmak isteyeceksinizdir. Zaten Zafer Takı da burada olduğu için her şekilde yolunuz Şanzelize’ye düşecek. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

Lido: Bildiğiniz üzere “cabaret” Paris’te icat edilmiş. Dünyanın en ünlü 2 kabaresi de burada. Birincisi tabi ki Moulin Rouge, diğeri de Champs Élysée’nin üzerindeki Lido. Kabare deyince aklınıza Haldun Tanerli Zeki Alasyalı Devekuşu Kabare geliyorsa kemerlerinizi bağlayın çünkü burada izleyecekleriniz güzel kadınlar, pırıltılı kıyafetler, heykel gibi erkekler, seksi şovlar ile çok daha libidoyu roketleyen cinsten. Evet çok turistik, içeride bir tek Parisli bile görmeyeceksiniz ama bizce görülesi bir tecrübe. Zaten 21’de başladığı için şova giderek başka bir şeyi de kaçırmıyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

Güncel Not: Lido artık Kabare şovlarından ibaret bir programa sahip değil. 2022 yılında tamamen el değiştirdi. Lido 2 Paris adını alan mekanda daha çok Broadway tarzı müzikaller programda. Yani kabare şovları artık yok diyebiliriz.

Le Relais de l’Entrecôte: Bir Le Relais de l’Entrecote efsanesi yayılmış, her Paris’e gidene mutlaka git diye tembihleniyor. Bu et restoranının önünde insanlar kuyruk oluyor, aç aç saatlerce bekleniliyor… Bize sorarsanız etinin yumuşak olması güzel ama pek de özel değil. Üzerindeki sos olmazsa ne kadar güzeldir tartışılır. Sosuna lafımız yok da neticede burası Paris, o kapıdaki kuyruğu beklemeden de aynı lezzetle yemek yiyeceğiniz tonla yer var. Yine de kendi notunuzu vermek isterseniz ilk şubesi, has Le Relais de l’Entrecôte burada. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

Onun yerine rakibi Le Relais de Venise’i düşünebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

1.7 Gün Batımınında Paris’i Zafer Takı’nın (L’Arc de Triomphe) Terasından Seyredin

Fotoğraf Kaynak: Cyril Mazarin / Unsplash

Paris’e kaçta ayak basıp, kaçta kendinizi sokağa atabilirsiniz bilmiyoruz ama kendinizi gün batmadan biraz önce Zafer Takı’na varacak şekilde planlayın ki terasından manzarayı kaçırmayın. Paris’in en önemli ikonlarından birisi olduğu için mutlaka burası da kalabalık olacaktır. Biletinizi online olarak alarak hem uzun kuyruklarda beklemekten kurtulabilirsiniz, hem de yerinizi garantiye alırsınız. Zafer Takı biletinizi buradan alabilirsiniz.

Napolyon Bonapart, Austerlitz savaşında galip gelen Fransız askerlerine evlerine zafer taklarının altından geçerek döneceklerini vadetmiş ve bugünkü Paris’in yaratıcısı kabul edilen Georges Eugène Haussmann’a  tagın yaptırılmasını emretmiş. İç ve dış yüzeyinde Fransa zaferleri ve Fransız generallerinin isimleri yazılı. I. Dünya Savaşı sonrası 1920’de, tarih boyunca Fransa için ölen tüm askerleri temsil etmesi için takın altına meçhul askerin mezarı yerleştirilmiş.

Takın terasından manzara. Birazdan şehir ışıkları yanacak ve daha da güzel olacak.

Napolyon 1821’de sürgünde bulunduğu Atlantik Okyanusu’ndaki St Helena Adası’nda öldüğünden yapımı anca 1836’da biten takın altından geçmek kendisine nasip olmamış. Güç kazandıkça Fransa’yı zirveye taşıyan bir imparatordan bir despota dönüştüğünden ilahi adalet ediyoruz. Ama 1840’ta mezarının Paris’e taşınmasına karar verilmiş ve takın altından geçirilerek şehre getirilmiş.

Konu Fransız milliyetçiliğine delmişken ufak bir yarıştan da bahsedelim. 50 metre yüksekliği ile Zafer Takı yapıldığı dönemde dünyanın en büyük zafer takıymış. Daha 1938’de Meksika’da 67 metrelik ve 1982’de Kore’de 60 metrelik zafer takları yapılmış. 1989’da Fransızlar geride kalmayıp Champs Elysee’nin diğer ucundaki La Defense’a 110 metrelik Grande Arc’ı yaptılar. Onu da Zafer Takı’nın terasından görüyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

1.8 Bu Bölgelerden Önerdiğimiz Oteller ve Daireler

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/HotelPlazaAthenee

Yukarıda size ağırlıklı olarak 8. ve 7. bölgeleri gezdirmiş olduk. Bu bölgeler gezmek için çok güzel bölgeler olsalar da ağırlıklı olarak yüksek bütçeli otellerin kümelendiği yerler olduklarından sadece balayı çiflerine tavsiyemiz olur. Eğer bu bölgelerde konaklamak isterseniz aşağıya birkaç öneri bırakıyoruz.

Plaza Athénée $$$: 8. bölgedeki Avenue Montaigne’de bulunan lüks otel Influencer’larca dünyanın en çok fotoğraflanan otellerinden biri. 1911 tarihli Plaza Athénée Parizyen tarzı, Art-Deco üslubu ile oldukça zarif ve şık bir konaklama opsiyonu. Otelin en meşhur kısmı Eyfel Kulesi’ni harika bir açıdan gören, dekorasyon olarak hiçbiri birbirinin aynı olmayan Fransız balkonlu odaları ve “Le Cour Jardin” isimli, kırmızı tenteli avlusu.

Le Narcisse Blanc $$: 7 bölgede, sade ve şık odaları olan, her gün açık büfe kahvaltı sunan, havuzlu ve saunalı bir Spa oteli seçeneği.

Résidence Charles Floquet $: 7. bölgede, Eyfel Kulesi manzaralı, mutfaklı, balkonlu, yüksek tavanlı ve şömineli daireleri olan bir apart otel seçeneği.

Home Suite Home Pigalle Saint-Lazare $: 8. bölgede toplam 6 kişinin konaklamasına olanak veren, tam donanımlı bir daire seçeneği.

2. Gün: Louvre & Tuileries Bahçeleri

Nasıl Planlamalı? İkinci günü de Paris’in demirbaşlarının kovalayarak geçireceğiz. Öncelikli hedefimiz Louvre Müzesi + Tuileries Bahçeleri + Opera bölgesini görmek. Araya yakınlardaki birkaç şeyi daha sıkıştırabilirsek ne âlâ. Alternatif olarak Louvre Müzesi + Tuileries Bahçeleri + St Germain de yapabilirsiniz.

1. bölgeden yukarı doğru devam ederseniz otomatik olarak 9. bölgeye yani Opera bölgesine bağlanıyorsunuz. Günün yarısını Louvre ve çevresine ayırdıktan sonra yarısını da bu bölgeye ayırabilirsiniz. Bu bölge aynı zamanda gurme restoranların yer aldığı, Boulevard Haussmann’da ünlü alışveriş merkezi Galeries Lafayette’in ve Grand Boulevards’da tarihi pasajların kümelendiği bölge.

2.1 Sanat & Medeniyetler Tarihinin En Önemli Eserlerinin Evi: Louvre Müzesi (Musée du Louvre)

Fotoğraf Kaynak: TRAVEL BLOG / Pexels

Bir kraliyet sarayının dönüştürülmesi ile oluşturulan Louvre hiç şüphesiz dünyanın en ünlü müzesi ve Paris’in de en önemli duraklarından biri. Aklınıza gelen neredeyse her büyük ustanın burada en az bir başyapıtı var. Aynı zamanda medeniyetler tarihinin en önemli eserlerinden bazıları da burada.

Louvre için ne kadar zaman ayırmalı? Sergilenen 35 bin eserden her birin önünde birer dakika geçirirseniz müzenin tam turu anca 64 günde bitiyor. Yani Paris’e birkaç günlüğüne gelmişken müzeyi “hakkıyla gezmek” diye bir şey söz konusu değil. Bizim önerimiz bir tam gününüzü müzeye ayırmanız ama 3-4 günlüğüne Paris’e gelmiş birisinin Louvre’a ayıracak o kadar vakti olmayacaktır. O yüzden hiç içimize sinmeye sinmeye minimum 3 saat ayırın diyoruz.

Mutlaka görülmesi gereken eserler & tüyolar: Louvre Müzesi’ni en verimli şekilde gezebilmeniz için bir Louvre Müzesi Gezi Rehberi hazırladık. Kaçırmamanız gereken başyapıtları ve turunuzu planlamanız için gerekli tüyolarımızı o yazımızda bulabilirsiniz. Gitmeden önce mutlaka okuyun. Yazımızda geçen eserleri ziyaret etmeniz çok yaymazsanız 3-4 saat civarında sürer.

Önemli! Mutlaka biletinizi Fransa’ya gelmeden alın. Müzenin biletleri günler öncesinden tükeniyor. Louvre Müzesi Biletinizi buradan hemen alabilirsiniz. Fazla zamanınız yoksa en önemli eserleri gezdiren bir rehberli tura da katılabilirsiniz. Louvre Müzesi başyapıtlar turuna bilet almak için tıklayın.

Müze, salı günleri hariç her gün 09.00 – 18.00 saatleri arasında açık. Her ayın ilk cumartesi günü kalıcı sergilere giriş, yerli-yabancı fark etmeksizin herkes için ücretsiz. 1 Ocak, 1 Mayıs  25 Kasım, ve 11 Kasım tarihleri gibi önemli bazı günlerde ise müze tamamen kapalı. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

– L’Arc de Triomphe du Carrousel: Louvre Piramidi’nin hemen karşı hizasında, Tuileries Bahçesi’nin girişinde konumlanan L’Arc de Triomphe du Carrousel, Champs-Élysées’deki L’Arc de Triopmhe ve La Défense’daki Grande Arc’a uzanan tarihi eksen üzerinde bulunan üç taktan biri. Korint düzeninde Neoklasik mimari üslubunda inşa edilmiş olan tak, Napolyon’un askeri zaferlerini ölümsüzleştirmek adına 1806 ve 1808 yılları arasında inşa edilmiş. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

2.2 Kralın Arka Bahçesi: Tuileries Bahçeleri (Jardin des Tuileries)

Jardin des Tuileries için “Kralın arka bahçesi” deniyor. Gerçekten de bir zamanlar Louvre’un devamı niteliğindeki Tuileries Sarayı’nın arka bahçesi olan Tuileries Bahçeleri bugün ikonik Nil yeşili sandalyelerinde keyif yapabileceğiniz, şehrin en gözde yeşil alanı. Çeşmeler, havuzlar ve Maillol, Rodin ve Giacometti heykelleriyle dolu, 28 hektarlık bir alana yayılan bahçe 1664 yılında Versailles Sarayı’nın bahçelerinin de peyzaj mimarı olan André Le Nôtre tarafından tasarlanmış.

Jardin des Tuileries’de yazın Haziran – Ağustos ayları arasında ve Noel’de “Fête des Tuileries” kapsamında bir lunapark kuruluyor. Sadece sıradan bir turist aktivitesi değil her yaştan Parisli için her sene dört gözle beklenen geleneksel bir şehir klasiği. Özellikle yakalarsanız dönen salıncağa binmenizi tavsiye ederiz. Çünkü salıncaktan Concorde Meydanı, Seine Nehri, Orsay Müzesi, Louvre Müzesi ve tabii ki Tuileries Bahçeleri’nin kuşbakışı gören harika bir manzaraya doyabiliyorsunuz.

Tuileries’in havuzlarında maket gemi yüzdürmek “Petit Bateau” 150 yıllık bir Paris geleneği. Louvre’da sabırlı davranan çocukluları ödüllendirmek için ideal.

Paris’te 2 haftanız yoksa yetişmeyecektir ama Tuileries Bahçe’sinde iki müze bulunuyor:

Fotoğraf Kaynak: I, SailkoClaude monet, Ninfee e Nuvole, 1920-1926 (orangerie) 00CC BY-SA 3.0

Musée de l’Orangerie: ♡ Nefis bir Empresyonist koleksiyona sahip. Paul Cézanne’lar, Henri Matisse’ler, Amadeo Modigliani’ler, Pablo Picasso’lar, Pierre-Auguste Renoir’lar… Koleksiyonundaki en önemli yer Monet’nin meşhur nilüferlerinin dev boyutlu bir versiyonunun bulunduğu oval oda. Monet resimlerini sergilemek için bu oval odayı bizzat kendisi tasarlamış. En dramatik eserlerini işitme duyusunu kaybederken üreten Beethoven gibi, Monet de en ünlü eserleri olan nilüferleri görme duyusunu kaybederken yapmış. Resimlerin asıl konusu nilüferler değil günün farklı saatlerinin yarattığı ışık oyunları. Louvre bu şehirde olmasaydı, kesinlikle öncelikli duraklardan olurmuş. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

Jeu de Paume: Fotoğrafçılığa adanmış bir müze. Ama bizce Paris’te ikinci bir müze gezecekseniz o Orsay olsun. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara.

2.3 Müzeden ve Tuileries’den Aç Kurtlar Gibi Çıktığınızda…

Fotoğraf Kaynak: angelina-paris.fr

Öncelikle müzedeki restoranlar fiyat / performans olarak beklentileri karşılamıyor. O yüzden biraz dişinizi sıkın ve yakınındaki bu önerdiğimiz yerleri değerlendirin.

Angelina: Tatlıları ile ünlü, yoğun kıvamlı sıcak çikolatası ve Mont Blanc’ı ile efsane mekan. Coco Chanel de sıcak çikolatasının müdavimiymiş. Louvre’un hemen yanıbaşında. Kahvaltı yapmak için de ideal. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

Verjus: Dünyadan aldığı ilhamla Fransız mutfağını modernize eden sempatik bir restoran. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/cedricgrolet

Cedric Grolet Opera: “Dünyanın En İyi Tatlı Şefi” seçilen Cedric Grolet’in dillere destan tatlıları ve kruvasanlarını denemeye ne dersiniz? Özellikle içi vanilyalı krema dolgulu, çıtır çıtır “flan vanille” çok özel. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

2.4 Palais Royal

17. yüzyıldan Palais Royal, şimdilerde alışveriş pasajları bulunan, Kültür Bakanlığı, Devlet Konseyi ve Anayasa Konseyi’nin evi olarak hizmet veren eski bir saray. Aslında önceliklendirilecek kadar önemli bir yer değil ama zaten yolunuzun üzerinde olduğu için içine girmeden dışarıdan Daniel Buren’in şeritli sütunlarını fotoğraflamak isteyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

2.5 Bir Dönem Sosyal Hayatın Kalbi Olan Nefis Pasajlardan En Az Birini Görün

18. ve 19. yüzyıllarda Paris burjuvasının sosyal hayatı üzeri kapalı, şık mı şık pasajlarda dönüyormuş. “Flaneur” kelimesi burada bir yere varma kaygısı olmadan dolaşan, piyasa yapan insanlara atfen türetilmiş. Maalesef o görkemli 150 kapalı pasajdan sadece 20 tanesi bugüne gelebilmiş. O kadar güzeller ki az bir tanesini görmenizi çok isteriz, özellikle de Galerie Vivienne’ni.

Galerie Vivienne: Louvre’dan sadece 10 dakika yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. 1886’da François-Jacques Delannoy mimarlığında inşa edilen Galerie Vivienne üç girişli olması, ışığı ve mozaikleri ile bize biraz Milano’daki Galleria Vittorio Emanuele II’yi anımsatıyor. Üç kapısı Rue de la Banque, Petits Champs, ve Rue Vivienne’e açılıyor. Pasaj ilk Jean Paul Gaultier butiğinin yanı sıra ünlü Jousseaume kitapçısına da ev sahipliği yapıyor. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara.

La Galerie Véro-Dodat: Vivienne uzak gelirse Louvre’a 5 dakika mesafedeki Vero-Dodat’ı görebilirsiniz. Hatta Louvre’u gezerken öğlen yemeği molası için buradaki restoranları değerlendirebilirsiniz. Ahşap cepheleri, neoklasik tarzda mermer sütunları, altın süslemeleri, freskleri ve siyah beyaz karo zemini ile o kadar zarifler ki pişman olmazsınız. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara.

2.6 Elzem Değil Ama Zamanınız Kalırsa Bunlar Da Yakın

Büyük bir ihtimalle vaktiniz olmayacak. Dert etmeyin, çok büyük kayıplar da değiller zaten.

Concorde Meydanı. Fotoğraf Kaynak: Les Corpographes / Unsplash

– Concorde Meydanı: Tuileries Bahçeleri’ni Champs-Élysées’ ye bağlayan Concorde Meydanı Kraliçe Marie Antoinette, Kral 16. Louis ve beraberindeki 2.000 kişinin giyotinle idam edildiği yer olan Devrim Meydanı bugün Concorde Meydanı olarak anılıyor ve “Uyum Meydanı” anlamına geliyor.

Meydanın tam ortasında bizdeki Sultanahmet Meydanı’ndaki gibi Mısır’ın antik kenti Luksor’dan getirilme bir obeliks yani dikilitaş var. Mısır hıdivi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın 1829’da diplomatik bir hediye olarak Fransa’ya sunduğu dikilitaş 23 metre ve 250 tonluk olduğu için nakliyesi çok zor olacağından Fransa’dan Mısır’a iade edilen tarihi eserlerin içinde yer alamamış. Meydanın iki ucunda Roma çeşmelerinden ilham alınarak tasarlanmış iki devasa çeşme bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara.

Fotoğraf Kaynak: Chabe01Place Vendôme – Paris I (FR75) – 2024-05-22 – 1CC BY-SA 4.0

Place Vendôme: Vendôme Meydanı, Paris’in en lüks butiklerinin, Coco Chanel’in 34 yıl boyunca devamlı kaldığı veya Prenses Diana‘nın Paris’te geçirdiği kaza öncesi kaldığı Ritz gibi şehrin en lüks otellerinin bulunduğu, ortasında Vendôme Sütunu olan Paris’in 5 kraliyet meydanından biri. Güzel ama görmezseniz de pek bir şey kaçırmazsınız. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara.

Fransa Ulusal Kütüphanesi Richelieu Binası Oval Salon

Fransa Ulusal Kütüphanesi Richelieu Binası: Bibliothèque Nationale de France (BNF) Site Richelieu olarak geçen bu yapı Fransa Ulusal Kütüphanesi’nin 1368 tarihli en eski birimi. Daha önce kraliyet kütüphanesi olan yapı, Fransız Devrimi ile birlikte “halkın malı” olarak cumhuriyet kütüphanesine dönüştürülmüş. Kütüphane, yaklaşık 180 bin el yazması, 14 milyon kitap ve çeşitli eserlere ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle de sadece Fransa’nın değil tüm dünyanın en önemli kütüphaneleri arasında yer alıyor.

Salle Labrouste

Yakınlardaysanız “Oval Salon” adlı muhteşem okuma salonu ve 1860’larda Bizans dönemi kubbelerinden ilham alınarak metal ve camın muhteşem birleşimiyle inşa edilen “Salle Labrouste” görülmeye değer ama vaktiniz yoksa pas geçip internetten fotoğraflarına bakmakla da yetinebilirsiniz. Çalışma Saatleri: Pazar günleri hariç her gün 09.00 – 20.00. Websitesi Adres: 58 Rue de Richelieu, 75002 Tel: +33153795379 Konum için tıklayın. Haritada 20 numara.

2.7 Operadaki Hayalet Kitabıyla Ününe Ün Katan Paris’in Göz Alıcı Garnier Operası (Palais Garnier)

Geldik 19. yüzyıl opera mimarisinin başyapıtı olarak şehrin sembollerinden biri haline gelmiş Palais Garnier’e. 1875 yapımı Opéra Garnier’i böylesine bir şöhrete kavuşturan şey bir roman. Gaston Leroux’nun 1910 tarihli gotik romanı Operadaki Hayalet’te geçen opera binası olması onu Paris’in en kült mekanlarından biri yapmış.

O meşhur, 7 tonluk, devasa kristal avize ana oditoryumda bulunuyor. 20 Mayıs 1896’da, avizenin denge ağırlıklarından biri kopmuş ve tavandan oditoryuma düşerek bir yer göstericinin ölümüne neden olmuş. Bu olay, Gaston Leroux’nun klasik olacak romanı Opera’daki Hayalet’teki ünlü avize düşmesi bölümüne ilham vermiş. Avizeyi çevreleyen tavan bölümü ise 1964’de ünlü ressam Marc Chagall tarafından Mussorgsky, Mozart, Wagner, Berlioz, Rameau, Debussy, Ravel, Stravinsky, Tchaikovsky, Adam, Bizet, Verdi, Beethoven ve Gluck olmak üzere 14 bestecinin operalarından sahneleri tasvir edecek şekilde yeniden boyanmış.

Charles Garnier’in Barok, Klasik ve Rönesans üsluplarının karıştırarak eklektik bir anlayışla tasarlandığı opera binasının en can alıcı kısmı fuaye alanına çıkan merdivenleri. Elbette operayı gezmek ücrete tabi.

Coco Paris: Palais Garnier’in içindeki turist mabedi restoran. Geçrek bir piyasa yapmak isterseniz aklınızda olsun. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

Opera Garnier Ziyaret Saatleri ve Bilet Fiyatları

Her gün 10.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açık. Son giriş, kapanmadan 45 dakika önce. Zaman zaman teknik nedenlerden veya etkinlik tarihlerinde ana oditoryuma giriş kapatılabiliyor. Tam bilet: 14 Euro. İndirimli bilet: 10 Euro. 12 yaşından küçük çocuklar için ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara.

2.8 “Ne Zaman Alışveriş Yapacağız?” diyenler için Galeries Lafayette ve Printemps


Ordan oraya koşmaktan tek bir dükkana bile giremediyseniz ve siz bize isyan bayraklarını çekmeden biz sizi Galerie Lafayette ve Printemps’a atıyoruz. Şunu da söylemeden geçmeyelim; biz Lafayette ve Printemps gibi yerlerdendense Le Marais’de alışveriş yapmayı seviyoruz. Sokaklarda salınmak, değişik dükkanlara girip çıkmak, Le Marais’deki butik markalar daha çok hoşumuza gidiyor. Ama tek celsede tax free yapabilmenin ve bir sürü markayı bir arada bulmanın avantajları nedeniyle turistler Lafayette’i sıkça tercih ediyor diye söylemeden geçmeyelim dedik.

Dünyanın dört bir köşesinde şubeleri olan Galeries Lafayette AVM büyüklüğünde bir department store. Zaten AVM’lerin atalarından sayılıyor. Alışveriş sevemeyenlerdenseniz Belle Epoque döneminden kalma 1912 tarihli Art Nouveau cam kubbesini görmek ve 8. kattaki terasından harika bir şehir panoraması izlemek için uğrayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara.

Printemps Haussmann ise mimarisi ve lüks markalarıyla Paris’in simge mekanlarından bir diğeri. Burası da alışverişi alışveriş olmaktan çıkarıp bir deneyime dönüştürüyor adeta. Lüks markalardan bağımsız tasarımcılara geniş bir marka ve ürün yelpazesine sahip. Binbir türlü şeyin bir arada satılmasından Galeries Lafayette’le aynı klasmanda diyebiliriz. Birbirine bağlı üç bölümden oluşan binasına değinirsek Paul Sédille tarafından tasarlanıp 1865 yılında halka açılmış. 1992 yılında da Fransa Kültür Bakanlığı tarafından tarihi anıt kapsamına alınmış. İster alışveriş yapmak için, ister Art Deco cam kubbesinin altındaki restoran alanında yemek molası vermek için tercih edilebilir. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara.

2.9 Ya Da Opera + Alışveriş Yerine Saint Germain’i Gezebilirsiniz

Lüks mağazalar, geniş caddeler, şık butikler ve patisserie’lerle dolu bir bölge olan Saint Germain Paris’in en kalburüstü bölgelerinden birisi. Gezilip görülecek yerler anlamında zengin bir yer değil, daha çok ortamlarına karışmak için gidiliyor. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara.

Fotoğraf Kaynak: Kris Fields / Unsplash

– Pont des Arts: Nehrin karşı yakasında bulunan bu bölgeye geçmek için Pont des Arts yani Sanat Köprüsü’nü kullanabilirsiniz. Paris’in romantik ritüellerinden birisi Seine Nehri boyunda yürümek, köprülerle karşıya geçmek. Eskiden turistler üzerine isimleri yazdıkları asma kilitleri köprüye asıp, anahtarı da Seine nehrine atarak aşklarını sembolik olarak ölümsüzleştiriyorlardı. 2014’te kilitlerin ağırlığı köprünün yapısına zarar vermeye başlayınca dönemin Paris Belediye Başkanı Hidalgo tam bir Fransız iğneleyiciliği ile “Köprülerimiz artık sizin sevgi jestlerinize dayanamıyor” dedi ve #lovewithoutlocks hashtag’i ile bir kampanya başlattı. Kilitler kesildi ve yerine cam plakalar kondu. Böylece bu romantik ritüel de son buldu ama sınır tanımayan aşıklar başka köprülere kilit asmaya devam ediyor. : ) Köprüden geçince 5 dakika yürüdüğünüzde Saint Germain bölgesindesiniz. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara.

Saint Germain’in en önemli özelliği Paris’in tarihi, mihenk taşı cafelerinin kümelendiği bölge oluşu. Hepsinde ya döneminin ünlü ressamları paraları olmadığı için hemen oracıkta yaptıkları bir resim karşılığı kahve içermiş ya da dönemin ünlü düşünürleri bir köşede siyaset tartışırmış. Camus, Picasso, her taşın altından çıkan Hemingway, Sartre, Beauvoir, Joyce, Brecht hatta Marie Antoinette, Napolyon Bonaparte, Voltaire, Molière ve Balzac… Ve daha nicesi…

Hiçbirinde öyle üçüncü dalga kahveci ortamı ya da sıra dışı bir lezzet bulmayı beklemeyin. Cazibesi daha çok 19. yüzyıl dekorasyonları ve nostaljisi. Hepsi hakkında çok daha fazlasını Paris’te Ne Yenir, Nerede Yenir – Meşhur Restoranlar Ve Cafeler yazımızda bulabilirsiniz. Aralarından en ünlüleri ise şöyle:

Cafe de Flore: Saint Germain Bulvarı üzerinde 1880’lerde açılan Café de Flore belki de tüm Paris’in en ikonik cafesi. Camus, Picasso, Hemingway, Sartre ve Beauvoir’ın sıkça takıldığı yerlerden. Sıcak çikolatası ayrıca bir efsane. Verandası hava güzelse tam kahvenizi veya sıcak çikolatanızı kapıp gelen geçeni izlemelik. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

Les Deux Magots: Cafe de Flore’un yan komşusu. Eğer Cafe de Flore’da yer yoksa burası alternatifiniz olsun. Tıpkı komşusu gibi burası da Sürrealist sanatçıların, Simone de Beauvoir ve Jean-Paul Sartre gibi entelektüellerin ve Ernest Hemingway, Albert Camus, James Joyce, Bertolt Brecht gibi birçok yazarın uğrak noktası olmuş. O da porselen sürahide isteğe göre krem şantili veya kremalı gelen nefis sıcak çikolatası ile ünlü. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

Les Antiquaires: Bu önerimizin hiç bir tarihi özelliği yok. Öyle çok turistik olmayan, ortamı keyifli bir yerde yemeyi tercih edenler için alternatif niteliğinde. Escargot’dan (salyangoz) ördeğe Fransız mutfağının demirbaşlarını bulabileceğiniz hoş dekorlu bir restoran. Oyster Bar’ı da var. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

2.10 Bu Bölgelerden Önerdiğimiz Oteller ve Daireler

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/chevalblancparis

Yukarıda bahsettiğimiz rota 1., 2., 9. ve 6. bölgelere uğramalı bir güzergaha sahip. Bu bölgeler çok çok merkezi konumda olmasına rağmen aşırı turistik olduklarından yüksek ve orta bütçeli otellerin kümelendiği noktalar. Fakat her bütçeye uygun ev kiralama opsiyonları da bulacağınız yerlerden. Tabii biz her şekilde bu bölgelerden de birkaç konaklama önerisini aşağıya bırakıyoruz.

Cheval Blanc $$$$: 1 bölgede, Louvre’a 400 metre mesafede, 5 yıldızlı, çok lüks bir otel seçeneği. İçinde kapalı havuz, fitness merkezi, spa ve dört restoran bulunuyor. Balayı düşünenler için uygun.

Nolinski Paris $$: 1. bölgede, 5 yıldızlı, havuzlu, Spa’lı, aydınlık ve ferah odaları olan bir otel seçeneği.

The Hoxton $$: 2. bölgede, şehrin hip ve modern otellerinden biri. 18. yüzyıldan kalma büyük bir malikanenin otele dönüştürülmesi ile hizmet veriyor.

My Opéra $$: 9. bölgede, 3 yatak odalı, 3 banyolu, 6 kişinin konaklamasına müsait, tam donanımlı bir daire seçeneği.

Palace Apartment $: 2. bölgede, 3 yatak odalı, 2 banyolu, maksimum 6 kişinin konaklamasına uygun, tam donanımlı bir daire seçeneği.

3. Gün: Nihayet Sıra Geldi Keyif Yapmaya!

Nasıl Planlamalı? Sabah Orsay Müzesi ile başlayın. Oradan Notre Dame’a ve Sainte Chapelle’e geçin. Devamında önerimiz Le Marais’de keyif yapmanız. Bizce ideal program bu ama alternatif ararsanız Le Marais yerine Quartier Latin’e geçebilirsiniz.

Orsay bizce Paris’in en keyifli müzesi ama eğer daha fazla müze görmek istemiyorsanız güne Sainte Chapelle ve Notre Dame’dan başlayabilirsiniz. Böylece Le Marais’ye geçmeden önce muhtemelen dünyanın en ünlü mezarlığı olan Père-Lachaise’e gitmek için vaktiniz olur. Zaten Le Marais’de konaklıyorsanız ve farklı bir yere gitmek isterseniz de Saint-Martin Kanalı tarafındaki mekanları deneyebilirsiniz.

3.1 Paris’in Açık Ara En Keyifli Müzesi: Orsay Müzesi (Musée d’Orsay)

Musee d’Orsay dünyadaki en önemli müzelerden biri dersek abartmış olmayız. Dünyanın en büyük İzlenimcilik (Empresyonist) ve Post-Empresyonist resim koleksiyonuna sahip. Zaten gezerken kendinizi adım başı “Vay bu tablo da mı buradaymış!” derken bulacaksınız. Monet, Picasso, Van Gogh gibi nice büyük ustanın en sevdiğiniz muhteşem eserlerini göreceksiniz.

Burada göreceğiniz eserleri aklınıza iyi kaydedin. 19. ve 20. yüzyılda Paris’teki renkli sosyal hayata ışık tutan tablolar Paris gezinizin geri kalan kısmında göreceğiniz yerleri anlamanıza yardımcı olacak. Bu koca müzeyi en efektif ve hızlı şekilde gezmeniz için tüm bilgiler Orsay Müzesi Rehberimizde.

Önemli Tüyolar:
1.  Biletini önceden almayan dona kalır. Ne kadar altını çizsek az. Orsay Müzesi’ne giriş bileti almak için tıklayın.
2. Audioguide’u çok ama çok faydalı ve keyifli. Mutlaka alın. Sesli rehber içeren Orsay Müzesi giriş bileti almak için tıklayın.
3. Daha fazla vaktiniz varsa Orsay Müzesi Bileti + Sıra Beklemeden Müzeye Giriş Hakkı + 2 saatlik tur sağlayan bileti alın. Yalnızca kendi başına dolaşmaktan veya sesli rehberde dinleyeceklerinden çok daha fazlasını öğrenmek isteyenler için ideal.
4. Müzeyi gezmeye en üst kattan başlayın, oradan aşağı inin. En güzel parçalar yukarıda. Böylece onları görmeyi garantilemiş olursunuz, sonra alt katlara geçersiniz.
5. Orsay’ı sanat eseri geziyor olmak yerine bir akımı / dönemi keşfetmek ve anlamak kafasıyla gezerseniz bu müzeden çok keyif alabilirsiniz.
6. Tren garı olduğu dönemde içinde bir de otel varmış. Bu restoran şimdi müzenin restoranı olarak hizmet veriyor. O kadar güzel bir salondaki yemek yemeseniz bile gidip görmelisiniz.
7. Çatıda yer alan saatin ardından son katta şehri izleyebileceğiniz harika bir alan mevcut, mutlaka uğrayın. Üstelik muazzam bir şehir manzarası da sizi bekliyor.

Müze, pazartesileri kapalı. 09:30-18:00 arası açık. Perşembeleri 21:45’e kadar açık. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara.

3.2 Paris’in Gotik Güzeli: Notre Dame Katedrali (Notre Dame de Paris)

Fotoğraf Kaynak: Canmandawe / Unsplash

Geldik gerek geçirdiği yangınla, gerekse konu olduğu Victor Hugo’nun Notre Dame’ın Kamburu romanıyla içimizi ister istemez bir hüzünle dolduran ama bir yandan da güzelliği ile büyüleyen, Gotik tarzda inşa edilmiş dünyanın en meşhur katedrali, Meryem Ana’ya ithafen isimlendirilmiş Notre Dame de Paris’e. Katedral Seine nehrinin üzerindeki Île de la Cité adası üzerinde. Köprülerle yürüyerek geçiyorsunuz.

Île de la Cité’nin (Cité Adası) doğu ucunda yer alan Notre Dame aslında yine burada bulunan başka bir kilisenin kalıntılarının üzerine inşa edilmiş. Orta Çağ’ın en ünlü Gotik katedrali olmasının yanı sıra, o dönemde büyüklüğü ve mimari tarzıyla döneminin en çok dikkat çeken yapısı. Tabii kendisinin günümüzde bu kadar ünlü olmasının en büyük nedeni Victor Hugo’nun 1831 tarihli başyapıtı olan Notre Dame’ın Kamburu romanı.

Haç şeklindeki planı, yükseltilmiş nefleri ve çan kulesi 11. yüzyıl Romanesk mimarisi özelliklerini taşıyor olsa da öne çıkan sivri kemerleri, ağtonozları ve yapıyı cepheden destekleyen, “uçan payandalar” olarak bilinen kemerli dış destekleri onu ilk bakışta Gotik bir yapı yapıyor.

Yapılışına dair birçok rivayet olsa da aralarından en bilineni şöyle: Döneminin Paris piskoposu Maurice de Sully, 1160 yılında bir gece rüyasında katedrali görür ve bu görkemli yapının oluşturulmasına maddi ve manevi olarak önayak olur. Fakat ne yazık ki 1163 yılında başlayan inşaatın tamamlanması 182 sene sürdüğü için yapının son halini göremeden ölür.

Napolyon Notre Dame’da Taç Giymiş

1345 yılında kapılarını açan katedral, Napolyon Bonapart’ın Fransız İmparatoru olarak taç giyme törenine de sahne olur (Hatta bu törenin resmedildiği tablo Louvre Müzesi’nde sergileniyor) tarih boyunca birçok saldırı, toplumsal olay ve yangınlara da…

Notre Dame’ın Bir Mimarı da Victor Hugo Sayılır

19. yüzyılda katedralin bakımsızlığı yüzünden yıkılmak istendiğini duymuş muydunuz? İşte tam bu söylentiler çıkmışken Victor Hugo bir roman yazıyor ve katedrali topun ağzından kurtarıyor. Tabii ki ünlü eseri Notre Dame’ın Kamburu’ndan bahsediyoruz. Roman sayesinde dikkatler katedrale çekilmiş ve yıkılmak yerine yenilenmiş. 21. yüzyıla gelindiğinde popüler kültürün de etkisi ile yılda 12 milyon kişiyi ağırlayan ikonik bir yapı haline gelmiş. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara.

Notre Dame de Paris Aralık 2024’te Yeniden Kapılarını Açtı

Son olarak yaşanan felaketlerin pandemi ile sınırlı kalmadığı 2019’da, süregelen onarım çalışmaları sırasında kaza ile çıkan bir yangında Notre Dame de Paris Katedrali çok ağır hasar aldı ve aldığı hasar nedeniyle de uzun süre kapalı durumda kaldı. Ekran başında o yangını izlemesi bile çok acıydı. Bir dünya mirasının çıra gibi yanışını canlı canlı izleyen Parislileri düşünemiyoruz bile. Sonunda 2024 Aralık’ta 850 yıldır tarihe tanıklık eden ve şehrin sembolü haline gelmiş bu özel yapı aslına uygun olarak restore edilerek kapılarını görkemli bir törenle yeniden açtı.

Hz. İsa’nın Yangından Kurtulan Dikenli Tacı

Tüm Paris halkı 2019’da çıkan yangını büyük bir endişe ile tırnaklarını kemirerek izledi. Çünkü dünyanın en önemli katedrallerinden biri olmasının yanı sıra Notre Dame de Paris dünyanın en değerli kutsal emanetlerinden birine ev sahipliği yapıyor. Hz. İsa’nın “Dikenli Tacı”. Neyse ki tacın yangından zarar görmeden kurtarılmış olması tüm Hristiyan dünyasının yüreğine su serpmişti.

Yeni Ahit’te de geçen hikayeye göre, MS 33’de İsa’nın çarmıha gerilmesine yol açan olaylar silsilesi esnasında kendisini tutsak eden Roma askerlerince başına onunla “fakirlerin kralı” diye dalga geçmek ve ona acı çektirmek için dikenli bir taç yerleştirmiş. Bu taç önce bizim topraklarımıza geliyor: MS 330’da Konstantinopolis’te hüküm süren, Hıristiyanlığı benimseyen ve imparatorluğunun her yerine yayılmasını sağlayan İmparator Konstantin’in annesi Helena tacın peşine düşüp onu Kudüs’ten getirtiyor. Böylece tac yaklaşık 1000 sene Konstantinopolis’te kalıyor.

1238 yılına Konstantinopolis’in Latin İmparatoru II. Baldwin, çökmekte olan imparatorluğuna finansman bulmak amacıyla tacı Venediklilere 13,134 parça altına ipotek ettiriyor. Bunu duyan kuzeni Fransa Kralı IX. Louis bu kutsal emaneti ülkesine getirmek için Venediklilerle pazarlığa oturuyor. O dönemin Fransız İmparatorluğu’nun bir yıllık bütçesi bedelinde bir paraya, tacın kendisine hediye edilmesi şartı ile Venediklilerin ipoteğini kaldırıyor. Böylece taç Fransa’ya geçiyor ve Notre Dame Katedrali’nde cam bir tüp içinde muhafaza ediliyor. Onu ülkeye getiren Louis IX de öldükten sonra aziz ilan ediliyor. Dikenli taç yalnızca her ayın ilk cuma günü ve Hristiyanlıktaki oruç döneminin ilk cuma gününde yapılan ayinlerde ortaya çıkarılıyor.

3.3 Hazır Gelmişken Île de la Cité ve Île Saint-Louis

Île de la Cité – Fotoğraf Kaynak: Benh LIEU SONGNotre-Dame île de la Cité BLSCC BY-SA 4.0

– Île de la Cité: Notre Dame de Paris Katedrali’nin de üzerinde bulunduğu, Seine Nehri’nin ortasında bulunan iki adacıktan biri. Roma döneminden beri şehrin gerçek tarihi kalbi, 12. yüzyıldan beri de şehrin dini merkezi. Adanın ucundaki Square du Vert Galant adlı küçük yeşil alan ise piknik için çok keyifli. Konum için tıklayın. Haritada 28 numara.

Fotoğraf Kaynak: MoonikIle Saint-Louis Paris 4e 001CC BY-SA 3.0

– Île Saint-Louis: Île de la Cité’ye köprü ile bağlanan, ondan biraz daha küçük adacık. Özellikle romatik takılmak isteyen Parizyenlerin biraz yürüyüş veya piknik yapmak için tercih ettikleri yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 29 numara.

3.4 Bir Paris Demirbaşı Değil Ama Anglosakson Edebiyatında Önemli Yeri Olan Sempatik Kitapçı Shakespeare and Co.

Anglosakonlar Paris’i öyle seviyorlar ki dünyaya Fransızlardan çok onlar tanıtıyor. 🙂 Pancake’çilerden Irish publara onların meşhur ettiği ve önünde uzun kuyruklar oluşan, Fransa ile alakası olmayan bir sürü mekan var. 🙂 Paris’in ilk İngilizce kitap satan dükkanı olan Shakespeare and Co. için de bir Paris demirbaşı diyemeyiz ama Anglosakson edebiyatındaki yeri ve sempatik dükkanı ile turistlerin en çok uğradığı duraklardan birine dönüşmüş. Zaten Notre Dame’ın hemen çaprazında olduğu için iki adım daha atıp burayı da görebilirsiniz.

Dünya Savaşı Sırasında Yazarların Sığınma Yeri

Shakespeare and Co. ilk olarak 1919’de Amerikalı Sylvia Beach tarafından, bambaşka bir adreste kurulmuş. 2. Dünya Savaşı Avrupa’yı kızıştırırken yazarlar için bir sığınağa ve aynı zaman da cesur bir yayınevine dönüşmüş. James Joyce’un Ulysses eserinin tamamını basmayı kabul eden tek yayın eviymiş, F. Scott Fitzgerald, James Joyce ve Ernest Hemingway gibi isimler burada bir araya gelirmiş. Ancak Paris’in işgalinin ardından 1941’de Nazi baskısıyla kapanmak zorunda kalmış.

10 yıl sonra bir başka Amerikalı olan George Whitman Paris’te Le Mistral isimli bir kitapçı açmış. Sylvia’nın ona Shakespeare and Co. markasını miras bırakması ile dükkanın adını değiştirip ve Shakespeare and Co.’yu yaşatmaya karar vermiş.

Alt katı bildiğiniz bir kitapçı fakat rafları kitaplarla dolu dar koridorları ile harika bir atmosferi var. Üst katındaki kitaplar satılık değil. Buradaki kitaplardan dilediğinizi alıp içeride okuyabiliyorsunuz. Kitabevinin özellikle İngiliz Edebiyatı ağırlıklı seçkisi çok geniş.

Kitapçı aynı zamanda Paris’te sesini bulmaya çalışan yazarlara her gün birkaç saatlik çalışma, günde bir kitap okuma sözü ve 1 sayfalık otobiyografilerini yazmaları karşılığında dükkandaki yataklarda konaklama imkanı da sunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara.

3.5 Odette’in Ünlü Choux A la Crème’lerinden Tadın & Hediye Alın

Shakespeare and Co.’nun 100 metre ilerisinde ise karşınıza Odette çıkacak. Burası Fransızların meşhur “Pâte à choux” ve pastacı kreması ile hazırladıkları “choux à la crème”in en güzelini bulabileceğiniz küçük bir pastane. Çikolatalısından çarkıfelek meyvelisine, vanilyalısından beyaz çikolatalısına aklınıza gelecek her malzeme ile hazırlanmış dolgu kremalı bu hamur işini bizim yaptığımız gibi hediye paketi yaptırıp yanınıza da alabiliriniz. Paris’ten sevdiklerinize götürmek için çok sempatik bir hediye. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

3.6 Paris’in Saklı Kalmış Mücevheri: Sainte Chapelle

Nasıl olur da Notre Dame de Paris milyonlarca turist tarafından tavaf edilirken onunla aynı adacıkta 500 metre mesafede bulunan Saint Chapelle edilmez? Onlar nasıl renkler nasıl detaylar… Adeta gotik üslupta bir mücevher.

13. yüzyıldan kalma bu muhteşem vitrayları görmek için kesinlikle uğramalısınız. 1248 yılında kutsanarak hizmete açılan yapı Notre Dame’a 10 dakika yürüme mesafesindeki La Cité Sarayı’nın içinde, sadece kraliyet ailesine hizmet eden bir kiliseymiş. Şimdilerde herkese açık ancak ücretli girişi olan bir kilise. Yapıyı İncil’deki 1.113 dini sahneyi vitraylarla betimleyen bir müze gibi düşünebilirsiniz. Hemen yanındaki Conciergerie ile birlikte Gotik dönem Paris’inden kalma en önemli yapılardan biri. Genelde ikisi beraber geziliyor zaten. Fakat özellikle de bu özel kiliseyi görmek isterseniz online bilet almanızı tavsiye ederiz. Konum için tıklayın. Haritada 31 numara.

Fotoğraf Kaynak: Svitlana Shakalova / Pexels

Conciergerie: Sainte Chapelle’in içinde bulunduğu La Cite Sarayı’nın bir kısmı Fransız Devrimi sırasında en önemli gözaltı yerlerinden biri haline gelmiş. Fransız Devrimi sırasında, Marie-Antoinette de dahil olmak üzere 2.780 mahkum buradaki Conciergerie’de hapsedilmiş, yargılanmış ve giyotinle infaza mahkum edilmiş. Paris’in bitmeyen gezilecek yerler listesinde bir de burayı görün demeyeceğiz ama en azından Sainte Chapelle’e gittiğinizde saraya bi de bu gözle bakarsınız. Eğer burayı da görmek isterseniz Conciergerie ve Sainte Chapelle’i birleştiren kombine bileti alabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 32 numara.

– Pont Neuf: Her ne kadar ismi “Yeni Köprü” olsa da Paris’in şu anki en eski köprüsü olan Pont Neuf de burada. Seine Nehri üzerinde 1607’de hizmete açılan kemerli taş köprü, 1. bölgeyi l’île de la Cité üzerinden geçerek 6. bölgeye bağlıyor. Konum için tıklayın. Haritada 33 numara.

3.7 Dantel Gibi Bezenmiş Belediye Sarayı’nın (Hôtel de Ville de Paris) Önünden Yürüyün

Bölgeye de ismini veren, şehrin en eski yapılarından biri olan yapı, 1357 yılından beri kentin yönetiminin gerçekleştirildiği belediye binası. Notre Dame Katedrali’ne çok çok yakın, gitmişken bu güzelliği de mutlaka görmelisiniz.

1871 yılında kurulan Paris Komünü’ne yapılan hükümet saldırıları esnasında yakılmış olsa da Neo-Rönesans mimarisiyle yeniden inşa edilmiş. Rezervasyonlu rehberli turlarla gezilebiliyor ama bizce dışını seyretmesi yeterince keyifli. Konum için tıklayın. Haritada 34 numara.

3.8 Paris’in En Cool Semti: Le Marais’de Takılın


Le Marais’in altın çağını, aristokratların kendilerine büyük malikaneler yaptırdığı 17. ve 18. yüzyıllarda yaşadığı söylenir ama bizce o hali şu ankinden daha güzel olamaz. 🙂 Sanat galerileri, tematik dükkanları, etnik sokak lezzetleri, şirin brasserieleri, havadar rooftop’ları, üçüncü dalga cafeleri, trend restoranları, popüler gay barları ile şehrin en cool, en bohem ruhlu, en çok hip bölgesi. 19. yüzyılın başından beri Musevilerin yoğun olarak yaşadığı Le Marais zamanla Yahudi LGBT+, Çin & Vietnam kültürlerinin birbirine harmanlandığı eklektik ve dinamik bir yere dönüşmüş. Özellikle de akşamları mekanların sadece turistlerle değil, Parislilerle dolup taştığını göreceksiniz.

Biz de Le Marais’de konakladık

Bu program akışında gündüzüne yetişmeniz biraz zor ama belki mağazalar kapanmadan 1-2 saat önce varabilirsiniz. Eğer yemeğe geçmenden Le Marais’yi  gezmek için 1-2 saatiniz olursa hemen Le Marais Rehberimize tıklayın. Hem yürüyerek ana arterlerini gezebileceğiniz bir rota hem de semtin en keyifli mekanlarını orada bulacaksınız. Konum için tıklayın. Haritada 35 numara.

Biz yine de kaçırmayın diyeceğimiz birkaç noktayı haritanıza işaretleyelim:

Place de Vosges: 1605’de kurulan Place de Vosges simetrik tuğla binaları, kemerli geçitleri ve Louis XIII tarzı mimarisiyle Paris’in en eski planlı meydanı sayılıyor. Ayrıca belirli günlerde burada bit pazarı da kuruluyor. İlgini çekerse değerlendirmek isteyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 36 numara.

Merci: Bodrumu dahil üç katlı bir tasarım mağazası. Giyim ürünlerinden mutfak eşyalarına, bez çantalardan dekorasyonlara binbir türlü tasarım ürününü bulabileceğiniz bir yer. Avlusundaki kırmızı Fiat 500’üyle ünlenmiş bir kafesi de var. Konum için tıklayın. Haritada 37 numara.

Musee des Arts et Metiers: 1794’te kurulan bilim ve teknoloji müzesi. Foucault’nun sarkacından Lavoisier’nin gazometrine kadar endüstriyel devrimin izlerini sürebileceğiniz 2500’den fazla objeye sahip. Bu tip konulara ilgi duyanlar için ideal bir durak olabilir. Konum için tıklayın. Haritada 38 numara.

Musee Carnavalet: Antika bir çorba tarifini de Robespierre’in son mektubunu da görebileceğiniz ve tamamen Paris’in tarihini ve hikayesini anlatmak üzerine kurulu ücretsiz bir müze. İçindeki eserlerle adeta ziyaretçileri zamanda yolculuğa çıkarıyor. Ayrıca hoş bir binası ve bahçesi var. Konum için tıklayın. Haritada 39 numara.

Picasso Müzesi: Picasso’nun 3000’den fazla eserine, kişisel koleksiyonuna, heykellerine ve seramiklerine ev sahipliği yapan müze. 17. yüzyıldan kalma Hôtel Salé’de bulunuyor. Pazartesi günleri kapalı. Picasso Müzesi giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 40 numara.

Victor Hugo Evi: Notre Dame Kamburu’nun yazarı olan Victor Hugo’nun müzeye dönüştürülen evi. Çin dekorasyonları, kendi eliyle çizdiği mobilyaları ve aile portreleri evin içinde sizi karşılayacaklar arasında. Konum için tıklayın. Haritada 41 numara.

L’Ange 20: Paris’teki fiyat-performans olarak en iyi öğünümüzü burada yedik. Ambiyans olarak Le Marais’deki diğer yerler gibi hip değil ama ortalama bir restoran fiyatına Michelin ayarında parmak yedirtiyor. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

– Marché des Enfants-Rouges: Paris’in 1615’ten beri işlek olan en ünlü kapalı pazar yeri aynı zamanda şehrin en popüler food hall’u. Vietnam’dan Fas mutfağına bir farklı stand var. Samimi bir atmosferi, İtalyan şarküterisinden, organik meyve sebze standına, Lübnan marketinden Japon snack bar’ına öğle yemeği molası vermek için ideal yerlerden. Pazar günleri brunch sever Parislilerin de gözdesi. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara.

Le Marais’de Önerdiğimiz Oteller ve Daireler

Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Ayrıca bu canlı bölge konaklama için de şehrin keyifli ve uygun fiyatlı noktalarından. Yukarıda da bahsettiğiz gibi akşamları eve dönmek istemeyeceksiniz. En yorgun olduğunuzda bile “şurada bir şeyler içip bari öyle eve dönelim” derken bulacaksınız. Le Marais hem 3. hem de 4. bölgelere yayılıyor. Bizim bölgeden önerdiğimiz birkaç konaklama opsiyonu ise şöyle:

Cour des Vosges $$$: 4. bölgede, Paris’in planlı en eski meydanı Place de Vosges’a bakan konumda, sabah alakart kahvaltı servisi olan lüks bir otel seçeneği.

Hôtel Le Presbytère $$: 4. bölgede, eski bir papaz evinden dönüştürülme, Gotik dekoru olan odaları olan, her sabah kontinental kahvaltı sunan bir otel seçeneği.

Assia & Nathalie – Luxury B&B $$: 3. bölgede, Centre Pompidou’ya 1 kilometre mesafede, oda & kahvaltı hizmet sunan bir konaklama seçeneği.

Pierre à Feu $: 3. bölgede, Centre Pompidou’ya 800 metre mesafede, 2 kişilik, 35 metrekarelik tam donanımlı bir daire opsiyonu.

4. Gün: Montmartre’ı Tutmak Suretiyle Rodin Müzesi ve Père-Lachaise Mezarlığı Arasından Seçim Yapın

Nasıl Planlamalı? Bugün uzakta kaldığı için diğer günlerin programlarına sığmayan önemli noktaları sepete atma günü. Şehrin bir ucundan diğer ucuna dev bir üçen yapmayı, bolca metroya binmeyi gerektiriyor. Agresif bir program isterseniz Rodin Müzesi + Montmartre + Père-Lachaise Mezarlığı’nı hedefleyebilirsiniz. Elbette yorucu olacaktır.

Bu kadar tempolu bir gün planlamak istemezseniz Rodin Müzesi ile Père-Lachaise Mezarlığı arasında seçim yapabilirsiniz. Ama Montmartre’ı kesinlikle atlamayın!

4.1 Rodin Müzesi

Fotoğraf Kaynak: EvocateurJardin du Musée RodinCC BY-SA 2.0

Musée Rodin’i bir diğer adıyla Hôtel Biron’u, Woddy Allen’ın Midnight in Paris filminden de hatırlayacaksınız. 7. bölgedeki bu ilham verici yapı ünlü Empresyonist heykeltıraş, heykelcilikte gelenekleri geride bırakıp kendi dilini yaratmış sanatçı, ressam ve koleksiyoncu Rodin’in eserlerini görebileceğiniz, Paris’in en çok ziyaret edilen müzelerinden.

Rodin’in zamanında tamamlanmış işlerini depolamak ve atölye olarak kullanmak için odalarını kiraladığı, 1730’ların Klasik ve Rokoko karışımı bir tasarımına sahip olan Hôtel Biron, 1919’dan beri Musée Rodin’e ev sahipliği yapıyor. Rodin’in zamanında daha sonra çoğaltılıp satılmak üzere orijinal eserlerinin modellerini de yarattığı düşünülürse ne kadar fazla bir alana ihtiyacı olduğunu kafanızda canlandırabilirsiniz.

Eserlerinde Michelangelo’nun etkilerinin görüldüğü Rodin’in başta meşhur 1906 tarihli “Düşünen Adam” ve “Öpücük” heykelleri dahil olmak üzere en güzel heykellerinden eskizlerine, yağlı boya tablolarından, fotoğraflarına yaklaşık 300 eseri burada bulunuyor. Üst kattaki galerilerde de Rodin’in kişisel koleksiyonundan Monet, Van Gogh gibi ünlü ressamların eserlerinden birkaçını görme şansı yakalıyorsunuz.

Müzenin kocaman ve çok hoş bir de bahçesi var. Rodin’in çoğu büyük ölçekli eseri de bu bahçenin çeşitli yerlerine yerleştirilmiş şekilde sergileniyor. Çalışma Saatleri: Pazartesi günleri hariç her gün 10.00 – 18.30. Son giriş 17.45’te yapılıyor. Zaten gişe de 17.30’da kapanıyor. Adres: 77 Rue de Varenne, 75007Tel:+33144186110 Rodin Müzesi’ne giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 42 numara.

4.2 Paris’in Sansasyonel Mahallesi Montmartre

Fotoğraf Kaynak: David Henry / Pexels

Şehrin en sempatik mahallelerinden olan Montmartre’ı ne yapıp edip Paris gezinize sıkıştırmalısınız. 21. yüzyıl öncesinde, bugüne kadar gelen değirmenlerden de anlayacağınız üzere aslında şehrin dışında kalıyormuş. Kiralar buralarda daha düşük olduğundan sanatçılar, Paris’e yeni gelenler, bohemler, devrimciler, kankan dansçıları gibi şehrin “ötekileri” buralara yerleşmişler. Böylece kalabalık partilerin, dans şovların, genel evlerin adresi ve şehrin en alternatif mahallesi olarak ünlenmiş. Dünya çapında bir özgürlükler vahası olmuş. Degas, Van Gogh, Dali, Monet Montmartre’dan beslenen sanatçılardan sadece bazıları. Orsay Müzesi’ne gittiğinizde Montmartre’daki sosyal hayatı anlatan meşhur pek çok eser göreceksiniz. Sanat Montmartre’ı, Montmartre da sanatı büyütmüş.

Tarihsel olarak sanatçılar Montmartre’ın tepelik kısmını olan La Butte’ü, dans salonları, kafeler ve restoranlar da eteklerinde kalan Pigale gibi mahallerini mesken edinmişler. Tabii artık ne de Montmartre bir kenar mahalle, ne de skandalist ama semtin ruhu evrimleşerek yaşamaya devam ediyor. Dik, dolambaçlı ve fotojenik sokaklarını gezmek pek keyifli. Hepsini ve buradaki gezinizi nasıl planlamalısınız konusunu Paris’in Sansasyonel Mahallesi Montmartre yazımızda detaylıca anlattık. Konum için tıklayın. Haritada 43 numara.

Yine de atlamayın diyeceklerimizi de vermeden geçmeyelim:
Sacre Coeur: Paris’in en yüksek noktasında bulunan Sacre Coeur Bazilikası dev orgu, mozaikleri ve şehir manzarasıyla Montmartre bölgesinin incisi. Konum için tıklayın. Haritada 44 numara.

Moulin Rouge: 1889’da açılan, Paris’in en eski kabarelerinden biri. Kankan gösterisi, mücevherli kostümleri ve dışındaki değirmeniyle Paris gece hayatının önemli bir simgesi. Konum için tıklayın. Haritada 45 numara.

Place du Tertre (Ressamlar Tepesi): Sokak sanatçıları, portre çizerleri ve müzisyenlerle dolu olan Montmartre’ın turistik meydanı. Yalnızca günümüzde de değil 17. yüzyıldan beri sanatçıların buluşma noktası olmuş. Bohem bir atmosferi var. Konum için tıklayın. Haritada 46 numara.

The Wall of I love you: Frédéric Baron ve Claire Kito tarafından 2000’de yapılan 612 mavi seramiklik duvar. Barış ve birleşme temasıyla yapılan bu çalışma 311 dilde “Seni Seviyorum” kalıbını içeriyor. Konum için tıklayın. Haritada 47 numara.

Sinking House: Eğimli çimlerde uygun açıyla fotoğraf çekildiğinde sanki batıyormuş gibi gözüken ev. Konum olarak Sacré-Coeur’ün yanında. Fotoğrafçıların uğrak noktası, sosyal medyada da epey popüler. Konum için tıklayın. Haritada 48 numara.

Montmartre Müzesi: Renoir, Dufy ve Utrillo gibi sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapan 17. yüzyıldan kalma tarihi konak. Montmartre’ın sanatla dolu geçmişine tanıklık etmek için ideal. Renoir Bahçeleri ve Renoir Kafesi var. Musee de Montmartre giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 49 numara.

Montmartre’da Önerdiğimiz Oteller ve Daireler

Hôtel Monsieur Aristide – Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Tam La Butte bölgesi olmasa da Montmartre ve onun hemen alt mahalleleri olan Pigalle, Blanche ve Clichy konaklamak için şehirdeki en keyifli ve uygun fiyatlı noktalarından. Her biri hem turistik şehir merkezinden biraz izole hem de çok yaşayan yerler. Le Marais’den sonra ikinci favorimiz.

Hôtel Monsieur Aristide $$: Tam La Butte bölgesinde olmasa da 18. bölgede, her sabah açık büfe kahvaltı sunan, içinde restoranı ve barı olan bir otel seçeneği.

Hôtel des Arts Montmartre $: Sacré-Coeur Bazilikası’na 9 dakikalık yürüme mesafesinde, açık büfe kahvaltı dahil hizmet sunan uygun fiyatlı bir otel.

Montmartre Bed & Breakfast $: Sacré-Coeur Bazilikası’na 2 dakikalık yürüme mesafesinde yer alan, 2 kişilik oda & kahvaltı şeklinde hizmet veren bir seçenek.

Mini Loft $: Montmartre’ın arka sokaklarında, 2 kişilik, tam donanımlı, 18 metrekarelik bir mini loft seçeneği.

Boutik Boheme Le jardin Montmartre $: Sacré-Coeur Bazilikası’na çok yakın mesafede, 2 kişilik, 1 yatak odası, 1 banyo, tam donanımlı mutfak, bahçe manzaralı veranda bulunan 32 metrekarelik daire seçeneği.

4.3 Ölümsüz İsimlerin Mezarlığı: Père-Lachaise (Cimetière du Père-Lachaise)

Ölüm gibi kasvetli bir olayı bile bir turist mıknatısına çeviren Fransızlara şapka çıkartıyoruz. Ünlülerin mezarlarını buraya taşıyarak bir zamanlar kimsenin uğramadığı mezarlığı Hollywood Şöhret Yolu’na çevirmişler. Jim Morrison’dan Edith Piaf’a, Yılmaz Güney’den Ahmet Kaya’ya, La Fontaine’den Molière’e, Delacroix’dan Modigliani’ye, Chopin’den Bizet’ye, Balzac’dan Oscar Wilde’a sanatın her dalından en ünlü isimler burada yatıyor.

44 hektarlık yemyeşil bir alana yayılmış birbirinden gösterişli 70.000 mezar taşı ve mozoleye sahip mezarlık adeta bir heykel bahçesini andırıyor. Üstelik Père Lachaise hala faal bir mezarlık ve yeni definleri kabul ediyor. Ancak buraya defnedilme şartları arasında kesinlikle Paris’te yaşıyor olma durumu bulunuyor. Kesin sayı bilinmese de mezarlıkta gömülü kişi sayısının yaklaşık 800.000 olduğu tahmin ediliyor. Siz de bu mezarlıkta gelmiş geçmiş en önemli besteciler, sanatçılar ve yazarların arasında nostaljik bir tura çıkabilirsiniz. Rehberli Père Lachaise turuna bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 50 numara.

Oscar Wilde’ı Öpmek

1990’lı yıllarda Oscar Wilde’ın mezarına kırmızı ruj izli bir öpücük kondurmanın ne kadar popüler olduğunu biliyor muydunuz? Yazarın dünyanın dört bir yanından mezarını ziyaret etmeye gelen kadın hayranları onu öpücüklere boğmadan gitmiyordu. Haliyle bu durum mezarı dünyanın en pis turistik noktalarından biri yapıyor.

2000’lere gelindiğinde ise yazarın torunu çareyi dedesinin mezarını temizletip öpücük izlerinden arındırmakta ve etrafını camla kaplatmakta buluyor. Yine de sevenleri cama da bir şeyler çiziktirmekten kendini alıkoyamıyor. Umarız ki Paris’te bir otel odasında yalnız ve sefalet içinde ölmüş olan Oscar Wilde ölümünden sonra da olsa kendisine gösterilen bu ilgiyi bir yerlerden görüyor ve mutlu oluyordur.

Père-Lachaise’in Türkleri

Père-Lachaise’de ebedi istirahate çekilmiş iki isim var ki ikisi de memleketlerinden uzakta, sürgünde ölüp buraya gömülmüşler: Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya. Fakat burada yatan Türkler sadece bu iki isimden ibaret değil. Bir zamanlar Père-Lachaise’de bir Türk mezarlığı bölümü olduğunu ve zamanında Paris’te sürgün hayatı yaşayan Jön Türkler’in de mezarlarının burada bulunduğunu biliyor muydunuz?

Komünarlar Duvarı’nın Hüzünlü Hikayesi

Mezarlığın güneydoğu köşesindeki duvar “Mur des Fédérés” olarak geçiyor yani “Komünarlar Duvarı”. 27 Mayıs 1871’de, kralçı, monarşi yanlısı Versailles hükümeti ordusu ile işçi sınıfı, solcu, Paris halkı arasında süren çatışmalarda en kanlı gün yaşanıyor. Hükümet güçleri tarafından bu duvarda köşeye sıkıştırılan son isyancılar toplu olarak infaz edilerek öldükleri yerde açılan mezara toplu olarak gömülüyor. İşte tam bu nokta, hem Fransa hem de dünyanın her yerinden sol görüşe sahip herkesin gelip saygıda bulunduğu, 1 Mayıs’ta çelenklerle donattığı bir yer haline geliyor. Konum için tıklayın. Haritada 51 numara.

1. Dünya Savaşı’nda Ölen Parisliler İçin Anıt

Aynı şekilde mezarlığın Ménilmontant Bulvarı boyunca uzanan bir duvarı ise 2018’den beri 1. Dünya Savaşı’nda Ölen Parisliler İçin Anıt adlı bir çalışma ile kaplı. 280 metre uzunluğundaki siyah metal panel üzerinde, 1. Dünya Savaşı boyunca Paris’i savunan ve yaşanan çarpışmalarda yaşamını yitiren en az 100.000 Parislinin isimleri yazıyor. Anıtın uzunluğunu görünce etkilenmemek elde değil. Konum için tıklayın. Haritada 52 numara.

Mezarların Üzerindeki Küçük Çakıl Taşları

Mezara çiçek gibi solup gidici şeyler yerine küçük çakıl taşları bırakmak eski bir Yahudi geleneği. Père-Lachaise Mezarlığı’na geldiğinizde bazı mezar taşları üzerinde anma sembolü olarak bu küçük çakıl taşlarını bulabilirsiniz. Bu küçük çakıl taşlarını gördüğünüz mezarda yatan kişinin de Yahudi olduğu varsayımına varabilirsiniz. Bu geleneğin bu şekilde yerleşmesinin hikayesi ise şöyleymiş: İbranice’de “tzror” sözcüğü hem “çakıl taşı” anlamına hem de “bağ veya ilişki” anlamına geliyormuş. Mezarın üzerine bırakılan taşlar da ölen kişinin ziyaret edildiğinin ve anısının yaşatıldığının göstergesiymiş. Bu noktada taşın, ölen kişinin sevdiği bir yerden getirilmiş olması şart olmasa bile çok makbulmüş.

4.4 Şehrin En Keyifli Üçüncü Müzesi: Centre Pompidou

Paris’te sanat biraz harcanıyor mu ne? 😀 Çünkü Orsay ve Louvre öyle büyük öncelikler ki başka şehirlerde olsalar önlerinde kuyruklar oluşacak müzelere bir türlü sıra gelmiyor. “Tersyüz edilmiş” ikonik cephesi ile ünlü çağdaş sanat müzesi Centre Pompidou da onlardan.

Dönemin cumhurbaşkanı Georges Pompidou’nun, özgün bir kültür merkezi yaratma isteği üzerine inşa edilen yapı bugün içinde modern ve çağdaş sanatın en iyi örneklerini bulabiliyorsunuz. 4. ve 5. katlarda Kandinski, Delaunay, Dix, Chagall, Kahlo, Miro, Mondrian, Matisse gibi büyük ustaların eserlerinin yanı sıra 1960’tan günümüze Marcel Duchamp, Beuys, Klein, Arman gibi sanatçıların çağdaş sanat eserleri yer alıyor. Özellikle de Marcel Duchamp’ın “Fontaine / Çeşme” adlı ikonik çalışması da burada.

Müzenin “tersyüz edilmiş” binası da içindeki eserler kadar çok konuşulmuş başlıbaşına bir mimari eser. Binanın su, elektrik, gaz boruları gibi tüm yapısal ve mekanik sistemlerinin, hatta merdivenlerinin bile içeride değil dışarıda olduğu ve sarı, kırmızı, mavi ve yeşil gibi renklerle kodlandığı binanın tasarımı ise Renzo Piano ve Richard Rogers’a ait.

Binanın hemen önündeki Georges Pompidou Meydanı ise, pandomimciler ve müzisyenler gibi sokak sanatçılarının şovlarına doğal bir sahne oluyor. Merkezin hemen yanındaki, besteci Igor Stravinsky’e adanmış Stravinsky Meydanı’nda ise Jean Tinguely ve Niki de Saint-Phalle’ye ait 16 tuhaf, mekanik hareketli ve su püskürten heykelle süslü Stravinsky Çeşmesi de görülmeye değer.

Sanat merkezinde sık sık atölyelere, dans performanslarına, film gösterimlerine de rastlıyorsunuz. İçinde kitapçı, tasarım butiği, araştırma kütüphanesi ve çalışma alanları da var. En üst kat olan 6. kattan Paris’in ve çevredeki mahallenin çok güzel bir manzarasını bulacaksınız sakın atlamayın. Çalışma Saatleri: Salı günleri hariç her gün 11.00 – 22.00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın. Haritada 53 numara.

Güncel Not: Centre Pompidou Eylül 2025 – 2030 yılları arasında kapalı olacak. İçindeki eserler de çeşitli müze ve sanat kurumlarında sergilenecek.

5. Daha Fazla Gününüz Varsa

5.1 Paris’in Öğrenci Mahallesi Latin Mahallesi (Quartier Latin)

Sorbonne Üniversitesi’nin konuçlandığı “Quartier Latin” yani “Latin Mahallesi” Orta Çağ’dan beri şehirde yüksek eğitimin merkezi. O dönemde üniversitelerde eğitim Latince yapılıyormuş. Sokaklarda da öğrencilerin birbirleriyle Latince muhabbet etmesi sebebiyle semtin adı Latin Mahallesi kalmış. Mekanlar daha çok öğrencilere yönelik. Konum için tıklayın. Haritada 54 numara.

Aydınlanma Dönemi’nin Sembol Yapısı: Panthéon


Bölgenin en önemli yapısı, ona ismini de veren Panthéon. Bu Antik Yunan yapılarını andıran yapı, Jean-Jacques Rousseau, Victor Hugo, Voltaire ve Marie Curie gibi önemli kişiliklerin anıt mezarlarının yer aldığı görkemli bir mozole. Neo Klasik üslupla Roma’daki Pantheon’un cephesinden esinlenilerek 18. yüzyılda inşa edilmiş. Aslında zamanında bir kilise olan yapı, Fransız Devrimi sonrasında kilise fonksiyonunu kaybetmiş, önemli Fransız entelektüellerinin gömüldüğü, akıl çağının, Aydınlanma Dönemi’nin sembolü olan bir anıt mezar halini almış. Pantheon’a giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 55 numara.

68 Olayları’nın Merkezi, Dünyanın En Prestijli Üniversitelerinden Sorbonne

Pantheon’nun hemen karşındaki görkemli yapı temelleri 1257’de atılmış olan Sorbonne Üniversitesi veya diğer adıyla Paris Üniversitesi. Dünyanın en saygın üniversitelerinden biri. Marie Curie, Roland Barthes, Christian Lacroix, Jean-Paul Sartre, Kutluğ Ataman gibi birçok büyük isim buradan mezun. Ama üniversitenin tüm dünyayı değiştiren asıl önemi, Fransa’da başlayıp dünyaya yayılan ve “68 Baharı” olarak bilinen öğrenci hareketinin kalbi olması. Konum için tıklayın. Haritada 56 numara.

68 Kuşağının Doğduğu Yer

68 Mayıs Olayları olarak adlandırılan öğrenci isyanlarına sahne olan Sorbonne Üniversitesi gençliğin toplumsal bir aktör olarak sahneye çıktığı yer. Şaşırdık mı? Hayır. Ne de olsa Paris gerçek bir başkaldırı ve devrim şehri. Bu isyanın arka planı ise oldukça kalabalık.

Bir yanda Latin Amerikalı devrimci Ernesto Che Guevara’nın La Higuera’da yakalanıp 9 Ekim 1967 tarihinde Bolivya Ordusu’nun elinde öldürülmesine duyulan öfke, bir yanda gittikçe baskısını artıran otoriter ve tutucu De Gaulle iktidarı, Vietnam Savaşı sonrası yükselen anti savaş karşıtı görüş, Cezayir’e bağımsızlık verilmemesinden kaynaklanan siyasi hoşnutsuzluklar, artan işsizlik, söz hakkı verilmeyen bir gençlik, toplumda geleneksel kuralların reddedilmesi ve otoritenin sorgulanması derken biriktikçe biriken bir öfke…

İşte böyle bir atmosferde 1968 yılının Mayıs başında çıkan ve Haziran’a kadar süren isyan polis ve Sorbonne öğrencileri arasında çıkan bir sokak çatışmasından çıkıp gittikçe büyüyen ve sonunda halkın ve işçi kesimin de desteğini alarak 9 milyon işçinin genel grevi ile sonuçlanan toplumsal bir olaya evriliyor. Söylenene göre olaylar sırasında yaklaşık 10 bin metrekarelik alana yayılı parke taşları, güvenlik kuvvetlerine fırlatılmak üzere yerinden sökülmüş. 68 kuşağının Türkiye’deki uzantısı ise Deniz Gezmiş’ler.

68 Baharı’nın Kültürel Mirası

Sorbonne çatışmaları sırasında ortaya çıkan bir tür sokak sanatı da kayda değer. Özellikle de inanılmaz yaratıcı posterlerin ve sloganların basıldığı ve barikatlarla dolu sokakları süslediği bu dönem sokak sanatına da yön veren dönemlerden biri olarak sanat tarihine adını yazdırıyor. “Özerklik”, “kişisel gelişim”, “yaratıcılık” ve “bireye önem verilmesi” gibi değerler de yine o günlerin bizlere mirası. Üniversite dediğimiz yer, böylece sistemi sorgulayan gerekirse onu değiştirmek için harekete geçen bilinçli gençliğin bulunduğu yer haline geliyor. Babalarımızın ve büyükbabalarımızın 68 kuşağı güzellemeleri boşuna değil.

Caveau de la Huchette: Latin Mahallesi’nde 1949’dan beri işleyen, 16. yüzyıldan kalma bir mahzenden dönüştürülme popüler caz kulübü. Cuma gecesi gitmek için ideal. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

Şehrin İçinde Bir Vaha: Lüksemburg Bahçeleri (Jardin du Luxembourg)

Fotoğraf Kaynak: Michelle Maria, Le Jardin du Luxembourg, Paris, France – panoramio (20)CC BY 3.0

Paris’in merkezindeki en büyük parklardan biri olan Jardin de Luxembourg, içinde yürüyüş yapabileceğiniz, dinlenebileceğiniz, kitap okuyabileceğiniz, içeceğinizi, yiyeceğinizi alıp piknik yapabileceğiniz bahçeler bütünü. 22 hektarlık bir alana yayılı olan bahçe, sonbaharda kızıllı sarılı yapraklara teslim oluyor.

Paris yüzölçümünün toplam 105 kilometrekare olduğu düşünülürse, Lüksemburg Bahçeleri’nin Parisliler için şehirde nasıl bir oksijen alma durağı olduğunu anlayabilirsiniz. Park içinde bir şeyler yiyip içebileceğiniz cafeler, Tuileries Bahçesi’ndeki gibi ikonik hale gelmiş yeşil sandalyeler, dönemsel sergilere ev sahipliği yapan bir Orangerie ve minik yelkenli teknelerin yüzdürüldüğü büyük bir havuz var. İçinde satranç oynayabileceğiniz masalar bile düşünülmüş. Konum için tıklayın. Haritada 57 numara.

Fransız Senatosu’nun Evi Lüksemburg Sarayı

Bahçenin ortasındaki büyük havuzun karşısındaki 17 yüzyıldan kalma saray şu anda Fransız Senatosu olarak hizmet veren, Fransa Kraliçesi Marie de Medici adına kendi memleketi olan Floransa’daki Pitti Sarayı model alınarak yapılmış Palais du Luxembourg. İçini ancak randevu alarak gruplarla gezebiliyorsunuz ama gerek de yok sadece parkı süsleyen yapının ne olduğunu anlatmak amacıyla belirttik.

Bölgede Önerdiğimiz Oteller ve Daireler

Hôtel Fougère – Fotoğraf Kaynak: www.booking.com

Latin Mahallesi diye geçen 5. bölge ve Saint-Germain-des-Prés diye geçen 6 bölge yan yana olsalar da konaklama opsiyonları açısından ayrışan bölgeler. 5. bölge çok daha ugyun fiyatlı, hip ve genç olmasına rağmen 6. bölge seçenekleri çok daha lüks, rafine ve yüksek bütçeli. Biz yine de her ikisinden de birkaç öneriyi buraya bırakalım.

Relais Christine $$$: 6. bölgede, Saint-Germain-des-Prés’de yer alan, spa hizmeti de sunan bir butik otel.

Hôtel Fougère $$: 6. bölgede, Cafe de Flore’a 150 metre mesafede, uygun fiyatlı bir konaklama seçeneği.

HR Quai Augustins $$: 6. bölgede, 35 metrekarelik, 2 odalı, bir çekyat bir de çift kişilik yatak bulunan, tek banyolu, tam donanımlı bir daire seçeneği. En fazla 4 kişinin konaklamasına müsait.

Stylish 2bd House $: 5. bölgede, 45 metrekarelik, 2 yatak odası ve 1 banyo bulunan, 6 kişilik, tam donanımlı bir daire seçeneği.

Edgar Suites $: 5. bölgede, 150 metrekarelik, 4 yatak odası ve 3 banyo bulunan, maksimum 8 kişilik bir villa seçeneği. Kalabalık gruplar için ideal.

5.2 Saint-Martin Kanalı’nda Hafta Sonu Keyfi Yapan Parislilere Karışın

Fotoğraf Kaynak: Xuan Nguyen / Unsplash

Paris’in en önemli iki ana istasyonu, Avrupa’nın en işlek terminalleri arasında olan Gare du Nord ve Gare de l’Est’in de bulunduğu 10. ve 11. bölgeleri boyunca geçen, çevresinde bohem cafelerin, popüler bar ve restoranların olduğu kanal bölgesi Paris’in yeni yeni parlayan yıldızlarından.

Bir Amsterdam veya Venedik gibi kanallar şehri değil belki ama Paris’te de Saint Martin Kanalı var. Doğal bir kanal değil. 19. yüzyılın başlarında Napolyon, Paris’e içme suyunun taşınması ve aynı zamanda Seine üzerinde  yoğunlaşan ticaret nedeniyle oluşan deniz trafiğini hafifletmesi için bir kanal yapılmasını emretmiş. Elbette 21. yüzyıla gelindiğinde yani turizm deniz ticaretinin pabucunu dama attığında, kanal da işlevi olan bir su yolundan çok güzel havalarda Parislilerin kenarında yürüyüş veya piknik yapmaya, bisiklete binmeye veya aperatif bir şeyler içmek için civar barlarında takılmaya geldiği bir yer haline gelmiş.

Aynı zamanda bu bölge ve Belleville’e kadar uzanan çepheri Paris’teki sokak sanatının merkezlerinden biri kabul ediliyor. Burası dışında nehrin sol yakasındaki 13. bölgede de dünyaca ünlü sanatçıların devasa muralleri bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 58 numara.

Kanal ve onu çevreleyen mahallede birçok popüler yeme-içme noktası var

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/pavillonpuebla

Du Pain et Des Idées: 1889’dan kalma enfes bir iç mekana sahip geleneksel bir Paris fırını. Ekşi mayalı ekmeği, portakal çiçeği aromalı brioche ve bizdeki tahinliye benzer fıstıklı ve çikolatalı seçenekleri olan salyangoz çöreği ile meşhur. Al götür kahve de satıyor. Hafta sonları kapalı. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara.

Le Comptoir Général: 1950’lerden kalma barı, egzotik bitkiler ve vintage mobilyalarla dolu dekorasyonu ile Paris’in en havalı yerlerinden biri. Pazar brunch’ı için ideal. Yer bulmak zor olabiliyor ve rezervasyon yok o yüzden sıra beklemeye hazır olun. Brunch için ise rezervasyon alıyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara.

Holybelly

Holybelly 5: Göz yumurtalı, omeltli, ekmekli doyurucu bir kahvaltı veya brunch’a ihtiyacınız varsa kesinlikle Holybelly’e gidin. Avustralya usulü kahveler eşliğinde haftanın her günü tüm gün klasik kahvaltılık seçenekler sunuyor. Rezervasyon alınmıyor. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara.

Gravity Bar: Dalga şeklindeki bar tasarımı ile Paris’in en popüler kokteyl barlarından. Mevsimsel olarak değişen bir tapas menüsü de var. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara.

Marrow: Mahallenin gurme neo-bistrosu. Menüsü mevsimsel olarak neredeyse her ay değişiyor. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara.

Le Syndicat: Paris’in en popüler kokteyl barlarından biri. Tarzı speakeasy. Rezervasyon şart. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara.

Pavilion Puebla: Parc des Buttes Chaumont’ta, Montmartre’daki nostaljik guinguette’lerin yani açık hava tavernalarının modernize edilmiş bir versiyonu. Cuma ve cumartesi günleri dj performansları oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara.

5.3 Disneyland Paris

Her ne kadar ABD’den çıkmış olsa da Disneyland efsanesini yaratan yer Paris oldu diyebiliriz. Neden çünkü Avrupa’da olduğundan bizim coğrafyamıza daha yakın ve ulaşılabilir. Yıl olmuş kaç halen daha Avrupa’nın en ünlü ve en çok turist çeken tematik parkı olmaya devam ediyor. Bizce büyük küçük herkesin sıkılmadan bir gün geçirebileceği bir yer. İçinde kadar çok uyarana maruz kalıyorsunuz ki bir bakmışşınız gündelik dertler sıkıntılar bir anda geride kalmış. Gerçekten de park vadettiği masallar diyarı atmosferinin hakkını veriyor ve özellikle de çocuklarınız açısından paranızın karşılığını sonuna kadar alıyorsunuz. Burada birkaç hayati tüyomuzu veriyoruz ancak Disneyland hakkında piyasadaki en kapsamlı rehberi yazmış olmanın da haklı gururunu yaşamıyor değiliz: Disneyland Paris Rehberi

Disneyland Park ve Walt Disney Studios Park Olmak Üzere 2 Ayrı Park Var

Disnayland aslında iki ayrı tematik parktan oluşuyor: Disneyland Park ve Walt Disney Studios Park.

Disney’in meşhur karakterleri ve yarattığı peri masalları temalı Fantasyland, gelecek ve bilim temalı Discoveryland, vahşi batı temalı Frontierland, adrenalinli maceraların yer aldığı Adventureland’den oluşuyor.

Walt Disney Studios Park ise daha büyük yaşa ve yetişkinlere hitap eden sinema temalı bir park. Adrenalin seviyesi daha yüksek atraksiyonlar ve simülasyonlar bulunuyor.

Disneyland’e Gideceklere Tüyolarımız

Kombine bilet alın: Dediğimiz gibi Disneyland içinde Disneyland Park ve Walt Disney Studios Park olmak üzere iki ayrı eğlence parkı var. İlki daha çok küçük çocuklara diğeri daha çok biraz daha büyük yaş grubuna ve yetişkinlere hitap ediyor. Bu önemli bir nokta çünkü bilet alırken ya ikisini de kapsayacak şekilde ya da tek parklık seçim yapıyorsunuz. Ayrıca biletler de esnek mi yoksa tarihli mi alacağınıza göre de değişiyor:

1 günlük tarihli Disneyland giriş bileti almak için tıklayın.

2 / 3 / 4 günlük tarihli Disneyland giriş bileti almak için tıklayın.

1 günlük esnek Disneyland giriş bileti almak için tıklayın.

Vaktinizi iyi kullanın: Ayrıca gününüzü ikisi arasında eşit bir paylaşım yapacak şekilde planlamanız gerekiyor. Birinde çok vakit harcarsanız diğerine vakit az kalıyor.

Her atraksiyona yetişmeye çalışmayın: Burayı Louvre Müzesi gibi düşünün ve her şeye yetişmeye her aktiviteye katılmaya her atraksiyona vakit ayırmaya kalkmayın çünkü bir tam gün bile bu parkları hakkıyla deneyimlemeye yetmez. O yüzden sadece sizin ve çocuğunuzun ilgisini çeken seçeneklere yönelin.

Disneyland App İndirin: Kapıda alacağınız haritadan ne nerede kolaylıkla bulabiliyorsunuz ama app’i indirirseniz hangi aletin önünde ne kadar bekleme süresi var görebiliyorsunuz.

Kuyrukta beklemeye hazır olun: Dilediğiniz alete dilediğiniz kadar binebiliyorsunuz. Yalnız her atraksiyonun önünde uzun kuyrukların sizi bekliyor olacağı bir gerçek. Yoğun sezonda bir rollercoasterın kuyruğunda bir saat beklemeye hazır olun. Ancak, Fast Pass yani hızlı geçiş özelliğini satın alırsanız bu özelliğin geçerli olduğu aletlere ayrıcalıklı biniş hakkınız oluyor.

Doğru zamanda gelin: Parkın en yoğun olduğu dönem yaz ayları. En uygun dönem ise ilkbahar ve sonbahar ayları. Ama onların da saat dezavantajı var. Yazın park 23.00’e kadar açık kalırken, diğer mevsimlerde 20.00’de fişi çekiyor. Bu da buradaki değerli vaktinizi daha da kısıtlıyor. Mevsimden bağımsız olarak her türlü hafta sonu değil hafta içi gelmeye bakın.

Yeme-İçme ve Alışveriş: Parkın içinde hemen hemen her köşede hediyelik eşya dükkanları var. Girişteki Disney Village bölümünde hot dog ve hamburger gibi çocuklara hitap edecek yeme-içme noktaları var. Ayrıca her tematik bölümün de kendine özel yine temaya uygun olan yeme-içme kısımları var. Kısacası parkta aç kalmanız mümkün değil.

Disneyland’a ulaşım: Disneyland, Paris merkeze yaklaşık 30 kilometre şehrin dışındaki Marne la Vallée bölgesinde bulunuyor. Buraya ulaşımın en kolay yolu RER A4 hattı banliyö trenlerini kullanmak. Paris’in Charles de Gaulle Etoile, Auber, Chatelet Les Halles, Gare de Lyon ve Nation istasyonlarının herhangi birinden bu treni yakalayabiliyorsunuz. Zaten 10-15 dakikada bir geçiyor. Yolculuk yaklaşık 40 dakika sürüyor. Trenin son durağı zaten Disneyland durağı. RER dışında hızlı tren firmaları olan Eurostar ve TGV’nin de buraya seferleri var ama daha pahalı. Konum için tıklayın.

5.4 Versay Sarayı (Château de Versailles)

Fotoğraf Kaynak: Nono vlfChâteau de Versailles (Orangerie)CC BY-SA 4.0

Son olarak gününün birini de dünyanın en ünlü saraylarından Versay’ı görmeye ayıracaklar için tüyolarımızı vererek rehberimizi sonlandıralım. Fransız şatafatının, şanın, gösterişin ve zenginliğin bir yansıması olan saray, 1789’daki Fransız Devrimi sırasında 16. Louis ve Marie Antoinette’in giyotine gitmeden önceki son ikametgahları. Öyle büyük bir kompleks ki UNESCO Kültür Mirası listesinde olan saray ve bahçeler bütününe en az yarım gün ayırmak gerekiyor.

Av Köşkü’nden Dünyanın En Büyük Saraylarından Birine

Bugünkü sarayın olduğu yerde 1624’de mütevazı, Barok bir av köşkü varmış. Önce 1631 yılında 13. Louis köşkü elden geçirmiş ardından da 14. Louis 1661’de bugünkü sarayın ilk binasını yaptırmış ve 1668 yılında yeni sarayı kraliyetin resmi konutu yapmış. O zamandan 16. Louis ve Fransız Devrimi’ne kadar saray ek binalarla genişletilerek, aynı anda 20.000 kişinin yani yaklaşık yarım futbol stadı kadar insanın yaşayabileceği kadar büyük olan bugünkü halini almış.

Müthiş İhtişamlı Aynalar Salonu

Sarayda 2.300 oda bulunuyor ama içlerinden en özeli ünlü Aynalar Salonu. Salon ismini odadaki 17 pencereye denk gelen 17 aynalı panelinden alıyor. Salonun bir diğer özelliği de I. Dünya Savaşı’nı resmen bitiren anlaşma olan Versay Barış Antlaşması’nın imzalandığı yer olması. Aynalar Salonu başta olmak üzere, 14. Louis’nin heykelinin bulunduğu Salon de Venus, kendisinin taht odası Salon d’Apollon, kralların ve kraliçelerin yatak odaları gibi görülecek yüzlerce ihtişamlı oda var.

Saray’da Tuvalet Yokmuş!

Sarayın en çok konuşulan en magazinsel özelliği ilk yapıldığı dönemde içinde sadece krala ve ailesine kadar tuvalet ve banyo yapılmış olması. Hatta 1768 yılına kadar o bile yokmuş. Çünkü dönemin asillik anlayışına göre sadece asillerin tuvaleti olurmuş. Yani anlayacağınız devasa sarayda görevli hizmetçiler ve askerler tuvaletini taşınabilir lazımlıklara yapar sonra da pencereden dışarı boşaltırlarmış. Parfümü icat edenlerin neden Fransızlar olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz.

Versay Sarayı’nı Gezeceklere Tüyolarımız

Ne Zaman Gelmek Gerekir? Versay bahçeleri, Grand Trianon gibi çevre yapıları, kanalları ile bir saray kompleksi olduğundan her gün açık ama pazartesileri sarayın iç mekanları kapalı. Salı günleri Louvre Müzesi kapalı olduğu için turistlerin çoğu o gününü Versay’ı gezmek için kullanabiliyor. O yüzden gelmek için salı dışında bir günü seçmenizde fayda var.

Ne Kadar Zaman Ayırmak Gerekir? Devasa bir kompleks olan bu görkemli saray bir yarım gün ayırmaya değer.

Versay Sarayı’nın bahçelerine de zaman ayırın: Versailles Sarayı’nın Barok tarzdaki bahçe peyzajı da görülmeye değer. Bitkilerin ve ağaçların düzeni, su yolları ve çeşmelerin simetrisi, hepsi bir geometrik düzen ve uyum içinde uzayıp gidiyor. Kesinlikle buraları es geçmeyin.

Versay Sarayı Ziyaret Saatleri: Saray kısmı pazartesi günleri hariç her gün 09.00 – 17.30 saatleri arasında gezilebiliyor. Son giriş 17.00’de. Gişe de 16.50’de kapanıyor. Bahçeler ise her gün 08.00 – 18.00 arasında gezilebiliyor.

Versay Sarayı Biletleri: Saray 18 yaş altı herkese ücretsiz. Yine de bu ücretsiz haktan da yararlanmak için de internet sitesinden ücretsiz biletinizi almanız ve bir ziyaret günü saati belirlemeniz gerekiyor. 18 yaşından küçük değilseniz Versay biletinizi hemen online bir şekilde buradan alabilirsiniz.

Dilerseniz sarayı rehberli turla da gezebilirsiniz. Rehberli tura bilet almak için tıklayın.

Versay Sarayı’na Ulaşım: Saray Paris’in 16 kilometre kadar dışındaki Versailles komününde kalıyor. Buraya geliş için RER C hattını kullanıyorsunuz. Versailles Château Rive Gauche durağında inip 10 dakikalık bir yürüyüşle saraydasınız. Konum için tıklayın.

5.5 Gelmişken Bunlar Da İlginizi Çekebilir

Les Invalides

Les Invalides, hem Napolyon’un mezarının bulunduğu hem de Fransa’nın askeri geçmişine dair kapsamlı bir keşif imkanı sunan devasa bir kompleks. 1670’te Kral XIV. Louis tarafından yaralı askerler için hastane ve bakımevi olması amacıyla inşa edildiği için “Hôtel National des Invalides” diye de biliniyor. Fransa Ordusu Müzesi, Plan Rölyefler Müzesi, Çağdaş Tarih Müzesi ve Saint-Louis-des-Invalides Katedrali’nin bir arada bulunduğu kompleksin en popüler noktası Napolyon’un Église du Dôme yani Kubbe Kilisesi içindeki devasa kırmızı lahti. Napolyon’un vasiyetinden “Küllerimin Seine Nehri kıyılarında, çok sevdiğim Fransız halkının arasında yatmasını istiyorum.” sözleri de bu lahtin üstüne kazılı. Dünyanın en önemli askeri tarih müzelerinden olan Ordu Müzesi’nde zırh, silah ve tablo koleksiyonları, Saint-Louis des Invalides Kilisesi’nde de ele geçirilen düşman bayrakları sergileniyor. Kompleksin tümünü ziyaret etmek için bilet satın almak gerekli. Napolyon’un mezarı ve Ordu Müzesi’ni kapsayan giriş biletini almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 59 numara.

Grand Palais

1900 Paris Evrensel Sergisi için inşa edilen Grand Palais, hem mimarisi hem de düzenlediği prestijli etkinliklerle Paris’in kültür-sanat alanında kalbinin attığı yerlerden birisi. Cam kubbesi ve gösterişli demir işçiliğiyle dikkat çeken yapı dışarıdan bakıldığında bir kraliyet binasını andırsa da aslında sergi ağırlamak amacıyla kurulmuş bir etkinlik alanı. Yaklaşık 25 yıldır da tarihi anıt statüsünde. Ulusal ve uluslararası fuarlara da Picasso ve  Renoir gibi sanatçıların sergilerine de dönem dönem ev sahipliği yapıyor. Son yıllarda ise Art Basel’den ünlü moda evlerinin defilelerine şehrin en prestijli etkinliklerinin ana mekanı. Bir de kışın burası Grand Palais des Glaces adı ile devasa bir buz pateni pistine dönüyor ki o da kaçmaz. Konum için tıklayın. Haritada 60 numara.

Petit Palais

Günümüzde bir sanat müzesi olarak kullanılan Petit Palais de 1900 Paris Evrensel Sergisi için inşa edilen mekanlardan bir diğeri. Charles Girault tarafından trapezoidal yapıda tasarlanan binası 1975’ten beri kültürel anıt statüsünde. İçinde Yunan ve Roma heykellerini, Rönesans duvar halılarını ve mobilya, cam işleri gibi dekoratif sanat örneklerini görebileceğiniz gibi Rembrandt, Delacroix ve Courbet gibi ustaların eserlerini de bulacaksınız. Kalıcı koleksiyona girişler herkes için ücretsiz. Müze pazartesi günleri kapalı. Konum için tıklayın. Haritada 61 numara.

Palais de Tokyo

Palais de Tokyo, Avrupa’nın en kapsamlı çağdaş sanat merkezlerinden biri sayılıyor. Yüksek tavanları, ham beton duvarları ve “tamamlanmamış” estetiğiyle 22.000 metrekarelik endüstriyel bir alana yayılmış. Sanat tarihine damgasını varmış usta sanatçılardan ziyade uluslararası genç sanatçıların eserlerine odaklanan bir anlayışa sahip. Resimden heykele, performans sanatından dijital sanata gibi alanlarda eser çeşitliliği bariz şekilde görülebiliyor. Kalıcı bir koleksiyonu olmamasına rağmen Avrupa’nın en büyük koleksiyon yapmayan çağdaş sanat müzesi olarak da biliniyor, yani aykırı bir duruşu var diyebiliriz. Salı günleri hariç haftanın her günü açık. Perşembe günleri de gece yarısına kadar ziyaret edilebiliyor. Ha unutmadan akıllardaki soruları cevaplamak adına söyleyelim, adındaki Tokyo’dan Japonya veya Uzak Doğu esintileri hakim gibi düşünmeyin. Müzenin bulunduğu Président Wilson Bulvarı’nın eski adı Tokyo Bulvarı olduğu için adı o şekilde. Konum için tıklayın. Haritada 62 numara.

Bastille Meydanı

Bastille Meydanı, Fransız Devrimi’nin başladığı meydan olarak biliniyor çünkü kraliyetin korku ve baskı unsuru olarak kullandığı Bastille Hapishanesi’nin halk tarafından 14 Temmuz 1789’da, ki bu tarih artık Fransız Ulusal Günü olarak kutlanıyor, basılması tam olarak bu meydanda gerçekleşiyor. Taşları teker teker sökülen Bastille Hapishanesi artık olmasa da onun yerini alan Opéra Bastille isimli modern bir opera binası var. Meydanın ortasındaki Colonne de Juillet isimli anıt da 1830 Temmuz Devrimi’ne ithafen yapılmış. Konum için tıklayın. Haritada 63 numara.

Boulogne Ormanı

845 hektarlık genişliğiyle Central Park’tan bile büyük olan Boulogne Ormanı, İmparator III. Napolyon döneminde halka açılan bir yeşil alan. Önceleri Fransız krallarının avlanmaya çıktığı özel bir bölgeymiş. Ormanın içinde iki yapay göl var, ayrıca yürüyüş parkurları ve çiçek tarhları da. Fondation Louis Vuitton müzesi de bu ormanın içinde. Kısaca burası Parislilerin şehir hayatından kaçtığı doğal bir alan fakat geceleri çok da güvenli değil. Bunu da belirtmeden geçmek istemedik. Konum için tıklayın. Haritada 64 numara.

Bois de Vincennes

Boulogne Ormanı’yla birlikte Paris’in akciğerlerinden biri sayılan Bois de Vincennes, 12. bölge sınırında bulunan bir park. İçinde Orta Çağ mimarisinin bir örneği olan Château de Vincennes, tropik tarım bahçeleri, doğa eğitim merkezi, ağaç koleksiyonları ve aileler için oyun alanları bulunuyor. Ayrıca yaz mevsiminde ücretsiz festivallere de ev sahipliği yapıyor. Konum için tıklayın. Haritada 65 numara.

La Défense

Klasik Paris silüetini süsleyen binaların aksine modern mimarinin örneklerini barındıran iş ve finans merkezi. En önemli durakları Grande Arche isimli modern zafer takı. Ardından büyük alışveriş merkezi The Quatre Temps ve son olarak Calder ve Miró gibi sanatçıların açık havada bulunan eserleri. Kısaca bölgenin New York’u andıran bir çehresi var, bu sebeple Paris’teyken farklı bir çevreye girmek istediğinizde tercih edebileceğiniz bir seçenek. Konum için tıklayın. Haritada 66 numara.

Paris’te Pek Bilinmeyen Yerler

Fotoğraf Kaynak: Charlota-Blunarova / Unsplash

Yukarıda Paris’e ilk kez geleceklerin izlemesini önerdiğimiz rotayı verdik. Paris’e ilk kez gelmeyenler veya burada 5 günden fazla zamanı olanlar ise turistik yerlere göre daha az keşfedilmiş Paris önerilerimizi Az Bilinen Paris: Alternatif Bir Paris Rehberi yazımızda bulabilirler.

Paris’te Yeme-İçme

Paris’ten tüm mekan önerilerimizi Paris’te Ne Yenir, Nerede Yenir – Meşhur Restoranlar Ve Cafeler & Fransa’da Ne Yenir? En Meşhur Fransız Yemekleri & Tatlıları yazılarımızda bulabilirsiniz.

The post PARİS’TE GEZİLECEK YERLER + HARİTALI GÜNLÜK ROTALAR appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/paris/feed/ 42
EYFEL KULESİ: HAKKINDA BİLGİ & FOTOĞRAFLAMAK İÇİN EN İYİ NOKTALAR https://www.bizevdeyokuz.com/eyfel-kulesi/ https://www.bizevdeyokuz.com/eyfel-kulesi/#comments Fri, 11 Feb 2022 19:58:24 +0000 https://www.bizevdeyokuz.com/?p=87428 Paris'e gittiğinizde elbette Eyfel Kulesi'ni ziyaret edeceksiniz. Ama bize sorarsanız pek de öyle anlatıldığı gibi bilet alıp zirvesine çıkmak gerekmiyor. Kuleden şehri izlemektense kuleyi seyretmek çok daha keyifli. Ayrıca bilet bulması ayrı dert, uzun kuyrukları ayrı dert. Biz yine de bilet bilgilerini verdik tabi ama gelin siz bu yazıdaki keyifini çıkarma tüyolarımızı dinleyin. ;)

The post EYFEL KULESİ: HAKKINDA BİLGİ & FOTOĞRAFLAMAK İÇİN EN İYİ NOKTALAR appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
Nesillerdir ateşi sönmeyen bir soruyu size yöneterek başlayalım: Sizce Eiffel Kulesi güzel mi, çirkin mi?

Paris’in, hatta Fransa’nın, en önemli simgesi haline gelen Eiffel Kulesi’nin yapıldığı 1889 yılında Parisliler tarafından çirkinliği ile ilgili topa tutulduğunu mutlaka duymuşsunuzdur. Üzerinden geçen yüzyılı aşkın sürede şehir silüetine Louvre Piramidi’nden Centre Pompidou’ya birçok avangard yapı eklenmesine rağmen şiirsel Haussmann mimarisi ile bezenmiş şehrin hala en aykırı yapısı olmaya devam ediyor. Çağının böylesine ötesinde bir yapı olmasına ve her sene 7 milyon ziyaretçi çekerek rüştünü ispatlamasına rağmen hala beğenmeyenler var. Ama genel olarak Parislilerin Eiffel Kulesi ile gurur duyduklarını söyleyebiliriz.

Sorumuza “Güzel” diye cevap verenlerdenseniz Paris gezinizde bol bol Eyfelli kareler yakalamak isteyeceğinizi tahmin ediyoruz. O yüzden bu rehberimizde sadece Eyfel Kulesi hakkında bilgi vermekle kalmayıp, en beğendiğimiz fotoğraf noktalarını da ekledik. Yeme-içmeden konaklamaya, Paris hakkında diğer her konu için ise Paris Gezi Rehberimize göz atabilirsiniz.

Fransa’nın “Kaslarıma Bakın” Deme Şekli: Eiffel Kulesi 🙂

Fotoğraf Kaynak: Stijn Te Strake / Unsplash

Eyfel Kulesi dünyaya Fransa’nın endüstriyel anlamdaki gücünü göstermek amacıyla Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde düzenlenen 1889’daki Dünya Fuarı Expo 1889’un açılışı için yapılmış. İlki 1851’de Londra Kristal Palas’ta düzenlenen Dünya Fuarı, o dönemin en önemli kültür, sanat, bilim ve girişimcilik etkinliğiymiş. Örneğin dönme dolap, dizel motorlar, yürüyen merdiven gibi birçok makine ve buluş zamanında ilk kez bu fuarda sergilenmiş. Yani Eiffel Kulesi gövde gösterisi yapmak için inşa edilmiş.

3.000 işçinin 26 ay boyunca 18.038 adet demir parçayı 2,5 milyon perçinle bir araya getirmesi ile ayağa kalkan kulenin inşaasında hiç can kaybının olmamış olması da o dönem için sıra dışı bir başarıymış.

Aslında sadece 20 yıl sergilenip kaldırılacakmış ancak kulenin yüksekliği Atlantik ötesi haberleşmeye imkan sağladığından kalmasına karar vermişler. Radyo dalgalarını uzun mesafelere yayabilmesi avantajıyla döneminde radyo yayıncılığının gelişmesine önemli katkı sağlayan kule I. Dünya Savaşı’nda sinyal kesici ve bozucu olarak da kullanılmış. Günümüzde bile en tepedeki 27 metrelik radyo vericisiyle halen bir verici istasyonu görevi görüyor.

Eyfel Kulesi Bileti (Ücretler & Çeşitler)


Eğer güzel bir Paris manzarası için kuleye çıkıyorsanız bizce içinde Eiffel’in göründüğü Paris panaromaları daha güzel. Bu durumda Arc de Triomphe yani Zafer Takı’ının terasına çıkmanızı tavsiye ederiz. Ama amacınız Paris’in ikonuna çıkmaksa o zaman tabi ki adresiniz Eyfel Kulesi. Günde ortalama 20.500 kişinin kuleyi ziyaret ettiğini için yüksek sezonda saatlerce kuyruk olabiliyor. Bilet türünüzü seçerken bunu da göz önünde bulundurun. Kulenin 3 girişi var. Bilet türünüze uygun girişe gitmeyi unutmayın.

Gelelim bilet çeşitlerine:

1. Eyfel Kulesi’nin Ara Katlarına Çıkmak

Eyfel Kulesi’nin zirvesine ve ara katlarına çıkışı ayrı ücretlendiriyorlar. 1. katı 57. metre, 2.  katı 115. metrede. İkisini tek bilet yapmışlar, yani 2. kat bileti aldığınız zaman her iki kata da çıkabiliyorsunuz. Merdivenle ya da asansörle çıkma şansınız var. İkisini ayrı ücretlendirmişler. Merdivende daha az sıra oluyor.

Merdivenle 2. kat bileti: Yetişkin 14,50€ / 12-24 yaş 7,30€ /  4-11 yaş & engelli 3,70€ / 4’ten küçükler ücretsiz.
Asansörle 2. kat bileti: Yetişkin 23,10€ / 12-24 yaş 11,60€ /  4-11 yaş & engelli 5,90€ / 4’ten küçükler ücretsiz.

Bu katlarda manzaraya karşı yemek yiyebileceğiniz restoranlar da var:
1. katta öğle veya akşam yemeği için 58 Tour Eiffel Brasserie. Rezervasyonsuz gitseniz burada bile sandviç, salata tarzı bir şeyler yeme şansınız olabilir.
2. katta lüks bir yemek deneyimi içinse 2. katta şık Jules Verne Restaurant var. Rezervasyon şart. Rezervasyonunuz varsa 2. kata çıkmak için ayrıca asansör ücreti vermiyorsunuz, zaten kendi asansörü var. Ama kuleyi gezmek için ayrıca biletinizin olması lazım.

Not: Burada bir yemek planınız varsa ne ala ama “Bir rezervasyon yapıp gitmem, asansör bedavaya gelir” gibi çakallıklar peşine düşmeyin sakın. Şef Frédéric Anton’un 5 tabaklık tadım menüsü kişi başı 205 Euro civarında ve sadece ön ödeme yaparak rezervasyon mümkün. Rezervasyon için tıklayın.

2. Eyfel Kulesi’nin Zirvesine Çıkmak

Zirveden aşağısı böyle görünüyor. Kuleden şehir minyatür gibi görünüyor.

Zirve platformu ise 276. metrede. Burada da bir bar var. En üst platformda hem üstü açık bir alan hem de kapalı alan bulunuyor. En üst kattan Paris’i 360 derece görebiliyorsunuz. En üst platforma çıkmak için ikinci katta aktarma yapıp başka bir asansöre geçmeniz gerekiyor. 2. kata asansörle mi merdivenle mi geldiğinize göre de bilet fiyatları değişiyor:

Merdivenle 2. kat + Asansörle Zirve: Yetişkin 27,50€ / 12-24 yaş 13,80€ /  4-11 yaş & engelli 6,90€ /4’ten küçükler ücretsiz.
Asansörle 2. kat + Asansörle Zirve: Yetişkin 36,10€ / 12-24 yaş 18,10€/  4-11 yaş & engelli 9,10€ / 4’ten küçükler ücretsiz.

Ben hiç sıra beklemek istemiyorum derseniz, 1, ve 2. katlara üstüne biraz daha para verirseniz zirveye de direkt geçiş hakkı veren bu bileti alabilirsiniz.

3. Çalışma Saatleri

Asansör: 9:30 – 22:45
Merdiven: 5 Mart 2022’de bakım işleri için merdivenin saatleri sınırlanacakmış. O yüzden gitmeden önce güncel çalışma saatlerini öğrenmek için tıklayın.

Hava Karardıktan Sonra Saat Başı Kısa Bir Işık Şovu Oluyor

Hava karardıktan sonra her saat başı beş dakika süren minik bir ışık şovu oluyor. Kule ateş böcekleri gibi yanıp sönüyor. Bir de Fransa Ulusal Bayramı olan 14 Temmuz yani Bastille Günü’nde Paris’teyseniz Eyfel Kulesi’ndeki olağanüstü havai fişek gösterisini kaçırmayın.

Eyfel Kulesi’ni Fotoğraflamak İçin En Güzel Noktalar

1. Rue de l’Université

Biz karakteristik Paris mimarisini ve Eyfel Kulesi’ni aynı karede görmeyi tercih ettiğimizden en sevdiğiniz Eyfel karelerinden birisi kesinlikle l’Université Sokağı’ndan çekiliyor. Buradaki evlerinin süslü ferforje balkonları ve süslü cephe detayları, klasik bir Eyfel Kulesi fotoğrafını çok zenginleştiriyor. Eyfel Kulesi’nin içinde bulunduğu parka açılan sokaklardan birisi olması sebebiyle de ulaşmanız çok kolay olacaktır. Konum için tıklayın.

2. Champ De Mars

Eyfel Kulesi’nin altında Eyfel Bahçeleri’yle birleşen kocan bir yeşil keyifli bir park var. Şehrin en yaşayan yeşil alanlarından birisi. Çocuğunu, müziğini kapan buraya kuleyi seyrederek piknik yapmaya geliyor. Eiffel Kulesi’ni tam cepheden gören bir açısı var. Hava kararmaya başlayınca gözünüz kulede olsun. Her saat başı kulenin ışıkları 5 dakikalığına Noel ağacı gibi yanıp sönüyör. Konum için tıklayın.

3. Eyfel Kulesi Atlıkarıncası (Carrousel de la Tour Eiffel)

Biz şehrin park ve bahçelerinde atlıkarınca görmeye çok alışkın değiliz ama Paris’te birçok noktada görebiliyorsunuz. Eyfel Kulesi’nin Seine nehrine bakan cephesinde bu vintage atlıkarınca bizce kulenin endüstriyel görüntüsüne sıcacık bir his katıyor. Konum için tıklayın.

4. Trocadéro Meydanı

Trocadero Meydanı – Fotoğraf Kaynak: Christophe Schindler / Pixabay

Yüksek bir platform üzerinde olması nedeniyle Eyfel Kulesi’ne biraz daha göz hizasından bakma imkanı sağlayan Trocadéro Meydanı zeminindeki kare döşemelerle çok güzel ve geometrik bir kadraj sunuyor. Ama burayı boş bulamadıktan sonra insanın gözünü kuleye yönlendiren o perspektif kalmıyor. O yüzden Instagram delileri sabahın ilk ışıklarında meydana nöbete geliyor ama yapmayın, etmeyin arkadaş, Paris’teki sayılı vaktinizi like peşinde harcamaya değer mi? Konum için tıklayın.

5. Trocadéro Bahçeleri


Eyfel’i fotoğraflamanın en zor yanı sürekli kadrajınızda kalabalıkların girmesi. Çok popüler bir yapı olduğu için her fotoğrafınızda istemsizce bir photo-bomb durumu var. İşte bu duruma ilaç gibi gelecek yerlerden birisi Trocadéro Bahçeleri. Bahçe tepedeki Trocadéro Meydanı’ndan eğimle Eyfel Kulesi’ne doğru indiği için setlerin üzerinden ya da merdivenlerin basamaklarından bombalanmayan kareler yakalamak mümkün oluyor.

Fotoğraf Kaynak: Maxavans / Pexels

Parkın içinde en sık çekilen kare de bu merdivenlerden. Ancak merdivenler popüler bir fotoğraf noktasına döndüğü için yine biraz el kol girmesi durumu olabilir. Konum için tıklayın.

6. Le Recrutement Café ve Au Canon des Invalides’in Sokağı

Rue Saint-Dominique’deki Le Recrutement Café civarları şehrin ritmini ve Eyfel Kulesi’ni tek bir kareye sıkıştırma imkanı sağlıyor. Biz bu tarz yaşayan Paris portelerini şehrin ruhunu yakaladığı için çok beğeniyoruz. Le Recrutement Café kırmızı tentesi ile fotoğrafınızı patlatırken, bu kafenin hemen bir sokak arkasındaki Au Canon des Invalides adlı kafe ise fotoğraflarınıza daha nötr bir fon veriyor. İkisini de değerlendirin deriz. Konum için tıklayın.

7. Zafer Takı (Arc de Triomphe)



Zafer Takı’nın terasının her cephesinden ayrı güzel bir Paris manzarası göreceksiniz. Önünüzde Champs Elysée, arkanızda La Défense’ın gökdelenleri, sağınızda Eyfel Kulesi ve solunuzda Montmartre Katedrali. Bizce Eyfel’in tepesinden Paris’i seyretmektense Takı’nın terasından seyretmek daha güzel. Hem böylece Eyfel’in yanında o koca binaların nasıl cüce kaldığını fotoğraflayabilirsiniz. Gün batımını terasta yakalamanızı şiddetle tavsiye ederiz. Konum için tıklayın.

8. Seine Nehri’nden


Eiffel Kulesi’nin fotoğrafını çekmenin en güzel yollarından biri de kuleyi gören Seine Nehri kıyıları. Ayrıca bir Seine Nehri tur teknesine atlamak da güzel fikir. Böylece 1,5 saatlik tur boyunca karşınıza harika açılar ve fotoğraf noktaları çıkacak.

9. Paris’in Köprüleri

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Vincent (@drone.ace)’in paylaştığı bir gönderi

Paris’in çoğu köprüsü Eyfel Kulesi’ni fotoğraflamak için iyi bir konuma sahip. Özellikle de trafik akışının olmadığı ve sadece yayalara açık olan köprüler fotoğraflamak için çok daha da elverişli.

Aralarından en güzel fotoğraf verenler:
Pont Alexandre III Konum için tıklayın.
Pont De Bir-Hakeim Konum için tıklayın.
Pont d’léna Konum için tıklayın
Passerelle Debilly Konum için tıklayın.

10. Montparnasse Kulesi

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Mary Quincy (@mary_quincy)’in paylaştığı bir gönderi

Montparnasse Kulesi Tour Montparnasse Paris’in göbeğinde bulunan tek gökdelen. Bina, 210 metre yüksekliğinde olduğundan en az Eyfel kadar tüm şehri gören bir görüş açısına sahip. 56. katında bir seyir terası var. Konum için tıklayın.

11. Sacré Coeur’ün Kubbesi

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Mary Quincy (@mary_quincy)’in paylaştığı bir gönderi

Sacré Coeur’den Paris’e bakmak da 360 derecelik şehir manzarası demek. Fakat aşağıdan değil en güzel manzara için bazilikanın seyir terasına çıkmalısınız. Her ne kadar Eiffel uzak kalsa da manzara çok güzel. Zoom lensiniz varsa kesin çantaya atın deriz. Elbette seyir noktasına çıkmak için 300 basamak çıkmalı ve belli bir ücret ödemelisiniz. Konum için tıklayın.

12. Avenue de Cameons

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Katarina (@applekaty)’in paylaştığı bir gönderi

Avenue de Cameons da bizlere tanıdık gelecek, Karaköy’de bulunan Kamondo Merdivenleri’ni andıran Monument à Luís de Camões adlı bir anıtsal bir nokta. Güzel sütunları, merdivenleri ve klasik Paris mimarisini Eyfel Kulesi’nin muhteşem manzarasıyla birleştiriyor. Konum için tıklayın.

13. Galeries Lafayette’in Rooftop’ı

Güzel bir kahve eşliğinde Eiffel Kulesi manzarası yakalamak için manzara için Galeries Lafayette’in rooftop cafe / barı da şehrin merkezinden güzel bir seçenek. Eiffel Kulesi konum itibariyle biraz uzakta kalıyor ama güneşli bir günse burada biraz keyif yapmaya değer. Konum için tıklayın.

14. Place Rapp

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Mary Quincy (@mary_quincy)’in paylaştığı bir gönderi

7. bölgedeki bu küçücük çıkmaz sokağın, binaların arasından harika bir Eyfel Kulesi açısı var. Konum için tıklayın.

15. Eyfel Manzaralı Restoranlar

Fotoğraf Kaynak: Mathias P.R. Reding / Pexels

Hevesler kırılmadan hemen uyaralm: Hem Eyfel’i muntazam bir şekilde görüp hem de ucuz olan bir restoran yok. Eyfel görüp, makul fiyatlı olan yerler var ama onlar da Sahibinden.com’daki gibi “boğaz manzaralı” ilanlarlar kadar görüyorlar; iki binanın arasından, balkandan sarkmak suretiyle ya da ucu kenarından.

Buradaki restoranlar tabir-i caizse kabak gibi kuleyi gören, bunu da hem yemeğin kalitesine hem de faturaya yansıtan yerler. Özel bir gün ya da kutlamalar için düşünebilirsiniz.

L’Oiseau Blanc

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

L’Oiseau, 8. bölgedeki The Peninsula Paris adlı otelin rooftop barı. İçlerinden birini seçecekseniz burayı öneririz. Fiyatlar: $$$$. Konum için tıklayın.

Girafe Restaurant

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/girafeparisrestaurant

Girafe, Chaillot Sarayı içinde, büyük bir cam pencerelerinden ve bahçesinden Eyfel’in güzel bir manzarasına sahip restoran. En iyi zamanı, güzel havalarda güneş batmadan hemen önce. Açık alanı var. Fiyatlar: $$$. Konum için tıklayın.

Café de l’Homme

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/cafedelhomme

Café de L’Homme, Yine Chaillot Sarayı’nda, Musée de L’homme’un içinde yer alan, süslü Art Deco tarzı bir iç mekana ve geniş bir terasa sahip restoran. Elbette asıl manzaralı kısım teras kısmı. Yerel malzemelerle hazırlanmış klasik Fransız lezzetleri servis ediyor. Çiftler için romantik bir seçenek. Fiyatlar: $$$$. Konum için tıklayın.

Monsieur Bleu

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Monsieur-Bleu-Palais-de-Tokyo-Restaurant

Monsieur Bleu, Palais de Tokyo içinde, klasik Fransız yemeklerine modern bir dokunuş yapan şık bir restoran. Art Deco’dan ilham alan zarif bir dekora sahip. Diğer seçeneklere göre uygun fiyatlı. Açık alanı var. Zira içeride oturursanız Eiffel Kulesi manzarasını göremiyorsunuz. Fiyatlar: $$$. Konum için tıklayın.

Les Ombres

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/lesombres.restaurant

Les Ombres, Eyfel Kulesi’ni gören şehrin en klas ve lüks restoranlardan biri. Musée du Quai Branly’nin teras katında konumlanıyor. Hayalini kurduğunuz o romantik Eyfel Kulesi akşam yemeği için ideal. Modern Fransız mutfağı sunuyor. Kesinlikle önden rezervasyon şart. Fiyatlar: $$$$. Konum için tıklayın.

16. Eyfel Manzaralı Oteller

Aynı şekilde Eiffel’i kenarından köşesinden değil tam gören tüm oteller de sıradan bir günde kalmalık değil balayılık seçenekler. Tabii bütçeniz her daim he şekilde elveriyorsa o başka.

Plaza Athénée $$$

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/DC.Luxuryhotels

8. bölgedeki Avenue Montaigne’de bulunan lüks otel Influencer’larca dünyanın en çok fotoğraflanan otellerinden biri. 1911 tarihli Plaza Athénée Parizyen tarzı, Art-Deco üslubu ile oldukça zarif ve şık bir konaklama opsiyonu. Otelin en meşhur kısmı Eyfel Kulesi’ni harika bir açıdan gören, dekorasyon olarak hiçbiri birbirinin aynı olmayan Fransız balkonlu odaları ve “Le Cour Jardin” isimli, kırmızı tenteli avlusu. Sadece balayı için düşünün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın.

Four Seasons George V Paris $$$$

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

8. bölgede, 5 yıldızlı, çok lüks bir otel seçeneği. İçinde kapalı havuz, fitness merkezi, birinci sınıf bir spa ve biri 3 yıldızlı Le Cinq olmak üzere toplam 5 Michelin yıldızı ödüllü 3 restoran bulunuyor. Balayı düşünenler için uygun. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın.

Shangri-La Paris $$$$

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

16. bölgede, bir zamanlar Prens Roland Bonaparte’ın eski ikametgahı olan ve ulusal anıtlar arasında yer alan yapı şimdilerde Shangri-La Hotel olarak hizmet veriyor. İçinde biri Michelin yıldızlı olmak üzere 2 restoran, havuz ve spa mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın.

Hotel The Peninsula Paris $$$$

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

Yine 16. bölgede, Arc de Triomphe’a sadece 400 metre mesafede yer alan ve Paris’i 360 derece bir açıyla gören terasa, spa alanına ve Kléber Terrace adında bir restorana ve L’oiseau adlı bir rooftop bara sahip 5 yıldızlı otel seçeneği. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın.

Biz De Sizi Çok Sevdik, Instagram’a Da Bekleriz

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Biz Evde Yokuz (@bizevdeyokuz)’in paylaştığı bir gönderi

The post EYFEL KULESİ: HAKKINDA BİLGİ & FOTOĞRAFLAMAK İÇİN EN İYİ NOKTALAR appeared first on Biz Evde Yokuz.

]]>
https://www.bizevdeyokuz.com/eyfel-kulesi/feed/ 3